Küresel ekonomi, son yıllarda globalleşmeden bloklaşmaya doğru evrilen sancılı bir süreçten geçiyor. Ukrayna-Rusya savaşı, ABD – İsrail ve İran arasında başlayan savaşla birlikte yaşanan Ortadoğu’daki gerilimler, sermayenin rotasını radikal bir biçimde değiştiriyor. Türk girişim sermayesi (VC) ekosistemi de bu ‘yeni normale’ adapte olmaya çalışırken; artık sadece hızlı büyüme rakamları değil, tedarik zinciri güvenliği ve enerji bağımsızlığı gibi kavramlar yatırım kararlarının merkezine oturuyor. Yatırımcılar, ‘bol para’ döneminin kapandığı bu süreçte, nakit akışı yönetimini her şeyin önüne koyuyor.

Ekonomist’in 29 Mart - 11 Nisan 2026 tarihli sayısından
Sermaye artık sadece büyümeyi değil, dayanıklılığı da satın almak istiyor. Türkiye’deki girişimcilik ekosistemi ise bu dalgalı ortamda çift yönlü bir baskı altında. Bir yandan küresel fon akışındaki yavaşlama, diğer yandan yerel ekonomik belirsizlikler yatırım süreçlerini daha karmaşık hale getiriyor. Buna karşın Türkiye, genç nüfusu ve üretim kapasitesiyle hala önemli bir çekim merkezi.
Hacimsel daralma niteliksel derinleşme
KPMG Türkiye’nin son verileri ve ekosistem raporları, Türkiye start up pazarında hacimsel daralma, ancak niteliksel derinleşme dönemine işaret ediyor. 2021 ve 2022 yıllarındaki 1,5 milyar doları aşan mega yatırım dönemlerinin ardından, 2026 projeksiyonunda yıllık hacmin 500-700 milyon dolar bandında rasyonel bir seviyeye oturduğu görülüyor. Özellikle Seri A ve B gibi ileri aşama turlarda yaşanan darboğaz, 2025’in ilk çeyreğinde sadece dört işlemin kapanmasıyla somutlaşırken, sermaye daha çok “tohum” aşamasına ve derin teknoloji odaklı dikey alanlara yöneliyor. Türkiye’nin tohum aşaması değerlemelerinin Avrupa’ya göre yüzde 22, ABD’ye göre yüzde 61 daha düşük olması, jeopolitik risklere rağmen ‘yüksek risk-yüksek kazanç” dengesini masada tutuyor. Bu konjonktürde, Türk girişimleri için hayatta kalmanın anahtarı; operasyonel esneklik ve küresel krizlere karşı geliştirilen bağışıklık oluyor.
Yeni dönemde venture capital fonlarının öncelikleri de değişiyor. Kârlılık yolu net olmayan girişimlere mesafe artarken, ihracat potansiyeli olan ve krizlere dayanıklı iş modelleri öne çıkıyor. Yapay zekâ, üretim teknolojileri ve altyapı çözümleri yatırım odağında kalmayı sürdürüyor. Tüm bu gelişmeler ışığında Türkiye’de faaliyet gösteren yatırımcıların strateji değişimleri de dikkat çekiyor. Haberimizde, ekosistemin önde gelen isimlerinin bu dönüşüme ilişkin değerlendirmeleri ve yeni dönem stratejilerine yer verdik.
Teknolojik dokunulmazlık arayışı
Örneğin Boğaziçi Ventures CEO’su Barış Özistek, teknolojinin stratejik öneminin dramatik şekilde arttığını vurguluyor. Yatırımları ortama uyumlu yönettiklerini belirten Özistek, “Ne kadar büyük ordunuz olursa olsun, stratejik hedefleri milimetrik hedefleyen roketlerin önüne geçemiyorsunuz. Derin ve stratejik teknolojilerin önemi daha da ön plana çıktı” diyerek, uzay ve robotik teknolojilerine dikkat çekiyor. Özistek, Türkiye’nin nitelikli insan kaynağı düzenlemeleriyle bu dönemi fırsata çevirebileceğini öngörüyor.
Boğaziçi Ventures, yatırımlarını bu yeni düzene göre kurgularken, uzay ve robotik teknolojiler (RUT) ile nadir elementlere yatırım yapan malzeme teknolojilerine odaklanıyor. Özistek, Türkiye’nin coğrafi avantajını teknolojiyle birleştirmesi gerektiğini belirterek, “Hiç Türk çalışanı olmayan bir teknoloji şirketi bir teknokentte kurulsa, 20 farklı ülkeden çalışanları gelip Türkiye’de yaşasa, ekosistemimiz tarifsiz bir zenginlik kazanacaktır” diye konuşuyor.

Haluk Nişli / Inveo Ventures Genel Müdürü
Rasyonel değerleme normalleşmesi
Inveo Ventures Genel Müdürü Haluk Nişli ise jeopolitik dönüşümlerin uzun vadeli yatırım tezlerini netleştirdiğini savunuyor. Piyasanın spekülatif atmosferden arındığını belirten Nişli, “Değerlemeler daha gerçekçi bir zemine oturduğunda hem yatırımcı hem de kurucu açısından daha sürdürülebilir bir ilişki kuruluyor. Bu süreci bir kriz olarak değil, ekosistemin olgunlaşma aşaması olarak değerlendiriyoruz” şeklinde konuşuyor. Nişli, Türkiye’nin stratejik konumuyla Avrupa ve MENA arasında doğal bir teknoloji köprüsü olduğunu kaydediyor.
Inveo Ventures, 2026’da özellikle yapay zeka destekli dikey çözümlere, sağlık teknolojilerine ve lojistik optimizasyonuna odaklanmayı sürdürüyor. Nişli, Türkiye’nin Avrupa’ya yakınlığını bir ‘uçuş süresi’ avantajından ziyade, pazara erişim ve uluslararası sermaye ile temas açısından kritik bir kaldıraç olarak görüyor.

Merve Zabcı / Metis Ventures Yönetici Ortağı
Yapay zeka odaklılık
Metis Ventures Yönetici Ortağı Merve Zabcı, bu dönemde stratejilerini kökten değiştirmek yerine risk yönetimi ve yatırım seçiciliğini artırdıklarını ifade ediyor. Zabcı, 2026 planlarında AI-first girişimlerin öne çıktığını belirterek, “Ürün mimarisinin merkezinde yapay zeka bulunan girişimlere yatırım odağımızı artırıyoruz. Risk almaktan kaçınmıyoruz ancak daha sağlam temellere sahip girişimlerle ilerlemeyi tercih ediyoruz” diyor. Zabcı’ya göre, kriz döneminde dayanıklı sektörler, ekonomik döngülerden bağımsız ihtiyaç üreten alanlardan oluşuyor.
Metis Ventures’ın 2026 stratejisinde Türkiye-Avrupa-ABD hattındaki teknoloji köprülerini derinleştirmek ilk sırada yer alıyor. Zabcı, dayanıklı sektör tanımını ise ‘ekonomik döngülerden bağımsız ihtiyaç üreten altyapı çözümleri’ üzerinden kurguluyor. Zabcı, kurucu ekiplerin kriz yönetimi kapasitesinin teknik yetkinlik kadar belirleyici bir kriter haline geldiğini vurguluyor.
Ölçeklenebilir gelir modelleri
ATP CEO’su Ümit Cinali, belirsizlik dönemlerinde dayanıklı ve ölçeklenebilir iş modellerinin önem kazandığını hatırlatıyor. Çeşitlendirilmiş gelir modellerinin riskleri etkili yönetmeyi mümkün kıldığını söyleyen Cinali, “Yazılım ve veri teknolojileri gibi ölçeklenebilir alanlara odaklanmamız, yapay zekayı her alanda etkili kullanmamız riskleri yönetmemize katkıda bulunuyor. Belirsizlik dönemlerinin katma değer yaratan teknoloji girişimleri için önemli fırsatlar yarattığına inanıyoruz” değerlendirmesini yapıyor.
ATP Capital aracılığıyla erken aşama girişimleri desteklediklerini kaydeden Cinali, “Belirsizlik dönemlerinin katma değer yaratan teknoloji girişimlerinin ortaya çıkması için önemli fırsatlar yarattığına inanıyoruz” diyerek ekosisteme güven tazeliyor.
Stratejik seçicilik dönemi
Sabancı Üniversitesi İnovasyon ve Girişimcilik Direktörü Ziya Alpay ise jeopolitik belirsizliklerin yatırım kararlarında daha temkinli olmayı gerektirdiğini belirtiyor. 2026 planlarında erken aşama teknoloji girişimlerine odaklanmayı sürdürdüklerini kaydeden Alpay, “Risk iştahımız tamamen azalmak yerine daha veri temelli ve stratejik alanlara yönelen bir yaklaşım şeklinde evriliyor. Türkiye genç yetenek havuzu sayesinde risklere rağmen küresel yatırımcılar için önemli fırsatlar barındırıyor” diyor. Alpay, değerlemelerdeki aşağı yönlü revizyonun aslında ekosistem sağlığı için bir ‘normalleşme’ olduğunu savunurken, dayanıklı sektörleri ‘küresel krizlerden bağımsız temel ihtiyaçları teknolojiyle karşılayan alanlar’ olarak tanımlıyor.
Coğrafi esneklik ihtiyacı
Opus Partners Yönetici Ortağı ve Startup Yatırım Danışmanı Hüseyin Karayağız ise MENA bölgesindeki gerilimlerin yatırım süreçlerinde yavaşlamaya neden olduğunu kaydediyor. Yatırım stratejisini coğrafi olarak daha esnek hale getirmenin şart olduğunu belirten Karayağız, “İran geriliminin tırmanmasıyla birlikte süreçlerde bir duraksama meydana geldi. Bazı şirketlerle süreçleri hold’a (Tutmak) alıp yönümüzü Avrupa ve Amerika’ya çevirmemiz gerekti” diye konuşuyor. Karayağız, yatırımcıların artık sadece büyümeye değil, nakit yakma hızına daha fazla baktığını da sözlerine ekliyor.
Karayağız, Türkiye’nin tohum aşaması değerlemelerinin Avrupa’ya göre yüzde 22, ABD’ye göre yüzde 61 daha düşük olmasının yapısal bir risk primi taşıdığını ancak global pazara döviz bazlı satış yapan şirketler için bu baskının daha sınırlı olduğunu dile getiriyor.
Start up’lar için riskler ve fırsatlar
Riskler
- Sermaye darboğazı: Küresel piyasalardaki sıkılaşma nedeniyle yatırım süreçlerinin uzaması ve seçiciliğin artması.
- Yetenek kaybı: Nitelikli mühendislerin yurt dışına göç etmesiyle yerel ekiplerin kurumsallaşma hızı üzerindeki baskı.
- MENA belirsizliği: Bölgesel çatışmaların, MENA kaynaklı sıcak para akışını ve ticari satış kanallarını yavaşlatması.
Fırsatlar
- Üretim dönüşümü: Tarım ve sanayinin kesiştiği AgriFoodTec ve akıllı makineler alanındaki yüksek katma değerli üretim modeli.
- Lojistik çözümler: Tedarik zinciri kırılmalarına karşı lojistiktech ve rota optimizasyonu yazılımlarına olan küresel talep.
- Döviz bazlı gelir: Türkiye’nin rekabetçi maliyet yapısını kullanarak global pazara dolar/euro bazlı satış yapabilen start up’ların avantajı.
- Diaspora networkü: Yurt dışında giden yeteneklerin oluşturduğu köprüler sayesinde Türk start up’larının global ağlara erişiminin kolaylaşması.

Mustafa Keçeli / AYP Ventures Fon Yöneticisi
“İleri aşama yatırımlara yöneleceğiz”
Scale Up odaklı portföy “Önümüzdeki dönemde portföyümüzde daha ileri aşama yatırımların yer aldığını göreceğiz. Özellikle büyüme evresine ulaşmış, iş modelini doğrulamış ve ölçeklenme potansiyelini ortaya koymuş scale-up seviyesindeki yatırımların payını artırmayı hedefliyoruz.”
Rasyonel risk iştahı “Belirsizlik ortamlarında dahi ekosistemdeki risk iştahının tamamen ortadan kalkacağını mümkün görmüyorum. Bu süreçte risk iştahı ‘daha rasyonel’ hale gelebilir ve daha temkinli değerleme yaklaşımları öne çıkabilir.”
Uluslararası başı hikayeleri “Öncelikli olarak portföyümüzdeki yüksek potansiyelli girişimleri Avrupa, MENA ve ABD pazarlarına taşıyarak uluslararası başarı hikâyelerine dönüştürmeyi hedefliyoruz. Global fonlarla co-investment modellerini güçlendirmeyi amaçlıyoruz.”

Kamil Kılıç / Letven Capital Genel Müdürü
“Risk tanımımız yeniden şekillendi”
Stratejik yatırım temaları “Letven Capital olarak stratejimizi gıda ve tarım güvenliği, enerji ve üretim teknolojileri ile yapay zekâ ve robotik tabanlı sanayi alanlarına yoğunlaştırıyoruz. Türkiye gibi üretim kapasitesi olan ülkelerde bu alanlar stratejik yatırım teması haline geliyor.”
Gerçek üretim kapasitesi “Belirsizlik ortamı risk iştahımızı azaltmadı, ancak risk tanımımızı yeniden şekillendirdi. Artık yatırım kararlarında sadece hızlı büyüme hikâyelerine değil; gerçek üretim kapasitesine, tedarik zinciri dayanıklılığına ve teknolojik rekabet avantajına bakıyoruz.”
Hype'tan performansa “VC piyasası ‘hype ekonomisinden’ performans ekonomisine doğru evriliyor. Gerçek teknoloji liderleri premium değerleme almaya devam ederken, zayıf iş modelleri daha düşük çarpanlarla finansman bulacak.”

Numan Numan / 212 Kurucu Ortağı
“Daha net gelir modellerine öncelik veriyoruz”
B2B ve ölçeklenebilirlik “Radikal bir yeniden konumlanma söz konusu değil. B2B teknoloji üreten ve global büyüme potansiyeli olan girişimlere yatırım yaklaşımımız devam ediyor. Sermaye maliyetinin arttığı bir ortamda, daha net gelir modeli veren şirketlere öncelik veriyoruz.”
Disiplinli analiz süreci “Risk iştahımız hala devam ediyor, buna karşın riskleri fiyatlama ve analiz etme biçimimiz daha temkinli hale geldi. Özellikle nakit yönetimi, birim ekonomi ve sürdürülebilir büyüme metriklerine daha fazla ağırlık veriyoruz.”
Adaptasyon yeteneği “Belirsizlik bizim için yeni bir durum değil; aksine uzun yıllardır içinde çalıştığımız bir gerçeklik. Bizim için belirleyici olan makro başlıklardan ziyade, ekibin adaptasyon kabiliyeti ve iş modelinin dayanıklılığıdır.”