Arçelik, Ankara’daki bulaşık makinesi üretim tesisini yapay zeka, ileri otomasyon ve dijitalleşme yatırımlarıyla küresel ölçekte örnek gösterilen bir üretim üssüne dönüştürdü. Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) ‘Global Lighthouse Network’ ağına 2024 yılında dahil edilen Ankara Bulaşık Makinesi İşletmesi, bugün dünya bulaşık makinesi üretiminin yüzde 10’undan fazlasını tek başına gerçekleştiriyor. Ankara tesisinin Arçelik’in global üretim ağı içerisindeki en stratejik merkezlerden biri olduğunun altını çizen Arçelik CEO’su Can Dinçer, tesisin bugün yıllık 4 milyon 620 bin adet üretim kapasitesine ulaştığını belirterek, “Bu kapasiteyle her 4,69 saniyede bir bulaşık makinesi üretilebiliyor. Avrupa’nın en büyük bulaşık makinesi işletmesinden söz ediyoruz” dedi.
1992 yılında kurulan fabrikanın bugün geldiği noktanın yalnızca kapasite artışıyla açıklanamayacağını söyleyen Dinçer, “Üretim altyapısı tamamen dijitalleşti. Üretim hattındaki tüm istasyonların birbiriyle konuşabildiği entegre bir sistem kurduk. Fabrikanın adeta merkezi bir beyni var ve bu yapı yapay zeka destekli çalışıyor. Anlık veri akışını analiz eden, karar veren ve üretimi optimize eden bir sistemden söz ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Bu dönüşümün somut sonuçlarını da paylaşan Dinçer, yapay zeka destekli üretim sistemleri sayesinde kapasitede yüzde 86 artış sağlandığını, maliyetlerin yüzde 26 düştüğünü, hata oranlarında ise yüzde 43 iyileşme elde edildiğini söyledi. Ürün geliştirme ve pazara sunma süreçlerinde de yüzde 46’ya varan hızlanma yaşandığını aktardı.
Türkiye, pazar büyüklüğünde ilk 3'te
Dinçer, Türkiye’nin bulaşık makinesi kategorisinde dünyanın en güçlü pazarlarından biri olduğunu belirterek, “Pazar büyüklüğü açısından Almanya, Amerika ve Çin ile birlikte dünyanın ilk dört pazarı arasında yer alıyor; zaman zaman ilk üçe de yükseliyor. Yani bulaşık makinesi kategorisinde oldukça güçlü bir pazardan söz ediyoruz” dedi.
Türkiye’de bulaşık makinesinin artık temel ihtiyaç ürünlerinden biri haline geldiğini söyleyen Dinçer, “Türkiye’de yaklaşık her 100 hanenin 60’ından fazlasında bulaşık makinesi bulunduğunu görüyoruz. Bu da bu ürünün artık hayatın temel bir parçası haline geldiğini gösteriyor. Bu segmentte bizim pazar payımız da yaklaşık yüzde 50 seviyesinde” ifadelerini kullandı.
Beyaz eşya sektörünün dönemsel dalgalanmalar yaşasa da yapısal olarak güçlü kalmaya devam ettiğine de değinen Dinçer, şunları anlattı: “Beyaz eşya pazarı dünya genelinde dönemsel dalgalanmalar gösterebilen ama yapısal olarak tamamen kaybolmayan, daha çok döngüsel hareket eden bir pazar. Bazı dönemlerde küçülme görülebiliyor, bazı dönemlerde ise toparlanma ve büyüme yaşanıyor. Özellikle yılın ilk aylarında Türkiye ve Avrupa’da görülen daralmanın ardından Mart verileriyle birlikte toparlanma sinyalleri alındı. Bu da bizim açımızdan sevindirici bir gelişme.”
Enerji tüketiminde beyaz eşyanın etkisi
Dinçer, beyaz eşya sektörünün doğrudan tüketici hayatına dokunduğunu ve yeni teknolojilerin talebi canlı tuttuğunu vurgulayarak, “Eğer siz yeni bir teknoloji, enerji verimliliği ya da kullanım kolaylığı sunabiliyorsanız, tüketici her zaman buna karşılık veriyor ve ürünlere ilgi gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Enerji verimliliğinin artık tüketici tercihinde en belirleyici başlıklardan biri haline geldiğini belirten Dinçer, şunları ekledi: “Türkiye’de hanelerdeki toplam elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 22’si gerçekleşiyor. Bunun büyük kısmının ise beyaz eşya kullanımından kaynaklanıyor. İngiltere’de bu oran yüzde 32 seviyelerine çıktı. Türkiye’deki yüzde 22’lik tüketimin yüzde 70’inden fazlasının beyaz eşya kaynaklı. Bu nedenle beyaz eşya sektörü sadece bir tüketim alanı değil, aynı zamanda ciddi bir mühendislik ve enerji verimliliği alanı.”
Yıkama programını AI seçiyor
Ürün tarafındaki dönüşümün detaylarını ise Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural anlattı. Kural, tüketici beklentilerinin artık değiştiğini ve kullanıcıların karmaşık teknoloji yerine hayatı kolaylaştıran çözümler istediğini söyledi.
Arçelik’in 12 ülkede gerçekleştirdiği ‘Akıllı Yaşam Endeksi’ araştırmasına değinen Kural, Türkiye’de her 10 kişiden 8’inin daha akıllı ve enerji verimli cihazlar istediğini, tüketicilerin üçte ikisinin ise hayatı sadeleştiren teknolojileri önceliklendirdiğini aktardı.
Kural, bulaşık makinesi kategorisinde yıllardır ‘program sayısı’ üzerinden ilerleyen anlayışın değişmeye başladığını belirterek, “Araştırmalarımız gösterdi ki kullanıcıların büyük çoğunluğu günlük hayatta tek bir programı kullanıyor. Biz de program karmaşasını ortadan kaldırmaya karar verdik” dedi.
Bu yaklaşımın sonucu olarak geliştirilen yeni Diamond serisinde kullanıcıların yalnızca bulaşıkları yerleştirip yapay zeka destekli programı çalıştırmasının yeterli olduğu ifade edildi. Makine; yük miktarını, kirlilik seviyesini ve gerekli yıkama koşullarını kendi analiz ederek en uygun programı otomatik belirliyor.
Paylaşılan verilere göre yeni sistem enerji ve su tüketiminde yüzde 50’ye varan tasarruf sağlarken, temizlik süresini de yüzde 50’ye kadar azaltabiliyor. Yeni Diamond serisi 8,9 litre su tüketimi, 41-43 dBA ses seviyesi, A enerji sınıfı ve 15 kişilik kapasitesiyle öne çıkıyor. Spray360 teknolojisi sayesinde su, bulaşıklara farklı açılardan ulaştırılarak daha kapsamlı temizlik sağlanıyor.
Aktif 171 robot görev yapıyor
Tesiste üretimin yüzde 90’dan fazlası otomasyon sistemleriyle gerçekleştiriliyor. Fabrikada aktif olarak görev yapan 171 robot bulunuyor. Yaklaşık 109 bin metrekarelik alan üzerine kurulu tesisten geçtiğimiz yıl 54 ülkeye ihracat yapıldı. Arçelik yönetimi, fabrikanın Batı Avrupa’dan Asya-Pasifik’e kadar geniş bir coğrafyaya üretim gerçekleştirdiğini vurguladı.
Arçelik Üretim ve Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nihat Bayız ise fabrikanın Dünya Ekonomik Forumu tarafından ‘Lighthouse’ ağına dahil edilmesinin tesadüf olmadığını söyledi. Bayız, bu programın yalnızca üretim hacmine değil; verimlilik, tedarik zinciri yönetimi, insan kaynağı, müşteri süreçleri ve dijital entegrasyon seviyesine baktığını anlattı.
Bayız, “Binlerce sensörden gelen veriler sürekli analiz ediliyor. ERP sistemlerinden üretim yönetimine, otomasyondan yapay zeka uygulamalarına kadar tüm sistemler birbiriyle sürekli iletişim halinde çalışıyor. Sürecin birçok aşamasında insan müdahalesi olmadan karar ve taşıma süreçleri yürütülüyor” dedi.
Ankara tesisinin robot yoğunluğu açısından Türkiye’nin en ileri fabrikalarından biri olduğunu belirten Bayız, “Herhangi bir sektörde dünya üretiminin yüzde 10’unu tek başına yapan başka bir fabrika örneği çok fazla yok” diye ekledi.
Toplam üretimin yarısı Türkiye'de
Tesiste ürünler yaklaşık 500 testten geçiriliyor. Bu testler arasında ülkelere göre kir testleri de var. Çünkü her ülkenin yeme alışkanlıkları, dolayısıyla kirleri farklı. Bunlar arasında yoğun kahve kirleri de var, yulaf kalıntıları da... Öyle ki şirket bu testler için ülkelerde kir ithal ediyor.
Öte yandan tesiste, sürdürülebilirlik yatırımları da öne çıkıyor. Fabrikada kurulu 1,22 MWp gücündeki güneş enerjisi sistemiyle yılda 1.500 MWh’nin üzerinde elektrik üretiliyor. Bu miktarın yaklaşık 410 evin yıllık elektrik tüketimine eşdeğer. Yılda yaklaşık 640 ton karbon salımının önüne geçiliyor. Bu da yaklaşık 30 bin ağacın tuttuğu karbon miktarına denk geliyor.
Arçelik bugün 57 ülkede faaliyet gösteriyor, 120 iştiraki ve 38 üretim tesisi bulunuyor. Şirketin yaklaşık 11 milyar Euro’luk cirosunun arkasında ise 45 bine yakın çalışan yer alıyor. Türkiye’de bulunan 13 fabrikanın toplam üretimin yaklaşık yarısını gerçekleştirdiği belirtilirken, Arçelik yönetimi Türkiye’yi şirketin küresel üretim ağının merkezlerinden biri olarak konumlandırmaya devam edeceklerini vurguluyor.