USD/TRY
Döviz Çevirici
TRY
USD
EUR
Hesapla

“Önceliğimiz Tekfen ile OYAK’ın sinerjisi olacak”

OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş geçtiğimiz hafta resmen Tekfen yönetim kurulu başkanlığı görevini de üstlendi. Türkiye’nin iki köklü kurumuna liderlik eden Yalçıntaş, “Tekfen’de önceliğimiz OYAK ile sinerji fırsatlarını değerlendirmek olacak” diyor.

“Önceliğimiz Tekfen ile OYAK’ın sinerjisi olacak”

Türkiye’nin köklü iki kurumu OYAK ve Tekfen artık ortak hareket edecek. Bilindiği gibi OYAK, Tekfen Holding’in yüzde 42’sinin sahibi oldu. OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş geçtiğimiz hafta resmen Tekfen Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini de üstlendi.

Ekonomist’in 19 - 29 Ağustos 2026 tarihli sayısından

Türkiye’nin köklü kuruluşlarından iki kuruma liderlik ederken yol haritasını ve ajandasındaki öncelikli konu başlıklarını ilk kez Ekonomist’e anlatan Yalçıntaş, Tekfen’de önceliklerinin hızlı ve mekanik bir entegrasyon değil, OYAK portföyüyle oluşabilecek sinerji fırsatlarını gerçekçi biçimde değerlendirmek olarak ifade ediyor. Murat Yalçıntaş, Tekfen’deki yeni yapılanma sürecini ve OYAK’ın önümüzdeki süreçte hedeflerine dair sorularımızı şöyle yanıtladı:

“Uyumu güçlendirmeye çalışıyorum”

OYAK’ta Genel Müdür olarak bir yılınız doldu. Geçen süreci değerlendirir misiniz?
Yaklaşık bir yıllık döneme baktığımda, öncelikle OYAK’ın çok güçlü bir kurumsal mirasa ve çok değerli bir portföye sahip olduğunu söylemek isterim. Böyle bir yapıda genel müdür olarak görev yapmak, yalnızca şirketleri yönetmek değil; 500 binden fazla üyemizin birikimine, beklentisine ve güvenine karşı sorumluluk taşımak anlamına geliyor. İlk dönemde önceliğimiz portföyü daha bütüncül görmek, şirketlerin performansını daha yakından izlemek, nakit üretimini ve bilanço dayanıklılığını güçlendirmek, sermaye tahsis süreçlerinde daha seçici ve disiplinli bir yaklaşımı kurumsallaştırmak oldu. Çok sektörlü gruplarda en önemli meselelerden biri, her şirketin kendi gündemini yönetirken grubun genel stratejik yönüyle de uyumlu hareket etmesidir. Biz bu uyumu güçlendirmeye çalışıyoruz.

Öncelikle 2026’yı ciro, ihracat, yatırım ve halka arz hedefleri açısından nasıl kapatmayı planlıyorsunuz?
2026 bizim açımızdan yalnızca büyüme rakamlarına odaklandığımız bir yıl değil; portföyümüzün dayanıklılığını, nakit üretimini ve sermaye disiplinini daha da güçlendirdiğimiz bir dönem. OYAK, bugün çok büyük bir ölçeği yönetiyor. 2025’i 1,679 trilyon TL toplam varlık, 773,3 milyar TL hasılat ve 6,4 milyar dolar ihracatla kapattık. Bu büyüklük bize önemli bir hareket alanı sağlıyor. Ancak aynı zamanda daha dikkatli, seçici ve uzun vadeli karar alma sorumluluğu da yüklüyor. Bu nedenle 2026’yı, Vizyon 2030’a giden yolun sağlamlaştırıldığı bir eşik olarak görüyoruz. 2030 yılında 60 milyar dolarlık varlık büyüklüğüne ulaşma hedefimiz doğrultusunda, güçlü nakit üretimi, sermaye verimliliği ve finansal dayanıklılık odağında hareket ediyoruz. Altyapı, enerji, yüksek teknoloji, lojistik ve madencilik ekseninde şekillenen portföy mimarimizle büyümenin yalnızca miktarını değil, kalitesini de artırmayı hedefliyoruz. İhracat tarafında güçlü konumumuzu korumayı ve ürün karmamızı daha katma değerli hale getirmeyi önemsiyoruz. OYAK’ın ihracatı bugün 6,4 milyar dolar seviyesinde. Önümüzdeki dönemde hedefimiz, yalnızca daha fazla pazara satış yapmak değil; kalıcı müşteri ilişkileri kurmak, yüksek katma değerli ürünlerin payını artırmak ve mevcut şirketlerimizin uluslararası rekabet gücünü daha da geliştirmek.

Grubun bu süreçte en önemli adımlarından biri ve sizin başkan olduğunuz Tekfen Holding hisse alımını değerlendirir misiniz? Bu satın almanın temel hedefi nedir?
Bu yıl portföyümüz açısından önemli başlıklardan biri de Tekfen oldu. Tekfen’i yalnızca bir satın alma işlemi olarak değil; OYAK’ın önümüzdeki dönem stratejik öncelikleriyle örtüşen bir kabiliyet kazanımı olarak değerlen diriyoruz. Tekfen’in mühendislik-taahhüt, tarımsal sanayi ve yatırım alanlarındaki tecrübesi; bizim enerji, altyapı, tarım, lojistik ve sanayi odağımızla güçlü biçimde kesişiyor. Önümüzdeki dönemde önceliğimiz, Tekfen’in mevcut birikimini koruyarak verimliliğini artırmak, OYAK portföyüyle oluşabilecek sinerji alanlarını doğru yönetmek ve bu yapıyı uzun vadeli değer üretimi perspektifiyle daha güçlü bir zemine taşımak olacak.

OYAK, Tekfen Holding’in yüzde 42’sinin sahibi oldu. Tekfen’de atılacak adımlardan söz eder misiniz?
Biz Tekfen yatırımını yalnızca bir hisse alımı veya kısa vadeli finansal işlem olarak görmüyoruz. Elbette her yatırımda finansal büyüklük, işlem koşulları ve değerleme önemlidir; ancak bizim açımızdan daha belirleyici olan konu, bu yatırımın OYAK’ın uzun vadeli büyüme stratejisine ve 2030 vizyonuna nasıl katkı sağlayacağıdır. Vizyon 2030 kapsamında OYAK’ın portföy mimarisi; güçlü nakit üretimi, sermaye verimliliği, finansal dayanıklılık, seçici büyüme ve portföy dönüşümü üzerine şekilleniyor. Tekfen’in OYAK bünyesine katılımını da bu stratejik yol haritasında atılmış somut ve anlamlı bir adım olarak değerlendiriyoruz. Tekfen, Türkiye’nin köklü kuruluşlarından biri. Yaklaşık 70 yıllık kurumsal geçmişi, mühendislik-taahhüt tarafındaki uluslararası birikimi, tarımsal sanayideki güçlü konumu, limancılık, lojistik ve yatırım başlıklarında taşıdığı yetkinliklerle önemli bir değer. Bu özellikleri, OYAK’ın enerji, altyapı, tarım, lojistik ve sanayi odağıyla birlikte düşündüğümüzde anlamlı bir stratejik kesişim ortaya çıkarıyor. Bu nedenle Tekfen’de önceliğimiz hızlı ve mekanik bir entegrasyon değil; önce Tekfen’i doğru anlamak, mevcut kurumsal hafızasını ve güçlü yönlerini korumak, verimlilik alanlarını tespit etmek ve OYAK portföyüyle oluşabilecek sinerji fırsatlarını gerçekçi biçimde değerlendirmek olacak.

Önümüzdeki süreçte stratejik olarak yeni satın almalar planlıyor musunuz?
OYAK olarak büyüme yaklaşımımızın temelinde uzun vadeli değer yaratacak, güçlü nakit akışı sağlayacak ve portföyümüzü tamamlayacak yatırımlara odaklanmak yer alıyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde satın alma fırsatlarını elbette değerlendireceğiz. Ancak temel kriterimiz, bu yatırımların üyelerimize sürdürülebilir getiri sağlaması ve OYAK’ın uzun vadeli stratejisiyle uyumlu olmasıdır. Özellikle altyapı, enerji, lojistik, madencilik, yüksek teknoloji, savunma sanayiine temas eden çift kullanımlı teknolojiler ve sanayide dönüşümü destekleyen sektörleri yakından takip ediyoruz. Bunun yanında mevcut şirketlerimizin verimliliğini artıracak, teknolojik yetkinliklerini güçlendirecek ve uluslararası rekabet gücünü yükseltecek fırsatlara da bakıyoruz.

Büyümede satın alma yoluyla ilerlemeye devam mı edeceksiniz?
Büyümeyi sadece şirket satın alma olarak görmüyoruz. Gerektiğinde uluslararası yatırımcılarla stratejik ortaklıklar kurmayı, ortak yatırım modelleri geliştirmeyi, fon yapıları içinde yer almayı ve küresel iş birliklerini artırmayı da kalıcı ve sürdürülebilir büyümenin araçları arasında değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde enerji ve altyapı başta olmak üzere bazı ortaklık modelleri üzerinde çalışıyoruz. Süreçler olgunlaştıkça ve kamuoyuyla paylaşılabilir hale geldikçe gerekli açıklamaları yapacağız. Bizim için önemli olan, hızlı görünmek değil; doğru zamanda, doğru ortakla ve doğru sermaye disipliniyle ilerlemek.

Yeni halka arzların gündeminizde olduğunu açıkladınız. Halka arz sürecinde hangi iştirakler öncelikli olacak? Bu süreçte nasıl bir yol haritası izliyorsunuz?
Halka arz konusunda temel yaklaşımımız çok net: Her şirketi aynı takvimle ve aynı mantıkla sermaye piyasalarına taşımak doğru olmaz. Öncelikli olarak olgunluk seviyesine ulaşmış, sürdürülebilir büyüme potansiyeli bulunan, nakit üretimi güçlü, kurumsal yönetişim altyapısı gelişmiş ve sermaye piyasası disipliniyle daha hızlı değer yaratabilecek iştirakleri değerlendiriyoruz. Bu nedenle halka arz sürecini yalnızca ‘hangi şirket ne zaman borsaya gelir?’ sorusu üzerinden okumamak gerekir. Bizim açımızdan asıl konu, şirketlerin halka arza hazır hale gelmesi. Finansal raporlama kalitesi, şeffaflık, bağımsız yönetim mekanizmaları, iç kontrol, risk yönetimi, sürdürülebilirlik performansı, yatırımcı iletişimi ve büyüme hikâyesi bu hazırlığın önemli parçalarıdır. Halka arzların OYAK portföyü açısından iki yönlü katkı üretmesini bekliyoruz. Birincisi, ilgili şirketin sermaye yapısını güçlendirmesi ve büyüme finansmanına erişimini artırması. İkincisi, portföyümüzde oluşan değerin daha görünür hale gelmesi. Bu çerçevede 2030 vizyonumuz kapsamında Türkiye ve yurt dışında gerçekleştirilecek halka arzlarla, sermaye piyasalarındaki portföy büyüklüğünün en az yüzde 50 oranında artırılması hedefleniyor.

Peki şu an hangi şirketler halka arz hazırlığında?
İştirak ismi konusunda süreçler netleşmeden erken bir açıklama yapmayı doğru bulmam. Çünkü halka arz; piyasa koşulları, şirket hazırlığı, regülasyon süreci ve yatırımcı iştahı birlikte değerlendirilerek ilerleyen bir süreç. Ancak şunu söyleyebilirim: Halka arz gündemimiz, kısa vadeli kaynak yaratma ihtiyacından değil, şirketlerimizi daha kurumsal, daha şeffaf, daha rekabetçi ve daha ölçeklenebilir hale getirme hedefinden besleniyor. Bizim için başarılı bir halka arz, sadece talep toplama döneminde yüksek ilgi görmek değildir. Başarılı halka arz; halka arz sonrasında da yatırımcısına güven veren, büyüme planını yerine getiren, kurumsal standartlarını yükselten ve OYAK’ın uzun vadeli değer üretme hedefiyle uyumlu şekilde ilerleyen şirket yaratmaktır.

OYAK’ta önümüzdeki dönemde en yüksek büyüme potansiyelini hangi sektörlerde görüyorsunuz?
OYAK’ın portföyüne baktığınızda çok sektörlü bir yapı görüyorsunuz ancak bizim için mesele yalnızca sektör çeşitliliği değil, bu portföyün uzun vadeli değer üretme kapasitesidir. Önümüzdeki dönemde büyüme potansiyelini özellikle enerji, altyapı, yüksek teknoloji, lojistik ve madencilik ekseninde görüyoruz. Bu alanlar hem dünyadaki dönüşümle hem de OYAK’ın 2030 vizyonuyla doğrudan örtüşüyor.

Enerji, artık sadece bir maliyet kalemi değil; üretim güvenliği, sanayi rekabetçiliği ve arz sürekliliği açısından stratejik bir başlık. Altyapı ise uzun vadeli ve öngörülebilir nakit akışı üreten, üyelerimize sürdürülebilir değer yaratma kapasitesi taşıyan bir alan. Yüksek teknolojiye ise yalnızca yeni bir yatırım başlığı olarak değil, mevcut şirketlerimizin verimliliğini, rekabetçiliğini ve dönüşüm kapasitesini artıracak bir kaldıraç olarak bakıyoruz.

2030 vizyonumuzda sektörel çeşitlenmenin yanında bölgesel çeşitlenme de önemli bir yer tutuyor. Afrika, Orta ve Doğu Asya ile Körfez bölgesi gibi alanları yalnızca yeni pazarlar olarak değil; enerji, altyapı, madencilik, lojistik, yüksek teknoloji ve sanayi iş birlikleri bakımından uzun vadeli değer yaratabilecek coğrafyalar olarak değerlendiriyoruz. Satın alma ve birleşme tarafında da yaklaşımımız çok net: Bizim için büyüme, her fırsata bakmak değil; doğru fırsatı, doğru zamanda ve doğru sermaye disipliniyle değerlendirmek demek. Stratejik uyum, nakit üretimi, bilanço dayanıklılığı, yönetilebilir risk ve üyelerimize uzun vadeli katkı bizim temel kriterlerimiz. Bu kriterleri karşılayan alanlarda organik büyüme, ortaklık, satın alma veya birleşme dahil farklı modelleri değerlendirebiliriz.

Satın almanın yanı sıra çıkış yapacağınız işler var mı?
Bir taraftan mevcut portföyümüzü güçlendirip verimliliği artırırken, diğer taraftan da fırsatları yakından izliyoruz. Satın alma, ortaklık veya stratejik çıkış dahil olmak üzere portföy optimizasyonu araçlarını, OYAK’ın uzun vadeli değer üretme hedefiyle uyumlu oldukları ölçüde değerlendirmeye devam edeceğiz. Amacımız hızlı ve dağınık büyüme değil; daha seçici, daha verimli, daha dayanıklı ve fırsatları doğru zamanda değerlendirebilen bir büyüme mimarisi kurmak. Dünya genelinde savunma sanayii, enerji güvenliği ve kritik ham maddeler yeniden stratejik önem kazandı. Bu küresel dönüşüm

OYAK’ın uzun vadeli yatırım stratejisini nasıl şekillendiriyor?
Bugün dünyada güvenlik, enerji ve sanayi politikaları birbirinden ayrı başlıklar olmaktan çıktı. Savunma sanayiinde kullanılan bir malzeme, enerji üretimindeki bir teknoloji, kritik bir maden veya lojistik hattındaki bir kırılma, artık doğrudan ülkelerin ekonomik ve stratejik dayanıklılığını etkiliyor. Bu tablo OYAK açısından çok önemli. Çünkü bizim portföyümüz zaten maden-metalürji, enerji, çimento, kimya, otomotiv, lojistik ve finans gibi reel sektörün temel alanlarında güçlü bir konuma sahip. Bu alanlar bugün sadece ticari sektörler değil; aynı zamanda stratejik dayanıklılık başlıklarıdır. Özellikle kritik ham maddeler ve madencilik tarafında dünyanın daha seçici hale geldiğini görüyoruz. Ülkeler artık sadece ham maddeye erişimi değil, bu ham maddenin işlenmesini, değer zincirine katılmasını ve güvenilir tedarik yapıları içinde değerlendirilmesini önemsiyor. OYAK’ın maden-metalürji tecrübesi burada güçlü bir avantaj sağlıyor. Enerji güvenliği de benzer şekilde uzun vadeli yatırım kararlarımızda belirleyici olacak. Üretim yapan bir grup olarak enerji maliyeti, arz sürekliliği ve karbon dönüşümü bizim için yalnızca çevresel gündem değil, doğrudan rekabetçilik meselesidir. Bu nedenle uzun vadeli stratejimizde daha dayanıklı, daha verimli, daha iyi nakit üreten ve stratejik dönüşümlere daha hazırlıklı bir portföy yapısı kurmaya odaklanıyoruz.

Grubun ihracatı hangi noktada?
2025 yılında OYAK Grup şirketleri 6,4 milyar dolar ihracat gerçekleştirdi. Bu rakam, Türkiye’nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 2,3’üne karşılık geliyor. Bu bizim için yalnızca bir büyüklük göstergesi değil; OYAK şirketlerinin uluslararası pazarlarda rekabet edebildiğini ve Türkiye’nin ihracat kapasitesine anlamlı katkı sunduğunu gösteren önemli bir veri. İhracatta yalnızca pazar sayısını artırmayı değil, ürün karmasını iyileştirmeyi, katma değeri yükseltmeyi ve kalıcı müşteri ilişkileri kurmayı önemsiyoruz. OYAK’ın 2030 vizyonunda ihracatın 10 milyar dolar seviyesine çıkarılması hedefleniyor. Bu hedefe daha nitelikli, daha sürdürülebilir ve daha katma değerli bir ihracat yapısıyla ulaşabiliriz.

Hangi rotalara odaklanılacak? Hedef pazarlardan söz eder misiniz?
Coğrafi çeşitlenmeyi kontrolsüz bir yayılma olarak değil; mevcut kabiliyetlerimizi doğru pazarlarda ölçeklemek, teknoloji ve sermaye ekosistemleriyle daha nitelikli temas kurmak ve sürdürülebilir pazar payı oluşturmak olarak görüyoruz. Avrupa’daki güçlü operasyonel varlığımızı korurken, Amerika, Körfez, Afrika ve Orta/Doğu Asya gibi bölgelerde farklı önceliklerle büyüme fırsatlarını takip ediyoruz.

“Önümüzdeki dönemde büyüme potansiyelini özellikle enerji, altyapı, yüksek teknoloji, lojistik ve madencilik ekseninde görüyoruz. Bu alanlar hem dünyadaki dönüşümle hem de OYAK’ın 2030 vizyonuyla doğrudan örtüşüyor.”

Son dönemde OYAK’ın satın alma hamleleri

  • Tekfen Holding: Şirketin yüzde 42,8 oranındaki hissesi OYAK iştiraki ON Investment B.V. tarafından devralındı ve yönetiminde OYAK dönemi başladı.
  • Haggblom: OYAK bünyesindeki Miilux OY, madencilik ekipmanları ve servis alanında faaliyet gösteren İsveç merkezli köklü şirket Haggblom’u satın aldı.
  • Sagra: Gıda sektörüne yönelik yatırımlar kapsamında Sagra, OYAK bünyesine katıldı.
  • TotalEnergies Türkiye: Akaryakıt ve enerji alanındaki operasyonlar kapsamında Demirören bünyesindeki akaryakıt operasyonları OYAK tarafından devralındı.

Rakamlarla OYAK

  • Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK), 1 Mart 1961 tarihinde kuruldu.
  • Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının yardımlaşma ve emeklilik fonu olarak faaliyet gösteren OYAK, bugün 500 bini aşkın üyeye sahip.
  • Bu yıl 65. yaşını kutlayan OYAK bünyesindeki 140’ın üzerinde şirket, 38 bini aşan çalışanla 24 ülkede faaliyet gösteriyor.
  • 2025 yılında OYAK Grup şirketleri 6,4 milyar dolar ihracat gerçekleştirdi. Bu rakam, Türkiye’nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 2,3’üne karşılık geliyor.
  • Grup 2025’i 1,679 trilyon TL toplam varlık, 773,3 milyar TL hasılatla kapattı.

“6 kıtada 24 ülkede faaliyetteyiz”
“Bugün 24 ülkede, 6 kıtada faaliyet gösteriyoruz. Uluslararası operasyonlarımızın önemli bir bölümü Avrupa’da yoğunlaşıyor. Bunun yanında Hindistan, Çin ve farklı coğrafyalarda da üretim, yatırım ve ticari varlığımız bulunuyor. Önümüzdeki dönemde yurt dışı büyüme stratejimizde temel yaklaşımımız, her yere yayılmak değil; seçici pazarlarda derinleşmek ve coğrafi çeşitliliği daha dengeli hale getirmek olacak.”

0

EKONOMİST YENİ SAYI
Ekonomist Dergisini takip etmek için abone olun.
ABONE OL