Günümüzde iklim değişikliği, doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir büyüme, şirketlerin çevresel sorumluluklarından öte, operasyonel dayanıklılıklarını da doğrudan etkileyen konular arasında yer alıyor. Özellikle su ve enerji gibi kritik kaynaklar üzerindeki baskının artması, şirketlerin üretimden ürün geliştirmeye kadar tüm süreçlerini yeniden değerlendirmesini gerekli kılıyor. Artık sürdürülebilirlik yalnızca çevre odaklı bir yaklaşım ya da kurumsal sosyal sorumluluk başlığı olarak görülmüyor.
Ekonomist’in 21 Haziran - 4 Temmuz 2026 tarihli sayısından
Şirketlerin gelecekteki rekabet gücünü, kaynak yönetimindeki başarısını ve operasyonel sürdürülebilirliğini belirleyen stratejik bir unsur haline geliyor. Bu dönüşüm sürecinde bazı şirketler sürdürülebilirliği iş modellerinin merkezine yerleştirerek uzun vadeli değer yaratmaya odaklanıyor. Temizlik kağıtları sektöründe faaliyet gösteren Sanipak da onlardan biri. Şirket sürdürülebilirliği; kaynak verimliliğini artıran, operasyonel dayanıklılığı güçlendiren ve toplumsal fayda yaratan bütüncül bir iş modeli olarak ele alıyor. Sanipak Operasyonlar Direktörü Metin Erkaya, bu yöndeki çalışmalarını; gezegen, ürün ve insan olmak üzere üç temel eksen üzerinde şekillendirdiklerini söylüyor.
Geleceği yapılan yatırım
Sürdürülebilir üretimin en kritik başlıklarından biri su yönetimi olarak öne çıkıyor. Özellikle sanayi kuruluşları açısından su kaynaklarının korunması yalnızca çevresel değil, ekonomik bir zorunluluk haline de gelmiş durumda. Erkaya, üretim süreçlerinin en önemli girdilerinden biri olan suyun etkin kullanımını öncelikli çalışma alanları arasında gördüklerini belirtiyor. Türkiye’nin ilk temizlik kağıtları üretim tesisi olan Yalova fabrikasında gerçekleştirilen yatırımlar ve verimlilik projeleri sayesinde ton başına su kullanımında önemli iyileşmeler sağlandığını ifade eden Erkaya, “Hedefimiz, 2028 yılına kadar ton başına su kullanımını 2025 yılına kıyasla yüzde 20 azaltmak” diyor.
Bu hedef doğrultusunda gerçekleştirilen en önemli yatırımlardan biri ise Yalova Atık Su Geri Kazanım Tesisi. Türkiye’de alanında öncü yatırımlardan biri olarak gösterilen tesis sayesinde yalnızca 2025 yılında 132 bin metreküp su tasarrufu sağlandı. Bu rakam, sürdürülebilirlik yatırımlarının çevresel olduğu kadar operasyonel açıdan da somut sonuçlar ürettiğini gösteriyor.
Yüzde 95 geri kazanım oranı
Kaynakların verimli kullanılması ve atıkların azaltılması, sürdürülebilir üretimin temel unsurları arasında bulunuyor. Sanipak da bu doğrultuda üretim süreçlerinden ürün tasarımına kadar birçok alanda döngüsel ekonomi yaklaşımını benimsiyor.
Erkaya’nın verdiği bilgilere göre şirket, 2025 yılında yüzde 95 geri kazanım oranına ulaştı. Hammaddeden ambalaja kadar tüm süreçlerde çevresel etkileri azaltmaya odaklanan şirket, bu yaklaşımı ürünlerine de yansıtıyor. Selpak markasıyla piyasaya sunulan yüzde 0 plastik içeren kağıt ambalajlı tuvalet kağıdı bu dönüşümün dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Öte yandan sekiz ürünü, ‘Türkiye Çevre Etiketi’ almaya hak kazanan Sanipak, sektöründe bu belgeyi alan ilk şirket oldu.
Sürdürülebilirliğin insani boyutu
Geleceğin insan kaynağına yatırım yapmak da sürdürülebilirlik yaklaşımının önemli bir parçası. Bu anlayışla hayata geçirilen ‘Mesleğim Benim Geleceğim’ projesi, meslek liselerinde eğitim gören kız öğrencilerin kişisel ve mesleki gelişimlerini destekliyor. Erkaya, projeyi sektörün gelecekte ihtiyaç duyacağı nitelikli insan kaynağına yapılan bir yatırım olarak gördüklerini ifade ediyor. Yalova’da başlayan ve daha sonra Manisa’ya taşınan proje kapsamında bugüne kadar 65 kız öğrenciye ulaşıldı.
Şirket ayrıca, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı iş birliğiyle yürüttüğü ‘Sıfır Atık Mavi Projesi’ kapsamında çevresel farkındalığın artırılmasına yönelik çalışmalar da gerçekleştiriyor.