USD/TRY
Döviz Çevirici
TRY
USD
EUR
Hesapla

Volkswagen’de yüzyılın krizi kapıda: 4 fabrika kapatma ve 100 bin işten çıkarma iddiası! 9 Temmuz’da kritik zirve

Alman otomotiv üreticisi Volkswagen Grubu yönetimi, şirket tarihinin en kritik operasyonel ve yapısal sınavlarından birini verirken, uzmanlar krizin ülke genelinde büyük bir istihdam kırılmasına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Anadolu Ajansı
Anadolu Ajansı
Volkswagen’de yüzyılın krizi kapıda: 4 fabrika kapatma ve 100 bin işten çıkarma iddiası! 9 Temmuz’da kritik zirve

Şirket yönetimi, Çinli üreticilerin küresel pazardaki agresif genişlemesi karşısında zorlanan markayı korumak adına bazı fabrikaların kapatılmasını da içeren kapsamlı bir tasarruf paketini Volkswagen Denetleme Kuruluna kabul ettirmeye çalışıyor.

Alman basınına yansıyan bilgilere göre, şirketin yeni stratejisi, agresif maliyet düşürme adımları, Almanya genelindeki 4 fabrikanın tamamen kapatılması ve yaklaşık 50 bin ek istihdam kesintisi gibi sert tedbirleri barındırıyor.

Bu hacim, yönetim ve sendikanın iki yıl önce üzerinde mutabakata vardığı yeniden yapılanma ölçeğini fersah fersah aşıyor. Gündemdeki yeni kesinti dalgasının, Grubun küresel ölçekte halihazırda yürürlükte olan 50 bin kişilik istihdam azaltma planına dahil edileceği belirtiliyor. Hisseleri son 16 yılın en düşük seviyelerinde seyreden şirket üzerindeki değişim baskısı, bu hamleyle birlikte en üst seviyeye tırmanmış durumda bulunuyor.

Yönetim, işçi tarafına şu ana kadar üzerinde uzlaşılan istihdam kesintilerinin mali hedefleri yakalamak için yetersiz kaldığını bildirse de ek azaltımlara ilişkin net sayısal hedeflerin henüz işçi temsilcilerine resmi olarak iletilmediği belirtiliyor.

Sektör analistlerinin "dünyanın en büyük ikinci otomotiv üreticisinin tarihindeki en köklü dönüşüm hamlesi" olarak nitelendirdiği stratejik taslak, 9 Temmuz'da Wolfsburg'daki genel merkezde gerçekleştirilecek kritik kurul toplantısında tüm yönleriyle masaya yatırılacak.

Volkswagen yönetiminin söz konusu radikal planı, Asyalı rakiplerin pazar payını artırması, daralan kar marjları ve ABD'nin ithal araçlara yönelik korumacı gümrük politikalarının gölgesinde şekillendi.

"Elimizdeki tüm imkanlarla engelleyeceğiz"

Yönetim tarafından hazırlanan bu taslak, sendikaların ve veto yetkisine sahip güçlü hissedar bloklarının sert direnciyle karşı karşıya bulunuyor.

Yönetimin, küresel çapta istihdam ettiği 657 bin personelden yaklaşık 100 binini gelecek yıllarda işten çıkarmayı öngören kapsamlı bir strateji hazırladığı iddiaları, örgütlü sendikalarda infiale yol açtı.

Şirketin mevcut istihdam azaltımını iki katına çıkaracağı belirtilen bu planlara karşı IG Metall Sendikası ve Volkswagen İş Konseyi ortak bir direniş cephesi kurdu.

Yayımlanan sert deklarasyonda, sızan planlar "sorumsuz bir tehdit senaryosu" olarak nitelendirildi. İşçi temsilcileri, çalışanların haklarına, Volkswagen Yasası’na, ortak yönetim kültürüne ve fabrikalara yönelik bu radikal saldırıları ellerindeki tüm endüstriyel ve hukuki imkanları kullanarak engelleyeceklerini duyurdu.

Yönetimi "kör bir panik ve aktivizm" içinde olmakla suçlayan işçi temsilcileri, şirketin asıl olarak rekabetçi ürün gamına, yeni nesil teknolojilere ve istihdam güvencesine odaklanması gerektiğinin altını çizdi.

Volkswagen sözcüsü ise spekülasyonlara değinmeyerek süreçlerin kurullarda değerlendirilmeye devam ettiğini yineledi.

Osnabrück fabrikası

Şirketin yeniden yapılanma stratejisinde asıl diplomatik ve operasyonel kriz ise Osnabrück tesislerinde yaşanıyor. Volkswagen'in tasarruf önlemleri kapsamında 2027'de üretimi durdurmayı planladığı 2 bin 300 çalışanlı Osnabrück fabrikasını İsrailli savunma şirketi Rafael'e devrederek "Demir Kubbe" füze savunma sistemi bileşenleri üretmeyi hedeflediği belirtiliyor.

Ancak, Volkswagen'in yüzde 17 oy hakkına sahip üçüncü büyük hissedarı konumundaki Katar Yatırım Otoritesi'nin (QIA), Doha ile İsrail arasındaki gerilimli ilişkileri gerekçe göstererek projeye karşı çıktığı ve süreci tıkadığı ifade ediliyor.

Buna ilişkin QIA, Volkswagen yönetimi ve Denetleme Kurulu sözcüleri resmi bir açıklama yapmadı.

Federal hükümetin ve şirkette yüzde 20 payı bulunan Aşağı Saksonya eyaletinin desteklediği bu dönüşüm, Katar'ın vetosunun yanı sıra yerel halkın protestoları nedeniyle de zora girmiş durumda.

Gündemdeki tüm bu radikal taslakların ve kriz başlıklarının, işçi temsilcilerinin de yer alacağı 9 Temmuz'daki Denetleme Kurulu toplantısında masaya yatırılması öngörülüyor.

Şirket içi güç dengeleri

Volkswagen’in 2024 yılında kabul edilen ve 2030’a kadar 35 bin kişinin işten çıkarılmasını öngören bir önceki planı, zorunlu işten çıkarmaları ve fabrika kapatma senaryolarını tamamen devre dışı bıraktığı için sendikal kanadın büyük bir zaferi olarak kayıtlara geçmişti.

Mevcut süreçte yönetim, yalnızca işçi kanadıyla değil, aynı zamanda Volkswagen’in ana yatırımcısı konumundaki Porsche SE’nin de yoğun baskısıyla mücadele ediyor. Ana yatırımlarındaki milyarlarca avroluk değer kaybı nedeniyle finansal olarak sarsılan Porsche SE yönetimi, basit maliyet kesintilerinin artık işe yaramayacağını savunarak doğrudan Grubun iş modeli genelinde reform yapılmasını talep ediyor.

Şirketin geleneksel yapısı gereği, sendikaların ve işçi temsilcilerinin onayı alınmadan bu ölçekte bir operasyonun hayata geçirilmesi neredeyse imkansız görünüyor. Zira geçmişte işçi temsilcileriyle ters düşen üst yöneticilerden (CEO) Herbert Diess 2022'de, Bernd Pischetsrieder ise 2006'da görevlerinden ayrılmak zorunda kalmıştı.

Eylül 2022'de Volkswagen Grubu’nda CEO olarak göreve başlayan Oliver Blume, bugüne kadar farklı odak noktaları arasında başarılı bir denge unsuru olarak öne çıkmıştı. Ancak hissedar temsilcisi Susanne Wiegand’ın Denetleme Kurulu'ndan ani istifası, içerideki aritmetiği işçi tarafı lehine değiştirdi.

19 sandalyeli Kurulda 10 koltuğa ulaşan işçi temsilcileri, Kurul Başkanı Hans Dieter Poetsch’in olası bir eşitlik durumunda yön belirleyici olan "çift oy" avantajını da fiilen işlevsiz bıraktı.

"İstihdam 500 binin altına düşebilir"

Almanya'nın tanınmış otomobil uzmanı Prof. Dr. Ferdinand Dudenhöffer, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Volkswagen Grubu’ndaki krizin ülke genelinde büyük bir istihdam kırılmasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Dudenhöffer, yüksek maliyetler, katı bürokratik düzenlemeler, yüksek vergiler ve lojistik altyapı yetersizliği nedeniyle Almanya'da otomotiv istihdamının 500 binin altına düşebileceğini vurguladı.

9 Temmuz’daki kritik kurullar zincirinden hemen radikal kararlar çıkmasını beklemediğini belirten Prof. Dr. Dudenhöffer, sürecin daha çok durum analizi ve sendikalarla müzakere şeklinde ilerlemesini beklediğini dile getirdi.

Dudenhöffer, kamuoyuna yansıyan bilgilerin o güne kadar yalnızca basındaki spekülasyonlardan ibaret olduğunu ifade ederek, Volkswagen yönetiminden somut bir açıklama gelmediğine dikkati çekti.

Çin teknolojili araçların Almanya'da üretilmesi yönündeki önerilerin henüz fikir düzeyinde kaldığını belirten Dudenhöffer, şirketin süreçte şeffaflığı sağlaması ve 100 bin kişinin işten çıkarılacağı yönündeki iddiaların henüz değerlendirme aşamasında olup olmadığını kamuoyuna net bir şekilde açıklaması gerektiğini söyledi.

Volkswagen Grubu, Porsche ve Audi markalarındaki krizlere odaklanabilir

Volkswagen Grubu’nun öncelikli olarak lüks segmentte daralma yaşayan Porsche ve Audi markalarındaki krizlere odaklanabileceğini aktaran Dudenhöffer, Volkswagen'in Almanya’da planladığı 35 bin kişilik istihdam azaltımının artmasının muhtemel olduğunu kaydetti.

Dudenhöffer, Volkswagen'in yazılım birimi CARIAD ile Bosch arasındaki 1,5 milyar avroluk otonom sürüş sözleşmesinin iptal edilmesinin sektörü sarstığını vurgulayarak, bu gelişmenin Bosch'un otonom sürüş çözümlerinde başarısız olduğu algısını yaratacağını ve küresel ölçekte büyük bir darbe olduğunu anlattı.

Ferdinand Dudenhöffer, Volkswagen Denetleme Kurulu'nun bu milyarlık iptalin arka planını kamuoyuna açıklaması gerektiğini dile getirdi.

"Çin'de toparlanma şansı en yüksek grup Volkswagen"

Dudenhöffer, Çinli üreticilerin Alman otomotiv sektörü üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu aktararak, markaların küresel durumunu analiz ederken Alman üreticilerin öncelikle Çin pazarında yeniden güç kazanması gerektiğinin altını çizdi.

Mevcut verilere göre Çin'de toparlanma şansı en yüksek grubun Volkswagen olduğunu söyleyen Dudenhöffer, şirketin Çinli tüketicilere cazip fiyatlar ve güçlü teknolojiler sunabilecek konuma gelmeye başladığını belirtti.

Dudenhöffer, BMW'nin geçen günlerde yayımladığı kar uyarısına değinerek, markanın Çin’deki geleceğinin yeni elektrikli platformu "Neue Klasse"nin fiyat konumlandırmasına bağlı olduğunu, fiyatın yüksek kalması halinde satış kayıplarının derinleşeceğini aktardı.

Mercedes-Benz’in ise Geely ve Smart ortaklıkları sayesinde durumu stabilize etmeyi başarabileceğini ifade eden Dudenhöffer, Çin pazarındaki genel başarı sıralamasında Volkswagen'in en iyi durumda olduğunu, onu Mercedes'in takip ettiğini, BMW ve Porsche'nin ise zor bir pozisyonda bulunduğunu ekledi.

Alman otomotiv sektörünü zorlu yıllar bekliyor

Prof. Dr. Ferdinand Dudenhöffer, Almanya'daki üretim ortamına değinerek, "Almanya'nın küresel ölçekteki maliyet yapısı artık rekabetçi değil, önümüzdeki 5 ila 7 yıl boyunca ülkedeki otomotiv üretimi kötü bir performans sergileyebilir ve istihdamda büyük bir kırılma bekliyorum" dedi.

Sektörde doğrudan istihdam edilen yaklaşık 720 bin kişinin geleceğine yönelik karamsar bir tablo çizen Dudenhöffer, şu uyarıda bulundu:

"Önümüzdeki süreçte bu sayıyı 500 binde tutabilirsek bu iyi bir senaryo olur, zira istihdamın 500 binin de altına düşme riski oldukça yüksek. Alman üreticiler ülkede istihdam azaltımına gittiğinde, bu işlerin önümüzdeki 10 yıl boyunca geri gelmesi mümkün görünmüyor."

Dudenhöffer, Berlin'deki federal hükümetin adımlarının istihdamdaki düşüş trendini durdurmaya yönelik yetersiz denemeleri olduğunu savunarak, iç pazardaki karanlık tabloya rağmen Mercedes ve BMW'nin ABD ile Macaristan yatırımlarının, Volkswagen Grubu bünyesindeki Skoda ve Cupra gibi markaların ise Avrupa pazarında dengeleyici bir rol oynayacağını sözlerine ekledi.

Genç profesyonellere kariyer planlaması tavsiyesi

Ferdinand Dudenhöffer, Alman hükümetinin katı politikaları nedeniyle radikal reformları uygulamakta geç kaldığını ve ülkedeki refah yapısının küresel rekabetin gerisinde kaldığını savunarak, küresel rekabette kalabilmek için mevcut refah yapısından fedakarlıklar edilmesi gerektiğini söyledi.

Sektördeki genç profesyonellerin kariyer planlamalarında sadece Almanya ile sınırlı kalmamaları tavsiyesinde bulunan Dudenhöffer, Çin veya dinamik yapıya sahip diğer Avrupa ülkelerindeki küresel fırsatları mutlaka değerlendirmeleri gerektiğinin altını çizdi.

0
EKONOMİST YENİ SAYI
Ekonomist Dergisini takip etmek için abone olun.
ABONE OL