USD/TRY
Döviz Çevirici
TRY
USD
EUR
Hesapla

Petrole ilişkin kritik 3 soru: Fiyatlarda yükseliş sürecek mi? Makroekonomik dengeler nasıl etkilenecek? Merkez bankaları ne yapacak?

Ortadoğu’daki savaşın üçüncü haftaya taşınmasıyla enerji arzına dair belirsizlik-enflasyon görünümü-merkez bankası beklentileri hattı yeniden fiyatlamaların merkezine oturmuş durumda. Yatırımcılar stratejik rezerv adımlarının ne kadar etkili olacağı ve Hürmüz’deki gerilimin ne zaman son bulacağı sorularına odaklanıyor.

Ceren Oral
Ceren Oral
[email protected]

Petrole ilişkin kritik 3 soru: Fiyatlarda yükseliş sürecek mi? Makroekonomik dengeler nasıl etkilenecek? Merkez bankaları ne yapacak?

Küresel piyasalar, ABD-İsrail / İran savaşına odaklanmayı sürdürüyor. Geçen hafta başında ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşın yakında sona ereceğine dair verdiği mesajlar ve stratejik rezervlerin serbest bırakılacağına dair haberler piyasada kısa bir rahatlama yaratmıştı. Ancak hafta boyunca saldırı haberleri devam etti.

Yatırım enstrümanlarında son fiyatlamalar

Bu ortamda; hisse senetlerinde zayıf seyir etkisini sürdürüyor. Artan petrol fiyatları öncülüğünde Dolar Endeksi’nin (DXY) ve artan enflasyon kaygılarıyla da tahvil faizlerinin yukarı baskı altında kalmaya devam ettiği takip ediliyor.

Savaşın yarattığı riskten kaçış, ABD Merkez Bankası FED’in faiz indirim beklentilerinin ötelenmesi ve pozisyon kapamalarının dolara dönmesiyle DXY yüksek seviyelerde seyrediyor. Altın ise savaşın uzamasının yarattığı jeopolitik risk primiyle destek bulsa da hem güçlenen dolar hem de petrol kaynaklı enflasyon endişeleri nedeniyle FED’in kısa vadede gevşeme alanının daralması altının yukarı yönünü sınırlıyor.

Piyasaların ana odağında Hürmüz Boğazı var

Uzmanlar; risklerin sürdüğünü, çatışmaların ve enerji fiyatlarındaki seyrin riskli varlıkları şekillendirecek ana konular olmaya devam edeceğini kaydediyor. Burada küresel piyasaların odaklandığı asıl meselenin ise Hürmüz Boğazı'nın durumu, rezerv adımlarının ne kadar etkili olacağı, petrol tedariki konusunda bir problem olup olmayacağı ve petrol fiyatlarının seyri olduğu görülüyor.

Geçen hafta petrol fiyatlarında bir miktar gevşeme olsa da hafta sonu İran'ın önemli bir petrol dağıtım merkezi olan Hark Adası’nın vurulmasının petrol fiyatlarında tekrar 100 dolar üzerine hareketlere neden olduğu ve bu tablonun da küresel piyasaları zayıflattığı üzerinde de duruluyor. Yükselen petrol fiyatları ve artan stagflasyon endişeleri eşliğinde riskli varlıklar da baskı altında kalmaya devam ediyor.

Güncel gelişmelerde öne çıkan başlıklar

Trump, Hürmüz’ün tanker trafiğine kapalı kalması nedeniyle yaklaşık yedi ülkeyle boğazın güvenliği için görüşüldüğünü belirtirken, enerjisini buradan alan ülkelerin de korumaya katkı vermesi gerektiğini vurguladı. Bu çerçeve, Çin’e doğrudan bir baskı aracına dönüşmüş durumda: Trump, 31 Mart–2 Nisan için planlanan Çin ziyaretinin, Pekin’in Hürmüz’ün yeniden açılmasına yardımcı olmaması halinde ertelenebileceğini söyledi.

Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) ise toplam 400 milyon varillik acil durum stokunun kullanım detaylarını paylaştı. Planlara göre; Asya-Okyanusya ülkeleri ‘hemen’, Amerika ve Avrupa ise ayın sonundan itibaren piyasaya arz sağlayacak. Piyasaya verilecek hacmin yüzde 72’sinin ham petrol olması dikkat çekiyor.

Petrolde beklentiler nasıl şekilleniyor?

Brent petrol, 13 Mart Cuma gününü yüzde 2,67 yükseliş ile kaparken yeni haftaya yüzde 1,61 gibi bir yükseliş ile 104,80 dolar, ham petrol ise cuma günkü yüzde 3,11 yükselişinin ardından yüzde 0,95 artarak varil başına 99,65 dolar seviyesinden başladı. Peki, yaşanacak gelişmelerin seyrine göre daha orta-uzun vadede petrole ilişkin senaryolar nasıl şekillenebilir? Enerji arzını doğrudan etkileyen kötümser senaryoda, enerji fiyatlarında yaşanabilecek önemli artışlar hem Türkiye’de hem de globalde enflasyonu, makro dengeleri ve merkez bankalarının politikalarını nasıl etkiler?

Piyasanın önde gelen uzmanlarının bu iki önemli soruya verdikleri cevaplar şöyle:

“FED faiz indirimi adımını askıya alabilir, TCMB ise finansal koşulların sıkılaşması durumda indirim alanını daraltabilir”

Ayşe Aydın/Pusula Portföy Yönetimi Genel Müdürü

Hürmüz Boğaz’ındaki aksamanın uzaması durumunda petrol fiyatlarındaki risk primi büyüyeceğinden daha yüksek fiyat seviyeleri daha olası hâle gelecektir. Genel olarak fiyatların yönünü belirleyen ana dinamik, boğazın kapanma süresi ve taşımacılık koşullarının ne kadar hızlı normalleşeceği olacak. Ayrıca sevkiyatların bu süreç içerisinde alternatif rotalara kaymasıyla -ki bunu Maersk örneğinde de gördük- seferler Ümit Burnu rotasına yönlendiriliyor. Bu durum da teslimat sürelerini uzatıp navlun ve yakıt maliyetlerini artıracağından, maliyet enflasyonu üzerinden ikinci bir etkiyle enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü hareketi destekleyecektir.

Petrole ilişkin kritik 3 soru: Fiyatlarda yükseliş sürecek mi? Makroekonomik dengeler nasıl etkilenecek? Merkez bankaları ne yapacak?-1
 

"Cari denge üzerinde baskı yaratacak"

EPDK verilerine göre; 2024’te neredeyse tamamı dövizle gerçekleşmek üzere yaklaşık 50 milyon ton petrol ve türevi ithal ettik. Petrol fiyatlarında yaşanacak olası kalıcı bir artış, kırılgan ve enerji ithalatçısı bir ekonomi olarak döviz ihtiyacımızı artırarak cari dengemiz üzerinde bariz bir baskı yaratacaktır. Makro dengelerde kalıcı kırılma riski ise daha çok şokun süresine ve büyüklüğüne bağlı olacaktır. Bu nedenle savaşın sona ermesi ve enerji akışındaki aksamaların uzayıp uzamayacağı, bu risk üzerinde belirleyici olacaktır.

"Enflasyon riski yeniden gündemde"

Çatışmalar başlayana kadar 2026 için geçerli olan hikâye; teknoloji yatırımlarıyla desteklenen küresel büyüme, ABD iş gücü piyasasının istikrara kavuşması, enflasyonun yavaşlaması, ABD’nin beklenen parasal gevşemesi, zayıf dolar ve gelişmekte olan ülkelerin (GoÜ) yükselişiydi. 

Ancak mevcut enerji şoku, FED’den gelecek gevşemenin zamanlaması ve hızı konusunda görüş ayrılıklarının yaşandığı bir dönemde enflasyon riskini yeniden gündeme taşıdı. Yüksek enerji ve girdi maliyetlerinin büyümeyi baskılaması ve enflasyondaki yükselişi tetiklemesi olasılığı, FED’in faiz indirimi adımını askıya almasını gerektirebilir. Türkiye’de ise enerji ithalatı kaynaklı maliyet enflasyonu ve riskten kaçış eğilimi doları güçlendireceğinden, finansal koşullar sıkılaşarak TCMB’nin indirim alanını daraltabilir.

"100 dolar üzerindeki bir petrolün yıl sonu enflasyonuna yaklaşık 5-7,5 puan etki etmesi beklenebilir"

Tarkan Akgül/İnfo Yatırım Genel Müdürü 

"70 doların altını beklemiyoruz"

İran-ABD & İsrail Savaşı, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla birlikte bölgesel bir nitelik kazandı. Brent petrolün şu anki konjonktürde 100 dolar üzerinde uzun süre kalmasını beklemiyoruz. Buna karşın kısa vadede kalıcı bir 70 dolar altının görülmesini de ana senaryomuzda tutmuyoruz.

OECD ülkelerinde şu anda 2,85 milyar varil stok var. Bu rakam kabaca OECD ülkelerinin iki aylık tüketimlerini karşılayabilecek düzeyde. Şu anda analizler savaşın bu kadar devam etmeyeceği yönünde ana senaryolar üzerinden gidiyor. Yine de bu riskin tamamen dışarıda bırakılmaması gerektiğini düşünüyoruz. 

Petrole ilişkin kritik 3 soru: Fiyatlarda yükseliş sürecek mi? Makroekonomik dengeler nasıl etkilenecek? Merkez bankaları ne yapacak?-1


"Fiyatlardaki yükseliş kalıcı olabilir"

Brent petrol fiyatları, İran’daki savaş öncesinde 60-68,50 dolar bölgesinde dalgalanıyordu ve aşağı yönlü riskleri daha kuvvetli görüyorduk. Şimdilerde ise artık 100 dolar ve üzeri fiyatlamalar söz konusu. Devam edecek savaş ve Hürmüz Boğazı’nın bu dönemde kapalı kalması petrolü kalıcı olarak 85-100 dolar bandı ve üzerinde tutabilir. Bu durum net olarak merkez bankalarını enflasyon hedeflerinden uzaklaştıracaktır. Böyle bir senaryoda FED’den de TCMB’den de faiz indirimi beklemek doğru olmaz. Şu aşamada 100 dolar üzerindeki bir petrolün yıl sonu enflasyonuna yaklaşık 5-7,5 puan etki etmesi beklenebilir. 

"Ödemeler dengesinde 18-25 milyar dolar bozucu etki yaratabilir"

Yükselen petrol fiyatlarının Türkiye’de makro ekonomik dengeler üzerinden bir etkisi de bilindiği üzere ödemeler dengesi açıkları. 2025 yılı tamamı için Türkiye’nin şu anda enerji ithalatının ödemeler dengesine etkisi yaklaşık 62,5 milyar dolar düzeyinde. İran riski kısa vadede olmasa da çeyrekten çeyreğe özellikle Brent petrol fiyatı üzerinden kademeli olarak ödemeler dengesi üzerinde bozucu etki yaratacaktır. Burada ilk tahminlerimiz 2026 yılı ödemeler dengesi üzerinde 18-25 milyar dolar bozucu etki yaratabileceği yönünde. İran’da savaş bitse dahi savaşın dünya ve Türkiye ekonomisine etkisi uzun süre hissedilecektir.

"Brent petrolün 100-120 dolar ve üzerinde oluşması durumunda ekonomi programının sürdürülmesi kolay olmayacak"

Cemal Demirtaş/Ata Yatırım Araştırma Genel Müdür Yardımcısı 

"Faiz artırımları gündeme gelebilir"

Geçen hafta başında Brent petrolün 119 dolar yükselmesi, global piyasalarda derin rahatsızlıklar yarattı. Yüksek enerji fiyatlarının global büyüme beklentilerini sınırlayacağı korkuyla global borsalarda sert satışlar yaşandı. Net enerji ithalatçısı konumunda olan Türkiye ise hem enflasyon hem de cari açık açısından kırılgan bir ekonomiye sahip. Enerji piyasalarında fiyatların enflasyon yaratabileceğe kaygılısıyla FED ve TCMB gibi merkez bankalarının faiz indirimlerini durdurması ve hatta rezervleri korumak maksadıyla faiz artırımlarının da gündeme gelmesi söz konusu olabilir.

Petrole ilişkin kritik 3 soru: Fiyatlarda yükseliş sürecek mi? Makroekonomik dengeler nasıl etkilenecek? Merkez bankaları ne yapacak?-3

 

"Enflasyon ve cari açık baskısı yaratıyor"

Petrol fiyatlarındaki 10 dolarlık artışın enflasyon üzerindeki etkisi kabaca 1-1,5 puan, cari açığa etkisi ise kabaca 3-5 milyar dolar olarak varsayılabilir. Bu varsayımla; Brent petrolün 80-90 dolar seviyelerinde seyretmesi, enflasyon ve cari açık baskısı yaratsa da ekonomi programının rayından çıkmasına neden olmayacaktır. Ancak Brent petrolün 100-120 dolar ve üzerinde oluşması durumunda ekonomi programının sürdürülmesi kolay olmayacaktır. 

"Bölgesel barışın sağlanması önemli olacak"

Mevcut durumda; Hükümet’in ekonomi programına bağlılığının devam edeceğini ve Türkiye’nin jeopolitik önemini de göz önüne alarak bölgede dengeleyici bir unsur olmayı sürdüreceğini düşünüyoruz. Ama her şeyden önce İran’daki ve Körfez’deki çatışmalarının son bulması ve bölgesel barışın belli bir ölçüde de olsa sağlanması önem arz ediyor.

"TCMB’nin güçlü rezervleri önemli bir tampon oluşturuyor"

Turgut Uslu/Ziraat Yatırım Strateji Müdürü

"Atılan adımlar aşırı yükselişi engelleyebilir"

Hürmüz Boğazı, teknik olarak bir kapanma olmasa da fiilen kapandı. Küresel petrol ve LNG arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği boğazdan tankerlerin geçmemesi fiyatlamalara güçlü bir risk primi eklemiş durumda. Stratejik rezervlerin kullanımı ve diğer üreticilerin üretimi artırması orta-uzun vadede fiyatların aşırı yükselişini engelleyebilir ancak bölgenin aktif bir çatışmanın içinde bulunması endişeyi artırıyor. Gerilimin azalması ve üretimin devam etmesi halinde ise fiyatlar tekrar normalleşme eğilimine girebilir.

"Bir süre 'bekle-gör' stratejisi izlenebilir"

Enerji fiyatlarındaki artış küresel enflasyonu tetikleyebilir ve merkez bankalarının para politikalarını değiştirmeye yol açabilir. Faiz indirim süreçlerinin duraksaması ilk etapta gündeme gelebilir. Diğer yandan, yüksek enerji maliyetleri durgunluk senaryolarını beraberinde getirebilir. Bu durumda, merkez bankalarının bir süre ‘bekle-gör’ stratejisi izleyebileceğini düşünüyoruz.

"Makro dengelerde kalıcı bir kırılma beklemiyoruz

Türkiye’de cari açık, orta dereceli bir şokta dahi yönetilebilir seviyede. TCMB’nin güçlü rezervleri önemli bir tampon oluşturuyor. Son gelişmelere karşın risk primimizdeki ve döviz kurlarındaki değişim kabul edilebilir düzeyde gerçekleşti. Bu da uygulanan ekonomi politikalarının kırılganlıkları azalttığına işaret ediyor. Bu kapsamda, şu aşamada makro dengelerde kalıcı bir kırılma beklemiyoruz.

"Piyasadan milyonlarca varil petrolün çekilmesi yönündeki riskler artıyor"

Murat Akyol/ÜNLÜ & Co Araştırma Bölümü Direktörü

"Enerji dışı kalemlerde de maliyet baskısı oluşabilir"

Hürmüz Boğazı’ndaki trafiğin durma noktasına gelmesi dünya petrol arzının yaklaşık 5’te 1’inin ve kayda değer miktarda doğal gazın geçtiği bu kritik geçiş yoluna dair endişeleri doğal olarak artırdı. İran’ın güney sınırı boyunca uzanan ve küresel enerji ticareti açısından hayati öneme sahip boğazdan uzaklaşmak isteyen denizcilik şirketleri gemilerini hızla alternatif rotalara yönlendirmeye başlarken, arz güvenliğine yönelik kaygılar fiyatlamalara doğrudan yansıyor. 

Kısa süreli çatışmalara piyasa tepkisinin görece kontrollü kalabileceği düşünülse de uzayan ve bölge geneline yayılan bir çatışma hem petrol hem de küresel konteyner taşımacılığında ciddi aksamalara yol açarak enerji dışı kalemlerde de maliyet baskısı yaratabilir. Ayrıca Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatlarının aksaması Körfez’deki büyük üreticileri depolama kapasitesi sıkıntısıyla karşı karşıya bırakıyor. İhracatın devam edememesi nedeniyle Irak, üç büyük petrol sahasında üretimi azaltmaya başlarken bölgedeki diğer sahalarda da önümüzdeki günlerde benzer adımların gündeme gelmesi piyasadan milyonlarca varil petrolün çekilmesi yönünde risk yaratıyor.

Petrole ilişkin kritik 3 soru: Fiyatlarda yükseliş sürecek mi? Makroekonomik dengeler nasıl etkilenecek? Merkez bankaları ne yapacak?-4

 

"Küresel ölçekte önemli bir şok yaratabilir"

Enerji arzının ciddi biçimde kesintiye uğradığı kötümser bir senaryoda petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki sert yükseliş küresel ölçekte maliyet enflasyonunu artıran önemli bir şok yaratabilir. Enerji fiyatları üretim, ulaştırma ve lojistik maliyetlerini doğrudan etkilediği için hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ekonomilerde enflasyon baskısı güçlenebilir. 

Türkiye açısından bakıldığında ise artan enerji faturası cari dengeyi bozarken enflasyon görünümünü de olumsuz etkileyebilir. Böyle bir ortamda merkez bankaları enflasyon risklerini kontrol altında tutmak için daha temkinli hareket etmek zorunda kalabilir. Bu nedenle hem FED hem de TCMB açısından faiz indirimlerinin ötelenmesi veya daha sınırlı bir indirim patikasının izlenmesi olası hale gelebilir. 

"Cari açığın genişlemesine yol açabilir"

Petrol fiyatlarındaki artış Türkiye açısından öncelikle cari denge üzerinde baskı yaratma potansiyeline sahip. Enerji ithalatına yüksek ölçüde bağımlı olan Türkiye’de petrol fiyatlarındaki yükseliş enerji faturasını artırarak cari açığın genişlemesine yol açabilir. Bu durum aynı zamanda enflasyon üzerinde yukarı yönlü risk oluştururken, dezenflasyon sürecini de bir miktar zorlaştırabilir. Mevcut ekonomi programı kapsamında sıkı para politikası ve iç talepteki dengelenme cari açığın kontrol altında kalmasına yardımcı oluyor. Bu nedenle jeopolitik risklerin kalıcı ve çok güçlü bir enerji şokuna dönüşmemesi halinde makro dengelerde kalıcı bir kırılma beklememek doğru görünüyor. Ancak enerji fiyatlarının uzun süre yüksek kalması durumunda risklerin yeniden artabileceğini de not etmek gerekir.

"Enerji fiyatlarındaki şok artışlar hem Türkiye'de hem de küresel çapta dezenflasyon sürecini tehdit ediyor"

Dr. Kutay Gözgör/Kuveyt Türk Yatırım Araştırma Direktörü 

"Faiz indirim süreçleri rayından çıkabilir"

Hürmüz Boğazı'nın güvenliğine dair endişeler, petrol fiyatlarında doğrudan bir ‘risk primi"’ yaratmış durumda. Boğaz’da sevkiyatların aksamaya devam etmesi, Brent petrolün varil fiyatını üç haneli rakamlarda tutarak küresel arz zincirini sarsabilir. Orta-uzun vadede bu durum, enerji maliyetleri üzerinden küresel enflasyonu yeniden tetikleme ve merkez bankalarının faiz indirim süreçlerini rayından çıkarma potansiyeline sahip.

Petrole ilişkin kritik 3 soru: Fiyatlarda yükseliş sürecek mi? Makroekonomik dengeler nasıl etkilenecek? Merkez bankaları ne yapacak?-5


"Stagflasyon riski masada"

Enerji fiyatlarındaki şok artışlar, dezenflasyon sürecini hem Türkiye'de hem de küresel çapta tehdit ediyor. Bu durum, FED'in beklenen faiz indirimlerini yıl sonuna ötelemesine, TCMB'nin ise sıkı para politikasını ‘daha uzun süre’ korumasına yol açacaktır. Artan maliyetler, büyüme rakamları üzerinde aşağı yönlü baskı oluştururken stagflasyon riskini de masaya getiriyor.

"Ek sıkılaştırıcı tedbirler gerekebilir"

Petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış, Türkiye'nin cari açığını doğrudan büyüterek makro ekonomik tahminlerin değişmesine neden olabiliyor. Ancak mevcut programın disiplini ve rezerv yönetimindeki kararlılık sayesinde makro dengelerde ‘kalıcı bir kırılma’ riski şu an için düşük görünmektedir. Yine de jeopolitik risklerin uzaması durumunda ekonomi yönetiminin ek sıkılaştırıcı tedbirler alması gerekebilir.

“Enerji fiyatlarındaki artış Türkiye’de hem doğrudan tüketici fiyatlarını yükseltecek hem de ithalat maliyetlerini artırarak döviz talebini ve cari dengeyi baskılayacak”

Kudret Ayyıldır/GCM Yatırım Araştırma Müdürü 

"Olası kesintiler arz güvenliği endişelerini artırıyor"

Ortadoğu’daki çatışmalar ve Hürmüz Boğazı üzerindeki risklerin artmasıyla petrol fiyatlarında sert yükselişler görüldü. Günlük ortalama yaklaşık 20 milyon varil petrol ve petrol ürününün taşındığı bu kritik geçiş noktası, deniz yoluyla gerçekleşen küresel petrol ticaretinin önemli bir bölümünü oluşturuyor. 

Bu nedenle boğazda yaşanabilecek olası kesintiler piyasada arz güvenliği endişelerini hızla artırabiliyor. Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalma süresi petrol fiyatlarının yönü açısından belirleyici olurken, kısa süreli bir gerilimde fiyatların hızlı şekilde geri çekilmesi mümkün olabilir. Buna karşılık çatışmanın uzaması durumunda arz kesintisi riski ve risk primi nedeniyle fiyatların yüksek seviyelerde kalması beklenebilir. Gerilimin sona ermesi halinde ise piyasanın yeniden küresel arz dengesine odaklanması ve fiyatların daha düşük bir denge bandına yönelmesi olası.

Petrole ilişkin kritik 3 soru: Fiyatlarda yükseliş sürecek mi? Makroekonomik dengeler nasıl etkilenecek? Merkez bankaları ne yapacak?-6
 

"Faiz politikaları temkinli ve sınırlı bir şekilde esneyebilir"

Savaşın enerji maliyetlerine etkisi, çatışmanın kapsamı ve süresine göre değişiklik gösterebilir. Ancak kötümser senaryoda enerji fiyatlarındaki artışın enflasyonist baskıyı artıracağı kaçınılmaz görünüyor. Türkiye’de bu durum hem doğrudan tüketici fiyatlarını yükseltecek hem de ithalat maliyetlerini artırarak döviz talebini ve cari dengeyi baskılayacaktır. ABD tarafında ise FED’in faiz indirim ihtimali, savaş öncesinde ana senaryo olsa da kısa vadede ötelenmiş görünüyor; enerji maliyetlerindeki artış ve risk primi yükseldiğinde faiz indirimleri daha da ertelenebilir. 

Türkiye’de TCMB ise enflasyon ve döviz kuru baskılarını dikkate alarak faiz indirimlerini öne almak yerine sıkı duruşunu koruyabilir, eşel-mobil gibi kamu destekleri enflasyon üzerindeki stresi sınırlamakta yardımcı olur. Savaşın süresi ve kapsamı uzadıkçahem enflasyon hem de kur kaynaklı riskler artacağından, merkez bankalarının faiz politikaları temkinli ve sınırlı bir şekilde esneyebilir; böylece fiyat istikrarı ve finansal dengeler öncelikli kalacak.

"Mevcut politika seti makro dengelerde kalıcı kırılma riskini sınırlıyor"

Petrol fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde cari denge üzerinde yukarı yönlü riskler yaratabiliyor. Enerji maliyetlerindeki artış hem dış ticaret açığını büyütebilir hem de üretim maliyetleri aracılığıyla enflasyon üzerinde baskı oluşturabilir. 

Bununla birlikte, son dönemde uygulanan ekonomi programı kapsamında sıkı para politikası, talebi dengelemeye yönelik önlemler ve rezerv birikimi adımları, makro kırılganlıkların sınırlanmasına katkı sağlıyor. Petrol fiyatlarındaki artış kalıcı olsa bile mevcut politika çerçevesi cari açık ve enflasyon üzerindeki etkilerin yönetilebilir kalmasını mümkün kılıyor. Bu nedenle jeopolitik ve jeoekonomik riskler kısa vadede oynaklığı artırsa da mevcut politika seti makro dengelerde kalıcı bir kırılma riskini sınırlayan temel unsur olarak öne çıkmaktadır.

"Enerji faturasının yükselmesi, cari açığın genişlemesine ve dış finansman ihtiyacının artmasına neden olabilir"

Seda Yalçınkaya Özer/İntegral Yatırım Araştırma Müdürü 

"Projeksiyon sunmak zor"

Petrol fiyatları risk ortamını fiyatlamaya devam ediyor. Petrol fiyatlarında bir geri çekilme olsa da henüz ortamın sakinleştiğini söylemek zor. Bu konu haber ve gelişme odaklı olduğu için bir projeksiyon sunmak da zor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksamanın petrol fiyatları üzerindeki ilk etkisi, arzdan çok risk primi kanalıyla hissediliyor. Çünkü boğaz, küresel deniz yoluyla taşınan petrolün çok önemli bir bölümünü taşıyor ve uzun süreli bir kesinti, fiziksel arz kadar yedek kapasiteye erişimi de zorlaştırabiliyor. IEA, boğazda uzayan bir aksamanın dünya yedek üretim kapasitesinin büyük kısmını fiilen devre dışı bırakabileceğine dikkat çekti. Orta-uzun vadede ise asıl belirleyici unsur, boğazdaki kesintinin kalıcılığı ve bölgedeki üretim/lojistik altyapısının ne ölçüde etkileneceği olacaktır.

Petrole ilişkin kritik 3 soru: Fiyatlarda yükseliş sürecek mi? Makroekonomik dengeler nasıl etkilenecek? Merkez bankaları ne yapacak?-7

"Fed'den indirim beklentileri ekim ayına ötelendi"

Enerji maliyetlerinin yükselmesi hem üretim hem de lojistik maliyetlerini artırarak maliyet enflasyonu kanalıyla fiyatlara geniş çaplı yansıyabilir. Bu, merkez bankalarının elini sıkılaştıran ve faiz kararlarını zorlaştıran bir durum. Türkiye gibi enerji ithalatçısı ekonomilerde ise bu durum cari denge ve enflasyon görünümü üzerinde ek baskı yaratabilir. Bu durumda gelişmelere bağlı temkinli duruş sürecektir. 12 Mart’taki toplantıyı pas geçen TCMB, 22 Nisan’da da daha sınırlı bir adım atılabilir. FED tarafında ise enflasyonun yeniden yükselmesi, faiz indirim sürecinin ötelenmesine neden olacaktır. Şu an faiz indirim ihtimalleri en iyi olasılıkla ekim ayına ötelenmiş durumda.

"Makroekonomik dengeler bozulabilir"

Uzun soluklu bir petrol yükselişi makroekonomik dengeleri bozabilir. Enerji ithalatçısı bir ekonomi olan Türkiye’de cari denge üzerinde yukarı yönlü baskı yaratabilir. Enerji faturasının artması, özellikle kısa vadede cari açığın genişlemesine ve dış finansman ihtiyacının artmasına neden olabilir. TCMB’nin beklenenden daha geç gevşemeye gitmesi ise piyasa dinamikleri ve algılamaları bozabilir.

"En olumsuz senaryoda dahi petrol fiyatlarının 80-85 dolar bandında dengelenmesini bekleyebiliriz"

İbrahim Şişman/Colendi Menkul Araştırma Uzmanı 

"Ekonomide durgunluk dönemini beraberinde getirebilir"

Brent petrol fiyatlarının 100 doların üzerinde kalıcı olması, kısa vadede tedarik sorunlarından kaynaklansa da bu durumun orta vadeli küresel etkilerini takip ettiğimizde sürecin sürdürülebilir olmayacağı görülüyor. ÜFE ile TÜFE’deki artışların yanı sıra bu tablo ekonomide bir durgunluk dönemini beraberinde getireceği için; en olumsuz senaryoda dahi fiyatların 80-85 dolar bandında dengelenmesini bekleyebiliriz. Hürmüz Boğazı'nın trafiğe açılması ve piyasaların normale dönmesiyle birlikte ise majör merkez bankalarının politikalarına bağlı olarak, küresel büyümeyle eş güdümlü biçimde 2025 yıl sonunda test edilen 60-65 dolar bandında bir denge bulmasını öngörüyoruz.

Petrole ilişkin kritik 3 soru: Fiyatlarda yükseliş sürecek mi? Makroekonomik dengeler nasıl etkilenecek? Merkez bankaları ne yapacak?-8

 

"Politika faizinde artış gündeme gelebilir"

Enerji kalemi, doğrudan ve dolaylı etkilere sahip kritik bir girdi maliyeti olarak değerlendiriliyor. Özellikle Türkiye gibi enerji ithal eden ülkelerde bu durum kur talebini de tetiklediği için, merkez bankaları süreci daha hassas yönetiyor. Bu tür dönemlerde faiz indirim süreci askıya alınabilir; nitekim içinde bulunduğumuz şok fiyatlamalar karşısında haftalık repo ihalelerine ara verilerek ortalama fonlama maliyetinin yüzde 37’den yüzde 40’a çekilmesi, örtülü bir faiz artışı olarak görülüyor. Buradaki fiyat artışlarının çekirdek TÜFE’ye sıçrama riski doğduğunda ise politika faizinde artış gündeme gelebilir. Bu süreçteki en zorlayıcı konu, ekonomik aktiviteyi sekteye uğratmadan, fiyat artışlarını kontrol altına alarak dengeyi sürdürebilmek olacak.

"Makro açıdan zorlayıcı olacak"

Türkiye’nin son yıllarda yaklaşık 50 milyon ton petrol tükettiği gerçeğinden hareketle; yıllık ortalama fiyatta 1 dolarlık kalıcı bir artış 500 milyon dolar, 10 dolarlık bir artış ise 5 milyar dolar ilave enerji maliyeti anlamına geliyor. Doğal gaz ve kömürdeki fiyat yükselişleri de bu enerji faturasını daha da kabartacaktır. TCMB’nin güçlü rezerv stokunun döviz talebini baskılamaya yeteceğini öngörmekle birlikte; bu durumun makro açıdan zorlayıcı bir unsur oluşturmasını ancak kalıcı bir kırılmaya dönüşmemesini bekliyoruz. Özellikle başlangıçtaki fiyat artışlarının enflasyon beklentilerini bozmaması adına alınan önlemlerin (Eşel mobil gibi) kamu bütçesini daraltması bir baskı unsuru olsa da sürecin geçici olması durumunda bu adımlar, ekonomideki genel beklentilerin korunmasına yardımcı olacaktır.

"Enerji maliyetlerindeki artış durgunluk ile enflasyonun bir arada görüldüğü stagflasyon riskini artırıyor"

Yatırım Finansman Strateji ve Yatırım Danışmanlığı Birimi

"Kısa vadede sert yükselişler beklenebilir"

Hürmüz Boğazı, küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği kritik bir enerji koridoru olması nedeniyle jeopolitik risklere karşı son derece hassas bir noktada yer alıyor. Boğazın kapatılması ya da ciddi şekilde kısıtlanmasının devamında durumunda küresel petrol arzına ilişkin endişeler yüksek seyreder ve petrol fiyatlarında güçlü bir risk primi oluşabilir. Böyle bir senaryoda Brent petrol fiyatlarının kısa vadede sert yükselişler göstermesi beklenebilir. Ancak fiyatların orta ve uzun vadeli seyri; çatışmanın süresi, enerji altyapısına yönelik risklerin boyutu ve alternatif arz kanallarının devreye girip girmemesine bağlı olacak. 

Çatışmanın kısa süreli ve sınırlı kalması durumunda petrol fiyatlarında yükseliş geçici olabilirken, savaşın uzaması halinde arz endişeleri nedeniyle fiyatların daha yüksek seviyelerde kalıcı olması da olası. Buna karşılık jeopolitik gerilimin azalması ve enerji arzına yönelik risklerin ortadan kalkması durumunda petrol fiyatlarında kademeli bir normalleşme görülebilir.

"Avrupa, ABD ve Çin'e önemli etkileri var"

Enerji fiyatlarındaki seyir küresel ölçekte yeni bir maliyet enflasyonu riskini ve enflasyon şoku riskini artırıyor. Enerji fiyatlarındaki yükseliş özellikle enerji ithalatına daha bağımlı olan Avrupa ekonomisi için resesyon riskini büyütüyor; bölgede büyümenin zayıflaması ve resesyon riskinin artması ihtimali güçlenebilir. FED, savaşın enflasyon etkisi ile faiz indirimi baskısı arasında sıkışabilir. Çin’de ise İran’dan indirimli petrol akışının bozulması tarifeler ve emlak sorunlarına ek yük. En kötü senaryoda; rafineri/liman/boru hattı hasarı ve Hürmüz’te kalıcı tıkanma, petrolü savaş öncesine göre yüzde 80 artırıp 90-100 dolar bandına kalıcı olarak taşıyabilir ve fiyatlar 2026’nın son çeyreğine kadar yüksek kalabilir. 

"Büyüme tarafında aşağı yönlü baskı oluşabilir"

Merkez bankaları için kritik test şu: Enflasyon beklentileri çapalanırsa FED/ECB geçici etkiyi görmezden gelip büyümeye odaklanabilir; bozulursa ücret-fiyat sarmalı korkusuyla daha sıkı duruş gerekebilir. Bu nedenle enerji piyasalarında oluşabilecek arz şokları, küresel para politikasının zamanlaması ve hızına doğrudan etki edebilecek kritik bir risk başlığı olarak öne çıkıyor. Her ne kadar enerji maliyetlerindeki artış durgunluk ile enflasyonun bir arada görüldüğü stagflasyon riskini artırsa da diplomasi kanallarının yeniden devreye girme ihtimali ve olası barış süreci ihtimali söz konusu. Faiz indirimlerinin ötelenmesi büyüme tarafında aşağı yönlü baskı oluşturabilir. Eşel mobil sisteminin devreye girmesiyle birlikte enflasyon tarafında daha yumuşak geçişten söz etmek mümkün. 

"Turizmde ve büyümede olumsuz etkiler daha görünür olabilir"

 Yakın coğrafyamızda yeni bir sıcak çatışma ortamının oluşması ve enerji fiyatlarında gözlenen artış başta enflasyon ve cari denge tarafında olumsuz etkiler oluşturabilir. TCMB Blog sayfasında Temmuz 2025’te yayınlanan çalışmada; petrol fiyatlarındaki 10 dolarlık kalıcı artışın, enflasyon üzerindeki etkisi 1-1,5 puan, cari açık üzerindeki etkisinin 2,5-3 milyar dolar civarında olduğuna yönelik bir değerlendirme paylaşılmıştı. 

Çatışmaların uzaması-bölgesel yayılım göstermesi senaryosunda turizm ve büyüme tarafında da olumsuz etkiler daha görünür hâle gelebilir. Öte yandan Türkiye açısından potansiyel fırsatlar da söz konusu. Türkiye enerji tarafında sadece İran’a bağımlı değil. Dolayısıyla olumsuz etki sınırlı kalabilir. TCMB’nin rezerv pozisyonu ve izlediği kur stratejisini dikkate alarak, kur tarafında görece daha dengeli bir seyrin görülmesi beklenebilir. Son dönemde yüksek seyreden enflasyon görünümüne dair bu çatışma durumu kaynaklı artan riskler kısa vadede TCMB’nin faiz indirim adımını küçültme ya da faiz indirimlerine ara verme ihtimalini de artıracaktır.

0
EKONOMİST YENİ SAYI
Ekonomist Dergisini takip etmek için abone olun.
ABONE OL