ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci başkanlık dönemi, Avrupa-ABD ilişkilerinde tarihi bir kırılma yarattı. Trump’ın 27 ülkenin üye olduğu Avrupa Birliği’ne (AB) ABD tarafından verilen siyasi, ekonomik ve askeri desteği giderek azaltması, ‘Batı dünyası’nda derin bir çatlağa yol açmış oldu. AB ise bir taraftan Rusya tehdidi ile baş etmeye çalışırken, diğer taraftan kendine yeni ittifaklar oluşturmaya çabalıyor. Bunun en güncel örneği ise Güney Amerika ülkelerini içeren MERCOSUR ve 1,46 milyarlık nüfusuyla dünyanın en büyük pazarı olan Hindistan ile yapılan serbest ticaret anlaşmaları (STA) oldu.
Ekonomist’in 15 - 28 Şubat 2026 tarihli sayısından
1996 yılından beri AB ile Gümrük Birliği anlaşması bulunan Türkiye ise yaşanan gelişmeleri kaygıyla izliyor. Zira 2025 sonu itibarıyla toplam ihracatının yüzde 42’sini, toplam dış ticaretinin ise yüzde 36’sını AB ile gerçekleştiren Türkiye iş dünyası, söz konusu anlaşmalardan olumsuz etkilenecek. İş dünyası temsilcileri, Avrupa ülkeleri ile tarihsel temellere dayalı yakın ticari iş birliğinin zarar görmemesi için 30. yıldır yürürlükte olan Gümrük Birliği anlaşmasının Türkiye’nin ihtiyaçları doğrultusunda güncellenmesini ve AB’nin imzaladığı Serbest Ticaret Antlaşmaları’na (STA) Türkiye’nin de dahil edilmesini talep ediyor.

AB’den dış ticaret açılımı
Avrupa Birliği (AB), 17 Ocak’ta imzalanan AB-MERCOSUR anlaşması ve 27 Ocak’ta tamamlanan AB-Hindistan müzakereleri ile dış ticarette stratejik bir adım atmış oldu. “Güney Amerika Ortak Pazarı” olarak da bilinen, yaklaşık 300 milyon nüfus ve 3 trilyon dolar ekonomik büyüklüğe sahip MERCOSUR ülkeleri ile AB arasında, müzakereleri yirmi beş yıldır devam eden STA kapsamında, iki blok arasında gümrük vergilerinin büyük bölümünün kademeli olarak kaldırılması kararlaştırıldı. Anlaşma kapsamında MERCOSUR ülkelerinden AB bölgesine başta gıda ürünleri olmak üzere, petrol ve minerallerin ihracının artması, AB bölgesinden ise MERCOSUR ülkelerine makine, otomotiv, kimya, ilaç ve sanayi ürünleri ihracatının artması bekleniyor.
Benzer şekilde yaklaşık 20 yıldır müzakereleri süren AB-Hindistan STA’sı sonuçlandırıldı ve ticarete konu ürünlerin yüzde 95’inde gümrük vergilerinin kademeli olarak düşürülmesi kararlaştırıldı. Dünya gayrisafi hasılasının yüzde 25’ini temsil eden ve ticaret hacimleri 180 milyar dolar civarında olan iki blok arasındaki STA ile başta otomotiv, makine, kimyasallar ve elektrik ekipmanlar ticaretinde artış bekleniyor. Geçen hafta Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştiren Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos hem hükümet yetkilileri hem de Türkiye iş dünyasının çatı kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya geldi. Görüşmeler kapsamında T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Avrupa Yatırım Bankası (AYB) arasında “niyet beyanı” imzalandı. Ancak karşılıklı iyi niyet beyanlarına rağmen, Türkiye’nin talepleri konusunda henüz somut bir adım atılmış değil.

“Pazar kaybedeceğiz”
İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçılar Birliği (İDDMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Tecdelioğlu, AB-MERCOSUR ve AB-Hindistan STA’larının kısa ve orta vadede Türkiye’nin otomotiv, makine, kimya, tarım ve elektronik sektörlerinde ihracat ve pazar kaybı oluşturacağını söylüyor. MERCOSUR ülkelerinin Türkiye’ye otomotivde yüzde 35, otomotiv parçalarında yüzde 14-18, makine ve ekipmanlarda yüzde 14-20, demir çelikte yüzde 14-18, alüminyumda yüzde 6-18 ve bakırda yüzde 2-16 vergi uyguladığına işaret eden Tecdelioğlu, “Anlaşma ile AB ülkelerinin bu vergiden muaf tutulması sebebiyle Türkiye’nin bu pazarda ihracat kaybı yaşaması muhtemel. Aynı şekilde, Türkiye’nin ana pazarı olan ve hem mal ihracatı hem demir ve demir dışı metaller ihracatının yaklaşık yüzde 60’ının yapıldığı AB’ye Hindistan’ın da Türkiye ile aynı şekilde ihraç yapabilmesi Türkiye ihracatını olumsuz etkileyecek diye düşünüyoruz” diye konuşuyor.

“Kritik bir eşikteyiz”
Otomotiv ihracatının yüzde 72’sini AB’ye yapan bir ülke için Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin bir tercih değil, zorunluluk olduğunu vurgulayan Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Başkanı Baran Çelik ise Avrupa Birliği’nin MERCOSUR ve Hindistan ile imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının otomotiv sektörü açısından sadece yeni rakiplerin devreye girmesi değil, Avrupa’nın tedarik mimarisinin kökten yeniden tasarlanması anlamına geldiğini söylüyor. Çelik, “AB hem maliyetleri düşürmek hem de Asya merkezli riskleri dağıtmak için alternatif üretim havzaları yaratıyor.

Baran Çelik / Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Başkanı
Bu, Türkiye gibi hâlihazırda Avrupa üretim zincirine entegre ülkeler için kritik bir eşik oluşturuyor” diyor. Özellikle AB-Hindistan STA’sının Türkiye otomotiv sektörünü iki açıdan olumsuz etkileyeceğini kaydeden Baran Çelik, “Türkiye’nin otomotiv ihracatında AB, en büyük pazar. Hindistan’ın bu pazara daha düşük gümrük vergileri ile daha kolay erişimi bizim açımızdan rekabet ve pazar kaybı anlamına gelebilir. Karşımızda 6 milyonluk araç üreten devasa bir rakip ülke olacak” diye konuşuyor.
“30 yıllık kazanımlar riske girebilir”
İkinci olarak ise Hindistan menşeli ürünlerin Türkiye’ye AB üzerinden gümrük vergisiz gelebileceğini, buna karşın Hindistan’ın Türk ürünlerine yüksek gümrük vergileri uygulamaya devam edebileceğini ifade eden Çelik, “Dolayısıyla zaten 1 milyar dolara yaklaşmış olan Hindistan’dan otomotiv ithalatımızın daha da artma ve dış ticaret açığımızın büyüme ihtimali ortaya çıkıyor. Sonuç olarak konu sadece gümrük vergisi değil, Avrupa’nın hangi ülkeleri kendi sanayi ekosisteminin parçası olarak gördüğüyle ilgili aslında... Türkiye bu ekosistemin içinde kalamazsa, 30 yılda inşa ettiği otomotiv entegrasyonunu yavaş yavaş kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacak” değerlendirmesinde bulunuyor.
Çelik’e göre, Türkiye’nin Gümrük Birliği içinde karar süreçlerine dahil olacağı, tarım, hizmetler ve dijital ticareti kapsayan yeni bir sisteme geçilmesi gerekiyor. Ayrıca Türkiye’nin “Made in EU” sistemine fiilen dahil edilmesi gerektiğini vurgulayan Çelik, “Çünkü Türk otomotiv sanayisi halihazırda Avrupa Birliği’nin karbon, kalite ve güvenlik standartlarıyla üretim yapıyor. Aksi halde Türkiye, Avrupa’nın otomotiv değer zincirinde stratejik ortak konumundan dış tedarikçi konumuna gerileyebilir. Bu da sadece bugünkü ihracatı değil, batarya, yazılım ve yeni nesil araç yatırımlarını da doğrudan etkiler” diye konuşuyor.
“Avrupa'da rekabet zorlaşacak”
AB’nin yeni dış ticaret stratejisi, Türkiye’nin tekstil ihracatını da etkileyecek. Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (UHKİB) Yönetim Kurulu Başkanı Nüvit Gündemir, zaten talebin zayıf seyrettiği, fiyat baskısının yoğunlaştığı bir dönemde bu anlaşmaların Avrupa pazarında maliyet odaklı bir yarışı daha da sertleştirdiğini kaydediyor. Hindistan’ın pamuklu ürünlerden örme ve dokuma konfeksiyona kadar geniş bir yelpazede çok düşük maliyetle üretim yapabilen, büyük ölçekli bir oyuncu olduğuna işaret eden Gündemir, “Bu ülkeye AB kapılarının daha da açılması, Avrupalı alıcıların Türkiye’ye karşı fiyat pazarlığında elini güçlendirecek. Bugün dahi kur ve maliyet baskısı altında üretim yapan Türk firmaları, yarın Hindistan’ı daha güçlü bir alternatif olarak karşılarında bulacak” diyor. AB ticaret politikasını hızla yenilerken Türkiye’nin hâlâ 30 yıl önce kurgulanmış bir Gümrük Birliği çerçevesiyle yol almaya çalıştığına dikkat çeken Gündemir, şöyle konuşuyor: “Türkiye bu yeni yapının dışında kalırsa, yıllardır Avrupa markalarının en yakın ve en güvenilir tedarikçisi olarak sahip olduğu konum zamanla aşınabilir. Bu sadece bugünkü siparişleri değil, gelecekteki koleksiyon, tasarım ve üretim yatırımlarını da etkiler. Çünkü büyük markalar artık sadece fiyat değil; karbon ayak izi, tedarik güvenliği ve sürdürülebilirlik kriterlerine göre de ülke seçiyor. Bu nedenle Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, hazır giyim için bir teknik başlık değil, stratejik bir hayatta kalma meselesidir.”

Yavuz Eroğlu / Pagev Başkanı
“Farklı açılımlar yapmalıyız”
Hindistan’ın düşük maliyetli üretim kapasitesi, geniş iş gücü ve ham maddeye erişimiyle plastik sektörünün de küresel bir gücü olduğuna işaret eden Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu da “AB pazarına gümrüksüz erişim, Türkiye’nin bugüne kadar lojistik yakınlık ve kalite avantajıyla koruduğu alanları daraltabilecektir. Öte yandan teknoloji, yazılım ve hizmet ticareti gibi alanlarda Hindistan’ın yükselişi, Türkiye için üretimden ziyade katma değere dayalı bir dönüşümün ertelenemez hâle geldiğini göstermektedir” şeklinde konuşuyor.
Türkiye’nin AB Gümrük Birliği içinde yer alıp bu dönüşümlere karar verici olarak katılamamasının ekonomik olduğu kadar stratejik ve güvenlik boyutlu bir sorun olduğunu belirten Eroğlu, şunları dile getiriyor: “Tekstil, hazır giyim, otomotiv yan sanayi ve düşük–orta teknolojili üretim alanlarında Hindistan’ın maliyet avantajı,Türkiye’nin AB pazarındaki görece konumunu zayıflatabilecektir. Bu durum, yalnızca ihracat rakamlarını değil, istihdam yapısını ve sanayi bölgelerinin sürdürülebilirliğini de etkileyebilecektir. Türkiye ya Gümrük Birliği’ni güncelleyecek ve karar süreçlerine dahil olacaktır ya da giderek edilgen bir konuma itilecektir. Asya, Ortadoğu ve Afrika açılımları artık bir tercih değil zorunluluk hâline gelmiştir.”
“Etkileri kademeli olacak”
AB’nin MERCOSUR ve Hindistan ile serbest ticaret anlaşmaları imzalaması, Türkiye’nin AB’ye ev ve mutfak eşyaları ihracatında da rekabet dengesinin değişmesine neden olacak. Züccaciyecler Derneği (ZÜCDER) Başkanı Burak Önder, “Türkiye, Gümrük Birliği sayesinde ev ve mutfak eşyalarında zaten sıfır gümrükle AB’ye girebildiği için risk, rakiplerin de benzer tarife avantajlarına kavuşmasıyla Türkiye’nin göreli fiyat avantajının erimesi olacaktır. Özellikle fiyat hassasiyetinin yüksek olduğu segmentlerde bunun etkisini daha çok hissedeceğiz” değerlendirmesinde bulunuyor.
Hindistan gibi ölçekli üretim yapan ülkelerin, AB’de tarifeler düştükçe metal mutfak gereçleri, sofra eşyaları ve bazı ev eşyası alt kategorilerinde fiyat rekabetini artırabileceği ve bazı alıcıların tedariklerini kısmen Hindistan’a kaydırabileceği uyarısı yapan Önder, “Zamanlama açısından her iki STA’nın etkisi de genelde kademeli olacaktır. Bizler de bu süreçte Türk üreticiler olarak sadece fiyat rekabetine sıkışmadan ve AB alıcısının giderek daha fazla önemsediği hız, esneklik, ürün geliştirme, uyum dokümantasyonu (gıda temas uygunluğu, izlenebilirlik, ambalaj uyumu) ve sürdürülebilirlik gibi unsurları güçlendirerek pazar payımızı korumaya odaklanabiliriz” diye konuşuyor.
Hangi sek törler, nasıl etkilenecek?
- OTOMOTİV: Hindistan’ın otomobillere uyguladığı gümrük vergisi yüzde 110’dan yüzde 30-35 seviyesine düşürülecek, beş yıllık bir zaman dilimi içinde de aşamalı olarak yüzde 10’a indirilecek. Bu madde, yılda 250 bin taşıtla sınırlı olacak. Bu kotanın 160 bini içten yanmalı motor, 90 bini elektrikli otomobillere ayrılacak. Özellikle Volkswagen, BMW, Mercedes-Benz ve Renault gibi Avrupalı otomobil üreticilerinin yeni düzenlemeden önemli avantaj sağlaması bekleniyor.
- TARIM VE GIDA: Hindistan’ın AB’den tarım ve gıda maddelerine uyguladığı ve şu an ortalama yüzde 36’nın üzerinde seyreden gümrük vergileri düşürülecek ya da tamamen kaldırılacak. AB’den şarap, yüksek alkollü içki, bira, zeytinyağı ve işlenmiş gıda ürünlerine belirgin vergi indirimleri yapılacak. AB’den zeytinyağı, makarna ve çikolataya vergiler sıfırlanırken Hindistan da Avrupa’ya çay, kahve, üzüm ve diğer sebze-meyve ihracatını artıracak vergi kolaylıklarından yararlanacak.
- DEMİR-ÇELİK: Hindistan, çelik ürünlerinde AB’nin gümrüksüz ithalat kotalarından yararlanmak istiyor. Bu konuda kararın 30 Haziran’a kadar verilmesi bekleniyor. Avrupa Komisyonu, AB’nin geçen yıl çelik ürünleri için kararlaştırdığı gümrük vergilerinden Hindistan’ın muaf tutulmasını planlıyor. Plana göre Hindistan’dan ithal edilecek yılda 1,6 milyon tonluk çeliğe vergi uygulanmayacak.
- TEKSTİL: Hindistan’ın anlaşmadan fayda sağlayacağı bir başka alan, tekstil ve ilaç sektörü. Aralarında deniz mahsulleri, kimyasallar, tekstil, değerli maden ve takıların da bulunduğu önemli Hint ihraç mallarına gümrük vergisi sıfırlanacak. Ayrıca sanayi mallarına yönelik gümrük vergilerinin önemli bölümü tamamen kaldırılacak. Bu kalemin içinde makine, elektrik donanım, kimyasallar ve ilaç da bulunuyor.

Ozan Diren / TÜSİAD Başkanı
“AB stratejik bir çelişki içinde”
“Son yıllarda Türkiye’nin AB’nin şekillenmekte olan yeni mekanizmalarının dışında kalması, stratejik bir çelişki yaratıyor. Bu eğilim, uzun vadede yalnızca Türkiye açısından değil, AB’nin kendi sanayi ve ekonomik tabanı açısından da rekabet gücü, güven ve öngörülebilirlik kaybı anlamına geliyor. Geliştirilen AB sanayi politikalarında AB ürünlerine öncelik veren ‘Made-in-EU’ yaklaşımının bütünleşik değer zinciri ve sanayi tabanı gerçekliği ile tutarlı bir şekilde Türkiye’yi içermesi ve bu yaklaşımın, kapsamındaki ürünlerde AB’ye en büyük beşinci ihracatçı olan Türkiye’yi Sanayi Hızlandırıcısı Yasası kapsamında ‘Made-in-EU’ tanımına net bir şekilde dahil ederek, somutlaştırılması, Gümrük Birliği güncelleme sürecinin siyasi ve teknik ön koşullara bağlanmadan ve daha fazla gecikmeden başlatılması gerekiyor.”

Erdal Bahçıvan / İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı
“Rekabet baskısı artacak”
“AB’nin Güney Amerika ortak pazarı MERCOSUR ile yaptığı yeni STA ve Hindistan ile imzalanan STA önemli bir gelişme. Söz konusu anlaşmalar, en büyük ihracat pazarımızda Çin’in yanına yeni büyük rakiplerin eklenmesi anlamına geliyor. Özellikle Brezilya ve Arjantin kaynaklı ürünlerde rekabet baskısının artmasına kesin gözüyle bakılıyor. Avrupa Birliğine tam üyeliğimiz kısa vadede mümkün görünmüyorsa; o zaman artık Gümrük Birliğini tüm alanlarıyla yeni baştan gözden geçirmemiz gerekiyor. Kendi aramızda karşılıklı dertlenmek yerine; Gümrük Birliği’ni komple ele alıp bu süreçte güncellenen durumları, fırsatları ve riskleri birlikte değerlendireceğimiz, her sektörün kendisine göre durum analizini yapacağı ve buna göre şekillenecek yeni bir Gümrük Birliği çalışmasına ihtiyacımız var.”

Mustafa Gültepe / Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı
“Yeni iş birlikleri için hızlanmalıyız”
“En büyük pazarımız Avrupa Birliği (AB), ticarette yeni ortaklıkların temellerini atıyor. AB önce Güney Ortak Pazarı (MERCOSUR) üyesi Güney Amerika ülkeleriyle Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzaladı. Hemen sonrasında Hindistan’la STA yaptı. Bu iki anlaşmanın orta ve uzun vadede bize mutlaka olumsuz yansımaları olacak. Sadece Avrupa’da pazar kaybetmekle kalmayacağız. Hindistan ve Güney Amerika menşeli ürünlerin AB üzerinden Türkiye’ye gümrüksüz girişinin önü açılacak. Özellikle hazır giyim, otomotiv, mücevher, iklimlendirme, deri ve makine gibi sektörlerimiz olumsuz etkilenecek. Dolayısıyla bizim de bir şeyler yapmamız gerekiyor. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi dâhil benzer iş birlikleri için girişimlerimizi hızlandırmalıyız.”