ABD'de yürütülen yeni bir araştırma, evliliklerde yaşanan dikkat çekici bir demografik değişimi ortaya koydu. Ulusal Ekonomik Araştırma Bürosu (NBER) tarafından ABD’deki doğum kuşakları incelenerek gerçekleştirilen çalışmaya göre, üniversite mezunu kadınların sayısı arttıkça eş seçimindeki dinamikler de köklü bir şekilde değişiyor.
Araştırmaya göre; ABD’de kadınların lisans derecesi alma oranının erkekleri belirgin şekilde geride bırakması üzerine, üniversite mezunu kadınlar eş arayışlarını diplomasız erkek grubuna doğru genişletti. Kadının dört yıllık üniversite mezunu, erkeğin ise diplomasız olduğu evliliklerin oranı 1930 doğumlu kuşakta yüzde 2,3 seviyesindeyken, 1980 doğumlularda bu oran yüzde 9,6’ya kadar yükseldi. Bu uyum sayesinde eğitimli kadınların evlilik oranları yüzde 70’in üzerinde seyretmeye devam etti.
İki ana grubu dezavantajlı konuma getirdi
Ancak veriler, bu evliliklerin rastgele gerçekleşmediğini gösteriyor. Üniversite mezunu kadınlar, diploması olmayan erkekler arasından özellikle en yüksek gelir grubunda yer alan nitelikli zanaatkarları, iş sahiplerini ve uzman teknisyenleri tercih ediyor. Üniversite mezunu bir kadınla evli olan diplomasız erkeklerin ortalama yıllık kazancı 61 bin 400 dolardan 68 bin 400 dolara yükselirken, eğitimli bir kadınla evli olmayan diplomasız erkeklerin kazancı ise yaklaşık 10 bin dolar düşerek 46 bin dolar seviyesine geriledi.
Yüksek gelirli diplomasız erkeklerin üniversiteli kadınlarla evli olması, iki ana grubu dezavantajlı konuma düşürdü. Çift gelir beklentisinin artmasıyla birlikte ekonomik istikrarın evlilik için ön şart haline gelmesi, düşük gelirli diplomasız erkeklerin evlilik ihtimalini zayıflattı. Diğer yandan, en çok kazanan diplomasız erkeklerin bu şekilde evlenmesi, üniversite eğitimi almamış kadınlar için finansal açıdan güvenceli partner bulma havuzunu iyice daralttı. Bu durum, diplomasız kadınların evlilik oranının incelenen dönemde yüzde 78,7’den yüzde 52,4’e gerilemesine yol açtı.
Uzmanlar, ABD’de ortaya çıkan bu tabloyu hane gelirine dayalı bir eşleşme trendi olarak değerlendiriyor. Eşler arasındaki eğitim düzeyi farkı açılsa da finansal uyum beklentisi güçlü kalmayı sürdürüyor. Bu durum yüksek kazançların giderek daha az sayıdaki çift gelirli hanede toplanmasına ve toplumdaki genel ekonomik eşitsizliğin daha da derinleşmesine neden oluyor.