USD/TRY
Döviz Çevirici
TRY
USD
EUR
Hesapla

“Yeni yatırımlarla savunma ve havacılıkta büyüyeceğiz”

Savunma ve havacılıkta yıllık ihracatı 100 milyon doları aşan Kale Grubu, bu alanda yeni yatırımlarla payını büyütecek. Kale Grubu Başkan Vekili Osman Okyay, “Yurt dışı yatırımlar ve ortaklıklarla her yıl yüzde 20 ve üzeri sürdürülebilir bir büyüme öngörüyoruz” diyor.

“Yeni yatırımlarla savunma ve havacılıkta büyüyeceğiz”

Dünya genelinde savunma harcamaları yeniden yükselişe geçti. Avrupa’dan Amerika’ya, Rusya’dan Çin’e kadar bir çok ülke savunma yatırımlarını artırıyor ve yeni nesil teknolojilere yöneliyor. Türkiye de son yıllarda savunma sanayiinde önemli mesafe kat eden ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin en köklü sanayi kuruluşlarından biri olan Kale Grubu da bu dönüşümü aktif şekilde şekillendiren şirketlerden biri olmayı hedefliyor. Sanayide 70 yıllık bir birikme sahip olan Kale Grubu, seramik ve yapı kimyasallarının yanı sıra son yıllarda özellikle savunma ve havacılık gibi ileri teknoloji yatırımlarıyla adını daha da duyurur oldu.

Ekonomist’in 30 Ağustos - 12 Eylül 2026 tarihli sayısından

Savunma sanayindeki yolculuğuna 1987 yılında, Türkiye’nin de içinde yer aldığı ilk çok uluslu savunma sanayi konsorsiyumu olan “Euro Stinger” projesiyle başlayan grup, Kale Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Osman Okyay liderliğinde bu alandaki çalışmalarını daha da derinleştirdi. Savunma grubunun yıllık ihracatı 100 milyon dolar olurken, holding bu alanda yeni yatırımlarla birlikte payını büyütmeyi hedefliyor. Grup bu doğrultuda geçen yıl Kale ANDAR şirketini bünyesine eklerken, 2028 yılında Kale Pratt & Whitney şirketinin İzmir’de ikinci fabrikasını devreye almayı planlıyor.

Kale Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Savunma ve Havacılık Sanayii İmalatçılar Derneği (SASAD) Yönetim Kurulu Başkanı Osman Okyay, daha dayanıklı, daha yenilikçi, daha global ve daha yüksek katma değer üreten bir Kale Grubu oluşturma hedefiyle savunma ve havacılık şirketlerinin bugün ciroda yüzde 50 paya sahip ihracat satışlarını daha da büyütmek istediklerini aktarıyor.

Okyay, yurt dışı yatırımlar, ortaklıklar ve teknolojik yatırımlarla birlikte yıllık yaklaşık yüzde 20 ve üzeri sürdürülebilir bir büyüme öngördüklerini kaydediyor. Bu noktada Kale Grubu olarak, fırsat penceresinin son derece açık olduğu bu dönemde kendi şirketleriyle organik büyümeyi sürdürürken; yüksek teknoloji içeren yerli ürünlere sahip firmaları da yakından takip ettiğini anlatan Osman Okyay, ortaklık, satın alma ve yatırım yoluyla bu şirketleri desteklemeyi planladıklarını belirtiyor. Kale Havacılık ve Kale Pratt & Whitney şirketlerinin yanı sıra Kale Jet Motorları, Kale ANDAR, Kale Havacılık ve Kale Kalıp şirketleri açısından ihracat fırsatlarının artarak devam edeceğini belirten Osman Okyay, savunma sektöründe Kale Grubu’nun yeni dönem hedeflerini Ekonomist’e anlattı:

“Yeni yatırımlarla savunma ve havacılıkta büyüyeceğiz”-1

“Satın almalar gündemimizde”
“Bugün 24 ülkede, 6 kıtada faaliyet gösteriyoruz. Uluslararası operasyonlarımızın önemli bir bölümü Avrupa’da yoğunlaşıyor. “Kale Grubu olarak, elbette fırsat penceresinin son derece açık olduğu bu dönemde kendi şirketlerimizle organik büyümemizi sürdürürken; yüksek teknoloji içeren yerli ürünlere sahip firmaları da yakından takip ediyor, ortaklık, satın alma ve yatırım yoluyla bu şirketleri desteklemeyi planlıyoruz.”

Savunma ve havacılık, Kale Grubu’nun büyüme stra tejisinde giderek daha önemli bir yer tutuyor. Bu alanın grup cirosu ve ihracatı içindeki mevcut payı nedir? Önümüzdeki beş yılda bu payı hangi seviyeye çıkarmayı he defliyorsunuz?
Toplam ciromuzun artık yarısına yakını savunma ve havacılık grubumuza ait. Bu süreçte ihracatımız yüzde 10 büyürken, 2026 yılı için yüzde 15 büyüme hedefliyoruz. Son yıllarda artan jeopolitik gerilimler, küresel çatışmalar ve keskinleşen ittifaklar nedeniyle, birçok ülke envanter yenileme, modernizasyon ve caydırıcılık ihtiyaçlarına odaklanmış durumda. Bu da savunma sektöründe güçlü ve uzun vadeli bir talep ortamı oluşturuyor. Özellikle, hava sistemleri ve mühimmat alanında agresif yatırım planlayan, 2027’de 1,5 trilyon dolar savunma bütçesi hedefleyen ABD cazip fırsatlar sunuyor. Benzer şekilde, Ukrayna savaşı sonrası hızlanan envanter yenileme süreciyle birlikte 2035’e kadar GSYH’sinin yüzde 3,5’ini doğrudan savunmaya ayırmayı planlayan ve bunu çeşitli teşvik mekanizmalarıyla destekleyen Avrupa da çok önemli bir talep potansiyeli barındırıyor.

Bu talep potansiyelinin sizin büyümenize katkısı ne olacaktır?
Daha dayanıklı, daha yenilikçi, daha global ve daha yüksek katma değer üreten bir Kale Grubu oluşturma hedefimiz çerçevesinde savunma ve havacılık şirketlerimizin cirosunun yaklaşık yüzde 50’sini oluşturan ihracat satışlarının, önümüzdeki beş yıllık dönemde daha da hızlı büyüyeceğini, yurt dışı yatırımlar, ortaklıklar ve teknolojik yatırımlarla birlikte yıllık yaklaşık yüzde 20 ve üzeri sürdürülebilir bir büyüme göstereceğini öngörüyoruz. Halen, satışlarının yüzde 90’ından fazlası ihracat olan Kale Havacılık ve Kale Pratt & Whitney şirketlerimiz var. Bunların yanı sıra güçlü mühendislik altyapımız, özgün tasarımlarımız, rekabetçi ürün portföyümüz ve artan küresel talep sayesinde, özellikle ürün ve alt sistem üreten şirketlerimiz Kale Jet Motorları, Kale ANDAR, Kale Pratt & Whitney, Kale Havacılık ve Kale Kalıp açısından ihracat fırsatlarının artarak devam edeceğine inanıyoruz.

Kale Grubu’nun yakın zamanında bünyesine kattığı ANDAR ile elektromekanik sistemler alanında yeni bir dönem başladı. Bu yeni ortaklık Kale Grubu’nun savunma ve havacılık stratejisinde nasıl bir yere sahip? Kale ANDAR için üretim, ihracat ve yeni proje hedefleriniz neler?
Bugün dünyada yaşanan “hassas mühimmat ve insansız sistemler” döneminde; çevik, yüksek teknoloji odaklı ve maliyet etkin çözümler geliştirebilen yeni nesil şirketler hızla öne çıkıyor. Türkiye de sahip olduğu mühendislik yetkinliği, teknoloji birikimi ve rekabetçi üretim kabiliyeti, ayırdığı yüksek kaynak ile oluşturduğu ekosistem sayesinde bu dönüşümde son derece güçlü bir konumda bulunuyor. Bu perspektifle, 2025 itibarıyla savunma ve havacılık portföyümüze kazandırdığımız Kale ANDAR, izlediğimiz yaklaşımın somut bir örneği. Kale ANDAR’ın elektromekanik sistemler alanındaki özgün tasarım ve üretim yetkinlikleri, sektördeki varlığımızı bir adım ileri taşıyor. Bu ortaklık sayesinde, özellikle hava sistemleri ve mühimmatları alanında daha kapsamlı ve entegre çözümler sunabilir hale geliyoruz. Kale Grubu’nun derin sanayi ve üretim tecrübesi ile ANDAR’ın tasarım ve mühendislik kabiliyetlerinin birleşmesinden doğan sinerjinin olumlu yansımalarını şimdiden görmeye başladık.

Peki grubu satın almalarla büyütme gibi bir hedef var mı?
Kale Grubu olarak, elbette fırsat penceresinin son derece açık olduğu bu dönemde kendi şirketlerimizle organik büyümemizi sürdürürken; yüksek teknoloji içeren yerli ürünlere sahip firmaları da yakından takip ediyor, ortaklık, satın alma ve yatırım yoluyla bu şirketleri desteklemeyi planlıyoruz. Kale ANDAR örneğinde olduğu gibi, güçlü teknolojiler geliştiren, ölçeklenme ihtiyacı duyan ve küresel pazarlara açılmayı hedefleyen Türk şirketlerine, Kale Grubu’nun bu alandaki birikiminin ve network gücünün önemli bir katkı sunacağına inanıyoruz. Teknolojik dönüşümün yarattığı bu fırsat döneminden yararlanarak; insansız sistemler, yapay zekâ destekli karar mekanizmaları, otonom platformlar, uzay tabanlı kabiliyetler ve siber-elektronik harp çözümleri başta olmak üzere geleceğin teknolojilerini yakından izliyoruz. Bu yaklaşımın, teknolojide dışa bağımlılığın azaltılmasına ve ihracat yoluyla farklı pazarlarla ekonomik ilişkilerimizin güçlendirilmesine katkı sağlayacağını öngörüyoruz.

Savunma sanayisinde artık yerlileşme öne çıkıyor. Türkiye bu alanlarda hangi noktaya ulaştı? Hâlâ dışa bağımlılığın yüksek olduğu kritik teknolojiler hangileri ve Kale, bu boşlukların hangilerine odaklanıyor?
Türkiye savunma sanayiinde tarihinin en güçlü dönemini yaşanıyor. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı’nın liderliğinde, son 20 yılda yerlilik oranını yüzde 20’lerden yüzde 80’lerin üzerine taşıyarak çok az ülkenin başarabildiği bir dönüşümü gerçekleştirdi. Platform seviyesinde yerlilik anlamında büyük mesafe katedildi; bugün asıl mücadele, o platformların içindeki kritik alt sistemlerde ve kritik komponentlerde veriliyor. Dışa bağımlılığın hala hissedildiği alanlar özellikle; itki sistemleri yani motorlar, yüksek sıcaklığa dayanımlı süper alaşımlar ve nadir toprak elementleri gibi ileri malzemeler, mikroelektronik ve çipler, yüksek performanslı optik ve dedektör teknolojileri. Bu sistemler, dünyada birkaç ülkenin ve az sayıda şirketin elinde ve en küçük bir krizde ilk kısıtlanan kalemler de bunlar. Kale Grubu olarak biz, bu boşlukların en kritiği olan itki sistemlerine odaklandık. Kale Jet Motorları şirketimiz miz; tasarımı, mühendisliği ve know-how’ı yüzde yüz bize ait olan Türkiye’nin kalifiye olmuş ilk özgün turbojet motorunu geliştirdi. Bugün seri üretimini yaptığımız farklı itki sınıflarındaki yerli turbojet motorlarımız ile milli füzelerimize güç verebilir hale geldik. Aynı zamanda Kale Kalıp ile Türkiye’nin ilk milli piyade ve kalifiye makineli tüfeğini tasarlayıp üreterek yabancı ürünlere bağımlılığımızı sona erdirdik.

Yeni motorların devreye girmesiyle Kale’nin motor teknolojilerindeki hedefi nedir? İhracata yönelik görüşmeler veya yeni uluslararası projeler var mı?
Kale Grubu şirketlerinden biri olan Kale Jet Motorları ile Türkiye’nin ilk özgün jet motorlarını geliştirme başarısını gösterdik. Geliştirdiğimiz turbojet motorlarıyla yalnızca önemli bir teknoloji kabiliyeti kazanmakla kalmadık, yurt dışındaki platform üreticisi konumundaki müşterilerimizin mühendislik gücümüze duydukları güveni de somutlaştırdık. KTJ-Serisi motorlarımızla, Türkiye’de SOM, Atmaca, Çakır, Kara Atmaca füzelerine güç vermeye devam ediyoruz. Türkiye’nin bu stratejik teknoloji alanındaki dışa bağımlılığı da bu sayede ortadan kalkmış durumda. Seri üretime girmiş olan KTJ-Serisi motorlarımızdan KTJ3200 ile ülkemizin ilk jet motor ihracat sözleşmesini Brezilyalı SIATT ile imzaladık. Bunun dışında birçok ülke ile ihracat görüşmelerimiz devam ediyor. Önümüzdeki dönemde ise yeni geliştirmekte olduğumuz jet motorlarıyla seyir füzelerinin yanı sıra özellikle dolanan mühimmatlar, karşılayıcılar ve çok maksatlı insansız hava araçlarına yönelik de itki sistemi çözümleri sunabilmeyi hedefliyoruz.

“Savunmada küresel hamleler artıyor”
“Son yıllarda artan jeopolitik gerilimler, küresel çatışmalar ve keskinleşen ittifaklar nedeniyle, birçok ülke envanter yenileme, modernizasyon ve caydırıcılık ihtiyaçlarına odaklanmış durumda. Bu da savunma sektöründe güçlü ve uzun vadeli bir talep ortamı oluşturuyor. Özellikle, hava sistemleri ve mühimmat alanında agresif yatırım planlayan, 2027’de 1,5 trilyon dolar savunma bütçesi hedefleyen ABD cazip fırsatlar sunuyor. Benzer şekilde, Ukrayna savaşı sonrası hızlanan envanter yenileme süreciyle birlikte 2035’e kadar GSYH’sinin yüzde 3,5’ini doğrudan savunmaya ayırmayı planlayan ve bunu çeşitli teşvik mekanizmalarıyla destekleyen Avrupa da çok önemli bir talep potansiyeli barındırıyor.”

Kale Pratt & Whitney, Türkiye’nin yüksek katma değerli havacılık ihracatında dikkat çeken şirketlerden biri. Küresel havacılık sektöründeki büyüme doğrultusunda kapasite artırımı veya yeni yatırım gündeminiz bulunuyor mu?
2025 yılından itibaren ciromuz artırarak güçlü bir büyüme performansı sergiliyoruz. Gerek operasyonel verimliliği artırarak gerekse yeni yatırımlarımızla ilave kapasite oluşturmayı ve bu kapasiteyi de Pratt & Whitney Amerika ve 2025 yılında ilk siparişlerini aldığımız Pratt & Whitney Kanada için yeni iş paketlerini almak için kullanacağız. KPW’nin yıllardır sıfır hata ve yüzde 100 zamanında teslimat performansı ile PW tedarikçileri arasında öne çıkması sayesinde bu konuda hızlı bir şekilde yeni anlaşmalara imza atacağımızı düşünüyoruz. KPW bünyesinde bir başka hedefimiz ise ürün portföyümüzü yeni ve çok daha kompleks parça gruplarıyla genişletmek, maliyet avantajı sağlayacak iyileştirmeleri hayata geçirmek, tedarikçi ağımızı güçlendirmek ve dijitalleşme alanındaki yatırımlarımızı hızlandırarak rekabet gücümüzü daha da artırmak. Bu şirkette yeni projelerle 2028 yılında 100 milyon dolar ciro seviyesini aşarak İzmir’de ikinci fabrika yatırımımıza başlamayı hedefliyoruz.

Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatı son yıllarda hızlı bir yükseliş gösteriyor. Siz aynı zamanda sektörün içinden gelen bir isim olarak, Türkiye’nin küresel savunma pazarındaki konumunu önümüzdeki beş yılda nerede görüyorsunuz?
Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatında yakaladığı ivme ve sanayimizin ulaştığı ölçek, yıllara dayanan AR-GE yatırımlarının, güçlü ekosistem sinerjisinin ve bütüncül bir vizyonun somut bir sonucudur. Geçtiğimiz sene sonu itibarıyla sektörümüz 10 milyar dolar ihracat hedefini geçmiş durumda, 2026 yılında bu rakamın en az yüzde 20 daha büyüyeceği tahmin ediliyor. İhracatımız ağırlıklı olarak iki gruptan oluşuyor, birincisi nihai ürün, ikincisi ise parça, komponent ihracatı. Küresel tehdit algılarının ve ülkelerin savunma ihtiyaçlarının yükseldiği bu dönemde, her iki grupta da ülkemiz savunma sanayinin önünün çok açık olduğunu düşünüyorum.

Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını hızla artırdığı yeni bir dönemden geçiyoruz. Bu değişim Türkiye savunma sanayisi açısından nasıl bir fırsat yaratıyor?
Özellikle Avrupa başta olmak üzere küresel ölçekte savunma ihtiyaçlarının ve bütçelerinin yeniden şekillendiği bir konjonktürden geçiyoruz. Artan talep karşısında küresel savunma sanayiinin karşı karşıya kaldığı kapasite ve tedarik zinciri sınamaları, güvenilir ve esnek ortaklıklara olan ihtiyacı her zamankinden daha belirgin hale getirmiştir. Türkiye; NATO standartlarındaki üretim disiplini, nitelikli mühendislik kaynağı ve yüksek kalitedeki imalat altyapısıyla küresel tedarik zincirlerinin dayanıklılığına katkı sunabilecek son derece güçlü bir stratejik ortak konumundadır. Bu sürece sadece dönemsel bir ihracat fırsatı olarak değil, müttefiklerimizle uzun vadeli, karşılıklı güven ve faydaya dayalı sanayi iş birlikleri kurma penceresi olarak bakılması gerektiğine inanıyorum. Aslında son yıllarda, ülkemiz savunma sanayi şirketlerinin, özellikle İtalya, İspanya, Baltık Ülkeleri, Polonya gibi Avrupa ülkeleri ile gerçeklesen başarılı savunma sanayi iş birliklerini görmek bizleri gelecek için daha da ümitlendiriyor.

İzmir’de ikinci tesis yatırımı planlıyor
2014 yılında faaliyete geçen Kale Pratt & Whitney ortaklığı, ilk tesisini İzmir Ege Serbest Bölgesi’nde açtı. Bu şirkette yeni yatırımlarla ilave kapasite oluşturmayı ve bu kapasiteyi de Pratt & Whitney Amerika ve 2025 yılında ilk siparişlerini aldıkları Pratt & Whitney Kanada için kullanmayı planlayan şirket ikinci tesis yatırımına gidiyor. Osman Okyay, şu bilgileri veriyor: “Ürün portföyümüzü yeni ve çok daha kompleks parça gruplarıyla genişletmek, maliyet avantajı sağlayacak iyileştirmeleri hayata geçirmek, tedarikçi ağımızı güçlendirmek ve dijitalleşme alanındaki yatırımlarımızı hızlandırarak rekabet gücümüzü daha da artırmak istiyoruz. Bu şirkette 2028 yılında 100 milyon dolar ciro seviyesini aşarak İzmir’de ikinci fabrika yatırımımıza başlamayı düşünüyoruz.

“Vazgeçilmez teknoloji ortağı konumu güçlenmeli”
Küresel rekabetin artık şirketler ölçeğinden tedarik zincirlerinin dayanıklılığı seviyesine taşındığı günümüzde, Türk şirketlerinin küresel değer zincirlerinden aldığı payı artırmasının temel yolu “vazgeçilmez teknoloji ortağı” konumunu güçlendirmekten geçiyor. Sanayimizin en güçlü yönü olan esnek üretim kabiliyeti ve kriz anlarında çözüm üretebilen mühendislik çevikliği, bizi uluslararası pazarda öne çıkaran en önemli unsurlardır. Bu yapıyı daha da ileriye taşımak için üretim teknolojilerindeki yetkinliklerimizi derinleştirmeye, tedarikçi ekosistemimizin kurumsal ölçek kazanmasını desteklemeye ve küresel oyuncularla ortak tasarım ile üretim modellerini yaygınlaştırmaya odaklanmalıyız. Kale Grubu olarak kritik motor ve eyleyici teknolojilerinde yürüttüğümüz tüm çalışmaları da bu sürdürülebilir, güvenilir ve yüksek katma değerli sanayi vizyonunun bir parçası olarak değerlendiriyoruz.

0

EKONOMİST YENİ SAYI
Ekonomist Dergisini takip etmek için abone olun.
ABONE OL