Dünya Bankası Başekonomist Yardımcısı ve Beklentiler Grubu Direktörü Ayhan Köse, ABD, Çin ve Avrupa ekonomilerinin beklenenden iyi performansı, tarifelerdeki dalgalanmaların öngörülenden daha sınırlı etkileri, enflasyondaki durgunlaşma ve yapay zeka yatırımlarının desteğiyle küresel ekonomik büyümenin gelecek iki yılda istikrarlı bir şekilde sürmesinin beklendiğini söyledi.
Köse, Dünya Bankasının Washington'daki genel merkezinde AA muhabirinin küresel ekonomiye ilişkin sorularını yanıtladı. Dünya Bankasının 13 Ocak'ta yayımladığı Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu'nun bulgularını değerlendiren Köse, dünya ekonomisine ilişkin büyüme tahminlerinde yapılan yukarı yönlü revizyonları "iyi haber" olarak nitelendirdi. Bankanın küresel ekonomik büyüme tahminlerini bu yıl için yüzde 2,4'ten yüzde 2,6'ya, gelecek yıl için ise yüzde 2,6'dan yüzde 2,7'ye yükseltmesinin arkasındaki nedenlere değinen Köse, ABD, Çin ve Avrupa ekonomilerinin beklenenden daha iyi bir performans sergilediğini ifade etti.
Tedarik zincirleri beklenenden dirençli
Köse, gümrük tarifelerindeki dalgalanmalar ve uluslararası ticarette yaşanan belirsizliklerin büyüme üzerindeki etkisinin öngörülenden daha sınırlı kaldığını belirterek, "Uluslararası tedarik zincirleri beklenenden çok daha dirençli çıktı." dedi. Enflasyondaki durgunlaşmayla birlikte finansal koşulların daha elverişli bir görünüm sergilediğine dikkati çeken Köse, bazı ülkelerde yapay zekaya yönelik yatırımların artmasının da büyümeyi desteklediğini vurguladı. Köse, "Şimdi bu kalıcı mı yoksa geçici mi, bunu bu yıl göreceğiz. Fakat iyi olan haber, büyümeyi yukarıya çektik ve önümüzdeki iki yılda büyümenin stabil bir şekilde devam etmesini bekliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
En önemli risklerden biri gümrük vergilerindeki sık değişiklikler
Küresel ekonominin karşı karşıya olduğu risklere değinen Köse, şöyle devam etti:
"En önemli üç riskten birincisi, uluslararası ticarette gördüğümüz özellikle gümrük vergileri üzerindeki sık değişiklikler, büyük ülkeler arasında bu konudaki ciddi tartışmalar ve bunun yarattığı ciddi bir belirsizlik ortamı. Bunun yatırımlara, iş gücü piyasalarına olan etkisi bizi düşündürüyor. İkinci önemli nokta, finansal şokların yeniden ortaya çıkabilme beklentisi ve ne şekilde gelişeceği. Üçüncü önemli nokta da birçok ülkede ciddi bir borç problemi var. Eğer finansal piyasalarda rüzgar tersine dönerse, bu borcun geri ödenebilirliği konusunda çok ciddi sorunlar ortaya çıkabilir."

Borç artışı pandemiden sonra hızlandı
Köse, gelişmekte olan ülkelerde borç sorununun ciddi boyutlara ulaştığını, bu problemin gelişmiş ülkelerde de görüldüğünü ancak bu ülkelerin borç taşıma kapasitelerinin daha yüksek olduğunu ifade etti. Özellikle düşük gelirli ülkelerde borç yükünün pandemiden sonra daha da arttığına dikkati çeken Köse, borç artışının bu dönemde hız kazandığını söyledi.
Köse, ülkelerin borç problemine karşı ciddi orta vadeli mali program oluşturmasının önemine işaret ederek, "Bu programın gelirler tarafının çok kuvvetli olması lazım. Gelirleri artırıcı önlemlerin alınması gerekiyor. Öteki tarafta harcamalar konusunda da verimliliğin artırılması çok önemli." dedi.
Çalışmaların güven ortamı içerisinde yapılması için şeffaflığın da önemli olduğunu belirten Köse, bu mali programların makro ihtiyati ve finansal politikalarla desteklenmesi gerektiğini aktardı.
Enflasyonda düşüş trendinin devam etmesi bekleniyor
Köse, küresel enflasyona ilişkin ise "Dünya genelinde geçtiğimiz yıl enflasyonda hafif bir düşüş trendi gördük ve bunun devam etmesini bekliyoruz." görüşlerini paylaştı.
Enflasyondaki yavaşlamanın nedenlerinden bahseden Köse, şöyle konuştu:
"Bunun çeşitli nedenleri var. Emtia piyasalarında fiyatlar bazı konularda çok oynak ama özellikle enerji fiyatlarında bir düşüş görüyoruz. İş gücü piyasalarında bir yumuşaklık var. Bunun fiyatların üzerinde ters baskısı var. Birçok ülkede de para politikası hala ciddi şekilde enflasyonla mücadele üzerine kurulmuş durumda. Bu tip bir ortamda enflasyondaki düşüşün devam etmesi normal. Şimdi bu kalıcı mı, değil mi? Bunu tabii ki görmemiz lazım. Fakat önemli olan, para politikasını ciddi şekilde ayarlamak ve enflasyonist şoklar ortaya çıktığı zaman da bu şoklara karşı ciddi şekilde yanıt verebilmek."
Gelişmekte olan ülkelerde istihdam yaratma hızı yetersiz, işsizlik sorunu kapıda
Köse, iş gücü piyasası açısından da gelecek 10 yılın çok önemli olduğuna dikkati çekerek, bu süreçte gelişmekte olan ülkelerde 15-24 yaş arasındaki 1,2 milyar gencin iş gücüne katılmasının beklendiğini aktardı. Gençlerin iş bulmasının toplumsal huzur için çok önemli olduğunu vurgulayan Köse, üretime katkıda bulunmaları ve kariyerlerinde ilerlemeleri gerektiğini ifade etti. Köse, geçen 25 yılda gelişmekte olan ülkelerde istihdam yaratma hızında kaydedilen ilerlemenin yeterli olmadığını, bu hızın gelecek 10 yılda aynı şekilde devam etmesi halinde büyük bir işsizlik sorunuyla karşılaşılacağı uyarısında bulundu.
Yapay zeka hem fırsat hem risk barındırıyor
Bu konuda yapılması gerekenleri anlatan Köse, "Yatırım ortamını kuvvetlendirmemiz, firmaların büyümesine katkıda bulunmamız lazım ve iş gücüne yeni katılacakların verimli, katma değeri yüksek alanlarda çalışabilecek şekilde eğitilmeleri, iş niteliğini kazanmaları için çalışmamız lazım." şeklinde konuştu.
Köse, yapay zekadaki gelişmelere de işaret ederek, "Yapay zekayı böyle çok kestirme bir şekilde değerlendirmemiz zor. Bir yanda yapay zeka çok yeni işler yaratabilir, yeni iş alanları açabilir. Öteki tarafta kısa dönemde bazı işlerin kaybolmasına neden olabilir. Burada hükümet politikalarının devreye girmesi gerekiyor. Dijital altyapının kurulması ve bu yeni nesillerin iyi bir şekilde gerekli eğitimi alarak, gerekli nicelikleri kazanarak iş dünyasına katılması lazım." ifadelerini kullandı.