Türkiye’de son yıllarda iş dünyasında önemli bir zihniyet dönüşümü yaşanıyor. Uzun süre ‘erkek işi’ olarak görülen mesleklerde kadınların yer almasını teşvik eden projeler, şirketlerin insan kaynakları politikalarının ötesinde, toplumdaki kalıplaşmış algıları da dönüştürmeye başladı.
Ekonomist’in 15-28 Mart 2026 tarihli sayısından
Bu dönüşümün dikkat çekici örneklerinden biri, Rönesans Holding tarafından yürütülen kadın kaynakçı yetiştirme programı. İnşaat ve ağır sanayi gibi fiziksel gücün ön planda olduğu düşünülen bir sektörde kadınların kaynak ustası olarak yetiştirilmesi, mesleklerin cinsiyetle tanımlanamayacağını gösteren güçlü bir örnek oluşturuyor. Benzer bir yaklaşımı ısıtma ve iklimlendirme sektöründe de görmek mümkün. Baymak, teknik servis alanında kadın teknik personel yetiştirme programları ile kadınların sahada daha görünür olmasını hedefliyor. ISS Türkiye ise ‘Cinsiyetsiz İşler’ projesi kapsamında kadınları elektrik teknisyeni, mekanik teknisyen, bahçıvan, otopark görevlisi gibi pozisyonlar için yetiştiriyor. Otomotivden sanayiye, lojistikten teknolojiye kadar birçok alanda hayata geçirilen bu tür projelerin ortak noktası mesleklerin cinsiyetinin olmadığı…
2018 yılında başladı
Türkiye’de bu dönüşümün önemli aktörlerinden biri de akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren OPET. Şirketin 2018 yılında başlattığı ‘Kadın Gücü’ projesi, uzun yıllar erkek egemen olarak görülen akaryakıt istasyonlarında kadın istihdamını artırmayı hedefliyordu.
“Mesleğin cinsiyeti olmaz diyerek bu algıyı kökten değiştirmek, toplumsal dönüşüm hareketine öncülük etmek üzere yola çıktık” diye anlatan OPET Yönetim Kurulu Üyesi Filiz Öztürk, bu dönüşümün ilk başta kolay olmadığını, ‘kadın istasyonda çalışır mı?’ diyenlerin çoğunlukta olduğunu söylüyor.
Akaryakıt istasyonları yıllarca erkek çalışanların ağırlıkta olduğu alanlar olarak görülüyordu. Bu nedenle OPET’in girişimi yalnızca bir istihdam projesi değil, aynı zamanda güçlü bir toplumsal dönüşüm hedefi taşıyor. Amaç; kadınların ekonomik hayata katılımını desteklemek, fırsat eşitliği konusunda farkındalık yaratmak ve sektördeki kalıplaşmış algıları kırmak.
Kadın oranı yükseldi
Bugün projenin etkisi rakamlara da yansıyor. 2018 yılında OPET istasyonlarında kadın çalışan oranı yüzde 8 seviyesindeyken, 2025 yılı sonunda bu oran yüzde 25,1’e yükselmiş bulunuyor. Proje kapsamında ise bugüne kadar 19 bin kadına ulaşıldı.
Bazı bayileri ikna etmenin zaman aldığından bahseden Öztürk, bu noktada farklı bir yol izlediklerini söylüyor ve ekliyor: “Kadın bayiler, bayi eşleri ve istasyonlarda çalışan kadınlar sahaya indi. İstasyonları gezerek projeyi anlattılar, örnekler gösterdiler. Asıl dönüşüm ise sahadan gelen sonuçlarla gerçekleşti. Kadın çalışanların bulunduğu istasyonlardan gelen olumlu geri bildirimler kısa sürede önyargıların kırılmasını sağladı. Projenin başında kadın çalışanları yadırgayan erkek müşteriler de durumu benimseyerek onlardan hizmet almayı tercih eder hale geldi.”
Satışlar yüzde 4 arttı
Üstelik bu dönüşümün yalnızca sosyal bir etkisi olmadığını, ekonomik sonuçlar da ortaya çıkardığı ifade eden Öztürk, “Kadın çalışan istihdam eden bayilerin pompa başına satışlarında yüzde 4 artış gerçekleşti. Müşteri memnuniyetinde ise çok daha güçlü bir yükseliş gözlemlendi” diyor. Zaman içinde bu yaklaşımı daha kapsamlı bir programa dönüştürdüklerini ve 2023 yılında hayata geçirilen “Eşitsek Fark Eder” girişimiyle toplumsal cinsiyet eşitliğini kurum kültürünün merkezine taşıdıklarını kaydeden Öztürk, “Bu kapsamda genel müdürlükte bin, istasyonlarda ise 17 bini aşan çalışan kadromuza ‘temel toplumsal cinsiyet’ eğitimi veriliyor” diye anlatıyor. Öztürk’e göre bu eğitimler eşitlik kavramını günlük iş yapış biçimlerinin bir parçası haline getirdi.