USD/TRY
Döviz Çevirici
TRY
USD
EUR
Hesapla

Sürdürülebilir tarım vizyonuyla büyüyor

Kadın girişimciler Feyzan Nakipoğlu Esen ve Nurperi Nakipoğlu Meriç tarafından kurulan butik zeytinyağı markası Ganos Olive Oil’in odağında sürdürülebilirlik var. Tek bahçeden üretim, yerel kalkınma ve iyi tarım uygulamalarıyla şekillenen markanın, online satışlarına ek olarak fiziki mağazalarının da açılması planlanıyor.

Sürdürülebilir tarım vizyonuyla büyüyor

Bazı girişimler vardır ki yalnızca bir ürün üretmekle kalmaz, aynı zamanda bir bakış açısı da inşa ederler. Gelibolu’nun bereketli topraklarından doğan Ganos Olive Oil, bu tanımın merkezine yerleşiyor. Markanın kurucu ortakları Feyzan Nakipoğlu Esen ve Nurperi Nakipoğlu Meriç, doğanın sesine kulak veren iki girişimci olarak, geleneksel tarımı modern bir işletme disipliniyle harmanlıyor.  Ganos’un hikayesi, ortakların doğaya dönüş sürecinde sordukları şu kritik soruyla başlıyor: "Kendi ürünümüzü neden kendi standartlarımızla üretmeyelim?"

Butik kalmayı seçtiler

“Gelibolu Eceabat bölgesinde kendi bahçemizde bulunan Ayvalık ve Gemlik cinsi ağaçlarımızdan ürün alıyoruz. Ayrıca yeni İspanyol cinsi Arbequina zeytin bahçesi hayata geçirdik. Yıllık 50 ton zeytinyağı üretimi yapıyoruz” diyen Esen, butik ölçekte kalmayı bilinçli bir strateji olarak tercih ettiklerini söylüyor. 

Tek bahçeden üretim anlayışlarıyla, ‘iyi tarım’ uygulamalarına bağlı kalarak kimyasallardan uzak üretim yaptıklarının altını çizen Esen, şunları anlatıyor: “Toprağın doğal döngüsünü bozmadan, su ve kaynakları bilinçli kullanarak üretim yapıyoruz. Budama sonrası dal ve yaprakları parçalayarak kompost gübre yapıyoruz ve tekrardan bahçeye seriyoruz. Zeytin dalı atıklarını, zeytin yaprağı çayı ve ahşap dekoratif objeler gibi katma değerli ürünlere dönüştürüyoruz. Teknolojik uygulamalar ve makinalaşmayı da üretim süreçlerimize entegre ederek verimliliği artırmayı, kaynakları daha etkin kullanmayı ve çevreye duyarlı bir üretim modeli oluşturmayı amaçlıyoruz.”

Yerel ekonomiye katkı

Marka, yerel üreticiyle de güçlü bir bağ kurmuş durumda.  Öyle ki hasat sürecinden üretime kadar her aşamada yerel iş gücünü destekleyerek, bölge ekonomisine katkı sağlıyor.

Ayrıca İstanbul Silivri’de dikilen 5 bin zeytin fidanı ve bu süreçte öğrencilerin aktif rol alması da markanın eğitimci kimliğini toprağa aktardığının en güzel kanıtı. “Türkiye’nin ilk tarım lisesi olan Türam Meslek Lisesi öğrencileri bu zeytin bahçesinde bitki gelişiminden gübrelemeye kadar tüm uygulamaları yaparak zeytin yetiştiriciliğini öğreniyor” diye konuşan Meriç, bahçe ürün vermeye başladığında zeytinlerden zeytinyağı üretip halka ücretsiz dağıtılmasını planladıklarını da söylüyor. 

Fiziksel mağaza da açılacak

Bugün web sitesi, online satış kanalları ve bazı restoranlarda tüketicilerle buluşan marka için büyüme yalnızca daha fazla üretmek anlamına gelmiyor. Doğru kitlelerle buluşarak markanın değerini korumak hedefleniyor. 

Önümüzdeki dönemde markanın Türkiye’de daha geniş bir bilinirlik elde etmesi için çalışmalar yürüten iki kadın girişimci, aynı zamanda uluslararası pazarda da güçlü bir konum edinme yolunda ilerliyor.

Nitekim katıldıkları uluslararası zeytinyağı kalite yarışmalarında kazandıkları altın ve gümüş madalyalar da bu vizyonun somut bir göstergesi.
Odak noktalarından biri de gastronomi dünyası. Seçkin restoranlarla işbirliğine gitmeyi planladıklarını belirten kuracakları Meriç, bununla birlikte tüketiciyle doğrudan temas kurabilecekleri fiziksel bir mağaza açarak deneyim odaklı bir büyüme planı de kurguladıklarından bahsediyor. 

0

EKONOMİST YENİ SAYI
Ekonomist Dergisini takip etmek için abone olun.
ABONE OL