Türkiye’de kültür ve sanat alanında sürdürülebilir sosyal etki yaratmak, yalnızca büyük şehirlerde düzenlenen sergilerle ya da prestijli etkinliklerle mümkün değil. Asıl dönüşüm, sanatın üretildiği, paylaşıldığı ve genç yeteneklerin desteklendiği alanlarda gerçekleşiyor. Bu noktada, Nescafe Gold’un İstanbul Modern ve Migros iş birliğiyle hayata geçirdiği ‘Bu Fincan Sanat Yolunda’ projesi dikkat çekici bir örnek.
Ekonomist’in 21 Haziran - 4 Temmuz 2026 tarihli sayısından
İki yıl önce başlayan proje, bugün Türkiye’nin sekiz farklı şehrine ulaşmış durumda. Nevşehir, Mardin, Trabzon ve Van ile başlayan yolculuk; Adana, Diyarbakır, Artvin ve Kars’a uzanarak genç sanatçıların üretim süreçlerine doğrudan dokundu. Güzel sanatlar eğitimi almış, ancak yaşadıkları şehirlerde profesyonel gelişim fırsatlarına erişmekte zorlanan gençler için bu program; bir eğitim serisi olmanın ötesinde yeni ufuklar açan bir buluşma zemini.
Proje, genç sanatçıları yalnızca atölyelerle buluşturmakla kalmıyor; çağdaş sanat tarihinden kuramsal çözümlemelere, portfolyo geliştirmeden yeni ifade biçimlerine kadar geniş bir öğrenme alanı sunuyor.
Nestlé Türkiye İçecekler İş Birimi Genel Müdürü Umut Tavaşoğlu’nun değerlendirmeleri de projenin ulaştığı noktayı özetler nitelikte. Tavaşoğlu, gençleri her zaman odağa aldıklarını belirterek, “Projeyi hayata geçirirken amacımız, genç sanatçıların potansiyellerini ortaya koyabilecekleri gelişim alanları yaratmaktı. İki yıl boyunca farklı şehirlerde gerçekleştirdiğimiz eğitimler ve atölyeler sayesinde yalnızca genç sanatçılarla buluşmadık; aynı zamanda her şehrin kendine özgü hikayelerinin ve yaratıcı birikiminin çağdaş sanatla buluşmasına da tanıklık ettik” diyor.
Sanatı erişilebilir kılmak
Bu sözler, projenin yalnızca eğitim vermekle sınırlı olmadığını, aynı zamanda yerel kültürel birikimi görünür kılan bir platforma dönüştüğünü gösteriyor. Sanatın en güçlü yanlarından biri, bulunduğu coğrafyanın hikayesini evrensel bir dile çevirebilmesi. Adana’daki bir sanatçının hafızaya dair çalışmasıyla Kars’taki bir genç sanatçının yapay zeka destekli araştırmaları aynı çatı altında buluşabiliyorsa, burada bireysel gelişimin yanısıra, kültürel etkileşimden de söz etmek gerekiyor.
İstanbul Modern Eğitim ve Sosyal Projeler Direktörü Neslihan Varol’un vurguladığı gibi, projenin temel amacı sanat eğitimini yalnızca büyük merkezlerde değil, farklı şehirlerde de erişilebilir kılmak. Bu yaklaşım, Türkiye’nin kültürel kalkınması açısından önemli bir değer taşıyor. Çünkü yaratıcı endüstrilerin gelişimi, yeteneğin bulunduğu yere ulaşabilmekle mümkün.