USD/TRY
Döviz Çevirici
TRY
USD
EUR
Hesapla

“Artan fiyatlar akaryakıt tüketimini etkileyecek”

İran savaşıyla tedarikte yaşanan sorunları tüketicilere mümkün olduğunca yansıtmadan üretime devam ettiklerini söyleyen Shell Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem, “Fakat yükselen petrol fiyatları artık tüketime yansıyacak noktaya geldi” diyor.


“Artan fiyatlar akaryakıt tüketimini etkileyecek”

İran savaşı arz güvenliği kaygıları, yükselen emtia fiyatları ve uzayan süreç belirsizlikler dönemine geçişi hızlandırırken, enerji sektörünü her zamankinden daha sert sorularla karşı karşıya bıraktı. 2026 yılı için 65 dolar olarak öngörülen brent petrol fiyatı İran savaşı ve Hürmüz’ün etkisiyle 115 dolarları buldu.

Ekonomist’in 10 - 23 Mayıs 2026 tarihli sayısından

Jeopolitik gerilimler ve Hürmüz Boğazı’nda yaşanan tedarik sorunları enerji fiyatlarını yükseltirken, akaryakıt fiyatlarına da yükseliş olarak yansıdı. Shell Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem, tedarikte yaşanan sorunları tüketicilere mümkün olduğunca yansıtmadan üretime devam ettiklerini söylüyor. Yükselen akaryakıt fiyatlarının artık tüketimi etkileyecek noktaya geldiğini anlatan Ahmet Erdem, sorularımızı şöyle yanıtladı:

“Anlaşma imzalandı, LNG temin edeceğiz”
“Sıvılaştırılmış doğal gazın, yani gemiyle nakliye edilen doğal gazın ithalatında Türkiye çok önemli adımlar attı. Eskiden iki tane gazlaştırma tesisi varken, üç tanede yüzer tesis temin edildi. Biri Aliağa’da, biri Saroz’da, diğeri Dörtyol’da. Türkiye LNG ithal etme kapasitesini yaklaşık beş katına çıkardı. Bu da kaynak çeşitlendirme açısından çok önemli oldu. BOTAŞ, ihale yöntemiyle en uygun şartlarda çalışabileceği şirketlerle anlaşma yoluna gidiyor. Shell olarak Türkiye’ye LNG temin etmek için iki önemli anlaşma imzaladık. Bu sene itibarıyla ülkemizin enerji güvenliğine katkıda bulunan önemli bir iş olarak devreye girmiş olacak.”

2026 yılına hangi hedeflerle girdiniz? İran savaşıyla Hürmüz’ün kapanma sürecinin ilk etkilerini değerlendirir misiniz?
2026 başlangıcımız aslında ocak-şubat aylarında gayet başarılıydı. Planlarımızla paralel, hatta planların biraz üzerinde bir iş performansı gördüğümüz iki ay oldu. Mart ayında bu krizin etkileri görünür oldukça biraz etkilenme gördük. Şu anda Türkiye’deki operasyonlarımıza baktığımız zaman, akaryakıt ve madeni yağ işimizde ciddi bir maliyet artışı görüyoruz. Ürün fiyatlarından kaynaklanan maliyet artışı bizim operasyonlarımız için dezavantaj yaratıyor. Sektör açısından bakınca da ürün fiyatının artması; iskontolar, finansman maliyetleri, kredi kartı maliyetleri gibi yüzdesel maliyetlerin çok hızlı yükselmesi anlamına geliyor. Öte yandan madeni yağ operasyonumuzda ise baz yağ ve çeşitli katkı maddeleri de bu durumdan etkileniyor. Bunu tüketicilere ve müşterilere mümkün olduğunca yansıtmadan üretim ve tedarike devam ediyoruz. Bu noktada Derince sadece Türkiye için değil; buradan 80 ülkeye Shell ürünleri üretilip gönderiliyor. Burası bizim için bir üretim ve ihracat merkezi. Dolayısıyla global ölçekte de kritik bir rolü var. Orada bir aksama olmaması için elimizden geleni yapıyoruz. Ama süreç uzarsa risk olabilir.

Peki akaryakıt tüketiminde etki nasıl?
Açıkçası şu ana kadar, tüketimde çok ciddi bir gerileme görmedik. Ama fiyatlar bu seviyelerde kaldıkça tüketici taleplerinde bir kırılma veya azalma görmemiz kesin. Çünkü fiyat hassasiyeti artık etkilenmeye başlayacak noktaya geldi.

Tedarik zincirinde bir kırılmanın diğer etkilerinden söz eder misiniz?
Hürmüz’den dolayı global olarak tedarik zincirinde kırılma tabii var. Doğal gazın, petrolün yaklaşık yüzde 25’i dünya üretiminde çok önemli bir paya sahip. Buna yalnızca doğal gaz veya petrol diye bakmamak lazım. Bunların yan ürünleri de birçok sektörün girdisi. Petrokimya, otomotiv, deterjan, temizlik ürünleri, boya, inşaat malzemeleri, ilaç, gıda, tekstil… Bunların hepsinde petrol ürünü girdisi var. Doğal gaz için de benzer şekilde birçok alan var; gübreden başlayarak. Bu dönemde dünyada önce fiyat olarak başlayan, Asya tarafında ürün sıkıntısı olarak da kendini gösteren ciddi sorunlar var. Kuzey yarım kürede araç kullanımının arttığı döneme giriyoruz; bunun etkisi olacak. Savaş bugün bitse, barış anlaşmaları imzalansa bile, bunun etkilerini tüm dünyada hissetmeye devam edeceğiz. Çünkü güvenlik nedeniyle durmuş tesisler var. Depolayacak alanı olmayan ve hasar gören tesisler var. Bunlar düğmeye basınca hemen çalışacak tesisler değil. Hasar gören tesislerin yeniden devreye alınması, ikmalin normale dönmesi, piyasaların dengelenmesi zaman alacaktır.

Petrol fiyatlarındaki artışın enflasyona etkisi elbette olacak. Bu Shell’in hedef rakamlarında nasıl bir değişikliğe sebep olur?
Yapıyoruz elbette. Hangi üründe ne tür bir artış olacak, maliyetlerimiz nasıl değişecek diye çalışıyoruz. Şu an için biraz daha önümüzü görmemiz lazım. Süreçte işler normalize olacak mı, böyle devam ederse ne olur? diye farklı senaryolar üzerinden çalışıyoruz. Ama bu işin kuralı maalesef öngörülemezlik ve belirsizlik oldu.

Süreç sizin yatırım hedeflerinizi nasıl etkiledi?
Enerji sektörünün şöyle bir özelliği var ki çok uzun vadeli ve büyük maliyetli yatırımlar. Yapımı uzun sürüyor, getirisi de uzun vadede oluşuyor. Dolayısıyla bugünkü duruma bakıp özellikle Türkiye yatırımlarımızı ertelemek veya iptal etmek gibi bir durum söz konusu değil. Normal işimize devam ediyoruz.

Yatırım ajandanızda neler var?
Türkiye’de geniş bir akaryakıt istasyonu şebekemiz var. Türkiye dinamik bir ülke; ulaşım altyapısı, şehirlerin gelişmesi, uydu şehirler, araç parkının genişlemesi söz konusu. Müşterilerimizin bize ihtiyaç duyduğu yerlerde olmak amacıyla istasyon şebekesine yatırım yapmaya devam ediyoruz. Bunun yanında elektrikli şarj yatırımlarımız var. İstasyonlarımızda ve istasyon dışında bazı noktalarda yatırımlar yapıyoruz. TOGG’un şarj şirketi Trugo ile bir iş birliğimiz var. 900’ün üzerinde şarj noktamız var ve bu yatırımlar devam edecek. Derince ise önemli bir üretim merkezi. O özelliğini koruması ve güçlendirmesi için üretim teknolojilerine, otomasyona, dijitalleşmeye sürekli yatırım yapılıyor. Shell ekosistemi içinde de Derince çok önemli. Akdeniz havzasındaki en büyük üretim tesisi, tek gres üretim tesisi ve madeni yağda da en büyük tesislerden biri. Bunun haricinde Türkiye Petrolleri (TPAO) ile ortak olduğumuz alanlar var. Bulgaristan’da Shell’in lisans sahibi olduğu bir açık deniz parseline TPAO ortak olarak dahil olacak. Şu anda Bulgar makamlarının izin sürecindeyiz. Normal prosedür devam ediyor. Bulgaristan’da daha kuzeyde bir parsel var. Shell o ihaleyi kazanmıştı. TPAO da oraya ortak olarak girecek. Beraber arama çalışması yürüteceğiz. Belki bir ortak daha gelecek.

2026 ajandasında önceliklendirdiğiniz işler neler?
Bunlar birbirinden ayrı iş kolları gibi görünse de Türkiye’de önceliğimiz bu uzun süreli ortaklığı daha ileriye taşımak. Ülkemizin gelişimine ve enerji güvenliğine katkıda bulunmak istiyoruz. Shell & Turcas ortak girişim şirketimiz var; istasyonlar ve madeni yağ tarafı burada. İstasyon şebekemizi büyütmeye devam ediyoruz. İstasyonlar artık eski istasyonlar gibi değil. Örneğin Shell Türkiye’de en fazla kahve satışı olan dördüncü zincirlerden biri. İstasyonlardaki dönüşüm çok hızlı ilerliyor. Bu alanda sektöre önderlik etmeye devam edeceğiz. Diğer bir öncelik de mevcut işlerimizde büyümek, geliştirmek ve yeni ürünler getirmek.

Türkiye’de akaryakıt dağıtım sektöründe dönem dönem satın alma ve birleşmeler görüyoruz. Shell’in bu anlamda bir planlaması ya da niyeti var mı?
2000’lerin başında bizim istasyon şebekemiz yaklaşık 600 istasyon kadardı ve yeterli değildi. Müşteri tercih oranı yüzde 35’in üzerindeydi ama pazar payımız bunun yarısından bile azdı. Sorun erişebilmekti. Shell Turcas ortak girişim şirketiyle istasyon sayısını 600’den bin 200’e çıkardık. Yeni gelen 600 istasyon ile de ciddi bir satış artış yakaladık. Çünkü bugün ortalama bir Shell istasyonu, Türkiye’deki ortalama istasyon satışının 2,5 katı kadar satış yapabiliyor. Şu anda o günden bu yana daha çok organik olarak büyüyoruz. İstasyonlarla olan anlaşmaların yapısı da yıllar içinde değişti. Beş yıllık dönemlerle istasyon sahipleri ve bayiler kendi tercihleri doğrultusunda şirketlerle görüşüyor. Bizim çok büyük bir kırılma beklentimiz yok. Ama ihtiyacımız olan noktalarda yeni istasyonlara erişmek için çalışıyoruz.

“Jet yakıtında Türkiye’de sıkıntı yok”
“Türkiye’nin gaz anlaşmalarının yenilenmesi ve çeşitlenmesi gündeme gelince farklı şirketlerle yeniden anlaşmalar yapıldı. Bence enerji çeşitlemesi stratejik olarak da gayet yerinde. Bugün birçok ülkede jet yakıtı ikmalinde, motorinde sıkıntılar var. Ama Türkiye’de öyle bir şey yok.”

0

EKONOMİST YENİ SAYI
Ekonomist Dergisini takip etmek için abone olun.
ABONE OL