Savaşın 56. gününde, ABD ve İran arasında devam eden ateşkese rağmen Tahran'da patlama sesleri duyuldu. İsrail ordusundan 'Saldırıyı biz yapmadık' açıklaması gelirken ABD Başkanı Trump, art arda tehdit dolu açıklamalarda bulundu. İran cephesinde, Hürmüz Boğazı üzerinden geçişlere ilişkin yeni bir düzenleme hazırlığı yapıldığı iddia edildi. “Middle East Spectator” adlı kaynağa dayandırılan haberlere göre İran Parlamentosu, boğazdan geçiş şartlarını yeniden belirleyen bir yasa taslağı üzerinde çalışıyor.
12:11 İtalyan bakan, İran yerine ülkesinin 2026 FIFA Dünya Kupası'na alınma önerisini "utanç verici" buluyor
İtalya Ekonomi ve Maliye Bakanı Giancarlo Giorgetti, ABD Başkanı Donald Trump'ın kıdemli bir temsilcisinin gündeme getirdiği 2026 FIFA Dünya Kupası'na İran'ın yerine İtalya'nın katılması önerisiyle ilgili, "Bunu utanç verici buluyorum. Ben olsam utanırdım." dedi.
Politico haber sitesinde yer alan habere göre, İtalya Ekonomi ve Maliye Bakanı Giorgetti konuyla ilgili gazetecilerin sorusunu yanıtladı.
Giorgetti, "Donald Trump’ın özel temsilcisinin bunu talep ettiğine dair haberi okudum. Bunu utanç verici buluyorum. Ben olsam utanırdım." diye konuştu.
"Futbol siyasetçilere değil, halka ait"
Öte yandan, İran’ın Roma Büyükelçiliği, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan dün yaptığı açıklamada, ABD’yi İran’ı Dünya Kupası’ndan dışlamaya çalışmakla eleştirdi.
Futbolun siyasetçilere değil halka ait olduğu belirtilen açıklamada, bu girişimin "İranlı 11 gencin sahadaki varlığından korkan ABD’nin ahlaki iflasını" gösterdiği ifade edildi.
Tartışma yaratan öneri Trump’ın İtalyan asıllı danışmanından gelmişti
Financial Times gazetesinin haberine göre, Trump'ın özel temsilcilerinden İtalyan asıllı Paolo Zampolli, ABD, Meksika ve Kanada'nın ev sahipliğinde yapılacak 2026 FIFA Dünya Kupası'na İran'ın yerine, kupaya kısa süre önce eleme turlarında veda eden İtalya'nın katılmasını önermişti.
İtalya Gençlik ve Spor Bakanı Andrea Abodi, 2026 FIFA Dünya Kupası'na İran'ın yerine İtalya'nın katılması önerisini "uygunsuz" olarak nitelendirmişti.
Bunun üzerine ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran'ın 2026 FIFA Dünya Kupası'ndan çıkarılıp yerine İtalya'nın alınacağı yönündeki iddiaları yalanlamıştı.
11:48 İran Dışişleri Bakanı, Pakistanlı mevkidaşı ve Genelkurmay Başkanı'yla ABD ile ateşkes sürecini görüştü
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD ile görüşmelerin arabulucusu Pakistan'ın Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile Tahran ve Washington arasındaki ateşkesle ilgili konuları ele aldı.
İran devlet televizyonuna göre Erakçi, ABD ile görüşmelerinin arabulucusu Pakistan'ın Genelkurmay Başkanı Mareşal Münir ve mevkidaşı Dar ile telefonda görüştü.
Görüşmede bölgesel gelişmeler ile İran ve ABD arasındaki ateşkes sürecine ilişkin konular ele alındı.
ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırılarıyla başlayan savaşta 8 Nisan'da sağlanan 2 haftalık geçici ateşkesin ardından Tahran ve Washington, 11 Nisan'da Pakistan'da kalıcı ateşkes için görüşmeler yapmıştı. Yaklaşık 21 saat süren görüşmelerden sonuç çıkmamıştı.
Pakistan'ın arabuluculuğunda ikinci tur görüşmelerin yapılması için sürdürülen çabalar da ABD'nin İran'a uyguladığı deniz ablukası başta olmak üzere taraflar arasındaki anlaşmazlık konuları nedeniyle başarılı olamamıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, önceki gün yaptığı açıklamada, ateşkesi uzattıklarını duyurmuştu. İran tarafından Trump'ın ateşkesi tek taraflı uzatma kararına ilişkin açıklama gelmemişti.
11:19 CNN: ABD, ateşkes sağlanamaması halinde Hürmüz'deki savunma sistemlerini hedef almayı planlıyor
ABD'nin, İran ile ateşkes sağlanamaması durumunda İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki savunma sistemlerini ve bazı İranlı yetkilileri hedef alma planları kurduğu öne sürüldü.
CNN'in konuya yakın kaynaklara dayandırdığı habere göre, ABD'li askeri yetkililer İran ile süren ateşkes görüşmelerinin başarıya ulaşamaması durumunda İran'ın Hürmüz Boğazındaki savunma sistemlerini hedef almaya yönelik planlar geliştiriyor.
Bu kapsamda kaynaklar, Tahran'ın önemli su yollarını kapatmak ve ABD'ye baskı kurmak için kullandığı küçük hızlı saldırı botları, mayın döşeme gemileri ve diğer asimetrik unsurlara yönelik saldırılar olabileceğini belirtti.
Kaynaklar, ABD ordusunun Başkan Donald Trump'ın altyapıları hedef alacakları tehdidini de takip edebileceğini ve İran'ı müzakere masasına çekmek için enerji tesislerini vurabileceğini aktardı.
İranlı yetkililer de hedefte olabilir
ABD'li askeri yetkililer tarafından geliştirilen bir diğer seçenek ise "müzakerelerin altını oyan" İranlı yetkililerin hedef alınması.
Kaynaklar bu yetkililer arasında Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Tümgeneral Ahmed Vahidi'nin de olduğunu öne sürdü.
ABD, İran'ın Hürmüz'ü kapatma ihtimalini hafife aldı
Öte yandan kaynaklar, Trump yönetiminin İran'a saldırıların başında Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma ihtimalini hafife aldığını belirtti.
Kaynaklar, ABD'nin olacakları tahmin etmesi durumunda bunu engellemek için Boğaz yakınlarına da askeri konuşlandırma yapacağını aktardı.
İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması ve ABD'nin deniz ablukası
İran, ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta ortak saldırılarıyla başlayan savaş sonrasında küresel enerjinin stratejik geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı'nı geçişlere kapatmıştı. Bu kararla petrol fiyatlarında savaş öncesine kıyasla yüzde 65'lere kadar artış görüldü.
ABD ile İran arasında 8 Nisan'da varılan ateşkes anlaşması sonrasında Pakistan arabuluculuğunda yapılan görüşmelerde sonuç çıkmayınca ABD Başkanı Donald Trump, 13 Nisan'da İran'a "deniz ablukası" uygulama kararı almış ve Hürmüz Boğazı'na giriş yapan ve çıkan İran bağlantılı gemilere müdahale etmeye başlamıştı.
İran, 17 Nisan'da Lübnan'da ateşkes sağlanması üzerine ateşkes süresince Hürmüz Boğazı'nın İran donanması ile koordinasyon halinde olmak şartıyla ticari gemilerin geçişlerine açık olduğunu duyurmuş ancak ABD'nin "deniz ablukasına" devam edeceğini duyurması üzerine Boğaz'dan geçişlere yeniden kısıtlamalar getirdiğini açıklamıştı.
ABD, bu süreçte Umman Denizi ve Hint Okyanusu'nda İran'a ait bazı ticari gemilere saldırarak ele geçirmiş, İran'da buna karşılık Hürmüz Boğazı yakınlarında biri İsrail'le bağlantılı bazı gemilere müdahale ederek el koymuştu.
10:57 New York Times: ABD/İsrail-İran Savaşı'nda, ABD'nin kritik silah stokları tükendi
ABD/İsrail-İran Savaşı'nda ABD'nin kritik silah stoklarının tükendiği ve ABD Savunma Bakanlığının (Pentagon) Orta Doğu'daki askeri varlığı güçlendirme çabasının Rusya ve Çin gibi potansiyel rakiplerine karşı hazırlık düzeyini azalttığı iddia edildi.
New York Times gazetesinin konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara dayandırdığı haberinde, ABD/İsrail-İran Savaşı başladığından beri ABD ordusunun Çin ile olası bir savaş için geliştirilen uzun menzilli seyir füzelerinin yaklaşık 1100'ünü tükettiği, bu sayının ABD stoklarında kalan toplam sayıya neredeyse eşit olduğu öne sürüldü.
ABD ordusunun savaş başladığından bu yana 1000'den fazla Tomahawk seyir füzesi kullandığı ve bunun her yıl satın alınan seyir füzesi sayısının yaklaşık 10 katı olduğu iddia edilen haberde, ayrıca 1200'den fazla Patriot ve 1000'den fazla Precision Strike ve ATACMS füzesi kullanıldığı ileri sürüldü.
Haberde, ABD ordusunun mühimmat stoklarını önemli ölçüde tükettiği ve yetkililerin stokları "endişe verici derecede düşük" olarak değerlendirdiği aktarılarak, Savunma Bakanlığı yetkililerinin senatörlere, savaşın yalnızca ilk iki gününde ordunun 5,6 milyar dolarlık mühimmat kullandığı bilgisini verdiği kaydedildi.
ABD'nin Asya ile Avrupa'dan Orta Doğu'ya bomba, füze ve teçhizat sevk ettiği ve bu nedenle üretimi artırma yolları aradığı belirtilen haberde, Pentagon'un Orta Doğu'daki askeri varlığını güçlendirme çabasının Rusya ve Çin gibi potansiyel rakiplerine karşı hazırlık düzeyini azalttığı öne sürüldü.
Haberde, Beyaz Saray yetkililerinden çatışmanın maliyetine ilişkin bir açıklama gelmediği ancak Amerikan Girişim Enstitüsü (AEI) ve Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezine göre (CSIS) savaşın maliyetinin 28 milyar ila 35 milyar dolar arasında olduğu ve bunun da günde yaklaşık 1 milyar doların biraz altında bir maliyete denk geldiğine işaret edildi.
ABD'nin Tayvan'ı savunma planlarını uygulayabileceğinden şüphe duyuluyor
Wall Street Journal gazetesinin yetkililere dayandırdığı haberinde de ABD'nin İran'a karşı savaşında tükettiği silah ve mühimmat miktarının, olası Çin işgaline karşı, ülkenin yakın vadede Tayvan'ı savunma planlarını tam olarak uygulayabileceğinden şüphe duyulduğu aktarıldı.
ABD'nin füze stoklarını savaş öncesi seviyelere geri getirmesinin 1 ila 4 yıl arası sürebileceği vurgulanan haberde, mühimmat stoklarının "İran'a karşı savaşın öncesinde de denk bir rakiple mücadele için yetersiz olduğunun düşünüldüğü" ve İran'a karşı yürütülen savaş sonrası "bu açığın daha da vahim hale geldiği" iddia edildi.
Haberde, düşük maliyetli silah üretimine odaklanılmasının stok yenileme süresini kısaltabileceği ancak ucuz ve kısa menzilli alternatiflerin ABD'nin daha fazla askeri varlığını "düşman ateşine maruz bırakacağı" uyarısı yapıldı.
10:23 ABD Dışişleri Bakanı Rubio, İran'ın Dünya Kupası'ndan men edileceği iddialarını reddetti
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran'ın 2026 FIFA Dünya Kupası'ndan çıkarılıp yerine İtalya'nın alınacağı yönündeki iddiaları yalanladı.
Rubio, Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD'nin İranlı sporcuların ülkeye girişini engellemeye yönelik herhangi bir adım atmadığını belirterek, 2026 FIFA Dünya Kupası'na İran'ın yerine İtalya'nın katılmasına ilişkin iddiaları reddetti.
Sorunun sporcularla ilgili olmadığını ifade eden Rubio, sadece İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı olduğu düşünülen kişilerin ülkeye alınmayabileceğini söyledi.
ABD Başkanı Donald Trump da konuya ilişkin açıklamasında, sporcuların bu süreçten etkilenmesini istemediklerini aktardı.
Financial Times gazetesinin haberine göre, Trump'ın özel temsilcilerinden İtalyan asıllı Paolo Zampolli, ABD, Meksika ve Kanada'nın ev sahipliğinde yapılacak 2026 FIFA Dünya Kupası'na İran'ın yerine, kupaya kısa süre önce eleme turlarında veda eden İtalya'yı önermişti.
10:02 İran basını: Hürmüz Boğazı’ndan bir tanker gemisi daha geçti
ABD’nin uyguladığı deniz ablukasına rağmen bir tanker gemisi daha Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yaptı.
İran'ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansı, ABD’nin, İran’dan Çin’e petrol sevkiyatı yaptığı gerekçesiyle yaptırım listesine aldığı Curaçao bayraklı "Coba" isimli bir tanker gemisinin, Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yaptığını ve Lark Adası yakınlarında demirlediğini duyurdu.
ABD Başkanı Donald Trump, İran'la Pakistan'da yürütülen müzakere sürecinin başarısızlığa uğramasının ardından yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nı abluka altına alma sürecini başlatacaklarını söylemişti.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) da ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasına 10 binden fazla askerin yanı sıra onlarca savaş gemisiyle savaş uçağının eşlik ettiğini açıklamıştı.
09:18 Türkiye'den İran'a tıbbi malzeme taşıyan 6 yardım tırı Van'dan yola çıktı
Türkiye'den gönderilen tıbbi yardım malzemelerinin yüklü olduğu 6 tır, Van'dan İran'a uğurlandı.
Van'ın yanı sıra farklı illerdeki sağlık kuruluşlarından gönderilen ilaç, serum, sarf malzemeleri, tıbbi cihazlar, sedyeler ve oksijen tüpleri Van İl Sağlık Müdürlüğü'nde toplandı.
Burada hazırlanan yardım malzemeleri, İl Sağlık Müdürlüğü personelince tırlara yüklendi.
Van'dan yola çıkan yardım tırları, Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesindeki Gürbulak Gümrük Kapısı üzerinden İran'a ulaştırılacak.
İl Sağlık Müdürü Muhammed Tosun, gazetecilere, farklı illerden toplanan tıbbi malzemelerin İran'a ulaştırılması için çalışma yürüttüklerini belirtti.
Farklı illerden Van'a gelen malzemelerin personelleri tarafından tırlara yüklendiğini belirten Tosun, şunları kaydetti:
"Tıbbi malzeme yüklü 6 tırı buradan Ağrı'daki Gürbulak Sınır Kapısı'na uğurlayacağız ve sınırımızın ötesindeki kardeşlerimiz olan İranlı vatandaşlarla buluşturacağız. Sağlık Bakanımız Kemal Memişoğlu'nun talimatları neticesinde ilimizdeki 6 tırı yükledik. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ve Bakanımızın talimatları doğrultusunda bundan sonraki süreçte de sınır ötesindeki kardeşlerimize yardımlarımızı yapmaya devam edeceğiz. İnşallah bu savaş çok kısa sürede sona erer ve İranlı meslektaşlarımız faaliyetlerini daha rahat bir şekilde yaparlar."
Yardımların sınır ötesine ulaştırılması konusunda desteklerini sürdüreceklerini dile getiren Tosun, "Bu yardımları yaptığımız için büyük bir mutluluk duyuyoruz. Malzemeler arasında ilaçlar ve tıbbi sarf malzemeler var. Daha önce de 3 tır göndermiştik. Bugünkü tırlarla toplam 9 tır yardım malzemesi İranlı meslektaşlarımıza, vatandaşlarına hizmet etmek için ulaştırılmış olacak." diye konuştu.
05:53 Çin, İran'daki vatandaşlarına ülkeyi terk etmeleri uyarısını yineledi
Çin, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşın yol açtığı güvenlik risklerinin sürmesi nedeniyle İran'daki vatandaşlarına ülkeyi terk etmeleri ve en kısa sürede güvenli bölgelere geçmeleri yönündeki uyarısını yineledi.
Çin'in İran'daki Büyükelçiliği ve Başkonsolosluklarının yayınladığı uyarıda, İran hava sahasının bazı bölümleri uçuşlara açılmış olsa da bölgesel durumun kırılganlığının sürdüğü ve güvenlik koşullarının karmaşık ve değişken olduğu belirtildi.
Uyarıda vatandaşlara dikkatli olmaları, devlete ait ve askeri nitelikteki tesisler gibi hassas alanlardan uzak durmaları ve ülkeyi terk ederek en kısa zamanda güvenli bölgelere geçmeleri tavsiye edildi.
Ülkede kalan vatandaşların acil durumlarda hızla yerel emniyet birimleriyle bağlantıya geçmeleri ve Çin'in diplomatik temsilciliklerinden yardım talep etmeleri gerektiği hatırlatılan uyarıda, güvenlik uyarısına rağmen İran'a gitmeyi seçen vatandaşların yoğun güvenlik riskleriyle karşılaşabileceği ve konsolosluk desteği alma imkanından mahrum kalabileceği kaydedildi.
Çin makamları, ABD ve İsrail'in saldırılarının başlamasından bir gün önce, 27 Şubat'ta, İran'daki vatandaşlarına ülkeyi terk etmeleri uyarısında bulunmuştu.
02:30 ABD Başkanı Trump, İran'daki "karmaşanın" çözülebilmesi için ateşkesi uzattığını savundu
ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın siyasi anlamda bir "karmaşa" içinde olduğunu ve bunun çözülebilmesi için ateşkesi uzattığını savunarak, "İran bir anlaşma yapmak istiyor. Onlarla görüşüyoruz ama ülkenin başında kimin olduğunu bile bilmiyorlar. Tam bir kargaşa içindeler. Bu yüzden, bu kargaşayı biraz olsun gidermeleri için onlara küçük bir şans vermek istedik." dedi.
ABD Başkanı Trump, Oval Ofis’te ilaç fiyatlarının düşürülmesi ile ilgili düzenlediği bir etkinlikte İran'la ilgili gündemi değerlendirdi.
Trump, İran'la anlaşma yapmak için bir acelesinin olmadığını ve yeterince vakti olduğunu kaydederek, kendi üzerinde değil Tahran'ın üzerinde "zaman baskısı" olduğunu savundu.
"İran’la anlaşma konusunda ne kadar bekleyeceksiniz?" şeklindeki bir soruya yanıt veren Trump, soruya tepki göstererek, "Beni acele ettirmeyin. Vietnam’da 18 yıl geçirdik, Irak’ta uzun yıllar harcadık. (İran’da) Bu işi daha 6 haftadır yapıyoruz ve ordularını yendik." görüşünü paylaştı.
Acele etmek istemediğini ve bolca vakti olduğunu dile getiren ABD Başkanı, "Ülkemizin ve dünyanın nükleer silahlara sahip delilerden korunacağı bir anlaşma yapmak istiyorum." ifadesini kullandı.
İran'da liderlik sorunu olduğunu savundu
İran'la geçici ateşkesi uzatmasının temel sebebinin bu ülkedeki "siyasi karmaşa" ve "lider kadrolarındaki belirsizlik" olduğunu savunan ABD Başkanı Trump, "İran bir anlaşma yapmak istiyor. Onlarla görüşüyoruz ama ülkenin başında kimin olduğunu bile bilmiyorlar. Tam bir kargaşa içindeler. Bu yüzden, bu kargaşayı biraz olsun gidermeleri için onlara küçük bir şans vermek istedik." şeklinde konuştu.
Meselenin herhangi bir anlaşma yapmak olmadığını, bu konuda biraz zaman alsa da en iyi anlaşmayı yapmak istediğini anlatan Trump, İran'ın nükleer silaha sahip olmadığı bir dünya istediğini ve o zaman "herkesin daha güvende olacağı" yorumunu yaptı.
Trump, "İran’la şu anda da bir anlaşma yapabilirim ama ben en iyi anlaşmayı yapmak istiyorum. O yüzden onlara biraz süre verdim. Eğer anlaşma yapmak istemezlerse o zaman başladığımız işi bitiririz." şeklinde konuştu.
"İran'da neden nükleer silah kullanayım ki?"
Öte yandan ABD Başkanı Trump, İran'a yönelik nükleer silah kullanmayı düşünüp düşünmediği yönündeki bir soruya tepki göstererek, bu sorunun nereden geldiğini anlamadığını belirtti.
"(İran’a karşı) Neden nükleer silah kullanayım ki? Onları nükleer silah kullanmadan, tamamen geleneksel yöntemlerle yok ettik. Nükleer silahların kimse tarafından kullanılmasına izin verilmemelidir. Dolayısıyla hayır kullanmayacağım." değerlendirmesini yapan Trump, nükleer silah kullanma gündemi olmadığını vurguladı.
ABD'nin İran'daki hedeflerinin yüzde 75’ini vurduğunu, ardından planladıklarından biraz daha erken durduklarını aktaran ABD Başkanı, bu süreçte İran'ın bir süre barış yapmak istediğini ifade etti.
Diğer yandan Trump, İran'da idam edilmeyi beklediğini söylediği 8 kadının, kendi ricasının ardından idamlarının durdurulduğunu ve bu kişilerin serbest bırakılacağının kendisine iletildiğini söyledi.
Hürmüz Boğazı ile ilgili de açıklamalarda bulunan Trump, boğazın kontrolünün tamamen kendilerinde olduğunu ve İran'ın her gün yaklaşık 500 milyon dolar zararda olduğunu ileri sürdü.
İran'la savaşın ne kadar süreceği ve ABD'deki benzin fiyatlarının ne kadar süre yüksek seyredeceği konusundaki soruları cevaplayan Trump, yüksek benzin fiyatlarının "nükleer silaha sahip bir İran'dan daha iyi olduğu" yorumunu yaptı.
00:01 Türkiye dahil 8 ülkeden İsrail'in Mescid-i Aksa'ya yönelik süren baskı ve ihlallerine ortak kınama
Türkiye, Mısır, Ürdün, Endonezya, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) dışişleri bakanları, Kudüs'ün Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarının tarihi ve hukuki statüsüne yönelik İsrail işgal makamlarının tekrarlanan ihlallerini, Mescid-i Aksa'ya yönelik devam eden baskılarını ve avlusunda İsrail bayrağının çekilmesini kınadı.
Türkiye, Mısır, Ürdün, Endonezya, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve BAE dışişleri bakanları tarafından ortak açıklama yayımlandı.
Açıklamada, bu ülkelerin dışişleri bakanları tarafından, Kudüs’ün Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarının tarihi ve hukuki statüsüne yönelik "İsrail işgal makamlarınca tekrarlanan ihlaller, özellikle İsrailli yerleşimciler ve aşırılıkçı bakanların, İsrail polisinin koruması eşliğinde Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’e yönelik devam eden baskınları ve avlusunda İsrail bayrağının çekilmesi" kınandı.
Açıklamada, "Bakanlar, Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’teki bu kışkırtıcı eylemlerin uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlali olduğunu ve dünya genelindeki Müslümanlara yönelik kabul edilemez bir provokasyon ve kutsal şehrin kutsiyetine yönelik açık bir ihlal teşkil ettiğini yinelediler." ifadesi kullanıldı.
Bakanların, Kudüs ile buradaki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarının tarihi ve hukuki statüsünü değiştirmeye yönelik her türlü girişimi kategorik olarak reddettiklerini teyit ederek bu statünün korunması gerektiğini vurguladıkları ve bu bağlamda Haşimi himayesinin tarihi özel rolünü tanıdıkları kaydedilen açıklamada şunlar bildirildi:
"Bakanlar, 144 dönümlük Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif alanının tamamının sadece Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğunu, Ürdün Evkaf ve İslami İşler Bakanlığına bağlı Kudüs Vakıfları ve Mescid-i Aksa İşleri Dairesinin, mübarek Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in işleyişini yönetmek ve buraya girişi düzenlemek konusunda münhasır yetkiye sahip yasal merci olduğunu yinelediler."
"Bakanlar, İsrail’in, işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde hiçbir egemenliğinin bulunmadığını vurguladı"
Açıklamada, ayrıca bakanların Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları ve Uluslararası Adalet Divanının 2024 yılındaki istişari görüşü de dahil olmak üzere uluslararası hukukun ağır ihlalini teşkil eden, İsrail’in 30’dan fazla yeni yerleşim birimini onaylama kararı da dahil olmak üzere hız kazanan yasa dışı yerleşim faaliyetlerini kınadıkları belirtildi.
Bakanların işgal altındaki Batı Şeria’da Filistin okullarına ve Filistinli çocuklara yönelik son zamanlarda gerçekleştirilen saldırılar da dahil olmak üzere, Filistinlilere karşı devam eden ve tırmanan yerleşimci şiddetini de kınayarak sorumluların hesap vermesi çağrısında bulundukları kaydedilen açıklamada, "Bakanlar, İsrail’in, işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde hiçbir egemenliğinin bulunmadığını vurguladılar. Bakanlar, işgal altındaki Filistin topraklarının ilhak edilmesi veya Filistin halkının yerinden edilmesine matuf herhangi bir adımı kategorik olarak reddettiler." ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, bakanların bu tür eylemlerin, Filistin Devletinin varlığını sürdürebilmesi ve iki devletli çözümün uygulanmasına yönelik kasıtlı ve doğrudan saldırı teşkil ettiğini, gerilimi artırdığını, barış çabalarını baltaladığını ve gerilimi düşürmeyi ve istikrarı yeniden tesis etmeyi amaçlayan süregelen girişimleri engellediğini belirttikleri vurgulanarak, "Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirmesi, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı durdurmaya ve yasa dışı uygulamalarına son vermeye zorlaması yönündeki çağrılarını yinelediler." bilgisi paylaşıldı.
Bakanlar, Filistin halkının meşru haklarına verdikleri sarsılmaz desteği yineledi
Bakanların, uluslararası topluma sorumluluklarını üstlenme ve bu ihlallerin durdurulmasını teminen net ve kararlı tutum alma çağrısında bulundukları açıklamada, ayrıca uluslararası topluma iki devletli çözüm temelinde kapsamlı barışa ulaşılmak üzere siyasi çözümün ilerletilmesini teminen tüm bölgesel ve uluslararası çabaların yoğunlaştırılması için çağrı yaptıkları kaydedildi.
Açıklamada, "Bakanlar, başta kendi kaderini tayin ve 4 Haziran 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin Devletini hayata geçirme hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru haklarına verdikleri sarsılmaz desteği yinelediler." ifadesine yer verildi.