USD/TRY
Döviz Çevirici
TRY
USD
EUR
Hesapla

Londra’dan İstanbul’a uzanan bir lezzet hikayesi

Londra’dan İstanbul’a uzanan Burger & Lobster, Atlantik ıstakozunu Türk gastronomi tutkunlarıyla buluşturuyor. Burger ve ıstakozu aynı sofrada bir araya getiren marka, İstanbul’u Avrupa’daki ilk restoranına ev sahipliği yapan stratejik bir merkez olarak konumlandırıyor.

Londra’dan İstanbul’a uzanan bir lezzet hikayesi

Bazı markalar vardır, menülerinden çok bir fikirle akılda kalır. Burger & Lobster da onlardan biri. Hikayesi 2011 yılında Londra’da bir araya gelen dört okul arkadaşının, “Bir restoran, yalnızca iki lezzeti mükemmelleştirmeye odaklansa nasıl olurdu?” gibi basit  ama iddialı bir sorusuyla başladı. Cevap, adını iki ana ürününden alan ve zamanla uluslararası bir markaya dönüşen Burger & Lobster oldu.

Markanın global CEO’su Dino Sura, bu yaklaşımı şöyle anlatıyor: “Herkese her şeyi sunmaya çalışmak yerine, tüm enerjimizi en kaliteli etlerden hazırlanan burgerlere ve doğal ortamında avlanan Atlantik ıstakozuna odaklıyoruz.” 

Londra’dan İstanbul’a uzanan bir lezzet hikayesi-1

Bu sadelik, markanın kimliğini oluştururken lüks kavramına getirdiği yorum da büyüme yolculuğunun temel taşlarından biri oldu. Sura’ya göre amaç, ayrıcalıklı ama rahat, kaliteli ama gösterişten uzak bir deneyim sunmak. Istakozun kıskaçlarını kırmak, kadehleri tokuşturmak ve yemeğin tadını özgürce çıkarmak da bu anlayışın bir parçası.

Bugün Londra, Brighton ve New York gibi şehirlerin yanı sıra Asya pazarlarında da faaliyet gösteren Burger & Lobster, Türkiye’ye YKT Global çatısı altındaki YKT Gıda yatırımıyla giriş yaptı. İstanbul Zorlu Center’da 7 Eylül’de açılan restoran, markanın dünya genelindeki 21’inci restoranı ve Avrupa kıtasındaki ilk şubesi olarak konumlanıyor. Böylece İstanbul, markanın Asya ve Orta Doğu’dan Avrupa’ya uzanan büyüme stratejisinde önemli bir durak haline geliyor.

Bir öğrencilik anısından yatırıma

Bu yatırımın arkasında ticari bir fırsatın yanı sıra kişisel bir öykü de var. YKT Gıda CEO’su Emir Yakut, Burger & Lobster’la Londra’da öğrencilik yıllarında tanışmış. Markanın Mayfair’deki ilk restoranında deneyimlediği atmosfer ve farklı ürünleri aynı çatı altında buluşturan yaklaşım, yıllar sonra Türkiye’ye taşıyacağı bir fikre dönüşmüş.

Londra’dan İstanbul’a uzanan bir lezzet hikayesi-2

Yakut, markaya duyduğu ilgiyi şu sözlerle ifade ediyor: “Beni en çok etkileyen şey yemekler kadar, markanın yarattığı duyguydu.” Farklı yaş gruplarından ve kültürlerden insanları aynı masada buluşturabilmesi, ona göre Burger & Lobster’ı özel kılan unsurların başında geliyor.
İstanbul seçimi de bu bakış açısıyla şekillenmiş. Gastronomi kültürü güçlü, uluslararası ziyaretçi trafiği yüksek ve dinamik bir şehir olan İstanbul’da doğru lokasyonu bulmak, yatırımın en önemli adımlarından biri olmuş. Zorlu Center ise markanın atmosferini ve premium konumlandırmasını yansıtabilecek bir adres olarak öne çıkmış.

Yakut, yatırımı tek bir restoranın açılışından ibaret görmediklerini özellikle vurguluyor. “Zorlu Center’da ortaya koyduğumuz anlayışın, İstanbul’da ve ilerleyen dönemde hedeflediğimiz diğer lokasyonlarda da örnek alınacak bir standart oluşturmasını istedik” diyor. Bu yaklaşım, büyüme hızından çok deneyimin niteliğine odaklanan bir stratejinin işareti.

Ulaşılabilir lüksün dengesi

Restoran ve yeme - içme sektörünün maliyet baskılarıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde premium bir uluslararası markayı Türkiye’ye taşımak, elbette dikkatli bir planlama gerektiriyor. YKT Gıda’nın yaklaşımı, ürün kalitesini ve hizmet standardını korurken fiyat ile deneyim arasında sürdürülebilir bir denge kurmak.

Yakut’a göre “ulaşılabilir lüks”, yalnızca kaliteli ürün sunmakla sınırlı kalmıyor; misafirlerin kendilerini özel hissettikleri, keyif aldıkları ve yeniden yaşamak istedikleri bir deneyim yaratmayı da kapsıyor. 

Sura da Türkiye pazarının potansiyelini benzer bir perspektiften değerlendiriyor. Genç ve kentli nüfus, uluslararası ziyaretçiler ve dünya mutfaklarına açık tüketiciler, İstanbul’u marka açısından cazip kılan unsurlar arasında. Ayrıca Türk yemek kültüründeki paylaşma ve sosyalleşme geleneğinin Burger & Lobster’ın rahat ve canlı atmosferiyle örtüştüğünü düşünüyor.

Sura,  “Bir pazara ancak doğru iş ortağını ve doğru lokasyonu bulduğumuzda giriyoruz. Türkiye’de ise her ikisini de bulduk” diyor. 

Bakü de gündemlerinde

YKT Gıda ile Burger & Lobster arasındaki iş birliği, yerel pazar bilgisiyle uluslararası marka deneyimini bir araya getiriyor. Türkiye için oluşturulan master franchise modeli kapsamında YKT Gıda yerel yatırım ve operasyonları üstlenirken Burger & Lobster global marka kimliğini, kalite standartlarını, eğitim süreçlerini ve tedarik uzmanlığını sağlıyor.

Bu iş birliğinin en dikkat çekici başlıklarından biri de Atlantik ıstakozunun tedariki. Sura, Kanada’dan doğal ortamında avlanan ıstakozun ithalatının sıkı düzenlemeler nedeniyle zorlu bir süreç olduğunu belirtiyor. Bu sürecin başarıyla yönetilmesi, markanın kalite standartlarını Türkiye’de de koruma hedefi açısından kritik önem taşıyor.

Büyüme planları ise İstanbul’la sınırlı kalmayacak. Yakut, önümüzdeki iki yıl içinde İstanbul’un iki önemli lokasyonunda daha restoran açmayı planladıklarını söylüyor. Bakü de YKT Global’in gündemindeki pazarlar arasında. Bununla birlikte her yeni adresin markanın kimliğine, operasyonel gerekliliklerine ve misafir deneyimine uygun olması öncelik taşıyor.

Burger & Lobster’ın İstanbul yolculuğu yalnızca yeni bir uluslararası markanın Türkiye pazarına girişi olarak okunmamalı. Aynı zamanda kişisel bir marka tutkusunun uzun vadeli yatırıma dönüşmesini, küresel bir iş modelinin yerel dinamiklerle buluşmasını ve büyümenin doğru lokasyonlarla, tutarlı bir deneyimle şekillenmesini anlatıyor.

0

EKONOMİST YENİ SAYI
Ekonomist Dergisini takip etmek için abone olun.
ABONE OL