DOLAR
41,14
0,24%
DOLAR
EURO
48,07
0,29%
EURO
GRAM ALTIN
4560,65
1,15%
GRAM ALTIN
BIST 100
11288,05
-0,71%
BIST 100
USD/TRY
Döviz Çevirici
TRY
USD
EUR
Hesapla

TCMB 2025 enflasyon tahminini değiştirmedi

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) yılın ikinci enflasyon raporunu açıkladı. Merkez Bankası yıl sonu için yüzde 24 olan enflasyon tahminini korudu.


Son Güncellenme:
TCMB 2025 enflasyon tahminini değiştirmedi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, yılın ikinci enflasyon raporunu açıkladı. Merkez Bankası yıl sonu için yüzde 24 olan enflasyon tahmininde değişikliğe gitmedi.

Karahan, "Enflasyonun 2025 sonunda yüzde 24 seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. 2026 sonu için yüzde 12 olan tahminimizi de koruduk. Enflasyonun 2027 yılında yüzde 8'e geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanmasını hedefliyoruz" dedi.

Karahan, yılın 2. Enflasyon Raporu'nun tanıtımı amacıyla İstanbul Finans Merkezi'ndeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Yerleşkesi'nde düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuştu. 

Son dönemde küresel ticarette artan korumacı eğilimlerin, küresel büyüme görünümü üzerinde aşağı yönlü riskleri artırdığını belirten Karahan, bu nedenle tahminler oluştururken baz aldıkları dış talebe ilişkin varsayımları belirgin şekilde aşağı yönlü güncellediklerini ifade etti.

TCMB 2025 enflasyon tahminini değiştirmedi-0

Karahan, bu görünümle uyumlu olarak ham petrol ve ithalat fiyatları varsayımlarının da 2025 ve 2026 yılları için aşağı çektiklerini belirterek, gıda fiyatları varsayımlarını ise işlenmemiş gıda enflasyonu kaynaklı olarak 2025 yılı için yukarı yönlü güncellediklerini söyledi.

Orta vadeli tahminlerini oluştururken, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir iyileşme sağlanana kadar, para politikasındaki sıkı duruşu sürdüreceklerini esas aldıklarını dile getiren Karahan, "Ayrıca, ekonomi politikalarındaki eşgüdümün de artarak devam edeceğini tahminlerimize yansıttık." ifadesini kullandı.

Karahan, "Bu çerçevede, bir önceki rapor dönemiyle aynı şekilde, 2025 yıl sonunda enflasyonun yüzde 24 seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. 2026 yıl sonu için yüzde 12 olan enflasyon tahminimizi de koruduk. Enflasyonun 2027 yılında yüzde 8’e geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanmasını hedefliyoruz." diye konuştu.

"Gıda fiyatları varsayımımızda işlenmemiş gıda kaynaklı yaptığımız artış oldu"

Fatih Karahan, yıl sonunun yaklaşması nedeniyle, 2025 tahmin aralığının mekanik olarak daralması gerektiğini ancak, son dönem artan belirsizlikler nedeniyle, tahmin aralığını yüzde 19 ile 29 olarak koruduklarını belirterek, tahmin aralığının 2026 yıl sonu için ise yüzde 6 ve 18’e karşılık geldiğine işaret etti.

2025 yılındaki tahmin güncellemesinde, yukarı ve aşağı yönlü etkilerin birbirini dengelediğine dikkati çeken Karahan, şunları kaydetti:

"Burada öne çıkan unsurlardan biri gıda fiyatları varsayımımızda işlenmemiş gıda kaynaklı yaptığımız artış oldu. Bu değişiklik, bir önceki tahminimizi 0,5 puan yukarı çekti. Çıktı açığının son dönemde öngörülerimizin üzerinde seyretmesine rağmen, yaptığımız sıkılaşma sayesinde bu sapmanın net etkisi 0,3 puan ile sınırlı kaldı. Petrol ve ithalat fiyatları varsayımındaki düşüşe karşın, sepet kur gelişmeleri kaynaklı olarak Türk lirası cinsi ithalat fiyatı varsayımındaki güncelleme ise enflasyon tahminini 0,1 puan yükseltti. Başlangıç koşulları ve ana eğilim de enflasyon tahminini 0,1 puan yukarı yönlü etkiledi."

Karahan, öte yandan sağlık muayene katılım paylarında şubat ayında yapılan indirimin etkisiyle, yönetilen ve yönlendirilen fiyatlardan kaynaklanan 1 puanlık bir aşağı yönlü güncelleme olduğunu belirtti.

Son dönemde uyguladıkları politikalarla enflasyon görünümünde ciddi bir bozulma yaşanmasının önüne geçtiklerini vurgulayan Karahan, "Revizyona konu olan tüm gelişmeleri ve unsurları izlemeye devam edeceğiz. Bu süreçte, para politikasında aldığımız önlemler sayesinde yurt içi talebin zayıflamaya devam etmesi bizim için en kritik hususlardan biri. Diğer taraftan, belirsizliklerin geçmiş döneme göre daha yüksek olduğunu da göz önünde bulundurarak ihtiyatlı ve sıkı para politikası duruşumuzdan taviz vermeyeceğiz." diye konuştu.

Karahan, temkinli duruşun sürmesiyle, enflasyonun önümüzdeki dönemde istikrarlı olarak gerileyeceğini öngördüklerinin altını çizdi.

Para politikasındaki sıkı duruş, enflasyonda kalıcı düşüş sağlanana kadar sürecek

Nitekim para politikasındaki kararlı duruşun, yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerindeki düzelme vasıtasıyla dezenflasyon sürecini güçlendirmeye devam edeceğini bildiren Karahan, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Beklentilerin tekrar düşüş eğilimine girmesi ve hizmet enflasyonundaki düşüşün devam etmesiyle, enflasyon ana eğilimindeki gerileme 2025 yılının kalanında da sürecek. Para ve maliye politikalarının artan eşgüdümü de bu sürece katkı sağlayacak. Özetlemek gerekirse, para politikasındaki sıkı duruşumuzu, enflasyonda kalıcı düşüş ve fiyat istikrarı sağlanana kadar kararlılıkla sürdüreceğiz. Politika faizini, öngördüğümüz dezenflasyon sürecinin gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirliyoruz. Bu süreçte enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimi ve enflasyon beklentilerini göz önünde bulunduruyoruz. Politika faizine ilişkin atılacak adımları enflasyon görünümü odaklı, ihtiyatlı ve toplantı bazlı bir yaklaşımla alıyoruz. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörmemiz durumunda, para politikası duruşumuzu sıkılaştırmak için her zaman hazırız."

Karahan, fiyat istikrarının, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için ön koşul olduğunun altını çizerek dezenflasyon sürecinde, enflasyonu belirledikleri ara hedeflerle uyumlu olacak şekilde düşürmek için ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceklerini söyledi.

Mart ayının ikinci yarısında, finansal piyasalarda riskten kaçınma davranışı kaynaklı oynaklıkların görüldüğünü bildiren Karahan, 2 Nisan'da açıklanan ek gümrük tarifelerinin beklentilerin çok üzerinde olmasının küresel piyasalarda oynaklığı artırdığını söyledi.

Karahan, ilk günden itibaren, finansal piyasalarda yaşanan gelişmelerin enflasyon görünümü açısından oluşturabileceği riskleri değerlendirerek sıkı parasal duruşunu güçlendirici adımlar attıklarını ifade ederek şunları kaydetti:

"Bu adımları üç başlıkta ele alabiliriz. Türk lirasının (TL) fonlama maliyetlerini artırıcı adımlar, likidite adımları ve döviz talebini sınırlayıcı adımlar. Fonlama maliyeti ile başlamak gerekirse, öncelikle 20 Mart tarihinde ara toplantı düzenledik. Bu toplantıda, oynaklığın geçici olabileceğini değerlendirerek Merkez Bankası gecelik borç verme faiz oranını yüzde 44'ten 46'ya yükselttik. Bir hafta vadeli repo ihalelerine ise bir süreliğine ara verdik. 2 Nisan sonrasında küresel finansal piyasalarda artan oynaklığın enflasyon görünümünde kalıcı riskler yaratabileceğini öngörerek 17 Nisan toplantısında politika faizini yüzde 42,5’ten 46'ya yükselttik. Ayrıca, gecelik vadeli borç verme faiz oranını 49'a, borçlanma faiz oranını ise 44,5'e yükselttik. Likidite yönetimi kapsamında ise TL depo ihalelerinin vadelerini uzattık. Ayrıca, likidite araçlarımızın çeşitliliğini artırarak kısa vadeli likidite senetleri ihraç etmeye başladık. Son olarak döviz talebini sınırlamaya yönelik attığımız adımlar geliyor. Bu çerçevede, TCMB nezdinde TL uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başladık."

Karahan, ilgili dönemde para piyasası fonlarından çıkışların yaratabileceği dolarizasyon risklerini ve faiz oynaklıklarını engellemek için DİBS alımları gerçekleştirdiklerini kaydederek, mart ayının ikinci yarısında finansal piyasalarda yaşanan oynaklığın finansal varlıklarda değer kayıplarına neden olduğunu ve TL varlıklardan çıkış gözlendiğini söyledi.

Bu dönemde TL mevduata yönelimin devam ettiğini aktaran Karahan, söz konusu çıkışın para piyasası fonları kaynaklı olduğunu belirtti.

Karahan, piyasadaki oynaklığın azalması ve alınan tedbirlerin etkisiyle yatırımcıların TL'ye yönelik risk algısında toparlanma olduğuna işaret ederek, nisan ayından itibaren para piyasası fonlarında sınırlı bir yükseliş görüldüğünü bildirdi.

Mart ayında yaşanan oynaklıkta 21 Mart haftasında hane halkı yabancı para (YP) mevduat talebinin hızlı bir şekilde arttığını vurgulayan Karahan, 20 Mart tarihli ara PPK toplantı kararının ardından söz konusu talebin sınırlandığı ve 17 Nisan tarihli PPK toplantı kararıyla da YP mevduatta azalmanın tekrar belirginleştiğini bildirdi.

‘Mevduat faizlerinin seviyesi, TL'ye geçişi ve tasarrufları destekliyor’

Karahan, finansal piyasalardaki gelişmelerin makroekonomik görünümü bozmaması için gerekli önlemlerin hızlı bir biçimde alındığına işaret ederek, bu adımların katkısıyla, oynaklığın giderek azaldığını dile getirdi.

Piyasaların etkin işleyişinin sürmesi amacıyla, tüm para politikası araçlarını proaktif bir yaklaşımla ve kararlılıkla kullanmaya devam edeceklerinin altını çizen Karahan, şöyle devam etti:

"Bileşik bazda mevduat ve ticari kredi faizleri yaklaşık yüzde 60, tüketici kredisi faizleri ise yüzde 70 civarında oluşuyor. Yaptığımız faiz artışları, mevduat ve kredi fiyatlamalarına beklentilerimiz ölçüsünde yansıdı. Para politikası duruşumuz ve makroihtiyati çerçeve sayesinde mevduat faizlerinin seviyesi, TL'ye geçişi ve tasarrufları destekliyor. Kredilere bakacak olursak, nisan ayında dönemsel etkilerin de katkısıyla tüketici kredilerinde bir miktar hızlanma gözlemlemiştik."

Karahan, mayıs ayının ilk yarısına ilişkin verilerin, kredi büyümesinde haftalık bazda yeniden bir yavaşlamaya işaret ettiğini aktararak, tüketici kredilerinin, iç talepteki dengelenmeyi destekleyecek bir hızda ilerlemesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.

Tüketici kredilerinin ılımlı ve kontrollü bir patikada sürmesini temin etmek için ellerindeki tüm araçları kullanmaya devam edeceklerine dikkati çeken Karahan, "TL ticari kredi büyümesi, aylık büyüme sınırları ve kredi talebiyle uyumlu bir seyirde ilerliyor." dedi.

Karahan, parasal aktarım mekanizmasını güçlendirmek amacıyla yabancı para kredilerdeki aylık büyüme sınırını, mart ayında yüzde 0,5 seviyesine indirdiklerini ve istisnaların kapsamını daralttıklarını hatırlatarak, bu değişiklik sonrasında yabancı para kredilerdeki büyümenin hedeflerle uyumlu bir patikada seyrettiğini kaydetti.

KKM bakiyesinin azalması bilanço üzerindeki riskleri azaltıyor

Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarının 2023 Ağustos'ta 140 milyar doların üzerine yükseldiğini ve mevcut durumda bakiyenin 17 milyar dolara gerilediğini ifade eden Karahan, şubat ayında da tüzel kişi KKM hesapları için yeni açılış ve yenilemeleri sonlandırdıklarını anlattı.

Karahan, KKM bakiyesindeki azalışı, finansal istikrar üzerinde risk oluşturmadan ve TL cinsi mevduatı önceleyerek sağladıklarını belirterek şunları söyledi:

"KKM bakiyesinin azalması TL mevduat payını artırarak parasal aktarım mekanizmasını güçlendiriyor ve Merkez Bankası bilançosu üzerindeki riskleri azaltıyor. Son dönemde finansal piyasalardaki oynaklıklar TL payında bir geri çekilmeye yol açsa da atılan adımların etkisiyle bu düşüş sınırlı kaldı ve nisan ortasından itibaren eğilim tekrar yataya döndü. Nitekim TL mevduatın payı yüzde 58 ile tarihsel ortalamasına yakın bir seviyede ilerliyor. Yatırım fonlarını da dahil ettiğimizde bu görünüm değişmemekte. Ocak ayından itibaren belirginleşen dezenflasyon süreciyle birlikte Türkiye'ye yönelik sermaye girişleri pozitif ayrışmıştı. Bununla birlikte, finansal piyasalarda son dönemde yaşanan gelişmeler ve azalan risk iştahıyla, gelişmekte olan ülkelerden ve Türkiye'den sermaye çıkışları belirginleşti. Mart ayının ikinci yarısından sonra Türkiye'den çıkışların tarife adımlarının açıklanmasıyla hızlandığını görüyoruz."

Son haftalarda gelişmekte olan ülkeler ve Türkiye'ye yönelik sermaye akımlarında çıkışların durduğu ve ılımlı bir sermaye girişi yaşandığını vurgulayan Karahan, "Brüt rezervler, bu yıl mart ayı ortasında, geçen yıl mart ayındaki 124 milyar dolar seviyesinden 171 milyar dolar seviyesine ulaşırken, swap hariç net rezervler ise, bu dönemde eksi 65 milyar dolardan 66 milyar dolara yükselmişti." dedi.

Karahan, 2 Mayıs itibarıyla 139 milyar dolara gerileyen brüt rezervlerin sonrasında tekrar artarak 16 Mayıs'ta 146 milyar dolara ulaştığını aktararak, swap hariç net rezervlerin ise bu dönemde 14 milyar dolara geriledikten sonra 21 milyar dolara yükseldiğini kaydetti.

 

0
EKONOMİST YENİ SAYI
Ekonomist Dergisini takip etmek için abone olun.
ABONE OL