ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı savaş birçok sektörü etkiledi. En çok etkilenen alanlardan biri olan havacılıkta çok sayıda uçuş iptal edilirken, bazı seferlerde de aksamalar yaşandı.
Günlük ortalama 4 binden fazla uçuş iptal edildi
Dr. Öğr. Üyesi Tüzün Tolga İnan, 1-4 Mart tarihlerinde günlük ortalama 4 binden fazla uçuş iptali, 19 bin seferde de gecikme olduğunu ifade etti. İnan, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
"ABD ve İsrail'in İran'a yönelik büyük çaplı hava operasyonları ile İran'ın bölgeye misillemeleri sonucunda Orta Doğu hava sahalarında geniş çaplı kapanmalar ve NOTAM (uçuşa yasak/uyarı) yayınları yaşandı. Bu durum küresel rotalarda ani yeniden planlamalara, binlerce uçuşun gecikmesine veya iptaline ve hava kargosu ile yolcu taşımacılığında ciddi aksamaya neden oldu."
"Birçok ülke hava sahasını kısıtladı"
İran, İsrail, Katar ve birkaç Körfez ülkesi ve komşu bölgelerde farklı derecelerde hava sahası kapanmaları raporlanmasının ardından birden fazla ülke geçici olarak hava sahasını kısıtladığını hatırlatan İnan, "Bu durum birçok uzun menzilli hattın doğrudan geçişini imkânsız hâle getirdi.
Çeşitli kaynaklar, birkaç günlük dönemde on binlerce uçuşun etkilendiğini belirtti. Yalnızca 1 Mart günü 3 bin 400 uçuş iptali ve yaklaşık 20 bin gecikme yaşandı. 5 Mart'a kadar günlük ortalama 4 binden fazla iptal, 19 bin gecikme rapor edildi. Bu durum hem yolcu mağduriyetine hem de bağlantı zincirlerinin kırılmasına yol açtı" dedi.
"Orta Doğu'daki büyük hava yolları doğrudan etkilendi"
Sürecin Orta Doğu'daki büyük hava yollarını doğrudan etkilediğini de söyleyen Tüzün Tolga İnan, şu açıklamalarda bulundu:
"Körfez taşıyıcıları ile pek çok Avrupalı/Asyalı taşıyıcı rotalarını askıya almak veya yoğun şekilde yeniden planlamak zorunda kaldı. Bazı taşıyıcılar belirli hatlarını tamamen durdurdu. Doha, Dubai, Abu Dabi gibi büyük hub'ların geçici kapanması küresel transit akışını bozdu. Hava sahası riskinin artmasıyla birlikte uçaklar daha uzun rotalar kullanmak zorunda kaldılar. Mesela Asya-Avrupa seferleri için alternatif Kuzey ve Orta Asya rotalarına sapma yaşandı. Bu da yakıt tüketimini, uçuş süresini ve mürettebat maliyetlerini artıracaktır."
Sigorta maliyetleri yükselebilir
Aktif çatışma bölgelerinin yakınında uçuş yapılması sigorta maliyetlerini yükselteceğini de söyleyen İnan, "Bazı sigortalar ‘savaş eylemi' (act of war) sebebiyle kapsamasını sınırlayabilir. Dolayısıyla taşıyıcılar ya ek prim ödemek ya da sigorta dışı riskleri kendileri üstlenmek durumunda kalabilirler. Raporları bu baskının hızlı şekilde arttığını bildiriyor" dedi.
Yoğun iptal (re-routing) durumlarının, tüketici hakları ve tazminat taleplerinde artışa sebep olacağına da dikkat çeken İnan, havalimanları ve otoriteler ile koordinasyon yükünün de artacağını belirtti.
Kargo taşımacılığında yaşanan sorunlara da değindi
Kargo taşımacılığında yaşanan sorunlara da değinen Dr. Öğr. Üyesi Tüzün Tolga İnan, "Özellikle Avrupa-Asya ve Kuzey Amerika-Asya hatlarında aktarmalar etkilendi.
Bu sebeple de yüksek değerli ve acil sevkiyatlarda gecikmeler tedarik zincirlerinde aksamaya neden oluyor. Genel olarak 2026'da hava kargo talebinin yüzde 2,6 büyüme öngördüğü bildiriliyordu. Mevcut durum kısa vadede bu büyümeyi aksatabilir veya yönlendirebilir" dedi.
"Kalıcı fiyat artışlarına neden olabilir"
Savaşın orta ve uzun vadede sektörel ve politik olarak da sonuç oluşturabileceğini söyleyen Dr. Tüzün Tolga İnan, sözlerini şöyle tamamladı:
"Eğer Körfez hub'larındaki güvenlik algısı uzun süreli olarak düşük kalırsa, taşıyıcılar, Asya içi, Avrupa kuzey koridoru gibi alternatif aktarma merkezleri geliştirerek uzun vadede hub paterninde kalıcı değişikliklere neden olabilir. Ayrıca daha uzun uçuşlar, artan sigorta primleri, yakıt maliyeti oynaklığı ile taşıyıcılar hizmet fiyatlarına kademeli zam yapabilir veya kârlılık baskısı yaşayabilir.
Bu da kalıcı fiyat artışlarına sebep olabilir. Uluslararası sivil havacılık otoriteleri (ICAO, Ulusal Sivil Havacılık Kurulları) yüksek risk dönemlerinde uçuş emniyeti ve NOTAM yönetimini sıkılaştırabilir; standardizasyon talepleri artabilir."