USD/TRY
Döviz Çevirici
TRY
USD
EUR
Hesapla

Kültürel mirasın taşıyıcısı: Hedefi gölge oyununu yeni kuşaklara aktarmak

Oyunculuk yaparken merakı üzerine başladığı kukla gösterilerine 25 yıldır devam eden Cengiz Samsun, gölge oyunu Karagöz ile Hacivat'ı bugünün diliyle yorumlayarak perdeye taşıyor.

Anadolu Ajansı
Anadolu Ajansı

Kültürel mirasın taşıyıcısı: Hedefi gölge oyununu yeni kuşaklara aktarmak

Hatay'dan 1997'de oyunculuk yapmak amacıyla İstanbul'a gelen Cengiz Samsun (48), Erkan Yücel Halk Tiyatrosunda kariyerine başladı. Aynı yıl kuklacılık ve geleneksel Türk tiyatrosunun önemli bir parçası olan gölge oyunu Karagöz ve Hacivat'a ilgi duymaya başlayan Samsun, bu alana da yöneldi.

Birçok özel tiyatroda oyuncu olarak sahneye çıkan Samsun, kukla sanatçısı Ahmet Karakman'dan usta-çırak ilişkisiyle gölge oyununu öğrendi. Beyoğlu'ndaki atölyesinde çalışan Samsun, 25 yıldır Karagöz-Hacivat gösterileri yapmasının yanı sıra farklı tarzlarda el işi kuklalar üretiyor.

Samsun, kuklaların üretimi, metinlerin yazımı gibi her şeyini kendisinin yaptığı Karagöz ve Hacivat'ı bugüne uyarlayarak, geleneksel Türk tiyatrosunu yeni kuşaklara aktarmayı sürdürüyor. Bazı üniversiteler ile kurumlarda misafir Karagöz ve kukla sanatçısı olarak dersler de veren Samsun, 2012'de Kültür ve Turizm Bakanlığınca Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı seçildi.

​Yurt içi ve yurt dışında Karagöz ve kukla oyunlarıyla festivallere katılan Samsun, "Karagöz Dinozor Diyarında", "Karagöz'ün Organları", "Karagöz'ün Deniz Rüyası" ve "Musa Ağacı" gibi yazdığı özgün Karagöz oyunlarını perdeye taşıdı. Cengiz Samsun, AA muhabirine, tiyatroyla birlikte yöneldiği gölge oyununu çok sevdiğini, sonrasında ise sadece bu alanda çalıştığını söyledi.

Karagöz ve Hacivat'ın el sanatı gerektiren bir gölge oyunu olduğunu belirten Samsun, şöyle konuştu:

"Bir dönemden sonra önceliğim Karagöz-Hacivat oldu ve tiyatro ikinci dereceye düştü. Karagöz-Hacivat veya kukla bütünlüklü bir sanat. Tiyatroda bir rol oynarsınız ve belli bir işiniz vardır. Tiyatroda alkış almak ve takdir edilmek bu işin en büyük motivasyonudur. Karagöz-Hacivat ve kuklada bunun zirvesi var. Burada her şeyi siz yaratıyorsunuz, tasarlıyorsunuz, çiziyorsunuz ve müzik yapıyorsunuz. Bütünlüklü bir sanat ve dolayısıyla çok doyurucu oluyor. Beni de sanırım buna çeken şey bu."

Türkiye'deki kukla sanatçısının az olduğunu, el işi gerektiren sanatlarda bunun normal görüldüğünü anlatan Samsun, "Böyle spesifik sanatların icracıları da az olur. Özellikle hem üreten hem oynatan hem de icra eden, meslek edinen çok az insan var." dedi. Karagöz sanatının güzel sanatlar fakültelerinde ayrı bölüm olarak okutulmasını istediğini dile getiren Samsun, araştırılması gereken bu sanatla ilgili üniversitelere misafir olarak eğitim vermenin yeterli olmadığını kaydetti.

Samsun, Karagöz-Hacivat gösterilerine ilginin arttığını belirterek, şöyle devam etti:

"Karagöz-Hacivat gösterilerine ilgi olması sevindirici bir şey. Şu an bulduğum seyirci ilgisi, 15 sene önce bulduğumdan çok daha fazla. Bu sevindirici bir durum. Belki kültürel olarak bir arayış, belki de eskiye duyulan bir özlem var. Eski ve yerel değerlerin sahiplenilmesi giderek artıyor. Belki iletişim ve araştırma kolaylığından dolayı değeri giderek daha net anlaşılıyor. İcra edenler olarak çoğaldık. Böylece daha çok ulaştırabiliyoruz. Daha tanınır hale geliyor ve herkes birbirine aktarabiliyor. Bir de UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne Karagöz'ü dahil etti. Bu da dünya çapında ilgiyi artırdı."

Karagöz-Hacivat gösterilerinin, bulunduğu döneme göre değiştiğini anlatan Samsun, "Karagöz, yaşadığı her döneme, her topluma uygun işler üretmiş. Kostümleri bile değişmiş. Konuştuğu dil, hikayeleri, şaka ve mizah tarafı evrilmiş. Bizler de iyi ustalar olmak istiyorsak, bunları bilip kendi zamanımıza göre yansıtmalıyız. 300 yıl önceki Türkçenin mizah yapısını bugünün diliyle anlatamayız. Şu anki anlayışımızla bu metinleri yazacağız. Bunun için ekstra bir çabaya gerek yok. Eskiyi ve iyiyi özümseyen iyi bir usta, bugünün de sorunlarını da biliyorsa zaten iyi bir mizah ortaya çıkarmış olacak." değerlendirmesinde bulundu.

Samsun, ramazanla birlikte Hacivat-Karagöz gösterilerine duyulan ilgiden memnun olduğunu dile getirdi.

Bunun Osmanlı döneminde toplumun en büyük tiyatrosu olduğunu ifade eden Samsun, bir dönemin eğlencesi olan Karagöz-Hacivat'ın, özellikle 18, 19 ve 20. yüzyılın ilk başlarına kadar devam ettiğini aktardı.

Osmanlı döneminde özellikle ramazanda sahura kadar insanların vakit geçirmek ve eğlenmek için Karagöz-Hacivat'a ihtiyaç duyduğunu belirten Samsun, şunları kaydetti:

"Zamanla orta oyunu ve meddaha ilgi azalıyor. Karagöz de o dönemin gerektirdiği sorunlardan uzaklaşıyor. Zamanla da ramazandan ramazana hatırlanır, göz yumulur ve hoş görülür bir duruma evrilmiş. Dolayısıyla bugüne de böyle intikal etti. Aslında bu çok yanlış bir algı. Karagöz, çocuk tiyatrosu veya ramazan eğlencesi gibi yansıtılır. İkisi de çok yanlış. Evet çocuk için de yapılır, ramazan eğlencesidir ama sadece ikisi değildir. Bu, toplumumuzun tiyatrosudur. Yetişkinler için de oynanır, yılın her döneminde de sahnelenir. Zaten uzun bir dönem de böyle olmuştur."

0
EKONOMİST YENİ SAYI
Ekonomist Dergisini takip etmek için abone olun.
ABONE OL