Market markaları artık alternatif değil, tüketimde ‘ana akım’ tercihi haline geliyor. Kıyasıya rekabet eden sektör oyuncuları, hem iç pazarda büyüyor hem de ihracat tarafında stratejik bir rol üstleniyor.
Ekonomist’in 10 - 23 Mayıs 2026 tarihli sayısından
Küresel ekonomide dalgalanmaların, yüksek enflasyonun ve değişen tüketici alışkanlıklarının etkisiyle perakende sektöründe dengeler yeniden kuruluyor. Tüketiciler bir yandan bütçelerini korumaya çalışırken diğer yandan kaliteden ödün vermek istemiyor. Bu ikili beklenti, daha hesaplı olan özel markalı ürünleri ((Private Label, PL) yalnızca bir alternatif olmaktan çıkarıp ana akım bir tercih haline getiriyor.
NielsenIQ’nun, 2025 yılında Özel Etiket Üreticileri Birliği Uluslararası Konseyi (PLMA) için hazırladığı raporda Avrupa’daki 17 ülkenin 12’sinde PL ürün satışlarında artış gözleniyor. 12 pazarda özel markaların payı yüzde 30’un, sekiz pazarda ise yüzde 40’ın üzerinde.
Bu veriler; Avrupa’da da düşük fiyatlarla yüksek kaliteli ürünlere olan artan talep, indirimli perakendecilerin yükselişi ve tedarik zincirinde sürdürülebilirlik ve şeffaflığa verilen önemin artması nedeniyle özel markalı tüketim mallarının giderek daha popüler hale geldiğini gözler önüne seriyor.
AB’de özel markalı ürünlere yönelimin en yoğun olduğu ülkelerin Hollanda, İsviçre, Birleşik Krallık, Almanya, Fransa olduğu görülüyor. PLMA’nın yaptığı değerlendirmelere göre AB’de PL ürünlerin değeri 387 milyar Euro’yu aşmış duruma. Bu da PL’nin, perakende sektöründe bir güç merkezi haline geldiğini gösteriyor.

Hacimi, 1 Trilyon TL'yi aştı
Türkiye’de de yüksek enflasyon nedeniyle gıda başta olmak üzere pek çok kalemde yaşanan fiyat artışları, tüketicileri alışverişinde alternatif arayışına itiyor. Enflasyonun etkisiyle market raflarına yansıyan fiyat artışları, tüketicilerin tercihini PL yana ürünlere kaydırmış bulunuyor. Buna paralel olarak PL sektörü de son yıllarda dikkat çekici bir dönüşüm geçiriyor. Sektör, yalnızca fiyat avantajına dayalı bir yapıdan çıkıp; kalite, sürdürülebilirlik, ihracat ve inovasyon odaklı bir ekosisteme doğru evriliyor.
Son beş yıllık döneme bakıldığında Türkiye’de sektörün hem ciro hem de tüketici kabulü açısından güçlü bir büyüme sergilediği görülüyor. Bunda yüksek enflasyona bağlı yönelimin yanı sıra, tüketicinin fiyat-performans arayışının güçlenmesi, discount marketlerin yaygınlığının artması, modern ticaret kanalının genişlemesi ve perakendecilerin kendi markalarına daha stratejik yaklaşmalarının da etkisi büyük. Aynı zamanda üreticilerin kalite ve standardizasyon kabiliyetlerinin gelişmesi de sektörün büyümesine katkı sağlıyor.
NielsenIQ verileri Türkiye’de PL ürünlerin ciro payının 2020’de yaklaşık yüzde 21 seviyesinde olduğunu, 2023’te yüzde 26’ya yükseldiğini ortaya koyuyor. 2024’ün ikinci çeyrek döneminde bu oran yüzde 25 seviyesinde gerçekleşerek global ortalamanın üzerine çıkıyor. 2025’in üçüncü çeyrek verisinde ise oran yüzde 22 seviyesine gerileyerek global ortalamaya yaklaşıyor.
Bu rakamlar, sektörün kalıcı bir büyüme alanı haline geldiğini ancak büyümenin artık daha seçici ve kategori bazlı ilerlediğini gösteriyor. Öyle ki 2025 sonu itibarıyla Türkiye’de PL ürünlerin hızlı tüketim ürünleri içindeki payının yüzde 21,7 seviyesinde olduğu görülüyor. Gıda kategorisi yüzde 22,9 ile öne çıkıyor, ev temizlik ürünleri yüzde 19,3 seviyesinde yer alırken, kişisel bakım kategorisi ise yüzde 16’lık pay alıyor.
Geçen yıl 1 trilyon TL hacme ulaştığı tahmin edilen Türkiye PL sektörünün bu yılsonunda 1,4 trilyon TL büyüklüğe ulaşacağı tahmin ediliyor. Sektör temsilcilerinin 2030 öngörüsü ise Türkiye’de PL’ın 2030’da 3.2 trilyona TL’yi bulacağı yönünde.

Sektör ‘Orta olgunluk’ seviyesinde
Bu tablo Türkiye’nin PL alanında artık gelişmekte olan bir pazar olmaktan çıkıp orta olgunluk seviyesine ulaştığını gösteriyor. Kategori bazında incelendiğinde ise PL ürünlerin en güçlü olduğu alanlar gıda, temel tüketim, ev temizlik, hijyen, kağıt ürünleri ve kişisel bakım olarak öne çıkıyor. Süt ve süt ürünleri, un, makarna, yağ, temizlik ürünleri ve ıslak mendil gibi kategoriler de güçlü performans gösteriyor. Kişisel bakım tarafında saç bakım, ağız bakım ve vücut bakım ürünlerinde büyüme devam ediyor. E-ticaret tarafında ise bebek bakım, kişisel bakım ve evcil hayvan ürünlerine ilgi yoğun. Bebek bezi, ıslak mendil, mama ve pet food kategorileri online kanalda ağırlık kazanıyor.

PL’de premium ürün eğilimi
PL’da premium ürünlere olan talep artış gösteriyor. Fakat Türkiye’de bu segment henüz gelişim aşamasında değil. Avrupa’da premium PL ürünlere olan talep hızlı yükseliyor. Türkiye’de ise sağlıklı içerik, organik ürünler, sürdürülebilir ambalaj ve özel reçeteli ürünler üzerinden bir premiumlaşma eğilimi oluşuyor.
Sürdürülebilirlik ise sektörün en kritik dönüşüm başlıklarından biri haline geliyor. Tüketicilerin sürdürülebilirliği ‘çok önemli’ görme oranı Türkiye’de yüzde 49’dan yüzde 70’lere çıkmış durumda. Bu da üreticileri sürdürülebilir ambalaj, karbon ayak izi takibi, enerji verimliliği ve izlenebilirlik gibi alanlarda yatırım yapmaya yönlendiriyor. Özellikle ihracat yapan firmalar için bu kriterler artık rekabetin temel unsurları arasında yer alıyor.

Discount marketlerin etkisi
Perakendecilerin PL stratejileri de değişiyor. Öyle ki PL ürünler artık yalnızca uygun fiyatlı alternatifler olmaktan çıkıyor; karlılık yönetimi, müşteri sadakati ve marka konumlandırma aracı haline geliyor. Bazı zincirler PL ürünleri iş modelinin merkezine yerleştiriyor, bazıları ise sağlıklı yaşam ve online entegrasyonla büyütüyor. Türkiye’de discount marketler sektörün gelişiminde kritik rol oynuyor. BİM, A101 ve Şok gibi zincirler PL ürünlerin en yoğun temas noktalarını oluşturuyor. Geniş mağaza ağı, sınırlı ama yüksek devirli ürün portföyü, fiyat-performans algısı ve güçlü tedarik yapıları sayesinde PL ürünlerin yaygınlaşmasını hızlandırıyor.
A101, BİM ve Şok gibi discount marketler, NielsenIQ sınıflandırmasında 400 metrekareden küçük mağazalar kategorisinde yer alıyor. 2025’te 400 metrekare üzeri formatlar ciro ağırlığını artırsa da küçük formatlı marketler hala PL ekosistemi için kritik kanallar. Ayrıca modern ticaret mağaza sayısı 2024’ten 2025’e yüzde 5 artarak 51 bin 896’dan 54 bin 356’ya çıkmış bulunuyor. Bu da organize perakendenin ve PL ürünlerin erişim alanının genişlediğini gösteriyor.
Tüketici güven oranı yüksek
Tüketici tarafında ise PL ürünlere yönelik güven güçleniyor. NielsenIQ Consumer Outlook 2023 verisi; global tüketicilerin yüzde 44’ünün özel markaların genellikle paranın karşılığını verdiğini, yüzde 40’ı özel markalı ürünlerin markalı ürünlere iyi bir alternatif olduğunu, yüzde 35’i ise bazı özel markalı ürünlerin ünlü markalardan daha kaliteli veya eşit kalitede olduğunu düşündüğünü ortaya koyuyor. 2025 verilerinde ise market markalı ürünlerin markalı ürünlere iyi bir alternatif olarak görülme oranı Türkiye’de yüzde 68, globalde ise yüzde 54. Market markalarının ödenen paraya değer bulunmasının oranı ise Türkiye’de yüzde 69, globalde yüzde 55. Bu göstergeler Türkiye’de PL ürünlere yönelik güvenin ve tekrar satın alma potansiyelinin güçlü olduğunu gösteriyor. Ancak bu sadakat daha çok perakendeciye ve fiyat - performans dengesine bağlı gelişiyor.
Üretici nerede zorlanıyor?
Üretici tarafına bakıldığında da PL üretimine geçişin bazı zorlukları beraberinde getirdiği görülüyor. Ham madde fiyatları ve döviz kurlarındaki dalgalanmalar maliyet baskısı yaratıyor. Düşük marj - yüksek hacim dengesi karlılığı hassas hale getiriyor. Ayrıca sabit fiyat anlaşmaları, finansman ihtiyacı, sertifikasyon gereklilikleri ve operasyonel yeterlilikler üreticiler için önemli başlıklar arasında yer alıyor. BRCGS, IFS, ISO 22000 ve HACCP gibi standartlar büyük perakendecilerle çalışmak için kritik hale geliyor.
200’den fazla ülkeye ihracat
Türkiye’nin PL üreticileri için ihracat potansiyeli de oldukça yüksek seyrediyor. Bunun temel nedenleri; üretim kapasitesi, Avrupa’ya yakınlık, rekabetçi maliyet yapısı, güçlü ambalaj ve hijyen üretim altyapısı, esnek üretim kabiliyeti ve yakın coğrafyadan tedarik eğilimi. Türk üreticiler kümülatif toplamda 200’den fazla ülkeye ihracat yapıyor. Türkiye’de markette satılan pek çok ürün grubunda üretim kabiliyeti bulunduğu için, PL üretim altyapısı da bu geniş ihracat coğrafyasını destekleyen önemli avantajlardan biri.
Hedef pazarlar açısından bakıldığında ise Avrupa Birliği (AB), Birleşik Krallık, Kuzey Amerika, Orta Doğu ve Körfez ülkeleri ile Kuzey Afrika öne çıkıyor. Almanya, İtalya, Hollanda, Romanya, İngiltere, ABD; Irak, Suudi Arabistan ve BAE, Mısır, Fas ve Libya dikkat çeken pazarlar. Bu bölgeler, kalite beklentisi, lojistik erişim, modern perakendenin gelişimi ve ürün talebi bakımından Türk üreticileri için güçlü fırsatlar sunuyor.
İhracatta öne çıkan kategoriler arasında temizlik ve hijyen ürünleri, kozmetik ve kişisel bakım ürünleri, gıda ürünleri, ambalajlı tüketim ürünleri ve bebek bakım ürünleri yer alıyor. Islak mendil, bebek bezi, deterjan, kâğıt havlu, saç bakım ürünleri, cilt bakım ürünleri, vücut bakım ürünleri, bakliyat, makarna, kahvaltılık ürünler ve çeşitli ev bakım ürünleri bu alanlarda öne çıkan örnekler.
Sektörün beş yıllık hedefi
Yurtdışı pazarlara girişte kalite standartları, mevzuat uyumu, sürdürülebilirlik kriterleri ve lojistik maliyetler önemli bariyerler oluşturuyor. Özellikle Avrupa pazarında ‘Yeşil Mutabakat’, karbon ayak izi ve geri dönüştürülebilir ambalaj gereklilikleri belirleyici hale geliyor. Ancak bu regülasyonlar uzun vadede Türk üreticiler için rekabet avantajı yaratıyor.
Önümüzdeki beş yıllık dönemde PL üretiminin daha kaliteli, daha sürdürülebilir ve daha inovasyon odaklı bir yapıya evrilmesi bekleniyor. Üreticilerden daha güçlü Ar-Ge, ambalaj inovasyonu ve dijitalleşme kabiliyeti talep ediliyor. Perakendeciler PL ürünleri stratejik bir marka aracı olarak konumlandırmaya devam ediyor. Tüm bu gelişmeler ışığında PL sektörü Türkiye’de yalnızca perakendenin bir alt segmenti olmaktan çıkıyor; üretim gücü, ihracat potansiyeli ve sürdürülebilir dönüşüm açısından stratejik bir alan haline geliyor. Önümüzdeki dönemde sektörün başarısı, ‘ucuz alternatif’ algısından uzaklaşıp ‘güvenilir, kaliteli ve sürdürülebilir ürün’ algısını ne ölçüde güçlendirebildiğine bağlı olarak şekilleniyor.
Kendi hammaddesini üretiyor
Sektörde yaşanan bu dönüşüm, yalnızca makro verilerle sınırlı kalmıyor; üretici firmaların stratejilerine, yatırım kararlarına ve iş modellerine de doğrudan yansıyor. Türkiye’de faaliyet gösteren üreticiler, artan talebi karşılamak ve global rekabette öne çıkmak için Ar-Ge, otomasyon, sürdürülebilirlik ve ihracat odaklı yatırımlarını hızlandırıyor. Bu kapsamda sektörün önde gelen oyuncularının attığı adımlar, PL ekosisteminin geldiği noktayı somut şekilde ortaya koyuyor.

Enes Örer / Oğuz Gıda
Oğuz Gıda da onlardan biri. 30 yılı aşkın süredir PL üretim gerçekleştiriyor. Toplam üretiminin yaklaşık yüzde 30’u PL ürünler oluşturuyor. Adana, Sakarya ve Konya’da bulunan üretim tesislerinde yaklaşık 500 kişilik ekibiyle çalışmalarını yürüten şirket, PL tarafında ağırlıklı olarak içecek kategorisinde faaliyet gösteriyor. Özellikle raflarında ürün çeşitliliğini artırmak ve farklılaşmak isteyen perakende zincirlerinden yoğun talep aldıklarını belirten Oğuz Gıda CEO’su Enes Örer, “Cironuzun yaklaşık yüzde 3’ünü AR-GE çalışmalarına ayırıyoruz. Bu yatırımları özellikle yeni ürün geliştirme, ambalaj inovasyonu ve tüketici beklentilerine uygun formülasyonlar üzerine yoğunlaştırıyoruz” diyor.
Son yıllarda tüketici tercihlerinde belirgin bir değişim gözlemlediklerini söyleyen Örer, şöyle devam ediyor: “Geleneksel yüzde 100 meyve suyu veya nektar kategorilerinin yanında, daha hafif, ferahlatıcı ve aromalı içeceklere olan talep ciddi şekilde arttı. Kalite, sürdürülebilir üretim açısından vazgeçilmez bir unsur. Ancak içecek sektöründe fiyat rekabeti hala oldukça yüksek seviyede devam ediyor. Bu nedenle başarı; kalite standartlarını korurken rekabetçi fiyat yapısını da sürdürebilmekten geçiyor.”
Oğuz Gıda’nın maliyet yönetiminde temel yaklaşımı, mümkün olduğunca kendi kendine yetebilen bir üretim yapısı kurmak. Bu doğrultuda son dönemde hammadde tarafında da üretime geçerek, örneğin; kendi preformunu üreten, bir yapı haline gelen şirket, ağırlıklı olarak öz kaynaklarıyla büyümeyi tercih ediyor. Örer, Türkiye’de ulusal zincir mağazaların tamamına yakın bir kısmıyla çalıştıklarını, yurtdışında ise özellikle Almanya başta olmak üzere pek çok AB ülkesinde güçlü iş birlikleri bulunduğunu dile getiriyor.
Kategori gelişimine katkı
PL üretiminde 20 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Bileşim Kimya ise, üretim faaliyetlerini Esenyurt ve Avcılar’daki toplam yaklaşık 25 bin kapalı alana sahip modern tesislerinde, 250 kişilik ekibiyle üretimini sürdürüyor. Yıllık üretim kapasitesi 120 bin ton seviyesinde olan şirket,

Sedat Çelik / Bileşim Kimya
Özellikle yurt içinde faaliyet gösteren ulusal zincir marketler, uluslararası perakende zincirleri ve yurt dışındaki organize perakende yapılarından yoğun talep aldıklarını ifade eden Bileşim Kimya CEO’su Sedat Çelik, “Kişisel bakım, kozmetik ve ev temizlik ürün gruplarında faaliyet gösteriyoruz. PL tarafında yalnızca mevcut talepleri karşılayan değil, kategori gelişimine katkı sunan bir üretici konumundayız. Ar-Ge’ye ciromuzdan ortalama yüzde 2- 4 bandında pay ayırıyoruz. Bu oran sektör ortalamasının üzerinde. Ar-Ge’yi bir maliyet kalemi değil, rekabet gücünü sürdürülebilir kılan bir yatırım alanı olarak görüyoruz” diye anlatıyor.
Yurt içinde BİM, A101, ŞOK, Migros, Bizim Toptan ve CarrefourSA gibi önde gelen perakende zincirlerine market markalı ürünler ürettiklerini söyleyen Çelik, şöyle devam ediyor: “PL üretim tarafında başta Avrupa ve Kuzey Amerika olmak üzere Ortadoğu, Afrika ve Güney Amerika’yı kapsayan geniş bir coğrafyada faaliyet gösteriyoruz. ABD, İtalya, Almanya, BAE, Mısır, Fas ve Şili bu pazarlardan bazıları. Bu pazarlarda başarıyı belirleyen temel unsur; kalite standardının sürekliliği, farklı regülasyonlara uyum ve tedarik sürekliliğini aynı anda yönetebilmek.”
Karanlık fabrika yatırımı
Temelleri 45 yıl önce atılan Nazar Kimya da PL sektöründe ise 20 yıllık bir geçmişe sahip. Yıllık 75 bin tonluk üretiminin yüzde 45’ini PL üretim oluşturuyor. İstanbul Tuzla’daki 9 bin 500 metrekarelik üretim tesisinde, 145 kişilik bir istihdam yaratan şirket, başta ulusal ve uluslararası zincir marketler olmak üzere geniş bir müşteri portföyüne hizmet veriyor. Arap sabunu ve çamaşır suyu segmentlerinde üretim yapan şirketin; Migros, Şok, CarrefourSA, Bizim Toptan, File Market ve Macrocenter gibi markalarla uzun yıllara dayanan iş ortaklıkları bulunuyor.

Hakan Hatiboğlu / Nazar Kimya
Son yıllarda müşteri beklentilerinde belirgin bir değişimin söz konusu olduğunu belirten Nazar Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Hatiboğlu, “Artık tüketiciler yalnızca uygun fiyatlı ürün değil; aynı zamanda doğal içeriklere sahip, güvenilir, sürdürülebilir ve katma değer sunan ürünler talep ediyor. Özellikle doğal, vegan ve çevre dostu ürünlere olan ilgi hızla artarken, bu alandaki inovasyon da önemli bir rekabet unsuru haline gelmiş durumda” diye konuşuyor.
Perakendeciler de bu dönüşüme paralel olarak PL ürünlerini daha yenilikçi ve farklılaşan bi yapıya taşımayı hedefliyor. Bu da üreticilerden daha esnek, hızlı ve çözüm odaklı bir yaklaşım beklenmesine neden oluyor. Bu doğrultuda doğal ve inovatif ürün geliştirme süreçlerine odaklanarak bu değişime uyum sağladıklarını dile getiren Hatiboğlu, şöyle devam ediyor: “Teknoloji ve yapay zeka, üretimden müşteri analizine kadar tüm süreçlerimizin merkezinde yer alıyor. Operasyonel verimliliği artırmak, hataları minimize etmek ve müşteri beklentilerini daha doğru analiz edebilmek adına bu teknolojileri aktif olarak kullanıyoruz. Ayrıca 2027 yılında devreye almayı planladığımız yeni tesisimizi ‘karanlık fabrika’ konseptiyle hayata geçirerek, otomasyon seviyesini en üst noktaya taşımayı hedefliyoruz.”

Murat Gönül / Sapro Temizlik
Islak mendilde ilk 4’te
Sapro Temizlik Ürünleri ise 1997 yılından bu yana private label üretim gerçekleştiriyor. Bugün yıllık yaklaşık 500 milyon adet bebek havlu ve cep mendili, ayrıca 1 milyar 200 milyon adet tekli mendil üretim kapasitesine sahip olan şirket, İstanbul Silivri Selimpaşa’da bulunan üretim tesisinde 450 kişilik ekibiyle faaliyetlerini sürdürüyor. Ağırlıklı olarak hem Türkiye’de hem de Avrupa’da faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası zincir marketlerden yoğun talep aldıklarını belirten Sapro Temizlik Ürünleri Genel Müdür Murat Gönül, “PL tarafında özellikle yüksek hacimli ve sürdürülebilir tedarik yapısı arayan perakende gruplarıyla güçlü iş birlikleri yürütüyoruz. Ciromuzun yüzde 2 - 3’lük kısmını AR-GE faaliyetlerine ayırıyoruz. Bu yatırımları yalnızca ürün geliştirme ile sınırlı tutmayıp, aynı zamanda üretim verimliliği, sürdürülebilirlik ve alternatif hammadde geliştirme alanlarında da değerlendiriyoruz” diye anlatıyor.
Şirket, Türkiye’de tüm büyük zincir marketlerle ve global markalarla çalışıyor. Avrupa ve Birleşik Krallık başta olmak üzere uluslararası pazarlarda da önemli perakende zincirleri için üretim gerçekleştiriyor. Özellikle Avrupa pazarında çevre dostu ürünlere yönelik beklentilerin belirgin şekilde artması nedeniyle şirket son dönemde, sürdürülebilir ürün talebine paralel olarak bu alandaki yatırımlarını hızlandırmış durumda.
Bugün gelinen noktada, Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ise ilk 4’ü arasında yer alan ıslak mendil üreticilerinden biri olduklarının altını çizen Gönül, şu görüşleri dile getiriyor: “Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere, Birleşik Krallık ve ABD’ye ihracat gerçekleştiriyoruz. Üretim süreçlerimizde otomasyon ve yapay zeka uygulamalarını devreye almaya başladık. Önümüzdeki üç yıl içinde üretim ve operasyon süreçlerimizde yüksek seviyede otomasyon ve yapay zeka entegrasyonu sağlamayı hedefliyoruz. Bu dönüşümü gerçekleştiremeyen şirketlerin rekabet gücünü kaybedeceğine inanıyoruz.”

Emre Taycı / Tayaş Gıda
150’ye yakın ülkeye ihracat
Yıllık 90 bin tonluk üretim kapasitesine sahip olan Tayaş Gıda da Kocaeli -Gebze’de bulunan üretim tesisinde bin 500 kişilik kadrosuyla faaliyet gösteriyor. Ürün portföyünde; şekerleme, kakaolu ve bisküvili ürünler, bar çeşitleri bulunan şirket; ağırlıklı olarak ulusal ve uluslararası perakende zincirlerinden, güçlü distribütör yapısına sahip markalardan ve ihracat odaklı firmalardan talep alıyor.
“Özellikle raf rekabetinde farklılaşmak isteyen markalar, ürün geliştirme ve üretim süreçlerinde bizi tercih ediyor” diye konuşan Tayaş Gıda Genel Müdür Emre Taycı, cirolarının yüzde 3,5’ini AR-GE’ye ayırdıklarını; yalnızca ürün geliştirmeye değil, maliyet mühendisliği ve proses inovasyonuna da yatırım yaptıklarını söylüyor.
PL algısında köklü bir dönüşüm yaşandığından söz eden Taycı, “Artık müşteriler uygun fiyatın yanı sıra; marka kalitesinde ürün, şeffaf içerik, sürdürülebilir üretim ve hızlı tedarik talep ediyor. Bu değişim, üreticilerin hem kalite standartlarını yükseltmesini hem de daha çevik ve veri odaklı bir yapıya geçmesini zorunlu kılıyor” diye konuşuyor.
Düşük fiyatla PL pazarına girip kaliteyi sürdüremeyen yapıların uzun vadede varlığını korumasının mümkün olmadığına dikkat çeken Taycı, şunları anlatıyor: “Yüksek enflasyon ve dalgalı girdi maliyetleri, maliyet yönetimini kritik bir rekabet unsuru haline getirdi. Bu süreci; stratejik satın alma, ileri planlama sistemleri, verimlilik projeleri, enerji optimizasyonu ve anlık veri analizi ile yönetiyoruz. Kararlarımızı sezgisel değil, veri temelli alıyoruz.”
Ulusal ve uluslararası perakende zincirleriyle çalışan şirket, uluslararası pazarlarda da aktif bir oyuncu. Başta Avrupa olmak üzere Uzakdoğu ve farklı coğrafyalara ihracat gerçekleştiren Tayaş Gıda bugün, 150’ye yakın ülkeye ulaşan bir ihracat ağına sahip. Hedeflerinin, Türkiye’yi PL üretimde güçlü bir ‘üretim üssü’ olarak daha da ileri taşımak olduğunu vurgulayan Taycı, “Teknolojiye yatırım yapmayan üreticilerin rekabet şansı giderek azalıyor. Biz otomasyon, veri analitiği ve dijitalleşmeyi tüm süreçlerimize entegre ederek hem verimliliğimizi hem de karar alma hızımızı önemli ölçüde artırdık. Önümüzdeki dönemde yapay zeka destekli planlama ve maliyet yönetiminin daha da belirleyici olacağını öngörüyoruz” diye ekliyor.

Gökhan Bahadır / Burcu Gıda
Otomasyon ile hız kazandı
Yaklaşık 25 yıldır PL üretiminde aktif olarak yer alan Burcu Gıda ise Balıkesir’de iki, İzmir ‘de bir olmak üzere toplam üç fabrikasında 2 bin kişiden oluşan kadrosuyla salçadan ketçaba, turşudan reçele kadar pek çok kategoride üretim yapıyor. Bugün; A101, Bim, File, Migros, Şok, Hakmar, Metro ve BTT gibi zincir marketlerle işbirliği yaptıklarını söyleyen Burcu Gıda Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Bahadır, tüketicilerin artık sadece doyurucu ürünler değil, aynı zamanda pratik, hızlı hazırlanabilen, sağlıklı ve kaliteli ürünler talep etmeye başladığını söylüyor. “Bununla birlikte doğal içerik, katkı maddesi oranı ve sürdürülebilir üretim gibi konular da daha fazla önem kazanıyor. Dünyada değişen yeme içme alışkanlıkları, üretici firmaları hazır yemek, sos ve hızlı tüketim ürünleri geliştirmeye yönlendiriyor” diye konuşan Bahadır, gerçekleştirdikleri otomasyon yatırımlarıyla dolum, kapama ve paketleme hatlarında üretim hızını artırırken insan kaynaklı hatalarını minimize ettiklerinin altını çiziyor.
Akıllı üretim sistemleri sayesinde hammadde kullanımı ve fire oranlarını optimize ederek maliyet avantajı sağladıklarına vurgu yapan Bahadır, “Veri odaklı planlama ile talep tahminlerimizi iyileştiriyor, üretim ve stok dengesini daha etkin yönetiyoruz. Kalite kontrol sistemleri (sensörler ve dijital izleme) ile ürünlerimizin her aşamada standartlara uygunluğunu garanti altına alıyoruz. İzlenebilirlik altyapımız sayesinde ürünlerimizi tedarikten son kullanıcıya kadar takip edebiliyoruz” şeklinde konuşuyor.
2033 beklentisi 350 milyar $
Verified Market Reports’un verileri, özel markalı üretimin global pazar büyüklüğünün 2024 yılında 200 milyar dolar olduğunu, 2026 – 2033 yılları arasında ise yüzde 6,5’lik yıllık büyüme oranıyla 2033 yılında 350 milyar dolar hacme ulaşacağını gösteriyor. ABD’de özel markalı ürünler, tüm tüketim malları pazar hacminin yaklaşık yüzde 21’ini oluşturuyor ve yaklaşık 236 milyar dolar değerinde. Dünya çapında özel markalı ürünlerin perakende pazar payı bakımından lider bölgesi ise Avrupa.
PL alanındaki fırsatlar neler?
- Private label alanındaki fırsatlar artık yalnızca fiyat avantajıyla sınırlı değil. Sektör, premium ürünlerden sürdürülebilir ambalaja, online kanal büyümesinden veriyle ürün geliştirmeye kadar daha geniş bir fırsat alanı sunuyor.
- Tüketicinin fiyat-performans arayışının devam etmesi PL ürünleri güçlü tutarken, aynı zamanda organik, sağlıklı, fonksiyonel ve özel reçeteli ürünlere yönelik ilgi de yeni büyüme alanları yaratıyor.
- Online kanalın kişisel bakım, bebek bakım ve evcil hayvan bakım gibi alanlarda büyümeye devam etmesi, PL ürünlere yeni temas noktaları kazandırıyor.
- Yerel üretim kabiliyetinin güçlenmesi, tedarik zincirlerinin daha yakın ve esnek kaynaklara yönelmesi, veriyle daha hedefli ürün geliştirme yapılabilmesi ve tüketicinin market markalarına olan güveninin artması PL alanını önümüzdeki dönemde daha da fırsatlı hale getiriyor.
PL üretiminde kritik başarı faktörleri
- PL üretimine yönelen üreticiler için en önemli başlıklardan biri, ham madde fiyatları ile döviz kurlarındaki dalgalanmaların yaratabildiği maliyet baskısını doğru yönetebilmek. PL iş modelinin doğası gereği düşük marj ve yüksek hacim dengesiyle çalışılması gerektiğinden, maliyetlerdeki sınırlı artışlar bile karlılığı ciddi biçimde etkileyebiliyor. Bu nedenle PL’ye yönelmeyi planlayan üreticilerin; fiyatlama yapısını, maliyet kontrol kabiliyetini ve üretim verimliliğini daha en baştan gerçekçi biçimde değerlendirmesi gerekiyor.
- Perakendecilerle çalışmaya başlarken sabit fiyatlı veya belirli dönemler için kurgulanan ticari yapıların, değişken maliyet ortamında üretici üzerinde baskı yaratabildiği de görülüyor. PL’ye yönelmek isteyen firmaların bu modele yalnızca satış hacmi gözüyle değil, finansman yapısı, işletme sermayesi ihtiyacı ve ödeme vadeleri açısından da hazırlıklı yaklaşması önemli.
- Bazı üreticiler için kalite belgeleri ve sertifikasyon süreçleri önemli bir eşik oluşturuyor. Büyük perakendecilerle çalışılacaksa BRCGS, IFS, ISO 22000, HACCP gibi standartların mevcut olup olmadığı ya da bu standartlara ulaşmanın mümkün olup olmadığının baştan değerlendirilmesi gerekiyor.
- Nitelikli iş gücü ve operasyonel yeterlilik de son derece kritik. PL üretiminde sadece ürünü üretmek değil; istenen kaliteyi, ambalaj standardını ve teslimat disiplinini sürdürülebilir biçimde sağlayabilmek gerekiyor.
- Bazı ürün gruplarında perakendecilerin karma içerikli koli talepleri, üretimde verimliliği ve maliyet optimizasyonunu olumsuz etkileyebiliyor. Bu tür talepler, özellikle operasyonun daha manuel ilerlemesini gerektirdiğinde, üretim akışını zorlaştıran ve PL’ye yönelen firmalar için önemli bir bariyer haline gelen başlıklardan biri oluyor. O nedenle bu tarz taleplere yönelik bir operasyon yapısının olması gerekiyor.

M. İmer Özer / Özel Markalı Ürünler Sanayicileri ve Tedarikçileri Derneği (Plad) Başkanı
“Global perakendeciler için üretim merkezi olabiliriz”
“PL ürünleri Türkiye hızlı tüketim ürünleri sektöründe artık yalnızca fiyat odaklı bir alternatif değil; üretim gücünü, kalite standardını ve perakende ile sanayi arasındaki iş birliğini gösteren stratejik bir alan. Tüketicinin fiyat-performans beklentisi güçlenirken, üreticilerimiz de daha kaliteli, daha güvenilir ve daha sürdürülebilir ürünler geliştirmek için önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bugün PL ürünler; gıdadan hijyene, temizlikten kişisel bakıma kadar çok geniş bir alanda tüketicinin günlük yaşamına dokunuyor. Bu ürünlerin arkasında ciddi bir üretim disiplini, kalite kontrol süreci, sertifikasyon altyapısı ve sürekli gelişim çabası bulunuyor. Önümüzdeki dönemde sektörün en önemli gündemİ sürdürülebilirlik ve yapay zeka destekli dönüşümler olacak. Türkiye, coğrafi konumu, üretim kapasitesi ve esnek tedarik kabiliyetiyle global perakendeciler için güçlü bir üretim merkezi olma potansiyeline sahip. Bu potansiyeli kalıcı hale getirmenin yolu ise kalite, güven, çevre dostu üretim ve uzun vadeli iş birliklerinden geçiyor.”

İbrahim Akkuş / Efor Holding
Yöreselden ulusala genişledi
Yedi fabrikasında günlük 2 bin ton, yıllık ise yaklaşık 200 bin ton yaş çay işleme kapasitesine sahip olan Efor Çay da 2009 yılından bu yana market markalı ürünler alanında faaliyet gösteriyor. 46 yıl önce Rize’de temelleri atılan şirket, BİM başta olmak üzere büyük zincirlere PL çay üretimiyle büyüyen bir grup. Yöresel bir marka olarak yola çıktıkları ve Türkiye’de yaygın bir şekilde çalıştıklarını belirten Efor Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Akkuş, “Zamanla PL işinde çok iddialı bir konuma geldik. BİM’in çay ürünlerinde ana tedarikçisiyiz. BİM mağazalarında satışta olan Berk çayı biz üretiyoruz. Migros’un ‘M’ markalı çayını biz üretiyoruz. Balküpü’nün çaylarının da tamamını biz üretiyoruz. Bunun gibi ulusal ve zincir marketlerin özel markalı ürünlerini yapıyoruz” diye anlatıyor.
PL alanında geçmişte fiyat rekabetinin daha belirleyici bir unsur olduğunu belirten Akkuş, bugün geldiğimiz noktada ise kalitenin en az fiyat kadar, hatta çoğu zaman daha da önemli hale geldiğini vurguluyor ve ekliyor: “Bu sayede hem rekabetçi hem de yüksek kaliteli ürünler ortaya çıkıyor.”