İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Öksüz, İTHİB Başkan Yardımcısı ve yeni dönem İTHİB başkan adayı Ahmet Şişman, İTHİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Sami Aydın ile İTHİB Başkan Yardımcısı Fatih Bilici; tekstil sektöründeki güncel gelişmeler ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
TÜM SEKTÖRLERE ÖRNEK OLAN PROJELER
25 yıldan fazla süredir İTHİB bünyesinde çalışmalar yürüttüğünü ve iki dönemdir İTHİB’de başkanlık görevini sürdürdüğünü ifade eden Ahmet Öksüz, “Bugüne kadar amacımız, tekstil sektörünün sorunlarıyla ilgilenmek ve ihracatı artırma noktasında projeler geliştirmekti. Bu doğrultuda ilerledik. Hâlihazırda yürüyen çok değerli projelerimiz bulunuyor. Organize ettiğimiz ve devam edeceğimiz fuarlar var. Bunların yanı sıra, bizim dönemimizde başlatılan tekstil mühendisliği programımız da devam ediyor. Bu program, sektörümüz için son derece önemli bir proje. Üniversite-sanayi iş birliği açısından tüm sektörlere örnek oldu. Gururla sürdürüyoruz. Bundan sonraki süreçte de yeni başkanımız ve yönetimimizin, daha güzel projelerle sektörümüz için faydalı çalışmalar gerçekleştireceğine inanıyorum.” dedi.

ARTIK DÖNÜŞÜM ZAMANI
İTHİB’in yeni dönemindeki yol haritası hakkında bilgiler paylaşan Ahmet Şişman da 2001 yılından bu yana ihracatçılar birliğinde çeşitli görevlerde bulunduğunu, 25 yıldır ellerinden geldiğince sektörün yararına olacak çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
Görevleri döneminde pek çok farklı süreci deneyimlediklerinin altını çizen Şişman, “Ürünlerimizin yok satıldığı dönemleri de gördük, sıkıntılı süreçleri de. Ancak artık yeni bir döneme girildiğini söyleyebiliriz.” dedi.
Mevcut üretim yapısıyla rekabet etmenin giderek zorlaştığını vurgulayan Şişman, şu ifadeleri kullandı: “Bugünkü maliyetlerle, çok sayıda işçinin çalıştığı klasik düzenle Avrupa’ya ya da dünyaya mal satmak artık sürdürülebilir görünmüyor. Bunun yerine, 7 gün 24 saat çalışan, otomasyona dayalı ‘karanlık fabrikalar’ modeline geçilmesi gerekiyor. Avrupa’nın bile bu dönüşüme yatırım yaptığı bir dönemde Türkiye de devlet desteği ve ortak üretim modelleriyle bu sürece hazırlanmalı. Bunun yanında, basic ürünlerin ötesine geçerek tasarımı daha çok öne çıkaran, yurt dışında daha etkili konumlanan bir yapı kurulması önemli. Özellikle teknik tekstilde Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı, modern tesisleri ve yüksek yatırım kapasitesi sayesinde önemli fırsatlar bulunuyor. Doğru alanlara girildiğinde Avrupa’dan iş almak mümkün.”
AVRUPA’NIN TEKSTİL VE HAZIR GİYİM ÜRETİMİ 105 MİLYAR DOLAR
Türkiye’de tekstil sektöründe bir dar boğaz yaşanıyor gibi görünse de umutlarını kaybetmediklerine dikkat çeken Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tekstil sektörü, hazır giyimden biraz farklı. Hazır giyim, maliyetlere çok daha duyarlı bir sektör. Tekstil hammaddeleri sektörü ise yüksek inovasyon imkânı sunuyor. Bu alanda da yeni dönem için çalışmalar yürütüyoruz. Tekstil sektörü olarak yaklaşık 12 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiriyoruz. Bunun yanında Avrupa’da hâlâ 105 milyar dolarlık tekstil üretimi var. Biz de yönümüzü bu tarafa çevirdik ve yoğun bir şekilde çalışıyoruz.”
ÇEVREMİZDEKİ 29 ÜLKEDEN DAHA FAZLA İHRACATIMIZ VAR
Türkiye’de tekstil ve hazır giyim sektörlerinin toplam ihracatının 2024 yılında 29 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğine dikkat çeken Öksüz, “Ülke olarak bu rakamla, çevremizdeki yaklaşık 30 ülkenin toplam ihracatını geride bırakıyoruz. Söz konusu ülkelerin toplam ihracatı ise 28 milyar dolar seviyesinde.” dedi. Diğer taraftan, Avrupa Birliği’nin tekstil ve hazır giyim üretimine de baktık. G7 ülkelerini de inceledik. En gelişmiş yedi ekonomiden dördü, aynı zamanda en büyük 10 tekstil ihracatçısı ülke arasında yer alıyor. Avrupa Birliği’nin tekstil ve hazır giyim üretim değeri 100 milyar doların üzerinde seyrederken; bu alanda ilk sırada İtalya, ardından Almanya, İspanya ve Fransa geliyor. Örneğin, İtalya’da konfeksiyon yan sanayinin çok güçlü bir pazar olduğunu gördük. Diğer tarafta Almanya var; çok katma değerli işler yapıyorlar. Muhtelif ürün gruplarına baktığımızda üretim verilerine ulaştık. Dokunmamış kumaşta üretici ilk 80 firmayı belirledik. Bu üreticilerin ilk 10’unun aynı zamanda ABD’de de üretim gerçekleştirdiğini gördük. Fransa’da da ciddi bir elyaf üretimi var. Özellikle keten ve kenevir gibi bitkisel elyaflarda üretimlerini artırıyorlar. Aynı şekilde kumaş üretimi de söz konusu. Bu alanları detaylı şekilde inceleyerek ne ürettiklerine, hangi alanlarda uzmanlaştıklarına bakıyoruz. Amacımız, Türkiye’nin bu alanda kendine ne kadar pay alabileceğini ortaya koymak. Bu çalışmaları, raporlar ve çalıştaylar aracılığıyla tekstil firmalarımıza aktararak Avrupa’daki 100 milyar dolarlık pazarın yalnızca %10’unu hedeflemek bile 10 milyar doların üzerinde bir değer anlamına geliyor. Bu çok büyük bir fırsat. Ancak bunun için veriyle ve analizle ilerlemek gerekiyor. Şu anda bu çalışmalar yapılıyor.”
YENİ ALANLARA YATIRIM SABIR GEREKTİRİR
Yaklaşık 10 yıl önce yapılan bir çalışmada, Almanya’daki tekstilcilerin yalnızca yüzde 30’unun geleneksel tekstil kökeninden geldiğini, yüzde 70’inin ise daha önce tekstil üretmeyen firmalardan oluştuğunu gördüklerini ifade eden Ahmet Şişman, “Bu durum, tekstilin sınırlarının değiştiğini ve karbon gibi malzemelerin artık kaputtan rüzgâr türbinine kadar çok farklı alanlarda kullanıldığını gösteriyor. Ancak burada dikkat çekici olan nokta, bu alanların tekstilciler tarafından değil, daha önce başka sektörlerde faaliyet gösteren firmalar tarafından doldurulmuş olması. Yani aslında tekstilcinin yapabileceği işler, bakış açısı değişmediği için başka sektörlere geçmiş durumda. Aynı tablo otomotivde ve suni deri tarafında da görülüyor. Koltukların büyük çoğunluğu artık hakiki deri değil, suni deri olmasına rağmen bu ürünler hâlâ ithal ediliyor. Oysa Türkiye’de bu alanda üretim yapabilecek ciddi bir birikim var. Ancak bu yeni alanlara girmek; sabır, yatırım ve uzun vadeli çalışma gerektiriyor.” dedi.
LİSEDEN TEKSTİL EĞİTİMİ
Tekstil sektöründe karşılaşılan en kritik sorunlardan biri olan nitelikli insan kaynağı probleminin çözümü için de çalışmalara devam edeceklerini vurgulayan Ahmet Şişman, “Son yıllarda bu alanda önemli eğitim projelerini hayata geçirdik. Başarılı öğrencilerin sektöre yönelmesi için çalışmalar yaptık. Asgari ücret seviyesine kadar ulaşan burslar sağladık. Yüksek puanlı öğrencilerin tekstil bölümlerini tercih etmesini teşvik ettik. Eğitim sürecini yalnızca üniversite ile sınırlı tutmadık; meslek lisesinden başlayıp lisans ve lisansüstü eğitime kadar uzanan bütüncül bir yapı kurmayı hedefledik ve bu konuda önemli mesafe kat ettik. Yeni dönemde de iki yıldır üzerinde çalışılan İstanbul Tekstil Meslek Lisesi’ni yeniden yapılandırarak sektöre kazandırdık. Yaklaşık 1.000 öğrenci kapasitesine sahip bu okulda; öğrencilerin staj imkânları, yabancı dil eğitimi ve uluslararası fuar deneyimleriyle desteklenerek sektörün ihtiyaç duyduğu donanımlı insan kaynağının yetiştirilmesini amaçlıyoruz.” ifadelerini kullandı.
AMACIMIZ ÇOK NET: İHRACATÇIMIZIN ÖNÜNDEKİ ENGELLERİ KALDIRACAĞIZ
Texhibition’ı büyüterek Türkiye’yi küresel tekstil ticaretinin merkezlerinden biri hâline getirmek istediklerine değinen Ahmet Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu fuar, mevcut yönetim dönemimizde önemli bir başarı yakaladı ve sektörümüzün gücünü dünyaya göstermesi açısından kritik bir rol üstlendi.
Yeni dönemde hedefimiz, Texhibition’ı daha da geliştirerek uluslararası alanda çok daha güçlü bir marka hâline getirmek. Bununla birlikte, Türk üreticilerin bazı yurt dışı fuarlara kabul edilmemesi gibi yapısal sorunlara da çözüm üretmek zorundayız. Bu noktada, yurt dışında alternatif ve güçlü fuar organizasyonları kurgulayarak, alınamadığımız platformlara rakip etkinlikler oluşturmayı planlıyoruz. Bu konuda uluslararası temaslarımızı gerçekleştirdik, çalışmalarımıza başladık. Amacımız çok net: Türk üreticisine daha fazla pazar açmak, ihracatçımızın önündeki engelleri kaldırmak ve sektörümüzü küresel rekabette daha güçlü bir konuma taşımak. Bu vizyon doğrultusunda kararlılıkla ilerliyoruz.” dedi.