Neden aileye anayasa gerek?

Neden aileye anayasa gerek?

Gerek ülkemizde gerekse yurtdışında aile şirketlerinde ikinci kuşak aile servetinin yüzde 70’ini ve üçüncü kuşak ise yüzde 90’ını kaybediyor. Bunun önüne geçilmesi için ailelerin kurumsallaşması sürecinde aile anayasası ve aile ofisleri önemli işlevler görüyor.

ABDULKADİR KAHRAMAN / EY ŞİRKET ORTAĞI
[email protected]
www.vergidegundem.com

Genelde insan aile ortamına doğar. Ailenin birlikte faaliyette bulunması aile işletmesini oluşturur. Aile şirketleri, aile tasarruflarının yatırım ve üretime dönüştüğü, aile üyelerinin işgücünün üretime katıldığı işletmelerdir.

Aile işletmelerinin, girişimcilik ve orta sınıfın oluşmasında da önemli işlevleri vardır. Aile işletmeleri küçük, orta veya büyük olabilir.

Peki aile şirketi nedir? IFC Aile Şirketleri Yönetim Rehberi’ne göre aile şirketi; oy haklarının çoğunluğunun, şirketi kontrol eden ailenin elinde bulunduğu şirkettir.

OECD ülkelerindeki şirketlerin yüzde 85’ten fazlasını “aile işletmeleri” oluşturuyor. Kurucuların bu işletmeler üzerinde kontrolü yüksek. OECD üyesi 30 ülkede yıllık hasılatı 1 milyar doların üstünde en az 244 aile şirketi, hala kurucuları tarafından yönetiliyor.

AİLELERİN HALKA AÇIK ŞİRKET SAHİPLİĞİ
OECD’nin 2019 Küresel Yönetim Gerçekleri yayınına göre, dünya genelinde halka açık 50 bin şirketin toplam piyasa değeri 80 trilyon dolar. Kamu sektörü, dünyadaki halka açık şirketlerin yüzde 20’sine sahip ve bu payın değeri 10 trilyon doları buluyor.

Özel şirketler, holdingler, stratejik bireyler ve aile üyelerinin halka açık şirketlerdeki payı ise yüzde 18. Sahip olunan bu servet veya varlık birden fazla kuşağın hem işini hem de servetini oluşturuyor.

EY ve DBS Bireysel Bankacılığı tarafından yayımlanan “Asya Aile Ofisi” raporuna göre, ailelerde ikinci kuşak aile servetinin yüzde 70’ini ve üçüncü kuşak ise yüzde 90’ını kaybediyor.

İTO ve TAİDER’in düzenlediği “Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma” seminerinde açıklandığı üzere “Türkiye’deki tüm şirketlerin yüzde 95’i ve halka açıkların ise yüzde 75’i “aile şirketi”.

Türk aile şirketlerinin ortalama ömrü ise 25 yıl. Bunların yüzde 70’i ikinci kuşağa, yüzde 88’i üçüncü kuşağa geçmiyor. Aile şirketlerinin ömrü; kurucu veya kurucularının oluşturduğu çerçeve ve bu çerçevede belirlenen kuralların uygulanmasına bağlı.

Peki aileler söz konusu şirketleri nasıl elde tutuyor, yönetimlerine nasıl katılıyor? Kuşaktan kuşağa aile serveti ve şirketlerinin sürdürülebilirliği nasıl artar?

NEDEN AİLE OFİSİ?
Bu noktada aile ofisi yapısı karşımıza çıkıyor. Ailelerin servetinin önemli bir kayba uğramadan kuşaktan kuşağa aktarılması “ailenin kurumsallaşmasına bağlı.

Peki aile nasıl kurumsallaşır? Bu “aile ofisi” ile mümkün olabiliyor. Ailenin kurumsallaşması, ailenin sahip olduğu serveti korumak, büyütmek ve sürdürülebilir kılmaktadır.

Peki aile ofisi nedir? IFC rehberine göre aile ofisi, “aile konseyi tarafından düzenlenen ve denetlenen bir yatırım ve yönetim merkezidir.

Aile ofisi, genel olarak daha büyük kapasiteli ve refah seviyesi yüksek ailelerin kişisel finans, bankacılık işlemleri ve diğer konular hakkında tavsiye almak amacıyla danıştıkları görev mekanizmalarıdır.”

EY’nin Asya Aile İşletmeleri lideri lan Burgess’e göre en sade ifadeyle “aile ofisi”, bir ailenin finansal işlerini yönetmekle uğraşan çalışanlardan oluşan yapıdır.

Ailenin serveti ve faaliyetleri çoğaldıkça, aile ihtiyaçları karmaşıklaştığından “aile ofisi”, aile kurucusunun ofisinden her türlü hizmetin sunulduğu bir ofise evrilebilmektedir.

EY ve DBS’nin “Asya Aile Ofisi” raporuna göre aile ofis türleri işlerin karmaşıklaşmasına göre değişmektedir.

“Kurucu ofisi” genel olarak fatura ödemeleri, seyahat planları ve kurucunun finansal ihtiyaçlarını karşılamak üzere bir veya birkaç personel içerir.

Buna karşın, “tam hizmet ofisi” ailenin eğitimi, vergi yönetimi, yönetişim ve muhasebe, halef/selef planlaması gibi alanlarda ve genellikle birden fazla kuşağa çeşitli hizmetleri verme kapasitesine sahiptir.

AİLE OFİSİ NEYE ODAKLANIR?
Aile ofislerinin görev ve işleyişleri farklılaşabilir. EY ve DBS’nin raporuna göre, ABD ve AB’deki aile ofislerinin odak konuları şu şekildedir:

  • Aile mirasını korumak,
  • Aileyi ve serveti bir arada tutmak,
  • Aile değerlerini ve hedeflerini güçlendirmek,
  • Ana/baba ve evlilik hayatını aşan yönetişim,
  • Etkin halef/selef planlaması,
  • Sigorta,
  • Yeni kuşakların geleceğe hazırlanması,
  • Açık yatırım hedefleri ve yetkileri,
  • Sermayenin korunması ve büyüme,
  • Sağlamlık ve vergi verimliliği,
  • Esneklik ve likidite kolaylığı,
  • Hayır işleri (sosyal sorumluluk, bağış ve yardımlar),
  • Taşınmaz ve motorlu araçlar, seyahat ve idari işler için aileye destek
  • Defter tutma ve mali tablo hazırlama,
  • Vergi beyannameleri.

Asya’daki aile ofislerinin odaklandığı konular ise şu şekilde sıralanıyor:

  • Aile varlıkları ve faaliyetlerini yönetmek, sürdürülebilir kılmak,
  • Aile servetine yatırım yapmak (esas servet ve düzenli gelirler),
  • Aile yönetişimi,
  • Halef/selef planlaması ve oluşan servetin gelecek kuşaklara aktarılması,
  • Gelecek kuşakları örgün eğitimlerle hazırlayıp, çeşitli iş alanlarında pratik yaparak tecrübe edinmelerine fırsat vermek (finans ve yatırım alanları dahil).

Aile ofis yapıları ailenin bulunduğu ülkenin hukuki altyapısına göre değişebilir.

Asya’daki bir “aile ofisi yapısı” ise genellikle aileye ait bir “holding şirketi”, aile ofisi ve yatırım için kurulan şirketler ile aile ile holding şirketi arasına konumlandırılan vakıf yapısındadır.

Örneğin ülkemizde aile ofisi yapılarında vakıf çok ender olarak kullanılmaktadır.

OFİSİ NASIL YAPILANDIRMAM?
Ailenin kurumsallaşmaması, aile servetinin yüzde 70’inin ikinci, yüzde 90’ının üçüncü kuşağa ulaşmaması demek.

Dolayısıyla, servetin korunması ve geliştirilmesi için aile içi uzlaşı ve ortak değerleri içeren temel ilkeler ve bir yönetişim çerçevesi şart.

IFC rehberine göre bu çerçeve; “Aile Anayasası”, “Aile Protokolü”, “Aile Prensipleri Tebliği”, “Aile Kuralları ve Değerleri”, “Aile Kuralları ve Düzenlemeleri”, “Aile Strateji Planı” olarak adlandırılıyor.

Rehbere göre, “aile anayasası, ana hatlarıyla, ailenin temel değerlere, şirketin vizyon ve misyonuna olan bağlılığının dayandığı ilkeleri içeren kuralların beyanıdır”.

Bu beyan “hissedarlık politikaları” (hisse satışı, rehni vb.), aile üyeleri istihdam politikaları ve bağımsız yöneticiler gibi konuları içerir.

Dolayısıyla “aile anayasası”, aile bireyleri, aile şirketleri ve diğer paydaşların çıkarlarını dengeli bir şekilde yansıtmalıdır. Hazırlanacak anayasa, büyümeyi ve yeniliği teşvik etmelidir.

VERGİYE DİKKAT!
Aile anayasasında, aile bireylerinin hisse sahibi olduğu şirket veya ortaklık yapısı, payların edinimi, devri, ailenin ve şirketin içerde/dışarda temsili, aile servetinin/ varlıklarının yönetimi, karar alma süreçleri, yeni kuşak/ bireylerin eğitimi ve yönetime katılması, servetin gelecek nesillere aktarılması gibi hususlar vergi ile doğrudan bağlantılıdır.

Günümüzde G-20 ve OECD’nin liderliğinde uluslararası vergileme mimarisini değiştiren önemli düzenlemeler yapılıyor.

Vergide şeffaflık adına “otomatik bilgi değişimi” için “ortak raporlama standardı” (CRS), küresel vergi kayıp ve kaçağı ile mücadelede “matrah aşındırma ve kâr aktarımı” aksiyonları (BEPS) ile çifte vergi anlaşmalarında BEPS düzenlemelerini topluca hayata geçirecek “çok taraflı anlaşma” (MLI) bunların somut örnekleridir.

Bu düzenlemelerin aile şirketlerinin faaliyetlerine etkileri de iyi analiz edilmeli, hem risk yönetimi hem de vergi düzenlemelerine uyumlu olunmalıdır. Bu nedenle gerek yurtiçi gerekse yurtdışı faaliyetlerde vergi yapıları gözden geçirilmelidir.

Dolayısıyla, mevcut veya yeni hazırlanacak bir aile anayasasında temel ilkeler belirlenirken vergileme modele dahil edilmelidir.

Aksi takdirde, hem aile varlıklarından elde edilen kazançlardan hem de servetin gelecek kuşaklara aktarımı aşamasında vergiler sürpriz nakit çıkışlarına neden olabilir.

Ömürden uzun hayaller, kurumsallaşma ile gerçekleştirilebilir.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap