İsrail'in Lübnan'a yönelik son saldırısı, Orta Doğu'da tansiyonun aniden yükselmesine neden oldu. İran medyası, İsrail'in düzenlediği saldırının ardından ateşkesin çökebileceği uyarısında bulundu. Öte yandan Fars Haber Ajansı Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerin durdurulduğunu duyurdu.
15:11 İran Cumhurbaşkanı, İsrail'in Lübnan'a saldırılarının ABD ile planlanan görüşmeyi "anlamsız" kılacağını söyledi
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İsrail'in Lübnan'a saldırılarının, ABD ile varılan ateşkes anlaşmasının ihlali olduğunu belirterek, ateşkesi ihlal eden saldırıların devamının, İran ve ABD arasında planlanan müzakereleri "anlamsız" hale getireceğini belirtti.
Pezeşkiyan, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında, ABD ile varılan ve İsrail'i de kapsayan geçici ateşkese rağmen İsrail'in Lübnan'a saldırılarını ve ABD yönetiminin ateşkesin Lübnan'ı içermediğine dair iddiasını değerlendirdi.
"Siyonist rejimin Lübnan'a yönelik tekrarlanan saldırganlığı, ön ateşkes anlaşmasının açık bir ihlalidir." ifadelerini kullanan Pezeşkiyan, bunu "aldatma ve varılacak muhtemel anlaşmaya uyulmayacağının tehlikeli bir işareti" olarak niteledi.
Pezeşkiyan, mesajının devamında şu ifadelere yer verdi:
"Bu tür eylemlerin devamı, müzakereleri anlamsız kılacaktır. Parmaklarımız tetikte kalmaya devam ediyor. İran, Lübnanlı kardeşlerimizi asla yalnız bırakmayacaktır."
İran ile ABD arasında varılan ve İsrail'i de kapsayan geçici ateşkesin arabulucusu Pakistan Başbakanı Şerif, ateşkesin Lübnan'ı da kapsadığını açıklamasına rağmen ABD Başkan Yardımcısı James David Vance, İsrail'in Lübnan'a saldırılarının İran'la yapılan geçici ateşkesin bir parçası olmadığını savunmuştu.
İran ise ateşkesin Lübnan dahil bölgedeki tüm çatışma ve savaşların durdurulmasını içerdiğini açıklamıştı.
14:45 ABD'de Demokratlar, İran'a karşı savaş yetkileri tasarısı için harekete geçmeyi planlıyor
ABD Temsilciler Meclisinde Demokratlar, İran'a karşı savaş yetkileri tasarısının mecliste görüşülmesi için girişimde bulunmaya hazırlanıyor.
ABD Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, Temsilciler Meclisi üyeliği resmi internet sitesinden yayımladığı mektubunda, meclis üyelerine çağrıda bulundu.
"(ABD Başkanı) Donald Trump'ın Pervasızca Yürüttüğü Keyfi Savaşı Kalıcı Olarak Sonlandırmak Hakkında" başlıklı mektubunda Jeffries, karar tasarısının oylanması için Temsilciler Meclisi'nin toplanmasını talep ettiklerini belirtti.
Ülkesi ile İran arasında ateşkes sürecine yönelik değerlendirmede bulunan Jeffries "İki haftalık ateşkes son derece yetersiz." ifadesini kullandı. Jeffries, 9 Nisan'da yapılacak oturumda meclis üyelerine, İran'a karşı "Savaş Yetkileri Tasarısı'nın" oy birliğiyle geçirilmesi için destek istedi.
Mektupta Jeffries, "Temsilciler Meclisi'nde Demokratlar, meclis üyesi Gregory Meeks tarafından sunulan Savaş Yetkileri Tasarısı'nın 9 Nisan'da saat 11.30'da yapılacak oturumda oy birliğiyle kabul edilmesini talep edecek." dedi.
ABD ile İran arasında İsrail'i de kapsayan geçici ateşkes
ABD ve İsrail'in İran'a 28 Şubat'ta başlattığı saldırıların ardından İran'ın misillemeleri ile bazı bölge ülkelerine düzenlediği saldırılarla savaşa dönüşen süreçte, ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan'da saat 01.30 sularında ateşkesi kabul ettiğini duyurdu. Trump, Hürmüz Boğazı'nın açılması şartıyla 2 haftalık ateşkesi kabul ettiklerini, İran'dan 10 maddelik teklif aldıklarını ve bunun müzakere için uygulanabilir bir temel olduğunu ifade etti.
"İran'ın savaştaki hedeflerine ulaştığı" açıklamasında bulunan İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi de nihai müzakerelerin İslamabad’da en fazla 15 gün içinde sonuçlandırılmasının hedeflendiğini bildirdi.
Türkiye, Pakistan ve Mısır; ABD-İran arasındaki mesaj alışverişinin sürmesi ve sonuca ulaşması için yoğun çaba gösterdi. Geçici ateşkesi desteklediğini açıklayan İsrail yönetimi ise uzlaşmaya Lübnan konusunun dahil olmadığını savunarak Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürüyor.
14:17 "Ateşkes ihlalleri açık maliyetlere güçlü karşılıklara yol açar, ateşi söndürün"
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ile varılan ve İsrail'i de kapsayan geçici ateşkesin Lübnan'ı da kapsadığını ve ateşkes ihlallerinin "güçlü tepkiler" doğuracağını ifade ederek, ABD'ye "Ateşi hemen söndürün." çağrısında bulundu.
Kalibaf, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında, ABD ile varılan ve İsrail'i de kapsayan geçici ateşkese rağmen İsrail'in Lübnan'a saldırılarını ve ABD yönetiminin ateşkesin Lübnan'ı içermediğine dair iddiasını değerlendirdi.
Ateşkese arabuluculuk eden Pakistan'ın Başbakanı Şahbaz Şerif'in, ateşkesin Lübnan'ı da kapsadığına dair açıklamasını hatırlatan Kalibaf, "İnkar ve geri adım atmaya hiç yer yok. Lübnan ve tüm 'Direniş Ekseni', İran’ın müttefikleri olarak ateşkesin ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır." ifadelerini kullandı.
Kalibaf, "Ateşkes ihlalleri açık maliyetlere, güçlü karşılıklara yol açar. Ateşi hemen söndürün." çağrısı yaptı.
İran ile ABD arasında varılan ve İsrail'i de kapsayan geçici ateşkesin arabulucusu Pakistan Başbakanı Şerif, ateşkesin Lübnan'ı da kapsadığını açıklamasına rağmen ABD Başkan Yardımcısı James David Vance, İsrail'in Lübnan'a saldırılarının İran'la yapılan geçici ateşkesin bir parçası olmadığını savunmuştu.
İran ise ateşkesin Lübnan dahil bölgedeki tüm çatışma ve savaşların durdurulmasını içerdiğini açıklamıştı.
13:50 Tahran'da Ali Hamaney'in ölümünün 40. günü münasebetiyle anma yürüyüşü düzenlendi
İran'ın başkenti Tahran'da, ABD ve İsrail'in İran'a 28 Şubat'ta başlattığı saldırılarda hayatını kaybeden ülkenin eski lideri Ali Hamaney için anma yürüyüşü gerçekleştirildi.
Ali Hamaney'in ölümünün 40. günü münasebetiyle düzenlenen yürüyüşe yüz binlerce kişi katıldı.
Kentin farklı noktalarından katılımın sağlandığı yürüyüş sırasında sık sık ABD ve İsrail karşıtı sloganlar atıldı. Yürüyüş güzergahının farklı noktalarında mersiyeler okundu.
Ülkenin yeni lideri Mücteba Hamaney lehine sloganların atıldığı yürüyüşte, birçok İranlının Hizbullah bayrağı taşıması dikkati çekti.
Tahran'daki yürüyüşe ülkenin farklı kentlerinden de gelenlerin olduğu aktarıldı.
İran basınına göre, yalnızca Tahran'da değil ülkenin farklı kentlerinde de Ali Hamaney için anma yürüyüşleri gerçekleştirildi.
13:34 İtalya Başbakanı Meloni, hükümetin durumunu ve Orta Doğu'daki krizi değerlendirdi
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, hükümetin görev süresini tamamlayacağını belirtirken Orta Doğu’daki krizde, İsrail’den Lübnan’a yönelik askeri tırmanışı durdurmasını defalarca istediklerini söyledi.
Meloni, 22-23 Mart’ta yargı reformu öngören anayasa değişikliği referandumundan aldığı yenilginin ardından koalisyon hükümetinin geleceği ve Orta Doğu’daki krize ilişkin parlamentonun alt kanadı Temsilciler Meclisi Genel Kurulu'na hitap etti.
Meloni, yargı reformunun referandumda reddedilmesiyle bir fırsatın kaçtığını zira ülkenin buna ihtiyaç duyduğunu ifade ederken hükümetin yoluna devam edeceğinin sinyalini verdi.
Hükümetiyle İtalya'da siyasi istikrarın sağlandığını vurgulayan Meloni, "Haftalardır referandum oylamasının sonuçlarına dair tuhaf senaryolar okuyorum. Hükümetin yakın zamanda istifa edeceğinden, kabine değişikliklerinden, yeni bir başlangıçtan bahsediliyor. İstifa yok, kabine değişikliği yok. Söz verdiğimiz gibi 5 yıl boyunca yöneteceğiz. Kaçmayacağız, geri çekilmeyeceğiz." dedi.
Konuşmasında uluslararası meselelere dair değerlendirmelerde bulunan Meloni, İran krizinde İtalya olarak diğer büyük Avrupa ülkeleriyle benzer bir konumda olduklarını kaydetti.
Meloni, 28 Şubat’ta başlayan çatışmanın dün itibarıyla geçici bir ateşkese varıldığını dile getirerek "Geri dönüşü olmayan noktaya yaklaştık ancak şimdi kararlılıkla takip edilmesi gereken zayıf bir barış umudumuz var. İtalya, Pakistan Başbakanı (Şahbaz) Şerif'i, diğer bölgesel aktörlerin desteğiyle bu zor müzakere sürecinin sorumluluğunu üstlendiği için takdir etmektedir." diye konuştu.
"Ateşkesin herhangi bir şekilde ihlal edilmesini de kararlılıkla kınıyoruz"
Başbakan Meloni, Pakistan'da başlayacak barış görüşmelerinin, anlaşmanın genel noktalarını güçlendirmesini umduklarını kaydetti.
"Ateşkesin herhangi bir şekilde ihlal edilmesini de kararlılıkla kınıyoruz." diyen Meloni, düşmanlıkların kalıcı olarak sona ermesi, Körfez ülkelerine yönelik saldırıların durdurulması, Lübnan'daki askeri operasyonların sona ermesi, İran'ın nükleer programından ve bölgesel komşularına yönelik sürekli tehditlerinden vazgeçmesi ve Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestliğinin tamamen yeniden sağlanmasını talep ettiklerini belirtti.
Meloni, Hürmüz Boğazı'nın son saatlerde olduğu gibi herhangi bir kısıtlamaya tabi tutulmaması gerektiğini ifade ederek "Bu, anlaşmanın uygulanmasında en kritik noktalardan biri olmaya devam ediyor çünkü İran'ın boğazdan transit geçişlerde ek gümrük vergileri uygulama hakkını elde etmesi, öngörülemeyen ekonomik sonuçlara yol açabilir." ifadelerini kullandı.
"İtalya'nın paylaşmadığı ve katılmadığı bir askeri operasyon söz konusu oldu"
Meloni, İtalya olarak ortaklarıyla açıkça konuştuklarını dile getirerek bunun son örneğinin, mart sonunda ABD'ye ait bazı uçakların, Orta Doğu'ya giderken İtalya'nın güneyindeki Sigonella Üssü’nü kullanmak istemesi ve söz konusu uçuşların iki ülke arasındaki anlaşmaların kapsamının dışında olması sebebiyle izin verilmemesiyle yaşandığını şu sözlerle anlattı:
"İran'daki savaşta da yaptığımız gibi İtalya'nın paylaşmadığı ve katılmadığı bir askeri operasyon söz konusu oldu. Bu durum, Sigonella olayıyla tüm somutluğuyla ortaya çıktı. Burada İtalya, ABD ile ilişkilerimizi düzenleyen anlaşma ve sözleşmelerin hükümlerine titizlikle uymuştur."
Benzer bir durumun İsrail için de geçerli olduğunu aktaran Meloni, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Lübnan meselesinde İsrail ile de bunu yaptık. Lübnan hükümetini, ülkedeki egemenliği konusunda ve Hizbullah'ın terörist milislerini silahsızlandırma yönündeki çabalarını destekledik. Bu nedenle İsrail'den defalarca askeri tırmanışı durdurmasını, İtalya'nın onlarca yıldır katkı sunduğu Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) misyonunda görev yapan personelin güvenliğini garanti altına almasını, ayrıca sayısı artık çok artmış olan yerinden edilmiş insanların evlerine dönmesine izin vermesini talep ettik. Bu, aynı zamanda Avrupa'ya doğru yeni göç akınları riskini önlemek açısından da önemlidir."
Meloni, dün UNIFIL'de görev yapan İtalyan birliği konvoyuna İsrail ordusunca ateş açılması hadisesinin de "kabul edilemez" olduğunu söyledi.
Başbakan'dan enerji diplomasisi
İtalya Başbakanı, 3-4 Nisan’da Avrupa Birliği (AB) ve G7 liderleri arasında bir ilke imza atarak, savaş devam ederken Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’a gittiğini anımsatarak, "Bu ülkeler 28 Şubat'tan bu yana İran tarafından gerçekleştirilen haksız bir saldırıya maruz kaldı. Onlara İtalya’nın dayanışmasını ve yakınlığını ifade etmek istedim ancak aynı zamanda enerji tedarikini özellikle petrolü güvence altına almak için çalıştım. Çünkü bu bölge ülkemizin ulusal enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 15'ini karşılamaktadır." yorumunu yaptı.
Meloni 25 Mart'ta da benzer bir maksatla Cezayir'e gittiğini ve İtalya'ya doğal gaz tedarikinin artırılması konusunda anlaşmak için görüştüğünü, aynı şekilde yakında Azerbaycan'a da gideceğini söyledi.
AB'ye İran savaşı nedeniyle harcama kurallarının askıya alınması önerisi
İran savaşının ekonomileri üzerindeki etkilerine dair adımlar atılması gerektiğini ifade eden Meloni, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Eğer Orta Doğu'daki kriz yeniden şiddetlenirse Avrupa’nın buna vereceği yanıt konusunu ciddi şekilde ele almamız gerekecektir. Bu yanıt, yaklaşım ve araçlar açısından (Kovid-19) salgın sırasında uygulananlara benzer olabilir. Böyle bir durumda, İstikrar ve Büyüme Paktı’nın geçici olarak askıya alınması ihtimalini tartışmak bir tabu olmamalıdır. Ancak bu, tek tek üye devletler için bir istisna değil, genel bir uygulama olmalıdır."
Diğer yandan, ana muhalefetteki Demokratik Partinin (PD) lideri Elly Schlein ise Meloni hükümetinin, referandumdaki yenilgiyle aslında halka karşı zaten kaybettiğini belirtirken bu hükümetin, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya "durmaları gerektiğini dahi söyleyemediği" eleştirisinde bulundu.
12:56 WSJ: Trump'ın İran'da zafer ilan etmesi bazı müttefiklerini ve yardımcılarını endişelendirdi
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a saldırılarda "zafer" ilan etmesinin bazı yakın müttefiklerini ve üst düzey yardımcılarını endişelendirdiği öne sürüldü.
Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin ismini paylaşmadığı yetkililere dayandırdığı haberde, Trump'ın ateşkesin bozulmasına yol açabilecek riskler ve İran'ın halen "tehlikeli askeri kabiliyete sahip olduğu" konusunda uyarıldığı belirtildi.
Haberde, ABD'li bir yetkilinin, İran'ın füze rampalarının yarısından fazlasının imha edildiği, ancak önemli bir kısmının çoğunlukla yerin derinliklerinde gömülü olduğu iddiasına yer verildi.
İran Devrim Muhafızları Ordusunun düzinelerce küçük botu elinde bulundurduğunu aktaran aynı yetkili, bunların Hürmüz Boğazı'nda gemileri "tehdit edebileceğini" ileri sürdü.
Haberde, yetkililer ve askeri uzmanlara göre İran'ın askeri ve nükleer kapasitesinin darbe aldığı ancak bu ülkenin halen önemli bir kapasiteye sahip olduğu aktarıldı.
ABD ve İsrail'in saldırılarına rağmen İran'ın füze ve insansız hava araçlarıyla "komşularını tehdit etme yeteneğini koruduğu" savunulan haberde, Trump'ın "kırılgan ateşkesi abarttığı" ve "İran'ın bölgedeki ABD güçlerine saldırma kabiliyetini muhafaza ettiği" yorumuna yer verildi.
12:19 İran Kudüs Gücü Komutanı: "Lübnan'daki barbarlığın faillerini pişman edici ve ağır bir ceza bekliyor"
İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Tuğgeneral İsmail Kaani, İsrail'in Lübnan'da gerçekleştirdiği barbarlığın faillerini pişman edici ve ağır bir cezanın beklediğini söyledi.
Fars Haber Ajansına göre, İran'ın "direniş cephesi" olarak adlandırdığı bölgedeki müttefiklerine savaştaki desteği için teşekkür mesajı yayımlayan Kaani, "Eşsiz ve örnek teşkil eden çabalarınız için teşekkür ediyor ve her birinizin elini öpüyorum." ifadelerini kullandı.
İsrail'in ateşkese rağmen Lübnan'da sürdürdüğü saldırılara işaret eden Kaani, "Siyonist rejimin tarihi, insanlığa karşı işlenen suçlar ve masum insanların, kadınların ve çocukların öldürülmesiyle doludur. Lübnan'daki barbarlığın faillerini pişman edici ve ağır bir ceza bekliyor." değerlendirmesinde bulundu.
İran ile ABD arasında varılan ve İsrail'i de kapsayan geçici ateşkesin arabulucusu Pakistan'ın Başbakanı Şahbaz Şerif, ateşkesin Lübnan'ı da kapsadığını açıklamasına rağmen ABD Başkan Yardımcısı James David Vance, İsrail'in Lübnan'a saldırılarının İran'la yapılan geçici ateşkesin bir parçası olmadığını savunmuştu.
İran ise ateşkesin Lübnan dahil bölgedeki tüm çatışma ve savaşların durdurulmasını içerdiğini açıklamıştı.
11:50 İspanya, 7 Mart'ta kapattığı Tahran Büyükelçiliğini yeniden açmaya karar verdi
İspanya, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarından dolayı geçen ay kapattığı Tahran Büyükelçiliğini geçici ateşkesle hemen açma kararı aldı.
İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, Tahran Büyükelçisi olarak görev yapan Antonio Sanchez-Benedito'ya, 28 Şubat'ta başlayan ABD ve İsrail'in İran'a yönelik hava saldırıları nedeniyle 7 Mart'ta geçici olarak kapatılan Büyükelçiliği yeniden açmak üzere İran'ın başkentine dönmesi talimatını verdi.
Albares, Meclis Dış İlişkiler Komitesinde yapacağı konuşma öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, Tahran Büyükelçiliğini yeniden açma kararını "ABD ve İran arasında varılan iki haftalık ateşkes ışığında ve bu barış çabasını iki taraftan da teşvik etme amacıyla" aldıklarını söyledi.
11:30 Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Bin Ferhan ile İranlı mevkidaşı Erakçi bölgesel gelişmeleri görüştü
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, bölgedeki gelişmeleri ve gerilimin azaltılmasına yönelik çabaları ele aldı.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığının, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından açıklama yapıldı.
Açıklamada, Bin Ferhan ile Erakçi'nin telefon görüşmesi gerçekleştirdiği ve bölgesel gelişmeleri değerlendirdiği belirtildi.
Bakanlar ayrıca bölgede gerilimin azaltılmasına katkı sağlayacak çabaları da görüştü.
11:03 Eski NATO yetkilileri ABD'nin İttifak üyeliğinden ayrılmayacağını düşünüyor
Eski NATO Genel Sekreter yardımcıları, ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO'dan çekilme sinyalleri vermesine rağmen bunun olmayacağını zira NATO'nun ABD için son derece faydalı olduğunu belirtti.
Trump'ın, ülkesinin NATO'dan çekilmesi ihtimalinin "gözden geçirilmenin de ötesinde" olduğunu söylemesiyle, bunun hukuki, askeri ve politik sonuçları NATO uzmanları ve ülkeleri tarafından tartışılmaya başlandı.
2001-2007 yıllarında NATO Genel Sekreter Yardımcılığı yapan Alessandro Minuto-Rizzo ve 2010-2018 yıllarındaki NATO Genel Sekreter Yardımcısı Jamie Shea, AA muhabirine yaptıkları değerlendirmede, Trump'ın NATO'dan çekilme tehditleri ve bunun hukuki-siyasi sonuçlarına ilişkin görüşlerini paylaştı.
Minuto-Rizzo, geçmişte NATO'nun birçok kez "ölü" ilan edildiğini hatta Soğuk Savaş sonrası NATO'nun varlık nedeninin sorgulandığını hatırlattı.
Ancak İttifak'ın Bosna-Hersek, Kosova, Libya ve Afganistan'da güvenlik sağlayıcı olarak katma değer gösterdiğini ifade eden Minuto-Rizzo, "ABD, NATO'dan çekilmez çünkü NATO, ABD için çok faydalı. ABD'nin, Avrupalıların kendisinden faydalandığını söylenmesi doğru değil. Avrupalı müttefikler her zaman NATO'ya katma değer sağladı." dedi.
"ABD, İran operasyonu hakkında müttefiklerini bilgilendirilmedi"
Eski NATO Genel Sekreter Yardımcısı Minuto-Rizzo, Trump'ın İran ile savaşta olduğunu ve durumun başlangıçta düşündüğünden daha ciddi olduğunu belirterek "Trump'ın müttefiklerinin kendisini desteklemesini istemesini anlıyorum ama NATO müttefikleri tam olarak ne yapacağını bilmiyor çünkü başlangıçta operasyonun bir parçası olmaları istenmedi. Planın bir parçası değildiler. Bu plan hakkında bilgilendirilmediler bile." ifadelerini kullandı.
Alessandro Minuto-Rizzo, durumun NATO müttefikleri için son derece utanç verici olduğuna işaret ederek "Biz ABD’nin ast ülkeleri değiliz, müttefikiz. Haberdar bile olmadığımız bir şeye katkıda bulunmamız isteniyor. İşte sorunumuz bu." diye konuştu.
NATO müttefiklerinin ABD'yi desteklemek için yasal bir yükümlülüğünün olmadığını, bunun politik bir mesele olduğunu vurgulayan Minuto-Rizzo, "NATO müttefiklerinin Washington'ı desteklemek için yasal bir yükümlülüğü yok, bu açık. Bunu yapmanın yasal bir yükümlülüğü yok." değerlendirmesini yaptı.
"6-7 Temmuz Ankara Zirvesi çok önemli olacak"
Minuto-Rizzo, ortak çıkarın NATO'yu korumak olduğunu anlatarak şunları kaydetti:
"Ortak çıkarımız NATO'yu kurtarmak, NATO'yu, Atlantik İttifakı'nı ayakta tutmak. Çünkü parçalanmış bir dünyada, eminim İstanbul'da siz de bu dünya görüşünü paylaşıyorsunuz, Avrupa ve Kuzey Amerika'nın birlikte olması iyi bir şey çünkü dünyanın geri kalanı için bir tür istikrar sağlar."
NATO liderler zirvesinin 6-7 Temmuz'da Ankara'nın ev sahipliğinde yapılacağını anımsatan Alessandro Minuto-Rizzo, "Bu, çok önemli bir an olacak. Umarım o an barış olur, böylece sakin bir zirve yapılabilir. Gerginliğin azaldığı, dostluğun olduğu bir an olmasını istiyoruz ve orada yeniden başlamak istiyoruz." diye konuştu.
Eski NATO Genel Sekreter Yardımcısı Minuto-Rizzo, 2004'teki İstanbul Zirvesi'ne ilişkin "2004'te İstanbul'daki zirvede bulundum ve çok önemli bir zirveydi çünkü Arap ülkeleriyle iki ortaklık kurduk; Akdeniz Diyaloğu ve İstanbul İşbirliği Girişimi. Umarım Ankara'daki zirve de 20 yıl önceki İstanbul'daki gibi yeniden olumlu sonuçlara kapı açar." şeklinde temennide bulundu.
"Trump, İran saldırısını NATO'ya danışmadı"
Eski NATO Genel Sekreter Yardımcısı Jamie Shea da Avrupalıların, Trump'ın istediği her şeyi yapmasına rağmen İran konusunda NATO’ya danışılmadığı için Avrupalıların hiçbir sorumluluğu olmadığını savundu.
Shea, "İran'dan önce NATO iyi bir yerdeydi. Ukrayna'yı destekliyordu, NATO Pearl sistemi altında Ukrayna için Amerikan silahları satın alıyordu, 2035'e kadar savunmaya GSYİH'lerinin yüzde 5'ini harcıyordu, ordularını modernize ediyordu, silah üretimlerini artırıyordu, modernizasyonun bir parçası olarak çok sayıda Amerikan silahı satın alıyordu." değerlendirmesinde bulundu.
ABD'nin NATO Antlaşması'ndan çekilme hakkı olduğunu ve bunun için bir yıl önceden bildirimde bulunması gerektiğine işaret eden Shea, "ABD'nin kendisine bildirimde bulunması gerekir çünkü antlaşmanın tevdi makamı kendisidir." dedi.
Çekilme konusunda Senato'nun da söz hakkı olduğunu dile getiren Jamie Shea, "Senato'nun uluslararası antlaşmaları üçte iki çoğunlukla onaylama yetkisi var. 2020'de Kongre, ABD başkanının önce Senato'ya danışmadan NATO Antlaşması'ndan çekilmesini yasaklayan bir karar aldı." diye konuştu.
"Trump muhtemelen katkıyı azaltacak, resmen çekilmeyecek"
Shea, Trump için çekilme sürecinin çok karmaşık olacağını ve muhtemelen alternatif bir yol seçeceği görüşünü aktararak “Trump’a çok fazla muhalefet olacak ve muhtemelen alternatif bir yol seçecek, yasal olarak NATO'da kalmak ama askeri olarak NATO'ya daha az katkıda bulunmak." ifadelerini kullandı.
Trump'ın muhtemel stratejisini, "NATO'dan memnuniyetsizliğini ifade etmek, NATO'yu cezalandırmak için Avrupa'dan asker çekerek, NATO'ya daha az katkıda bulunarak, antlaşmadan resmen çekilmenin karmaşık yasal yolundan geçmek yerine" şeklinde özetleyen Shea, "Trump her NATO'dan çekilmekten bahsettiğinde, hiçbir şey yapmasa bile Macron'un iki gün önce belirttiği gibi yine de İttifak'ın güvenilirliğini zayıflatıyor." yorumunu yaptı.
"Avrupa'da NATO konusunda artık kalıcı değişiklikler var"
Jamie Shea, İttifak konusunda Avrupa'da artık kalıcı bir değişiklik olduğunu belirterek şunları söyledi:
"Avrupa’da güçlü NATO destekçisi Polonya, İngiltere ve İskandinav ülkeleriyle konuşsanız bile 'Hayır, artık sonsuza kadar değişti.' diyorlar. Grönland'ı, İran'ı gördük ve Trump'ın sürekli eleştirilerine maruz kaldık. Artık gerçekten ABD'nin güvenilmez olduğu ve bir saldırı durumunda Amerika'nın Avrupalıların yardımına geleceğinden artık emin olamayacakları yönünde bir görüş var."
Eski NATO Genel Sekreter Yardımcısı Shea, "Avrupalıların tümü ABD'nin kalmasını ister, mümkünse. Amerikalı bir NATO her zaman Amerikasız olandan daha güçlü olacak ancak şimdi Avrupa'da gerçek bir görüş var, bence bu kalıcı, Trump'tan sonra bile Beyaz Saray'da bir Demokrat ile bile ABD'nin son 77 yılda olduğu gibi orada olmayacağı ve bu nedenle Avrupa'nın artık kendi savunmasının sorumluluğunu üstlenmesi gerektiği." dedi.
10:49 İsrail gazetesi: Olası ABD-İran anlaşması Tel Aviv'i kötü bir güvenlik gerçeğiyle karşı karşıya bırakabilir
İsrail'in İran'a saldırılarının maliyetinin 19,4 milyar dolara yaklaştığı ve bu süreçte temel hedeflerine ulaşamadığı, muhtemel ABD-İran anlaşmasının ise Tel Aviv'i kötü bir güvenlik gerçeğiyle karşı karşıya bırakabileceği belirtildi.
İsrail'in Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre, İran'a saldırılar başlarken İsrail'in ilan ettiği "uranyumu ele geçirmek, yönetimi devirmek, balistik füzeleri yok etmek ve vekil örgütlere sağlanan finansmanı durdurmak" gibi hedeflerin hiçbirine ulaşılamadı.
İran ise İsrail’in her noktasına dakikalar içinde balistik füzelerle ulaşabileceğini kanıtladı.
Öte yandan haberde, ABD Başkanı Donald Trump ve İran arasındaki muhtemel bir anlaşmanın, "İsrail'in gelecekte İran'a saldırmasını engelleyebileceği ve bu durumun Tel Aviv için endişe kaynağı" olduğu öne sürüldü.
"İsrail tarihinin en pahalı saldırıları"
Gazeteye göre, gelişen şartlar altında İsrail, savaştan önceki döneme nispetle daha "kötü bir güvenlik ortamına giriyor" olabilir.
İran'a saldırılar, İsrail tarihinin en pahalı saldırıları oldu. 40 günlük saldırıların maliyetinin 50 milyar ila 60 milyar şekel (16,2 milyar ila 19,4 milyar dolar) olduğu tahmin ediliyor.
Saldırıların günlük maliyeti ortalama 320 milyon dolar olarak hesaplanırken, başlangıçta bu rakam 650 ila 970 milyon dolar arasındaydı.
Habere göre İsrailli savunma yetkilileri, saldırıların sona erdiğini söylemek için henüz erken olduğunu vurguladı.
Ek bütçe talebi
Bir İsrailli yetkili, ABD Başkanı Trump’ın bölgedeki Amerikan güçlerini azaltma yönünde bir planına dair şu ana kadar herhangi bir işaret bulunmadığını belirtti. Geçici ateşkesin kalıcı bir çözüm mü yoksa kısa bir ara mı olduğu henüz netlik kazanmazken, İsrail savunma kurumları mevcut bütçenin yetersiz olduğunu ifade etti.
Yetkililer, yaklaşık 30 milyar şekellik (9,7 milyar dolar) son artıştan sonra bile 143 milyar şekel (46,3 milyar dolar) olan mevcut savunma bütçesinin yetersiz olduğunu söylüyor.
Bu kapsamda yetkililer, "Lübnan'da devam eden saldırıların maliyetlerini karşılamak ve İran ile gerilimin yakın gelecekte yeniden alevlenme olasılığına hazırlanmak" için yıl sonuna kadar ek 34 milyar şekelin (11 milyar dolar) gerekeceğini tahmin ediyor.
Ayrıca devam eden askeri personel sıkıntısı ve hükümetin Ultra Ortodoks Yahudileri (Haredi) askerlikten muaf tutması nedeniyle yedek kuvvetlere bağımlılığın artabileceği kaydediliyor.
10:17 ABD'li Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi, Trump'ın NATO'dan çekilmesinin "yasa dışı" olacağını savundu
ABD'li Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Raja Krishnamoorthi, Başkan Donald Trump'ın Kongre onayı olmadan ABD'yi NATO'dan çekmeye yönelik herhangi bir girişiminin "yasaları ihlal edeceğini ve ulusal güvenliği tehlikeye atacağını" ifade etti.
Krishnamoorthi, Trump'a gönderdiği mektupta, Başkan'ın ABD'nin NATO'dan çekilme ihtimaline ilişkin söylemlerinden "derin endişe" duyduğunu belirtti.
Kongre'nin, halihazırda bir başkanın Senato'nun üçte ikisinin onayı ya da Kongre kararı olmadan NATO'dan çekilmesini yasaklayan yasal hükümleri yürürlüğe koyduğuna dikkati çeken Krishnamoorthi, "ABD'nin NATO'dan tek taraflı ayrılması hem stratejik açıdan sorumsuz hem de mevcut yasalar uyarınca yasa dışı olacaktır." ifadesini kullandı.
Krishnamoorthi, Trump'ın söz konusu ifadelerinin "ülkenin güvenliği pahasına rakipleri güçlendirme" riski taşıdığını kaydetti.
Resmi çekilme olmasa dahi ABD'nin NATO'ya bağlılığına dair şüphe uyandırmanın küresel istikrarsızlığın arttığı bir dönemde ittifakın caydırıcılığını zayıflatabileceğini belirten Krishnamoorthi, Trump'a, "ABD yasalarının açık gerekliliklerini kabul etme" çağrısı yaptı.
ABD Başkanı Trump, İngiliz The Telegraph gazetesinde 1 Nisan'da yayımlanan mülakatında, ABD'nin NATO'dan çekilme ihtimalini "gözden geçirilmenin de ötesinde" olarak nitelemiş, "(NATO) Onların kağıttan kaplan olduğunu hep biliyordum, bu arada (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin de bunu biliyor." ifadesini kullanmıştı.
Trump ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, dün Beyaz Saray'da basına kapalı görüşme yapmıştı.
09:47 İran'ın İslamabad Büyükelçisi, İran heyetinin Pakistan'a gideceğine ilişkin paylaşımını sildi
İran'ın İslamabad Büyükelçisi Rıza Emiri Mukaddem, İsrail’in diplomatik girişimleri sabote etmek için ABD ile varılan ateşkesi ihlal etmesine rağmen İran heyetinin ateşkesi görüşmek için bu gece Pakistan’a gideceğine dair yaptığı sosyal medya paylaşımını sildi.
Mukaddem, ABD merkezli X sosyal medya platformundan yaptığı ve daha sonra kaldırdığı paylaşımında, İsrail’in, diplomatik girişimleri sabote etmek için ABD ile varılan ateşkesi ihlal ettiğini, bu nedenle İran kamuoyunda şüpheler oluştuğunu ifade eden Mukaddem, “Kamuoyunda şüpheler oluşsa da İran heyeti, Sayın Şahbaz Şerif’in daveti üzerine, İran tarafından önerilen 10 maddeye dayalı görüşmeler için bu gece İslamabad’a geliyor.” bilgisine yer vermişti.
09:05 İran heyetinin ateşkesi görüşmek için bu gece Pakistan'a gitmesi bekleniyor
İran'ın İslamabad Büyükelçisi Rıza Emiri Mukaddem, İsrail’in diplomatik girişimleri sabote etmek için ABD ile varılan ateşkesi ihlal etmesine rağmen İran heyetinin ateşkesi görüşmek için bu gece Pakistan’a gideceğini belirtti.
Mukaddem, ABD merkezli X sosyal medya platformundan, Pakistan’da gerçekleştirilecek İran-ABD görüşmesine ilişkin açıklamalarda bulundu.
İsrail’in, diplomatik girişimleri sabote etmek için ABD ile varılan ateşkesi ihlal ettiğini, bu nedenle İran kamuoyunda şüpheler oluştuğunu ifade eden Mukaddem, “Kamuoyunda şüpheler oluşsa da İran heyeti, Sayın Şahbaz Şerif’in daveti üzerine, İran tarafından önerilen 10 maddeye dayalı görüşmeler için bu gece İslamabad’a geliyor.” bilgisini verdi.
Mukaddem, ABD ile görüşmelerin yüz yüze mi yoksa dolaylı mı olacağı, İran heyetine kimin başkanlık edeceği gibi konulara dair ise detay vermedi.
ABD-İran arasında İsrail’i de kapsayan geçici ateşkes
ABD ve İsrail’in İran’a 28 Şubat’ta başlattığı saldırıların ardından İran’ın misillemeleri ile bazı bölge ülkelerine düzenlediği saldırılarla savaşa dönüşen süreçte, ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan’da 01.30 sularında ateşkesi kabul ettiğini duyurdu.
Trump, Hürmüz Boğazı'nın açılması şartıyla 2 haftalık ateşkesi kabul ettiklerini, İran’dan 10 maddelik teklif aldıklarını ve bunun müzakere için uygulanabilir bir temel olduğunu ifade etti.
“İran'ın savaştaki hedeflerine ulaştığı" açıklamasında bulunan İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi de nihai müzakerelerin İslamabad’da en fazla 15 gün içinde sonuçlandırılmasının hedeflendiğini bildirdi.
Türkiye, Pakistan ve Mısır; ABD-İran arasındaki mesaj alışverişinin sürmesi ve sonuca ulaşması için yoğun çaba gösterdi.
Geçici ateşkesi desteklediğini açıklayan İsrail yönetimi ise uzlaşmaya Lübnan konusunun dahil olmadığını savunarak Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürüyor.
08:45 Trump, İran'ın ateşkese uymaması halinde saldırı tehdidinde bulundu
ABD Başkanı Donald Trump, ABD-İran arasındaki geçici ateşkes kapsamında "İran’ın nükleer silaha sahip olamayacağını ve Hürmüz Boğazı’nın açık kalacağını" belirterek, aksi halde saldırılara devam edileceği tehdidinde bulundu.
ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından ABD-İran arasında ve İsrail’i de kapsayan geçici ateşkese ilişkin paylaşım yaptı.
Trump, paylaşımında, tüm ABD gemileri, uçakları ve askeri personelinin, ek mühimmat ve silahlarla birlikte “varılan gerçek anlaşma tam olarak yerine getirilene kadar İran’ın içinde ve çevresinde kalmaya devam edeceğini” belirtti.
Aksi halde saldırıların yeniden başlayacağını öne süren Trump, bunun “daha büyük ve daha önce kimsenin görmediği kadar daha güçlü şekilde” gerçekleşeceğini iddia etti.
Trump, bunun uzun zaman önce kararlaştırıldığını belirterek, “(İran için) nükleer silah yok, Hürmüz Boğazı açık ve güvenli olacak.” ifadelerini kullandı.
ABD-İran arasında İsrail’i de kapsayan geçici ateşkes
ABD ve İsrail’in İran’a 28 Şubat’ta başlattığı saldırıların ardından İran’ın misillemeleri ile bazı bölge ülkelerine düzenlediği saldırılarla savaşa dönüşen süreçte, ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan’da 01.30 sularında ateşkesi kabul ettiğini duyurdu.
Trump, Hürmüz Boğazı'nın açılması şartıyla 2 haftalık ateşkesi kabul ettiklerini, İran’dan 10 maddelik teklif aldıklarını ve bunun müzakere için uygulanabilir bir temel olduğunu ifade etti.
“İran'ın savaştaki hedeflerine ulaştığı" açıklamasında bulunan İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi de nihai müzakerelerin İslamabad’da en fazla 15 gün içinde sonuçlandırılmasının hedeflendiğini bildirdi.
Türkiye, Pakistan ve Mısır; ABD-İran arasındaki mesaj alışverişinin sürmesi ve sonuca ulaşması için yoğun çaba gösterdi.
Geçici ateşkesi desteklediğini açıklayan İsrail yönetimi ise uzlaşmaya Lübnan konusunun dahil olmadığını savunarak Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürüyor.
04:00 Macron, ABD-İran arasındaki geçici ateşkese tüm tarafların uymasını istiyor
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'a, ABD ve İran arasındaki 2 haftalık ateşkese tüm tarafların uymasını istediğini söyledi.
Macron, Trump ve Pezeşkiyan ile ayrı ayrı gerçekleştirdiği telefon görüşmelerine ilişkin ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan açıklama yaptı.
Trump ve Pezeşkiyan'ı kastederek Macron, "Her ikisine de ateşkesi kabul etmenin mümkün olan en iyi karar olduğunu söyledim. Tarafların her birinin Lübnan dahil tüm çatışma alanlarında ateşkese tamamen uyması umudumu dile getirdim." ifadelerini kullandı.
Macron, inandırıcı ve kalıcı bir ateşkes için bu koşulun gerekli olduğunu vurgulayarak, şu sözleri kaydetti:
"(Ateşkes) Orta Doğu'da herkesin güvenliğini sağlayacak kapsamlı müzakere yolunu açmalı. Herhangi bir anlaşma, İran'ın nükleer ve balistik programlarının yol açtığı endişelere ve Hürmüz Boğazı'nda seyrüseferi engellemeye yönelik adımlarına çözüm getirmeli. Böylelikle katkı sağlayabileceklerin desteğiyle sağlam ve kalıcı barış sağlanabilir."
Fransa'nın Orta Doğu'daki ortaklarıyla bu konuda üzerine düşeni yapacağını savunan Macron, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Irak ve Lübnan liderleriyle yaptığı görüşmelerde de bunu dile getirdiğini belirtti.
ABD-İran arasında İsrail’i de kapsayan geçici ateşkes
ABD ve İsrail'in İran'a 28 Şubat'ta başlattığı saldırıların ardından İran'ın misillemeleri ile bazı bölge ülkelerine düzenlediği saldırılarla savaşa dönüşen süreçte, ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan'da 01.30 sularında ateşkesi kabul ettiğini duyurdu.
Trump, Hürmüz Boğazı'nın açılması şartıyla 2 haftalık ateşkesi kabul ettiklerini, İran'dan 10 maddelik teklif aldıklarını ve bunun müzakere için uygulanabilir bir temel olduğunu ifade etti.
"İran'ın savaştaki hedeflerine ulaştığı" açıklamasında bulunan İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi de nihai müzakerelerin İslamabad’da en fazla 15 gün içinde sonuçlandırılmasının hedeflendiğini bildirdi.
Türkiye, Pakistan ve Mısır, ABD-İran arasındaki mesaj alışverişinin sürmesi ve sonuca ulaşması için yoğun çaba gösterdi.
Geçici ateşkesi desteklediğini açıklayan İsrail yönetimi ise uzlaşmaya Lübnan konusunun dahil olmadığını savunarak Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürüyor.
02:00 ABD Başkanı Trump, NATO Genel Sekreteri Rutte ile Beyaz Saray'da görüştü
ABD Başkanı Donald Trump ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Beyaz Saray'da basına kapalı görüşme gerçekleştirdi.
ABD Başkanı Trump ile NATO Genel Sekreteri Rutte, ABD ile İran arasındaki geçici ateşkes anlaşması ve ABD-NATO ilişkilerinin tartışıldığı dönemde bir araya geldi.
Beyaz Saray'da basına kapalı yapılan görüşmede, ABD-NATO ilişkileri ve İran'la ilgili gündemdeki ana konuların ele alındığı kaydedildi.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt'e yöneltilen "Başkan Trump halen NATO'dan çekilmeyi düşünüyor mu?" sorusuna, "Bu konu, Başkan'ın daha önce değindiği bir konu ve sanırım birkaç saat sonra Genel Sekreter Rutte ile de bu konuyu görüşecek." yanıtını vermişti.
00:30 ABD Başkan Yardımcısı Vance, Lübnan’a yönelik saldırıların İran ile yapılan ateşkesi kapsamadığını açıkladı
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsrail'in Lübnan'a saldırılarının İran'la yapılan geçici ateşkesin bir parçası olmadığını belirterek, "Asla böyle bir söz vermedik." dedi.
Vance, Macaristan'ın başkenti Budapeşte'ye yaptığı ziyaretten dönerken gazetecilerin sorularını yanıtladı.
İsrail'in, Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürmesinin İran'la yapılan geçici ateşkesi ihlal edip etmediğine ilişkin soruya Vance, "Asla böyle bir söz vermedik. Bunun böyle olacağına dair hiçbir işaret vermedik." diye konuştu.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsrail'in Lübnan'a saldırılarının İran'la yapılan geçici ateşkesin bir parçası olmadığını belirterek, "Asla böyle bir söz vermedik." dedi.
Vance, Macaristan'ın başkenti Budapeşte'ye yaptığı ziyaretten dönerken gazetecilerin sorularını yanıtladı.
İsrail'in, Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürmesinin İran'la yapılan geçici ateşkesi ihlal edip etmediğine ilişkin soruya Vance, "Asla böyle bir söz vermedik. Bunun böyle olacağına dair hiçbir işaret vermedik." diye konuştu.
Vance, bugün Hürmüz Boğazı'ndaki trafikte artış görüldüğünü, petrol fiyatlarında ise düşüş yaşandığını söyledi.
ABD Başkanı Donald Trump'ın Amerikan halkı için iyi bir anlaşma çıkardığını savunan Vance, "İranlılar bir sonraki adımı atmak zorunda, aksi takdirde Başkan savaşa geri dönmek için birçok seçeneğe sahip olacak." dedi.
Vance, İran'ın halihazırda elinde bulundurduğu zenginleştirilmiş uranyum stokunun, müzakerelerin ana konularından biri olduğunu kaydetti.
İran'ın nükleer silah üretmesini istemediklerini belirten Vance, şu ifadeleri kullandı:
"Başkanın çok açık bir şekilde belirttiği gibi, nükleer yakıtı istiyoruz. ABD'nin belirli talepleri var. İranlıların da müzakerelerden elde edebilecekleri şeyler var. Bize ne kadar çok şey vermeye istekli olurlarsa, bence bu müzakerelerden o kadar çok şey elde edecekler. Başkan yaptırımların kaldırılmasından bahsetti. Başkan ekonomik ortaklıklardan ve benzeri şeylerden bahsetti. İranlılar nükleer silah geliştirmeye yakın herhangi bir şeyi durdurma konusunda kesin bir taahhütte bulunmadıkça bunlar gerçekleşmeyecek. Başkan burada tüm kozlara sahip. Yapabileceğimiz birçok şey var ve şu anda iyi bir konumda olduğumuzu düşünüyorum."
Basında 3 farklı 10 maddelik öneri dolaştığını ifade eden Vance, müzakerelerde bulunmuş biri olarak konuya açıklık getirmek istediğini vurguladı.
Başkan Yardımcısı Vance, "10 maddelik ilk öneri, açıkçası ChatGPT tarafından yazıldığını düşündüğümüz ve Steve Wittkoff ile Jared Kushner'e sunulan bir şeydi. Bu öneri anında çöpe atıldı ve reddedildi." dedi.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın ABD ile mutabık kalınan 10 maddelik önerinin 3 temel maddesinin ihlal edildiğini belirtmesine ilişkin Vance, müzakerelerden önce bazı anlaşmazlık noktaları bulunduğunu söyledi.
Vance, "Bu çok fazla anlaşma noktası olduğu anlamına gelmeli, çünkü ortada dolaşan 15 maddelik bir plan var. 10 maddelik bir plan da var. Eğer 3 konuda hayal kırıklığına uğramışsa, bu aslında çok fazla anlaşma olduğu anlamına gelir." değerlendirmesini yaptı.
Kalibaf'ın "İngilizceyi ne kadar iyi anladığını merak ettiğini" dile getiren Vance, onun belirttiği bazı konuların yürüttükleri müzakere konuları bağlamında kendisine mantıklı gelmediğini ifade etti.
Vance, Trump'ın ateşkesi ilan etmesinden 1 saat sonra İranlıların birçok füze fırlattığını ve İsrail'in karşılık verdiğini belirterek, "Ateşkesin doğası budur. Hiçbir ateşkes biraz kesinti olmadan gerçekleşmez." şeklinde konuştu.