“Self Care trendi giderek yükseliyor” - Ekonomist

“Self Care trendi giderek yükseliyor”

“Self Care trendi giderek yükseliyor”

‘Kendine iyi bakmak’ yani İngilizce olarak ‘self care’ adı verilen trend, dünya çapında giderek daha fazla ilgi görüyor. Tüketici sağlığı pazarı Türkiye’de de her yıl büyüme kaydediyor ve büyük bir potansiyel barındırdırıyor.

ARAM EKİN DURAN
[email protected]

Bayer Tüketici Sağlığı Küresel Pazarlama ve Dijital Lideri Patricia Corsi, “Toplumda sağlık okuryazarlığı oranının artması tüketici davranışlarında oldukça faydalı değişiklikleri beraberinde getiriyor” diye konuşuyor.

Günümüzde insanlar hayat standartlarını nasıl değiştirmeleri ve ne tür ürünler kullanmaları gerektiği konusunda araştırmalar yapıyor, uzmanları takip ediyor.

‘Kendine iyi bakmak’ yani İngilizce olarak ‘self care’ adı verilen bu trend, dünyada sürekli yükseliyor.

Sosyal medyanın da tüketici davranışlarına olan etkisi büyük. Artık tüketici trendleri buradan takip ediyor. Burada aktif olmak artık markaların en çok dikkat ettiği noktalardan bir tanesi.

Tüketici sağlığı pazarı Türkiye’de de her yıl büyüme kaydediyor ve hala büyüme potansiyeline sahip. Bayer Tüketici Sağlığı Küresel Pazarlam ve Dijital Lideri Patricia Corsi ile self care pazarını ve tüketici sağlığı hakkında bilinmesi gerekenleri konuştuk.

Türkiye’deki tüketici sağlığı pazarının durumunu dünya örnekleriyle karşılaştırabilir misiniz?
İnsanların daha sağlıklı olmasına destek vermek ve dünyadaki sağlık sistemlerinin daha sürdürülebilir olmalarını sağlamak için kişisel bakım hiç bu kadar önemli olmamıştı. Bugün insanlar hayat standartlarını nasıl değiştirmeleri ve ne tür günlük ürünler kullanmaları gerektiğini araştırıyor.

Sağlıklı yaşam bilincinin artmasıyla birlikte sağlıklı beslenme, ürün içerikleri, sporun ve aktif yaşamın önem kazanması gibi konuların günden güne daha çok konuşulduğunu görüyoruz. İnsanların daha iyi görünme ve hissetmeyi bir alışkanlık haline getirmeleriyle birlikte kişisel bakım harcamaları da artıyor; hastalıklara karşı önleyici sağlık ürünlerinin kullanımı fazlalaşıyor.

Stratejik pazar araştırması şirketi Euromonitor’un verilerine göre tüketici sağlığı pazarı Türkiye’de her yıl büyüme kaydediyor ancak benzer sektörlere karşılaştırıldığında daha fazla büyüme kaydetmesi bekleniyor.

Türkiye’de kişi başına yapılan tüketici sağlığı ürünleri harcaması her yıl artıyor ancak 2018 yılı rakamlarıyla halen 5,6 Euro seviyesinde. Bu rakam Almanya’da 85, Batı Avrupa’da ise ortalama 67 Euro. Gelişmekte olan ülkelere baktığımızda ise Mısır’da 9,1, Afrika ve Orta Do-ğu’da ise ortalama 6,5 Euro düzeyinde olduğunu görüyoruz. Özetle, “self care” pazarı Türkiye’de büyük potansiyele sahip.

Tüketiciler bu alandaki ürünlerle ilgili önerilere nereden ulaşıyorlar?
Özellikle online mecraların ve sosyal medyanın tüketici davranışlarına etkisi büyük. İnternet de artık farklı görüşlerin paylaşılmasını ve ürünlerle ilgili bilgilerin ağızdan ağıza yayılmasını sağlıyor. Tüketiciler trendleri buradan takip ediyor, anneler birbirlerine pişik kremi tavsiyesi veriyor, insanlar sporculara hangi multivitamini kullandıkları soruyor.

Burada aktif olmak artık markalara bu diyaloglara katılarak güven kazanma imkanı sunuyor, çünkü güven tüketicilerin ürünlerde aradıkları en önemli noktalardan bir tanesi. Geleneksel iletişim kanalları birçok pazarda hala hakimiyetini koruyor. Örneğin, Türkiye’de gıda takviyeleri söz konusu olunca, tüketiciler ve eczacılar arasındaki güçlü bağ en önemli unsurlardan bir tanesi.

Tüketicilere doğru ürünün önerilmesi açısından eczaneler önemli bir role sahip. Ancak tüketicilerin bilinçli hareket etmesini sağlama yolunda yükü tamamen eczacıların omzuna bırakmak elbette doğru olmaz. Tüm paydaşların, toplumdaki “sağlık okuryazarlığı” düzeyinin artmasına katkı sağlaması lazım.

Toplumda sağlık okuryazarlığı oranının artması tüketici davranışlarında oldukça faydalı değişiklikleri beraberinde getiriyor. Son yıllarda, tüketiciler giderek doğru ürünü seçiyor, doğru sıklıkta kullanıyor ve doktora gitmeden önce bir sağlık çözümüne başarıyla ulaşabiliyor.

Tüketici sağlığı alanında özellikle dijital pazarlama çalışmalarında dikkat edilmesi gereken noktalar neler?
Akıllı cihazlara erişimin artması dijitalde sağlığı değiştirme gücüne sahipken, büyük veri, eSağlık, Nesnelerin İnterneti (IoT), hassas tıp, giyilebilir cihazlar, kablosuz sağlık ve birlikte çalışılabilirlik (interoperability) gibi diğer dijitalleşme alanları da hızla değişiyor.

Örneğin telesağlığın popülaritesi katlanarak artıyor. Tüketici TeleSağlık Endeksi anketine göre ABD’de 50 milyon tüketici, telesağlık hizmeti sağlayan sunuculara yönelecek.

Bir dizi işlem kaydının depolandığı dijitalleştirilmiş, merkezi olmayan ve güvenli bir veri tabanı olan Blockchain teknolojisi; aynı zamanda sağlık hizmetlerini dönüştürme potansiyeline sahip ve sağlık verilerinde daha fazla güvenlik ve gizlilik sunarak yeni kişisel bakım uygulamalarına imkan sağlıyor.

Dolayısıyla tüketici sağlığı açısından, doğru bir veri analizi ve bu verilerin anlamlandırılması tüketicileri güçlendirmenin çok önemli bir adımı. Veriyi iç görüye dönüştürürken yapay zekâ kullanımı çok önemli.

Bunun yanında bireylerin kendi sağlıklarını farklı açılardan gözlemleyebilmesini sağlayan giyilebilir cihazları da oldukça faydalı buluyorum. Tabii ki bu süreçte tüketiciye sunulan her şeyin yasal çerçeveler içerisinde olmasına ve özellikle de veri gizliliğinin ihlal edilmemesine dikkat etmek çok önemli.

6 ADIMDA DİJİTALDE BAŞARILI OLMAK
1- BF (Brilliant Fundamentals – Mükemmel Temeller)
Uzun brief toplantıları ve yoğun detaylarla vakit kaybetmeyin. Esas konuya odaklanın.
2- NSL (Never Stop Learning – Öğrenmekten Vazgeçmeyin)
Yaşlandıkça öğrenmek zorlaşır. Her zaman öğrenmeye devam edin.
3- CITC (Curiosity is the currency – Merak her zaman geçer akçedir)
Merak size farklı şeyler öğrenmenin kapısını açacak. İşinizle ya da kendinizle ilgili olması önemli değil; alakasız şeyleri de öğrenin. Merak, farklı kültürleri ve bakış açılarını öğrenmenizi sağlayacak.
4- COS (Collective over self – 4 Bireyden kolektife)
Her şeyden tek kişinin sorumlu olduğu dönemler geride kaldı. Şirketler artık her aşamadan çalışanları sürece dahil etmeyi ve farklı insanların içgörülerinden faydalanmayı önemsiyor.
5- BBA (Big Bold Ambitions – Büyük Güçlü Tutkular)
Hepimiz evimizi, ailemizi, arkadaşlarımızı seviyoruz. Ama iş, zamanımızın çoğunu geçirdiğimiz yer. İşinizi sevdiğiniz, tutkulu olduğunuz, aileniz ve arkadaşlarınızla paylaşmaktan mutluluk duyacağınız bir yer haline getirin.
6- BPITD (Powerful Insight Thumps Data – Güçlü İçgörü Veriyi Yener)
Verinin çokluğu değil, size sağladığı içgörü önemlidir. Eğer kullanamıyorsanız çok fazla veriye sahip olmanızın bir anlamı yok. Çalışanlarınızı, işinizdeki verilere göre davranmaya teşvik edin; onlar veriye dayalı yaratıcılık konusunda en büyük elçileriniz olacak.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap