Time, liste ile amacının yapay zekânın gideceği yönün makineler tarafından değil; yenilikçiler, liderler, düşünürler sanatçılar ve bu teknolojinin geleceğinde payı olan insanlar tarafından belirleneceğini göstermek olduğunu söylüyor. Time, liste için şu yorumu yapıyor:
"Bu yılki liste insan odaklı yaklaşımımızı bir kez daha doğruluyor. 2025’in en önemli yapay zekâ hikâyelerinden biri, insan kaynağı üzerindeki rekabet oldu. Yatırımcılar, girişimlere yüz milyonlarca dolar akıttı; Meta’nın Mark Zuckerberg’ü gibi büyük teknoloji şirketlerinin liderleri ise değerli teknologları çekmek için yüz milyon dolarlık teklifler sundu. Bu transferler bir zamanlar yalnızca akademik çevrelerde görülen yapay zekâ araştırmacıları rekabetini, profesyonel spor kulüplerinin oyuncu transferine benzer bir hâle getirdi. (Zuckerberg’in dikkat çekici iki transferi Alexandr Wang ve Nat Friedman da 2025 TIME100 AI listesinde kendisine eşlik ediyor)"
Listede tahmin edilebileceği gibi Elon Musk, Jensen Huang, Mark Zuckerberg ve Sam Altman da yer alıyor. Ancak kapsam bu isimlerle sınırlı değil. Time, "Listede bu kişilerin kararlarının sadece teknoloji sektörünü değil, aynı zamanda yaşam biçimlerimizi ve muhtemel savaşların gidişatını nasıl şekillendirdiğini gösteriyoruz" diyor. Dergi örnek olarak "Justin Worland ve fotoğrafçı Elliot Ross, Atlanta’ya giderek yapay zekâyı mümkün kılan veri merkezleri gibi fiziksel mekânların enerji şebekelerimizi nasıl zorladığını inceledi" diyor.
REFİK ANADOL DA LİSTEDE

Listede araştırmacılar ve sanatçılar da var. Time, "Yapay zekâ endüstrisi hızla değişiyor. Yapay zekânın hayatımıza girişi hızlandıkça, gelişmeleri konusunda uyarıda bulunan sesler de çoğaldı. Bu sesler de bu yılki listede kendine yer buldu; örneğin Papa XIV. Leo, araştırmacı Yoshua Bengio ve Fransa Bakanı Clara Chappaz. Ayrıca, insanların yapay zekâ ile birlikte çalıştığında neler olabileceğini keşfeden sanatçılar da listede: Bu sayının kapak görselini hazırlayan Refik Anadol ve oyuncu Natasha Lyonne gibi" yorumunu paylaşıyor.
NEDEN REFİK ANADOL
Time, Refik Anadol ile ilgili de şu yorumları yapmış:
'Türk asıllı Amerikalı sanatçı son on yılda yapay zekâ ile kendine özgü bir üslup geliştirdi: Stüdyosu, özel modeller kullanarak hipnotize edici, dönen parçacıkları betimleyen büyük ölçekli görsel-işitsel enstalasyonlar üretiyor; çoğu zaman bunlar makinenin “rüyaları” ya da “halüsinasyonları” olarak çerçeveleniyor ve dünyanın dört bir yanındaki galerileri ve kamusal alanları aydınlatıyor.
Anadol, pratiğinin merkezine yapay zekâyı koyan ticari başarı elde etmiş sanatçılardan biri. 30 milyon dolardan fazla değerde NFT (non-fungible token) sattı ve gelirinin önemli bir kısmını hayır işlerine bağışladı. Sadece geçen yıl, İspanya’daki Guggenheim Bilbao’da, Dubai’deki Gelecek Müzesi’nde ve İsviçre’deki Kunsthaus Zürich’te büyük sergiler açtı.
Artık sanat dünyasının büyük kurumları tarafından benimsenen Anadol, kendi kurumunu inşa ediyor. Los Angeles’ta kuracağı Dataland —“dünyanın ilk yapay zekâ sanatları müzesi” — bu yılın ilerleyen dönemlerinde açılacak. Ona göre, birçok sanatçıyı sınırlayan şey fikir eksikliği değil, bilişim kaynaklarına erişim eksikliği. Müze, bu uçurumu kapatmak için misafir sanatçı programları ve sanat koleksiyonları sunacak. “Gerçekten eşitsizlik olmadan yaratıcılığı açığa çıkarabilmek için Dataland gibi bir kuruma ihtiyacımız var” diyor. Onun umudu, “bu düşünebilen fırçayı diğer sanatçılara da vermek.”
Bazıları tarafından teknik bir öncü olarak görülen Anadol, sık sık Nvidia, Samsung ve Google gibi ortaklarla çalışarak milyonlara hitap eden göz alıcı sanat eserleri üretiyor ve insan-makine işbirliğine dair iyimser bir vizyon sunuyor. Bazı eleştirmenler eserlerinin estetik açıdan hoş ama tartışmalı bir teknolojiyi sorgulamadan yücelttiğini öne sürse de, Anadol çalışmasının amacının hem medyanın sınırlarını zorlamak hem de neşe ve umut uyandırmak olduğunu söylüyor. “Eserlerimiz kesinlikle sadece estetikten ibaret değil” diyor: Her zaman toplumsal etki yaratmaya çalışıyoruz.