USD/TRY
Döviz Çevirici
TRY
USD
EUR
Hesapla

Küresel enflasyon dalgası kapıda

ABD/İsrail tarafından 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlatılan askeri harekat, İran’ın Körfez ülkelerindeki ABD üslerine ve İsrail’e yaptığı misillemelerle kısa sürede bölgesel bir savaşa dönüştü.


Küresel enflasyon dalgası kapıda

Bir ayı dolduran bu savaş, İran’ın küresel petrol ve doğal gaz ticaretinin yüzde 20’sinin gerçekleştiği Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla birlikte piyasaları da altüst etti. Son günlerde taraflar arasında bir ateşkes ihtimali konuşuluyor olsa da savaş öncesinde 70 dolar seviyelerinde seyreden Brent petrol fiyatı 120 dolarlara sıçradıktan sonra 100 dolar üzerinde seyretmeyi sürdürüyor.

Özellikle tarafların son 10 günde enerji tesislerini hedef alan saldırıları, sadece ticareti değil, enerji üretim altyapısına da zarar vermiş durumda. O nedenle silahlar yarın sussa bile, ki en büyük temennimiz bu, petrol ve doğal gazda yaşanan fiyat artışları küresel çapta yeni bir enflasyon dalgası yaratacak gibi görünüyor.

Küresel enflasyon dalgası kapıda-1

Fiyatlardaki bozulma kalıcı mı?

Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) verilerine göre, Ortadoğu’daki çatışmaların başlamasından bu yana Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiği günde 138 gemiden neredeyse sıfıra gerilemiş durumda. Bununla birlikte, İran’ın Katar’daki bir sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracat tesisini vurması ve İsrail’in İran’ın Güney Pars Gaz Sahası’na yönelik saldırı düzenlemesi de petrol fiyatlarının ateşini harlayan gelişmeler oldu. Bu arada Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üyesi ülkelerin 400 milyon varille tarihindeki en yüksek miktarda stratejik petrol rezervinin piyasaya sürülmesi konusunda anlaşması, ABD’nin denizde mahsur kalmış Rus petrolüne yönelik yaptırımlara geçici muafiyet sağlaması ve denizcilik yasasını askıya alması gibi önlemler hayata geçirildi. Ancak tüm bu adımlar petrolün ateşini düşürmeye yetmiyor.

Fitch Ratings Başekonomisti Brian Coulton’a göre, petrol fiyatlarındaki artışı ve arz kısıtının uzun süre devam etmesi halinde küresel çapta enflasyon keskin şekilde yükselecek. Petrolün bir yıl 100 dolar seviyesinde kalması halinde dört çeyrek sonunda küresel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın yarım puan daha düşük olabileceğine işaret eden Coulton, “Bu da 500 milyar dolarlık bir şok anlamına gelir” diyor.

Küresel enflasyon dalgası kapıda-2

Türkiye'yi nasıl etkileyecek?

Türkiye ekonomisi, İran savaşının piyasalarda yarattığı şoklara zaten çok yüksek olan ve bir türlü ateşi düşmeyen bir enflasyonla yakalandı. Türkiye’nin Körfez bölgesinden yaptığı enerji ithalatı, toplam enerji ithalatının yüzde 7-10 gibi nispeten düşük bir kısmını kapsıyor. Yine de bu durum, Türkiye’nin yaşayacağı enflasyon şoklarını hafifletmeye yetmeyecek.

Hükümetin son 2,5 yıldır uyguladığı enflasyonla mücadele programına rağmen, tüketici enflasyonu hala yüzde 30’un üzerinde seyretmeye devam ediyor. Gıda enflasyonundaki katılık ve hizmet fiyatlarındaki bozulma nedeni ile zaten yıl sonu hedefleri ciddi bir risk altındayken, İran savaşının başlaması ile iyimser tahminler bile geçersiz kalmış durumda. 2026’nın ilk iki ayında yaşanan yüksek aylık enflasyon, politika faizindeki indirim beklentilerini ötelemişti. Şimdi ise enerji fiyatlarındaki artış ile birlikte tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de faiz artırımı gündemde. Yani Türkiye ekonomisi yine zorlu bir sürecin içerisine girmiş durumda. Enflasyon yükselecek, faizler artacak. Ücretli ve emekli milyonlar için hayat pahalılığı katlanacak, şirketler için ise finansal kaynaklara erişim zorlaşacak.

Merkez Bankası’nın geçen hafta açıkladığı ‘Sektörel Enflasyon Beklentisi’ anketinin sonuçlarına göre, enflasyon beklentileri tüm kesimler için yükselmeye başladı bile. Piyasa katılımcılarının 12 ay sonrasına ilişkin yıllık tüketici enflasyonu beklentisi 0,07 puanlık artışla yüzde 22,17 seviyesine ulaşırken, reel sektör beklentisi 0,90 puan artarak yüzde 32,90’a, hanehalkı beklentisi ise 1,08puan artarak yüzde 49,89’a yükseldi. Bir yıl önce, Mart 2025’te piyasa katılımcılarının 12 aylık enflasyon beklentisi yüzde 24,55, reel sektörün yüzde 41,10, hanehalkının ise yüzde 59,25 düzeyindeydi.

Sözün özü, yine önümüzde zorlu aylar var. Gelişmeleri takip etmeye devam edeceğiz.

Küresel enflasyon dalgası kapıda-3

Bardağın hangi tarafına bakmalı?

Bu köşeden yıllardır sorduğumuz bir soruyu bir kez daha tekrar edelim: Türkiye’de işsizlik verilerine sevinmeli mi, yoksa üzülmeli?

Önce bardağın dolu tarafına bakalım: TÜİK’in son açıkladığı Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre, işsizlik oranı 2025’te bir önceki yıla göre 0,4 puan gerileyerek yüzde 8,3 olarak gerçekleşti. Böylelikle son 21 yılın en düşük işsizlik oranı kaydedilmiş oldu. İşsiz sayısı aynı dönemde, 147 bin kişi azalarak 2 milyon 966 bin kişi oldu. 2026’nın ilk ayında ise işsizlik oranı yüzde 8,1 olarak gerçekleşti. Elbette bu sevinilmesi gereken bir gelişme.

Rakamlara daha yakından bakacak olursak, istihdam edilenlerin sayısı 2025 yılında bir önceki yıla göre 54 bin kişi azalarak 32 milyon 566 bin kişi, istihdam oranı ise 0,5 puan azalarak yüzde 49,0 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 66,4 iken kadınlarda yüzde 32,1 olarak gerçekleşti. İş gücü 2025 yılında bir önceki yıla göre 200 bin kişi azalarak 35 milyon 533 bin kişi, iş gücüne katılma oranı ise 0,7 puan azalarak yüzde 53,5 olarak gerçekleşti. İş gücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,3, kadınlarda ise yüzde 36,2 oldu. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı 2025 yılında bir önceki yıla göre 1 puan azalarak yüzde 15,3 oldu.

Atıl iş gücü oranı AB'nin 2,4 katı

Şimdi gelelim bardağın boş tarafına… Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel iş gücü ve işsizlerden oluşan atıl iş gücü oranı 2025 yılında bir önceki yıla göre 3 puan artarak yüzde 29,7 oldu. Bu oran Ocak 2026’da ise yüzde 29,9 olarak gerçekleşti. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) raporuna göre, Türkiye, geniş tanımlı işsizlik oranlarında Avrupa Birliği (AB) ortalamasını 2,4 kat geride bırakarak dünya standartlarından negatif yönde ayrıştı. Raporda en dikkat çeken veri, Türkiye’de 2025’teki geniş tanımlı işsizlik oranının yüzde 29,7 olarak kaydedilmesi oldu. Aynı dönemde AB üyesi ülkelerin ortalaması ise yüzde 12,2 seviyesinde seyretti. Rapora göre, Türkiye’de çalışabilir durumda olan 66,4 milyon kişi bulunuyor. Bu nüfusun sadece 22,6 milyonu kayıtlı ve tam zamanlı bir işte çalışabiliyor.

İşte işsizlikteki tablo böyle. Sizce bardağın hangi tarafına bakmalı?

Küresel enflasyon dalgası kapıda-4

Reel kesim güveni çakıldı

Reel kesim güveni, Ağustos 2025’ten beri ilk kez 100 seviyesine geriledi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), mart ayına ilişkin İktisadi Yönelim İstatistikleri ve Reel Kesim Güven Endeksi’ni açıkladı. Mart 2026’da İktisadi Yönelim Anketi sonuçları, imalat sanayinde faaliyet gösteren 1761 iş yerinin yanıtlarının ağırlıklandırılıp toplulaştırılmasıyla elde edildi. Mart ayında mevsimsellikten arındırılmamış Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) bir önceki aya göre 3,1 puan azalarak 101,0 oldu. Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, gelecek üç aydaki üretim hacmi, genel gidişat, son üç aydaki toplam sipariş miktarı, mevcut toplam sipariş miktarı, sabit sermaye yatırım harcaması, gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarı, mevcut mamul mal stoku ve gelecek üç aydaki toplam istihdam olmak üzere tüm alt endekslere ilişkin değerlendirmeler endeksi azalış yönünde etkiledi. Mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE-MA), bir önceki aya göre 4,1 puan azalarak 100,0 seviyesinde gerçekleşti. Bu arada, imalat sanayi kapasite kullanım oranı mart ayında 0,2 puan gerileyerek 73,3 yüzde seviyesinde gerçekleşti. TCMB verilerine göre, Mevsimsel etkilerden arındırılmış Kapasite Kullanım Oranı (KKO-MA) ise bir önceki aya göre değişmeyerek yüzde 74,0 seviyesinde gerçekleşti.

0