USD/TRY
Döviz Çevirici
TRY
USD
EUR
Hesapla

“Yenilenebilir enerjide Türkiye’ye ilgi artıyor"

Türkiye’nin uluslararası yatırımcılar tarafında yenilenebilir ve enerji geçişinin tam otansiyeline ulaşmadığını söyleyen Ey Parthenon Europe Central Enerji ve Endüstri Lideri Kinga Charpentier, “Türkiye’ye ilgi artıyor. Birçoğu da bu fırsatları ilk yakalamak istiyor" diyor.


“Yenilenebilir enerjide Türkiye’ye ilgi artıyor"

Küresel enerji geçişi devam ederken artan talebi karşılamak için ülkeler yeni yolları ve teknolojileri deniyor. Önümüzdeki süreçte de enerji talebinin yapay zekanın da etkisiyle hızla artmaya devam edeceğini söyleyen Ey Parthenon Europe Central Enerji ve Endüstri lideri Kinga Charpentier, "Türkiye’nin enerji geçişini hızlandırmak istiyorsanız, hidrojene ihtiyacınız olacak’’ diyor. Kinga Charpentier ile küresel enerji piyasasındaki dönüşümü ve Türkiye’nin potansiyelini konuştuk.

Ekonomist’in 01 - 14 Şubat 2026 tarihli sayısından

“Türkiye veri merkezleri için önemli rol oynayacak”
“Veri merkezi önemli bir trend. Çünkü bence bu Türkiye için de oldukça önemli. Çok büyük bir ülke ve büyük bir nüfusa sahip. Büyük yenilenebilir enerji hedefleri var ama o elektrik bir yere gitmeli. Türkiye’de ve diğer birçok Avrupa pazarında veri merkezi potansiyeli çok büyük. Özellikle yapay zeka için aslında veri merkezlerine ihtiyacınız var. Ama veri merkezinin belirli bir kilometre yarıçapı içinde ve yakın olması gerekir. Yani, nüfusunuz 80-85 milyonken, veri bilimi kapasitesine çok fazla ihtiyaç olacak. Önümüzdeki beş yılı aşkın sürede Avrupa genelinde yapay zeka ve veri merkezi için yeni merkezler olacak ve Türkiye’nin burada gerçek bir rol oynama potansiyeli olduğunu düşünüyorum."

Bugün küresel enerji geçişini hangi aşamada görüyorsunuz? Sizin görüşünüze göre, en kritik dönüm noktası nedir?
Küresel enerji geçişinin devam ettiğini düşünüyorum. Bence iyi bir yolda. Ancak aynı zamanda zorluklarla da karşı karşıya. Elimizdeki net sıfır hedeflerine bakarsak, ister 2030, ister 2050, ister 2050 olsun, geride kalıyoruz. Enerji geçişine yeterince yatırım yapılmıyor ve küresel ölçekte yeterli düzenleyici ve devlet desteği yok diyebilirim.

Bunun sebebi ne?
Muhtemelen uzun vadeli düşünmekten çok, kısa vadeli teşviklerdir. Her zamanki gibi, enerji geçişine yatırım yapılması için bir yatırım gerekçesi olmalı. Ama sorunlarla karşı karşıyayız, düzenleyici zorluklar, maliyet zorlukları, CapEx (sermaye harcamaları), örneğin savaşlar, tedarik zincirlerinin bozulması gibi… Ama son 10-20 yılda gördüğümüz gibi, bu sorunun üstesinden gelindi. Bence sektör uyum sağlıyor ve onu ileriye taşımak için yeni yollar, yeni teknolojiler buluyor. Bunlar iyi şeyler ama enerji geçişine yapılan yatırımların artması gerekiyor.

Ne kadarlık yatırım gerekiyor?
Net sıfır yolunda kalmak için ve her yıl yaklaşık 2,5 trilyon dolar enerji geçişine CapEx yatırımları yapmamız gerekiyor. Yani tüm enerji geçiş teknolojilerine yatırım yapılabilmesi için toplanması gereken çok fazla miktar var. Aslında ileriye gidiyor ama birçok zorluk var. Bir yandan enerji alanında büyük bir dönüşüm de yaşanıyor ve enerjiye olan talep artıyor.

Önümüzdeki süreçte nasıl bir tablo göreceğiz?
Genel olarak gördüğümüz şey enerji talebinin hızla artmaya devam ettiği ve önümüzdeki 5-10 yıl içinde yapay zeka kullanımıyla bunun hızlanacağını düşünüyorum. Bence son yıllarda elektrik talebi nispeten sabit kaldı. Nüfus artıyordu ama sonra tüm enerji verimliliği önlemleri vardı. Bence şimdi gördüğümüz şey, elektrifikasyonun daha hızlı bir şekilde arttığı. Yani ulaşım, ısıtma, sanayi ama bence son birkaç yılda gerçekten hızlanan yapay zeka patlaması, küresel ölçekte elektrik talebinde büyük bir artışı sağlayacak. Yani 2050’ye kadar elektrik talebinin bugün olduğundan yaklaşık iki katına çıkacağını tahmin ediyoruz.

Peki bu elektrik talebi nasıl karşılanacak?
Büyük çoğunluğun yenilenebilir kaynaklardan geleceğine inanıyoruz. Başka teknolojilerden de bahsedebiliriz ama bence yenilenebilir enerjiler bunların büyük çoğunluğunu yönlendirecek çünkü en kolay ve en hızlı dağıtım, izin süreçleri burada. Ve bunu nükleer ya da bir ölçüde gazla karşılaştırırsak, izin vermek çok daha hızlı ve zaten küresel olarak en ucuz elektrik türü. Bu nedenle, bu elektriğin ana kaynağı olacağına, talebi karşılamak için tedarik olacağına inanıyoruz. Pilin sisteme entegrasyonu da gerçekten çok kritik bir şey. Bu yüzden pil çözümlerine büyük bir talep var. Son birkaç yılda pil maliyetinin hızla düştüğünü görüyoruz bu da elbette dağıtıma yardımcı oluyor. Yani batarya kullanımı, elektrikli araç gibi konularda büyük bir artış görüyoruz, bu da yine elektrik talebini artırıyor. Önümüzdeki süreçte çoğunlukla hibritleştirilmiş yenilenebilir enerji varlıklarının geliştirildiğini göreceğiz.

Hidrojen ve e-yakıtlar tarafında trendler ne durumda? Bu alanda Türkiye açısından nasıl bir görünüm var?
Bence herkes hidrojene yatırım kararlarının gerçekleşmesini bekliyordu. Bazı bölgelerde, örneğin Çin’de hidrojen ve e-yakıtlar açısından oldukça rekabetçi hidrojen projeleri yapıldı. Avrupa’da çok fazla fon ve yatırımlar var ama özellikle Avrupa bağlamında hidrojen için temel zorluklardan biri, düzenlemelerin üreticilere karşı çok katı olması ve hidrojen üretmeleri gereken koşulların kısıtlayıcı olması. Ama hidrojenin çok önemli bir alan olacağına inanıyoruz ve e-yakıtlar yerel endüstriler için yeşil hidrojen olacak. Bence Türkiye’nin de çok talebi var, gübre, kimyasal, demir- çelik, alüminyum gibi sektörler çok fazla hidrojen tüketiyor, bunlar için büyük bir üretim ülkesi ve hepsi hidrojen tüketiyor. Eğer enerji geçişini hızlandırmak istiyorsanız, o hidrojene ihtiyaçları olacak.

Enerji sektöründe birleşme ve satın alma trendlerinde nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz?
Bence Avrupa’nın en heyecan verici bölgesinden biri birçok açıdan Ortadoğu Avrupa. Tabii ki atırımcılar için önemli olan risk duyarlı getiri seviyeleri var. Çünkü yaptıkları yatırımlar için cazip bir iş gerekçesi olması gerektiğini biliyoruz ama aynı zamanda Türkiye’deki gibi inşaat potansiyeli de büyük. Polonya, Romanya ve Türkiye, yenilenebilir enerjinin büyüme açısından muhtemelen en derin pazarlarıdır.

Türkiye’nin enerji koridorunda dünyadaki potansiyelini nasıl görüyorsunuz?
Türkiye’deki potansiyeli bilen uluslararası yatırımcılar buradaki çevikliği görüyor, büyük yatırımlar gibi olumlu gelişmeleri görüyorlar ki bunlar çok önemli çünkü yatırımcılar gerçekten öngörülebilirlik istiyor. Bu yüzden çok fazla çağrı alıyoruz, Türk pazarını anlamak istiyoruz. Şu ana kadar uluslararası yatırımcılar tarafında yenilenebilir ve enerji geçiş teknolojisinde henüz tam potansiyeline ulaşmadı. Yani nispeten düşük ve bunda muhtemelen temel faktörlerden biri aslında makroekonomik göstergeler. Muhtemelen asıl sebep enflasyondur. Ama bence herkes Türkiye’nin gerçekten iyi bir yolda olduğunu kabul ediyor. Bu gidişat çok olumlu ve bu yüzden ilgi artıyor çünkü birçoğu da bu fırsatları ilk yakalamak istiyor. Biz de Türkiye’yi açıkça cazip bir yatırım ortamı olarak konumlandırmaya çalışıyoruz. Bence bundan çok daha fazla göreceğiz.

“Enerji güvenliği artık iklim hedefleri kadar yatırımı şekillendiriyor; ülkeler LNG, nükleer ve yerel temiz teknoloji üretimini artırarak arz şokları ve jeopolitik dalgalanmalara karşı koruma sağlıyor. Kritik mineraller için rekabet, tedarik zincirlerini yeniden şekillendiriyor; ülkeler lityum, bakır, nikel ve kobalt üzerinde kontrol arayışıyla bölgeselleşmeyi ve yeni tedarik stratejilerini tetikliyor.”

0

EKONOMİST YENİ SAYI
Ekonomist Dergisini takip etmek için abone olun.
ABONE OL