28 Şubat'ta ABD ve İsrail’in ortak hava harekatıyla başlayan savaşta 2. ay doldu. İran dini lideri Ali Hamaney’in suikastıyla sarsılan Tahran, Hürmüz Boğazı'nı kapatarak küresel ekonomiyi rehin alırken; Washington ve Tel Aviv hattında "stratejik bekleyiş" ve "nükleer restleşme" dönemi başladı.
17:06 Bahreyn'de İran adına casusluk yapmakla yargılanan 5 sanığa müebbet hapis cezası
Bahreyn'de yüksek mahkeme, İran Devrim Muhafızları Ordusu lehine casusluk yaptıkları gerekçesiyle yargılanan 5 sanığı müebbet hapis cezasına çarptırdı.
Bahreyn haber ajansı BNA'nın Terör Suçları Başsavcısı Ahmed el-Hammadi'den aktardığı habere göre, Bahreyn vatandaşı 4 kişi ile Afganistan uyruklu 2 kişinin yargılandığı iki ayrı casusluk davasında karar açıklandı.
Sanıkların, "Bahreyn'e karşı terör eylemleri ve düşmanca faaliyetlerde bulunmak ve ülkenin çıkarlarına zarar vermek amacıyla İran Devrim Muhafızları Ordusu ile işbirliği yapmakla" suçlandığı kaydedildi.
Mahkeme 5 sanığı müebbet hapis cezasına çarptırırken, Bahreyn vatandaşı 1 kişinin ise beraatına karar verdi.
Görülen ilk davada suçlu bulunan Afganistan uyruklu 2 sanığın cezalarının ardından ülkeden kalıcı olarak sınır dışı edilmesine karar verildi.
İkinci davada ise 3 Bahreyn vatandaşını İran Devrim Muhafızları Ordusu adına "hayati tesisleri izleme, denetleme, fotoğraflama ve bilgi toplama" faaliyetlerinden suçlu bulan mahkeme, 1 Bahreyn vatandaşının beraatına karar verdi.
Bahreyn, dün "ülke aleyhine zarar verici faaliyetlerde bulunduğu ve İran’ın düşmanca eylemlerine sempati veya destek gösterdiği" iddiasıyla 69 kişiyi vatandaşlıktan çıkardığını duyurmuştu.
16:16 İsrailli yetkili, İran'ı "ağır bedel ödemekle" tehdit etti
İsrail Meclisi Dışişleri ve Güvenlik Komitesi Başkanı Boaz Bismuth, İran konusunun ele alındığı komite toplantısının ardından, Tahran yönetimini "ağır bedel ödemekle" tehdit etti.
Bismuth, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, İsraillilere "tetikte kalma" çağrısında bulundu.
Komitede yapılan güvenlik değerlendirmesinin ardından açıklama yapan Bismuth, "İran çok ağır bir bedel ödeyecek. Rutine devam etmeye, sabırla beklemeye ve tetikte kalmaya çağırıyorum." ifadelerini kullandı.
15:18 Axios: ABD/İsrail-İran Savaşı'nın sona erme ihtimali yakın gelecekte görünmüyor
ABD merkezli Axios sitesi, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşın sona erme ihtimalinin yakın zamanda görünmediğini belirtti.
Axios haber platformunun haberinde, ABD/İsrail-İran Savaşı'nın adeta "Soğuk Savaş dönemini andıran" bir aşamaya girdiği belirtildi.
Taraflar arasındaki durumun "çıkmaz" olarak nitelendirildiği haberde, savaşın sona erme ihtimalinin ufukta görülmediği ifade edildi.
Haberde, konuyla ilgili bilgi sahibi olan, ismi açıklanmayan yetkililerin değerlendirmelerine de yer verildi.
Buna göre, yetkililer, ABD'nin savaş ve anlaşmanın olmadığı "donuk çatışma" durumuna sürükleneceğine dair endişeli olduklarını belirtti.
Yetkililer, ABD'de 3 Kasım'da yapılması planlanan ara seçimlere 6 ay kalmışken ülkenin "donuk çatışma" sürecine girmesini, Başkan Donald Trump için siyasi ve ekonomik açıdan en kötü senaryo olarak nitelendirdi.
Trump'ın yeni askeri saldırılar başlatma seçeneğiyle mali yaptırımlar yoluyla İran'ı müzakereye daha sıcak bakmaya yöneltme arasında kaldığını ifade eden yetkililer, hayal kırıklığına uğrayan ancak gerçekçi biri olarak tanımlayabileceği ABD Başkanı hakkında "Güç kullanmak istemiyor ama geri adım atmıyor." dedi.
14:13 İran Hükümet Sözcüsü Muhacirani, halkın üzerindeki geçim baskısının farkında olduklarını söyledi
İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacirani, halkın geçim konusunda karşı karşıya kaldığı sorunların farkında olduklarını, yardım kartlarına yatırılan tutarların artırılması konusunun incelendiğini belirtti.
İran resmi ajansı IRNA'ya göre Muhacirani, ülke ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Muhacirani, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın halkın temel ihtiyaç maddelerine erişim ve geçim konusunda yaşadığı sorunlarla yakından ilgilendiğini söyledi.
Savaşın ülke ekonomisine etkilerinden söz eden Muhacirani, "Halkın üzerindeki geçim baskısının farkındayız. Yardım kartlarına yatırılan tutarın artırılması hususu inceleniyor." dedi.
Muhacirani ayrıca, küresel manada bir yakıt krizi yaşandığını ancak buna rağmen iç hat uçuşlarında bilet fiyatlarının artırılmaması için gerekli denetimlerin yapılacağını kaydetti.
Protestolar sonrası alınan "yardım" kararı
İran’da 28 Aralık 2025'te ekonomik sorunlar gerekçe gösterilerek başlayan protestolarda, halkın geçimini kolaylaştırmak için kişi başı aylık 10 milyon riyal (Yaklaşık 7 dolar) yardım yapılması kararı alınmıştı.
Yardımların aylık ve düzenli olarak hesaplara yatırılacağı ve temel gıda fiyatlarında artış söz konusu olması halinde yardım tutarının da buna paralel artırılacağı açıklanmıştı.
Ülkede daha önceki yardımlar nakit olarak yapılırken söz konusu son yardımların aşırı fiyat artışını önlemek için sadece gıda alışverişi yapılması amacıyla doğrudan hesaplara aktarılması kararı alınmıştı.
İran’da 86 milyon kişi, hesabına yatırılan tutarla 260 bin mağazadan alışveriş yapabiliyor.
13:50 Tahran'da Starlink ekipmanlı "casusluk şebekesinin" çökertildiği duyuruldu
İran'ın başkenti Tahran'da Starlink uydu terminalleriyle donatılmış bir "casusluk şebekesinin" çökertildiği bildirildi.
Yarı resmi Fars Haber Ajansına göre, emniyet güçleri, Tahran'ın Yusufabad Mahallesi'nde bir apartman dairesine operasyon düzenledi.
Operasyonda Starlink uydu terminalleri ile istihbarat servisleriyle iletişim kurmaya yarayan çok sayıda iletişim ekipmanı ele geçirildi.
Söz konusu dairede bulunan şahıslar, çeşitli istihbarat servislerine bilgi ve belge aktardıkları iddiasıyla gözaltına alındı.
İran emniyeti ise halka, yaşadıkları binalarda şüpheli hareketlerde bulunan kişileri ihbar etmeleri çağrısında bulundu.
13:22 İran'ın başkenti Tahran’da ateşkesle birlikte günlük yaşam savaş öncesi rutinine döndü
ABD ve İsrail saldırılarının ardından, İran'ın başkenti Tahran’da ateşkes sürecinde, günlük yaşam savaş öncesi hareketliliğine döndü.
AA ekibi, Tahran sokaklarındaki canlılığı görüntüledi. Ateşkesle, ortadan kalkan güvenlik endişesi ve havaların ısınmasıyla birlikte başkent halkı daha fazla sokağa çıkmaya başladı.
Özellikle kentin güneyinde yer alan Büyük Tahran Çarşısı ve etrafındaki işportacıların önünde kalabalıkların oluştuğu görüldü. Halkın çarşı ve pazara çıkmasıyla kent ekonomisi canlanırken, hareketlilik esnafın da yüzünü güldürüyor. Tahran’da bazı vatandaşların park ve bahçelerde vakit geçirdiği bazılarının da yoğun bir şekilde alışveriş yaptığı görüldü.
12:50 İranlı yetkiliden "Bağımsız İran’a tahammül edemiyorlar” değerlendirmesi
İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi İletişim Dairesi Başkan Yardımcısı Mehdi Tabatabai, ülkesinin nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanmak istediğini belirterek, “Nükleer bir İran ile sorunları yok, bağımsız İran’a tahammül edemiyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.
Tabatabai, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından konuya ilişkin açıklama yaptı.
ABD’nin 70 yıl önce İran’ı nükleer enerji konusunda teşvik ettiğini aktaran Tabatabai, “(Şimdi) nükleer enerjiye hayır diyorlar. İran’ın nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla talep ettiğini biliyorlar. Nükleer bir İran ile sorunları yok, bağımsız İran’a tahammül edemiyorlar. Bu görüş, ABD Dışişleri Bakanı’nın (Marco Rubio) dünkü konuşmasında kendini gösterdi.” ifadelerini kullandı.
12:11 NYT: ABD yönetimi, İsrail'i eleştirenlerin yeşil kart başvurularının reddedilmesini teşvik ediyor
ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, İsrail'i eleştiren, Filistin'e destek protestolarına katılan ve "Amerika karşıtı" şeklinde nitelendirilenlerin yasal daimi ikamet statüsü olan yeşil kart başvurularının reddedilmesini teşvik ettiği iddia edildi.
The New York Times gazetesinin İç Güvenlik Bakanlığının hazırladığı eğitim materyallerine dayandırdığı habere göre, Trump yönetimi, göçmenlerin siyasi görüşlerini yeşil karta başvuru süreçlerinde inceleyecek.
ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetlerinden (USCIS) göçmenlik yetkililerine martta dağıtılan bu materyallere göre, üniversite kampüslerinde Filistin'e destek gösterilerine katılan, sosyal medyada İsrail'i eleştiren paylaşımlar yapan, ABD bayrağına "saygısızlık eden" kişilerin yeşil kart başvurusunun "ağırlıklı olarak olumsuz" değerlendirilmesi teşvik ediliyor.
Yeşil kart başvurusunun reddedilmesi için etkenler arasında örnek olarak "Filistin'e yönelik İsrail terörüne son verin." yazılı ve üzerine çarpı konulmuş İsrail bayrağı içeren bir sosyal medya paylaşımı yer aldı.
Ayrıca göçmenlik yetkilileri, başvurularda özellikle 2024'te dünya geneline yayılan, üniversitelerdeki Filistin gösterilerine katılan ve "ABD karşıtı ve antisemitik faaliyetlerde bulunduğu" savunulan kişilere odaklanmaları için teşvik edildi.
"Antisemitik" sosyal medya gönderilerine örnek olarak, haritada "İsrail"in üstü çizilerek "Filistin" yazan veya "İsraillilerin Gazzelilerin yaşadıklarını yaşaması gerektiğini" ifade eden paylaşımlar yer aldı.
ABD bayrağını yakanlara yönelik Trump'ın geçen yıl imzaladığı başkanlık kararnamesine atıfta bulunularak "bayrağa saygısızlık" da yeşil kart başvurusunda dikkate alınacak hususlardan biri olarak gösterildi.
Ancak bayrak yakmak, ABD anayasası kapsamında "sembolik siyasi görüş ifade etme" yollarından biri olarak korunuyor.
Trump yönetiminin yaklaşımına tepkiler
USCIS yetkilisi Zach Kahler, "ABD'den nefret ediyorsanız burada yaşamayı talep etme hakkınız yok." diyerek Trump yönetiminin politikalarını savundu.
Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Abigail Jackson, Trump yönetiminin politikalarının ifade özgürlüğüyle alakası olmadığını, ABD kuruluşlarını, vatandaşlarını ve ulusal güvenliği korumakla ilgili olduğunu ifade etti.
Öte yandan, Trump yönetiminin bu yaklaşımı, meşru siyasi söylemi kısıtlamaya çalıştığı ve İsrail hükümetinin politikalarına karşı çıkmak ile antisemitizmi aynı kefeye koyduğu gerekçesiyle eleştiriliyor.
Eski Başkan Joe Biden döneminde USCIS yetkilisi olan Amanda Baran, "ifade özgürlüğü vaadiyle kurulan bir ülkede ideolojik değerlendirmelerin yeri olmadığını" belirtti.
ABD'de daha önce de bazı ideolojilerden kişilerin yeşil kart başvurularının kanunlar gereği reddedildiği ancak bu başvuruların reddedilmesinde şiddete yönlendiren ya da anayasaya göre koruma altındaki ifade özgürlüğünü ihlal eden açıklamaların etken olduğu kaydediliyor.
11:43 AB: Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması başka yerler için tehlikeli emsal teşkil eder
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmasının dünyanın farklı yerleri için de tehlikeli bir emsal teşkil edeceği konusunda uyardı.
Brunei’de bulunan AB Yüksek Temsilcisi Kallas, AB-Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) Bakanlar Toplantısı’nın ikinci gününde basına açıklamalarda bulundu.
Kallas, mevcut küresel ortamda hiçbir ülkenin tek başına hareket etmeyi göze alamayacağına işaret ederek, "Orta Doğu’da şu anda yaşananlar, bunu herkes için açıkça ortaya koymaktadır. İran savaşı 2 ayını doldurmuşken diplomatik çabalar henüz bir ilerleme sağlayamamıştır." değerlendirmesinde bulundu.
Yükselen enerji fiyatlarının hem Avrupa’yı hem de Asya’yı olumsuz etkilediğinin altını çizen Kallas, "Seyrüsefer serbestisi korunmalıdır. Aksi takdirde bu durum dünyanın başka bölgelerinde de tehlikeli bir emsal oluşturacaktır." uyarısını yaptı.
ASEAN üyelerinin Rus petrolü alma isteğine ilişkin de konuşan Kallas, petrol gelirlerinin Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarını finanse etmeye yaradığını anımsattı.
Kallas, dünyada enerji krizi yaşandığını, bunun da Rusya'ya fayda sağladığını ifade ederek, "Biz savaşların sona ermesini, barışın sağlanmasını istiyoruz. Böylece bu tür sorunlarla karşı karşıya kalmayız. Bu yüzden enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesini ve Rusya dışındaki alternatiflere yönlendirilmesini savunuyoruz." diye konuştu.
11:15 ABD ile görüşmelerde öne sürülen şartlar, İran’daki muhafazakar medya arasında polemiğe yol açtı
İran’da Devrim Muhafızları Ordusuna yakın Tesnim Haber Ajansı’nın, ABD ile görüşmelerde öne sürülen taleplerin diplomasiyle elde edilmesini "sihirli fasulye" benzetmesiyle eleştiren yazısı, muhafazakar medya kuruluşu Rajanews’in tepkisine yol açtı.
İran'da ABD ile görüşmelerde öne sürülen şartlar muhafazakar medya kuruluşları arasında tartışmaları da beraberinde getirdi. Tartışma, Devrim Muhafızları Ordusuna yakınlığıyla bilinen Tesnim'in 26 Nisan’da yayımladığı bir yazıda, İran’ın uluslararası müzakerelerde öne sürdüğü taleplerin diplomasiyle elde edilmesini "sihirli fasulye" benzetmesi kullanarak eleştirmesiyle başladı.
Rajanews, söz konusu taleplerin ülke lideri Mücteba Hamaney tarafından dile getirildiğini belirterek Tesnim’i bu şartlarla alay etmekle suçladı. Sosyal medyada bazı kullanıcılar da Tesnim’in, Hamaney’in 10 maddelik taleplerini küçümsediğini öne sürdü. Gelen tepkilerin ardından Tesnim, yazıyı internet sitesinden kaldırdı.
Bunun ardından dün gece Tesnim binası önünde, muhafazakar siyasetçi Said Celili ve muhafazakar aktivist Ali Ekber Refipur destekçilerinin katıldığı bir protesto düzenlendi. Sosyal medyada yer alan görüntülere göre, gösteri sırasında binanın duvarlarına sloganlar yazıldı, Tesnim aleyhinde sloganlar atıldı.
Olayın ardından Tesnim, yayımladığı açıklamada Rajanews’i hedef alarak son haftalarda "İran’daki birliği zayıflatmaya yönelik şüpheli girişimler" gözlendiğini ileri sürdü.
Açıklamada, "sızma ve şüpheli faaliyetlere dair ciddi izler bulunduğu ve bazı kişilerin bu kapsamda tutuklandığı" ifade edildi. Tesnim ayrıca, saldırıyı gerçekleştiren grubun daha önce Abdullah Cevadi Amoli ve 12 günlük savaş sırasında İsrail'in saldırısında hayatını kaybeden eski Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakıri gibi ülkenin saygın isimleri hakkında da sözlü saldırılarda bulunduğunu hatırlattı.
Rajanews ise karşı açıklamasında Tesnim’i "özür dilemek yerine hakaret etmekle" suçladı ve bu tutumun "ulusal güvenliğe karşı eylem" teşkil ettiğini savundu. Rajanews ayrıca konuyu yargıya taşıyacağını duyurdu.
10:36 ABD Başkan Yardımcısı Vance'in, Pentagon'un İran brifinglerini sorguladığı iddia edildi
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in, ABD/İsrail-İran Savaşı'na ilişkin Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından verilen brifinglerin doğruluğunu defalarca sorguladığı ve ABD'nin silah stoklarının durumuna yönelik endişelerini Başkan Donald Trump ile paylaştığı öne sürüldü.
İsimlerinin açıklanmaması şartıyla The Atlantic dergisine konuşan ABD'li yetkililer, basına kapalı toplantılarda Vance'in, savaşın gidişatına ilişkin Pentagon'un sunduğu bilgilerin doğruluğu hakkında sık sık sorular yönelttiği ileri sürüldü.
Vance'in, bazı mühimmatların mevcudiyetine ilişkin kaygılarını Trump'a ilettiği, toplantılar kapsamında özellikle füze stoklarında yaşanan ciddi azalmaya dikkati çektiği iddia edildi.
Bir Beyaz Saray yetkilisi de Başkan Yardımcısı Vance'in savaşın gidişatıyla ilgili stratejik planlamaya ilişkin Beyaz Saray yetkililerine ayrıntılı sorular yönelttiğini öne sürdü.
Öte yandan yetkililer, Vance'in bu değerlendirmelerini kendi görüşleri olarak dile getirdiğini, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ile Genelkurmay Başkanı Dan Caine'i doğrudan "yanıltıcı bilgi" vermekle itham etmediğini belirtti.
10:01 CENTCOM, ABD'nin ablukası nedeniyle petrol tankerinin İran limanına geçişini engellediğini açıkladı
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD'nin İran limanlarına uyguladığı abluka nedeniyle bir petrol tankerinin geçişini engellediğini açıkladı.
CENTCOM'un ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından konuya ilişkin açıklama yapıldı.
Açıklamada, M/T Stream adlı ham petrol tankerinin İran'daki bir limana geçişinin güdümlü füze muhribi USS Rafael Peralta ile engellendiği kaydedildi.
CENTCOM'un 26 Nisan'daki açıklamasında, ABD'nin İran limanlarına uyguladığı abluka nedeniyle 37 geminin geri döndürüldüğü ifade edilmişti.
ABD Başkanı Donald Trump, İran'la Pakistan'da yürütülen müzakere sürecinin başarısızlığa uğramasının ardından yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nı abluka altına alma sürecini başlatacaklarını duyurmuştu.
CENTCOM da ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasına 10 binden fazla askerin yanı sıra onlarca savaş gemisiyle savaş uçağının eşlik ettiğini açıklamıştı.
09:33 CNN: Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı'yla ilgili son teklifine sıcak bakmıyor
ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'ın, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için nükleer programa yönelik müzakerelerin sonraki aşamaya bırakılması teklifine "sıcak bakmadığı" iddia edildi.
Konuyla ilgili bilgi sahibi iki yetkili, CNN'e yaptıkları açıklamada, İran'ın, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için ABD'ye sunduğu, nükleer programa yönelik müzakerelerin sonraki aşamaya bırakılması teklifine ilişkin iddialarda bulundu.
Başkan Trump'ın, bu teklife "sıcak bakmadığını" öne süren yetkililer, Hürmüz Boğazı'nın, nükleer konulardaki sorunların çözülmeden açılmasının ABD'nin elindeki "kozu zayıflatabileceği" değerlendirmesinde bulundu.
İran'ın dün, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için ABD'ye yeni teklif sunduğu, nükleer programa yönelik müzakerelerin sonraki aşamaya bırakılmasını önerdiği iddia edilmişti.
İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması ve ABD'nin deniz ablukası
İran, ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta ortak saldırılarıyla başlayan savaş sonrasında küresel enerjinin stratejik geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı'nı geçişlere kapatmıştı. Bu kararla petrol fiyatlarında savaş öncesine kıyasla yüzde 65'lere kadar artış görüldü. ABD ile İran arasında 8 Nisan'da varılan ateşkes anlaşması sonrasında Pakistan arabuluculuğunda yapılan görüşmelerde sonuç çıkmayınca ABD Başkanı Donald Trump, 13 Nisan'da İran'a deniz ablukası uygulama kararı almış ve Hürmüz Boğazı'na giriş yapan ve çıkan İran bağlantılı gemilere müdahale etmeye başlamıştı.
İran, 17 Nisan'da Lübnan'da ateşkes sağlanması üzerine ateşkes süresince Hürmüz Boğazı'nın İran donanması ile koordinasyon halinde olmak şartıyla ticari gemilerin geçişlerine açık olduğunu duyurmuş ancak ABD'nin deniz ablukasına devam edeceğini duyurması üzerine Boğazdan geçişlere yeniden kısıtlamalar getirdiğini açıklamıştı.
ABD, bu süreçte Umman Denizi ve Hint Okyanusu'nda İran'a ait bazı ticari gemilere saldırarak ele geçirmiş, İran da buna karşılık Hürmüz Boğazı yakınlarında biri İsrail'le bağlantılı bazı gemilere müdahale ederek el koymuştu.
01:30 İran’da 261 milletvekili İranlı müzakere heyetine destek bildirisi yayımladı
İran Meclisi’nden 261 milletvekili, ABD ile müzakere sürecini yürüten İran heyetine destek açıklaması yaptı.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın resmi Telegram hesabına göre, 261 milletvekili müzakere heyetine destek bildirisi yayımladı.
ABD ve İsrail’in İran’a karşı askeri, siyasi, ekonomik ve psikolojik olarak düzenliği saldırıların yeni bir aşamaya geçtiği ve halk ile yönetimi karşı karşıya getirmeye çalıştıklarının vurgulandığı bildiride, müzakere heyetine başkanlık eden Kalibaf ve heyetine güven duyulduğu belirtildi.
Ayrıca ABD ve İsrail’in, İranlı müzakere heyetine olan kamuoyu desteğini sarsmaya ve heyete karşı halkta güvensizlik oluşturmaya çalıştıkları, özellikle de ABD Ordusu içindeki istifaları ve karışıklığı örtbas etmeye çalıştıkları ifade edildi.
Bildiride İran halkına, ABD ve İsrail’in yürüttüğü psikolojik savaşa karşı dikkatli olunması uyarısı da yapıldı.
İran Meclisindeki 290 sandalye bulunuyor.
00:01 Rubio'ya göre İran "ABD ile anlaşma" konusunda ciddi
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran yönetiminin, ABD ile anlaşmaya varma konusunda "ciddi" olduğunu düşündüğünü ancak yapılacak herhangi bir anlaşmanın, İran'ın nükleer silah edinmesini kesin olarak engellemesi gerektiğini belirtti.
Amerikan Fox News kanalına konuşan Rubio, İslamabad'da yapılamayan ikinci tur müzakerelerin ardından gelinen son durumu değerlendirdi.
Rubio, İran'ın, ABD ile bir anlaşma yapmaktan başka şansı olmadığını savunarak, Tahran'daki liderlerin çoğunun "aşırılıkçı" isimler olduğunu ancak bu kişilerin ülkenin içinde bulunduğu durumdan çıkmak için adım atmak zorunda olduklarını gördüğünü dile getirdi.
"İranlılar bence içinde bulundukları bu karmaşadan kurtulma konusunda ciddiler." değerlendirmesini yapan ABD'li Bakan, müzakere sürecinin devamının halen mümkün olduğuna işaret etti.
Rubio, İran'daki ekonomik sorunlara işaret ederek, "İran'ın bu çatışmanın başlamasından önce yaşadığı tüm sorunlar hala devam ediyor ve bunların çoğu daha da kötüleşti." dedi.
Yapılacak herhangi bir anlaşmanın, İran'ın nükleer silaha doğru ilerlemesini kesin olarak engelleyeceğinden emin olmak istediklerini ifade eden Rubio, Tahran yönetiminin bu tür bir anlaşmayı kabul etmesi gerektiğini savundu.
"Bunu tolere edemeyiz"
Hürmüz Boğazı konusunda da değerlendirmelerde bulunan Rubio, İran'ın Boğaz'ın açık olduğu yönündeki açıklamasına, "Boğazlar açık, tabii koordinasyon kurup bizim iznimizi alırsanız, aksi takdirde sizi havaya uçururuz ya da bize ödeme yaparsınız, diyorlar. Bu, boğazları açmak değildir." şeklinde tepki gösterdi.
Rubio, Hürmüz Boğazı'nın "uluslararası su yolu" olduğunu vurguladı. Bu konuda İran'ın uluslararası hukuka aykırı şekilde Boğaz'ı kapattığını savunan Rubio, "İranlıların, uluslararası bir su yolunu kimin kullanacağına ve kullanmak için ne kadar ödeme yapmanız gerektiğine karar verdiği bir sistem normalleştirilemez, bunu tolere edemeyiz." ifadesini kullandı.