Ağustos ayı sonuna kadarki süreçte portföylerin nasıl şekillenmesi gerektiğini uzmanlara sorduk ve yatırım stratejilerine dair kritik öneriler aldık. Ayrıca borsa, dolar, faiz, altın, Euro/dolar paritesi ve Brent petrole ilişkin beklentileri de detaylarıyla analiz ettik.
Gözde Yeniova Saylak gyeniova@ekonomist.com.tr
Ceren Oral Balaban coral@ekonomist.com.tr
Yaz dönemine girerken hem Türkiye özelinde hem de globalde birçok önemli gündem maddesi piyasaları etkilemeye devam ediyor. Dışarıda ABD-İran savaşında her ne kadar anlaşma sağlansa da jeopolitik riskler etkisini koruyor. İçeride ise politik risklerde tansiyon hala yüksek kalmayı sürdürüyor. Dalgalı piyasa koşullarının sürmesinin beklendiği bu dönemde portföyler yeniden oluşturuluyor. Biz de bu süreçte takip edilecek gelişmeleri ve yatırım tavsiyelerini araştırdık.

Takip edilecek konu başlıkları
Yaz döneminde takip edilecek birçok konu başlığı bulunuyor. Küresel piyasaların odağında öncelikli olarak jeopolitik gelişmeler ve barış sürecinin seyri, enerji fiyatlarının gidişatı ve büyük merkez bankalarının para politikası adımları yer almaya devam edecek. ABD’de enflasyon, istihdam ve büyüme verileri ile FED’in adımları küresel risk iştahı açısından belirleyici olurken, FED’in yeni başkan Kevin Warsh dönemindeki iletişim dili ve politika yaklaşımı piyasalar tarafından yakından takip edilecek. Yine Avrupa tarafında ECB’nin politikaları, enflasyon ve büyüme görünümüne ilişkin veriler, Çin’de ekonomik aktiviteye ilişkin göstergeler ve olası teşvik adımları öne çıkarken Japonya’da ise Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) adımları ve tahvil faizlerinin seyri de izlenecek.
Yurt içinde ise özellikle enflasyon verileri, dezenflasyon süreci ve TCMB’nin adımları piyasaların ana gündem maddeleri arasında yer alacak. Enflasyonun ana eğilimi, enerji fiyatlarının etkisi, iç talep görünümü ve rezerv dinamikleri para politikası beklentileri açısından belirleyici olmayı sürdürürken, iç siyasi gelişmelere ilişkin haber akışı ve küresel risk iştahındaki seyir TL varlıkların performansı üzerinde etkili olmaya devam edecek.

Portföyler nasıl şekillenmeli?
Piyasalarda beklentiler bu yöndeyken portföylerin nasıl şekillenmesi gerektiği merak ediliyor. Uzmanların portföyler için önerilerinde hisse senetleri ön plana çıkarken onu değerli madenler, para piyasası fonları (PPF) ve TL mevduat takip ediyor. Ortadoğu’da tansiyondaki azalmanın kalıcılık sağlaması halinde hisse senetlerinde seçici olmak kaydıyla fırsatların değerlendirilebileceğini söyleyen Ziraat Yatırım Strateji Müdürü Turgut Uslu, “Altın tarafında da toparlanma gözlenebilir. Öte yandan, faiz-enflasyon makası halen sabit getirili enstrümanları cazip kılıyor. Riskler de düşünüldüğünde ağırlık olarak sabit getirili tarafın payı bir miktar yüksek olabilir” diyor.
Fırsatlar devam ediyor mu?
Borsada jeopolitik gerilimin mart ayı başından beri neden olduğu satışlara rağmen orta vade için fırsatların devam ettiğini belirten TEB Yatırım Araştırma Direktörü İbrahim Usul, yurt dışı borsalarda pozitif momentumun sürmesi, içeride enflasyonda yavaşlama, TCMB’den yıl içinde gelebilecek yeni faiz indirimleri ve borsa şirketlerinin kârlarında beklenen iyileşmelerin BİST’e destek olabileceğini ifade ediyor. Portföylerde hisse senetlerine risk iştahına bağlı olarak yer verilebileceğini söyleyen İbrahim Usul, şöyle konuşuyor:

Tolga Koyuncu / Tacirler Portföy
“Portföyü çeşitlendirme açısından TL mevduat, bono, altın ve yabancı paralara da portföylerde yer verilebilir. Jeopolitik gerilim, Trump tarifeleri, ticaret savaşları, küresel piyasalarda zaman zaman yaşanan dalgalanmalar, yurt içinde ise enflasyon tarafında beklentilerden yaşanabilecek sapma riskleri dikkate alınırsa temkinli olunmasının ve portföy tercihlerinin bu çerçevede yapılmasının doğru olacağı söylenebilir.” Yaz döneminde TL varlıkların görece daha güçlü performans göstereceğini düşünen Tacirler Portföy Sirius ve Kartopu Serbest Fonları Yöneticisi Tolga Koyuncu ise, “Türkiye piyasaları birçok gelişmekte olan ülkeye kıyasla halen iskontolu işlem görüyor ve yüksek reel faiz ortamı TL varlıkları desteklemeye devam ediyor.
Portföy dağılımında; yurt içi hisse senetlerine yüzde 40, yurt dışı hisse senetlerine yüzde 10, TL mevduat, PPF ve sabit getirili enstrümanlara toplamda yüzde 40 ve altına yüzde 10 pay ayrılabilir” diye konuşuyor.

BİST-100’de son görünüm
Portföylere ilişkin önerilerde tablo bu şekildeyken, yatırım araçlarına dair öngörüleri incelemeye Borsa İstanbul (BİST) ile başlayalım. BİST-100, şubat ayında gördüğü 14.532 puanlık tarihi zirvenin ardından mart ayı başında Ortadoğu’da patlak veren çatışmalarla ciddi bir momentum kaybı yaşadı. Savaş, BİST’in mart ayında sert kayıplar yaşamasına ve 30 Mart’ta kapanışta 12.626’ya kadar gerilemesine neden oldu. Mart ayından bu yana oldukça dalgalı bir seyir izleyen BİST-100, 21 Haziran 2026’ta 15.134’ten kapanış gerçekleştirerek tarihi zirvesini yenilese de yurt içinde artan siyasi riskler ve 21 Mayıs’ta gelen CHP’ye yönelik ‘mutlak butlan’ kararı sonrası 21 Mayıs kapanışında 13.164’e kadar gerileyerek zayıf bir görünüm çizdi.
Jeopolitik risklerin azalacağına dair beklentilerle 12 Haziran’dan itibaren yeniden pozitif bir tablo ortaya koyan BİST-100, ABD-İran arasında beklenen anlaşmanın duyurulmasıyla iyimserliğini artırarak devam ettirdi ve geçen hafta 18 Haziran’da 14.827 seviyesinden kapanış gerçekleştirdi.

Serhan Yenigün / Tacirler Yatırım
Hangi bant öne çıkıyor?
Peki, daha orta vadede BİST-100’de nasıl bir tablo ortaya çıkabilir? Tacirler Yatırım Araştırma Müdürü Serhan Yenigün; ABD-İran anlaşması ve jeopolitik risklerde rahatlama ile borsalar için olumlu bir yaz dönemi beklenebileceği görüşünde. Bu durumda BİST-100’de 15.200 civarından geçen tarihi zirvenin tekrar test edilip 15.500-16.000 bölgesine yönelecek bir yaz dönemi bekleyeceklerini aktaran Yenigün; tansiyonun yeniden artması durumunda ise 13.000-14.000 bölgesinde taban arayışının devam edeceğini öngörüyor. Serhan Yenigün, “Baz senaryomuz, ağustos sonunda BİST’in 16.000 civarında olabileceğine işaret ediyor. Bu dönemde bankalar, holdingler, GYO’lar, enerji şirketleri, sigortalar ve faktoring şirketleri ön planda olabilir” diyor.

Dr. Nuri Sevgen / Anadolu Yatırım
Anadolu Yatırım Genel Müdürü Dr. Nuri Sevgen ise ABD ile İran arasındaki barış anlaşmasının yapıldığı varsayımıyla düşecek enerji maliyetlerinin katalizör olması ve yaz aylarında düşük enflasyon beklentisi ve sistematik şoklar olmadığını düşünerek, TCMB’nin faiz düşürme ihtimalini de masada tutarak ağustos ayı sonu için BİST-100’de 15.000-16.000 bandına işaret ediyor.
Düşük hacim-seçici fiyatlama
Yatırım Finansman’ın ağustos ayı sonu için tahmini ise 14.000-15.000 aralığında yer alıyor. Piyasa açısından değerlendirildiğinde yaz aylarının BİST-100 için genellikle düşük hacim, seçici fiyatlama ve küresel risk iştahına duyarlılığın arttığı bir dönem olarak öne çıktığına dikkat çeken Yatırım Finansman Strateji ve Yatırım Danışmanlığı Birimi’ne göre; bu dönemde endeksin hareketinde yalnızca makro gelişmeler değil; yabancı yatırımcı ilgisi, faiz patikası, şirket kârlılıkları ve sektör bazlı hikâyeler de belirleyici olacak. Ağustos ayına kadarki süreçte ana senaryo ise dezenflasyon sürecinin devamı ve para politikası beklentilerinin piyasayı desteklemesi halinde yukarı yönlü ivmenin korunacağı yönünde.
Peki, BİST’te sektörel bazda nasıl hareketler yaşanabilir, olası gelişmelere göre nasıl hikayeler oluşabilir? Yatırım Finansman Strateji ve Yatırım Danışmanlığı Birimi, bu soruyu şöyle cevaplıyor:
“Jeopolitik taraftan gelen pozitif haber akışları ve barış anlaşmasına ilişkin diplomasi trafiğinin yeniden açılması başta bankacılık sektörü olmak üzere petrol fiyatlarındaki gerilemeyle havacılık sektörünü de pozitif etkileyebilir. Kalıcı barış ihtimali, geride kalmış faize duyarlı sektörlerde hareketliliğe neden olabilir. Ek olarak GYO, turizm ve madencilik pozitif etkilenebilir. Bu bağlamda BİST’te ağustos sonunda 14.000’in üzerinde fiyatlama söz konusu olabilir. Savaşın uzaması ve kırılgan ateşkes zemini ile petrol fiyatlarında olası yeniden yükseliş ise dezenflasyonist süreci yeniden sekteye uğratabilir, faiz indirim döngüsü sürecini uzatabilir. Sonuç olarak artan finansman maliyetleri ve iç talep koşulları, bazı sektörlerde baskı yaratmaya devam edebilir; faize duyarlı bankacılık ve GYO sektörlerinde ve ulaştırma sektöründe risk iştahı yeniden zayıflayabilir. Bu konjonktürde 14.000’in altında fiyatlamanın oluşmasını bekleriz.”

TCMB’den 'bekle gör' stratejisi
Borsaya ilişkin tüm senaryolarda öne çıkan konu başlıklarının başında dezenflasyon süreci ve para politikası geliyor. Mart ayı başından bu yana bakıldığında; ABD/İsrail-İran savaşının yarattığı jeopolitik riskler nedeniyle artan belirsizlikler, küresel risk iştahındaki bozulma ve enerji fiyatlarındaki yükseliş, TCMB’nin izlediği politika ve aldığı kararlar üzerinde de etkili oldu.
TCMB, 1 Mart itibarıyla bir hafta vadeli repo işlemlerine ara verildiğini ve TL vadeli döviz satım işlemlerine başlanacağını duyurdu. 5 Mart tarihli Resmî Gazete’de akaryakıt fiyatlarında yapılacak zamların yüzde 75’inin ürünler üzerindeki ÖTV’den karşılanacağı (eşel mobil) açıklandı. TCMB’nin bir hafta vadeli repo işlemlerine ara vermesiyle piyasa fonlamasında ise yüzde 37 seviyesindeki politika faizi yerine yüzde 40 seviyesindeki gecelik borç verme faizi aktif hâle geldi. Bu adım, ‘örtülü bir faiz artırımı’ olarak yorumlandı.
Bu kararların ardından TCMB; 12 Mart’ta, 22 Nisan’da ve 11 Haziran’da yapılan üç Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında da ‘bekle gör’ stratejisini sürdürdü ve politika faiz oranını piyasa beklentisine paralel şekilde değiştirmeyerek, yüzde 37’de sabit tuttu. ABD/İsrail-İran savaşının başlangıcından bu yana fiili fonlama kanalı haline gelen gecelik borç verme faizinin yüzde 40 düzeyinde kalmaya devam ettiğinin de altını çizelim.

Haftalık repo ihaleleri açılır mı?
Piyasa uzmanlarının 23 Temmuz’daki PPK için tahminleri, yüzde 37 seviyesindeki politika faizinde değişikliğe gidilmeyeceği yönünde. Bunun yanı sıra TCMB’nin atacağı ilk adımın, ‘fonlama faizinin yüzde 40’tan politika faizi olan yüzde 37 seviyesine normalleştirilmesi’ şeklinde olabileceği üzerinde de duruluyor.

Sadullah Çalışır / Colendi Menkul
Colendi Menkul Araştırma Müdür Yardımcısı Sadullah Çalışır, haziran ayında pas kararının ardından gelen barış haberiyle birlikte yeniden haftalık repo ihalelerinin açılmasını bekliyor. “Şu an devam eden gecelik yüzde 40 ile fonlamanın geri kalması ile fiili olarak faiz indirimi gerçekleşmiş olacak” diyen Sadullah Çalışır, ağustos sonunda TCMB’nin politika faizinin yüzde 37 olacağını, eylülde ise 100 baz puanlık adım ile yeniden faiz indirimlerine başlayacağını öngörüyor.

Selin Yıldırım / EMAA Blue Portföy
Emaa Blue Portföy Kıdemli Portföy Yöneticisi Selin Yıldırım’a göre ise; haziran ayı enflasyon beklentilerinin mayıs ayına kıyasla daha olumlu bir görünüm sergilemesi mümkün olsa da çekirdek göstergelerdeki katılık, küresel riskler ve yurt içi siyasi gelişmelerin yarattığı belirsizlik, finansal koşulların daha uzun süre sıkı kalabileceğine işaret ediyor. Bu çerçevede 23 Temmuz PPK toplantısında da temkinli yaklaşımın korunmasını ve politika faizinin yüzde 37 düzeyinde sabit kalmasını bekleyen Selin Yıldırım, “Enflasyon eğiliminde kalıcı bir düşüş olup olmayacağı, enflasyona dair beklentiler, enerji fiyatlarının seyri ve iktisadi faaliyet koşulları para politikasının geleceği açısından takip edeceğimiz başlıklar olacak” diye ekliyor.
Dolar/TL'de yeni dalga gelir mi?
Mart ve nisan dönemi boyunca kurda yüksek kalan opsiyon volatilitesi TL üzerindeki baskıyı artırırken, kurdaki yükseliş hızını da yukarı taşıdı. Son gelişmeler ışığında kurda opsiyon piyasasında azalan volatilite, TCMB tarafında sıkı duruşun sürmesi gibi nedenlerle kurda dalga boyu tekrar gerileyebilir. Uzmanlar; yaz döneminde döviz kuru politikasında, bugüne kadar izlenen kademeli yükseliş ve kontrollü seyrin korunacağını öngörüyor ve gerek enflasyonla mücadele sürecinde makro dengelerin gözetilmesi gerekse dış ticaret dengesinin sürdürülebilirliği hususunda bu kontrollü görünümün devamlılığını kritik buluyor.
Kurda ani bir hızlanma yaşanabilmesi için dışsal bir şok gerektiğini söyleyen uzmanlar, buna karşın rezervlerde toparlanmanın sürmesinin ve yaz aylarında elde edilecek turizm gelirlerinin bu kontrollü
hareketi desteklemesini bekliyor. Kur tarafında sert bir hareket beklemeyen uzmanlar, genel olarak ağustos sonunda kurun 46,00-48,00 TL bandında seyrini sürdüreceğini düşünüyor.

“Makul ve öngörülebilir düzeltme”
Dolar/TL’de yapısal bir şok ya da yıkıcı bir sıçrama beklemese de yukarı yönlü eğilimin yaz aylarında kademeli bir ivme kazanacağını tahmin eden GCM Yatırım Genel Müdürü Alper Nergiz, “Küresel dolar endeksindeki görece iyimserlik eğilimini ve yerel enflasyon dinamiklerini sepetimize koyduğumuzda, ağustos ayı sonunda dolar/TL kuru için 46,00-48,00 bant aralığını masadaki en güçlü projeksiyon olarak değerlendiriyoruz” diyor.
Alper Nergiz’e göre, bu hareket piyasa dengelerini sarsacak bir dalgalanmadan ziyade, ekonomi yönetiminin kontrolünde gerçekleşen makul ve öngörülebilir bir düzeltme niteliğinde kalacak.
Yaz döneminde dolar/TL’de, enflasyonun altında kalan kontrollü ve sınırlı yükseliş eğiliminin devam edebileceğini düşünen Ziraat Yatırım Strateji Müdürü Turgut Uslu, “TCMB’nin mevcut sıkı para politikası duruşunu koruması ve rezerv yönetiminin etkin şekilde sürdürülmesi baz senaryomuzda yer alıyor” diye konuşuyor. Uslu, TL varlıklara yönelik reel getirinin korunmasının kurda hızlı bir yükseliş riskini sınırlayan başlıca unsur olarak öne çıktığını ifade ediyor.

Yurt dışı cephede neler oluyor?
Hem gelişmiş ve hem de gelişen ülke kurları ve dolayısıyla TL üzerinde, Dolar Endeksi’ndeki (DXY) hareketlerin de etkili olmaya devam edeceği öngörüsü de yapılıyor. Bu noktada hem DXY’ye hem ABD Merkez Bankası (FED) ile Avrupa Merkez Bankası (ECB) tarafına hem de Euro/dolar paritesine ayrı bir parantez açmak önem arz ediyor.
ECB; 11 Haziran’daki toplantısında, Ortadoğu’daki savaş kaynaklı enflasyonist baskılar doğrultusunda Eylül 2023’ten bu yana ilk kez faiz artırımına gitti. Mevduat faizi yüzde 0,25 artışla yüzde 2,25’e, refinansman faizi yüzde 2,40’a, marjinal fonlama faizi ise yüzde 2,65’e çıkarıldı.
FED cephesinde ise FED Başkanı Kevin Warsh’un göreve gelmesinin ardından başkanlık ettiği ilk para politikası toplantısı 17 Haziran’a gerçekleşti. Toplantıda politika faizi yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit bırakıldı. Karar beklentiler dahilinde olsa da Federal Açık Piyasa Komitesi’ndeki (FOMC) 18 katılımcının dokuzunun artık 2026’da faiz artışı öngörmesi ve faiz indirimlerine yeşil ışık yakan ifadelerin metinden çıkarılması ‘şahin’ olarak yorumlandı.
FED, federal fon oranına ilişkin yıl sonu tahminini de mart ayında öngördüğü yüzde 3,4’ten yüzde 3,8’e, enflasyon tahminini ise bu yıl için yüzde 2,7’den yüzde 3,6’ya yükseltti. Piyasaların karara ilk tepkisi ise ons altında, ABD borsalarında, Euro/dolar paritesinde düşüş, DXY’de ve ABD tahvillerde yükseliş şeklinde oldu. Bir sonraki FED toplantısı 28-29 Temmuz’da yapılacak.
FED ve ECB ayrışması
GCM Yatırım Genel Müdürü Alper Nergiz; yaz döneminde DXY ile Euro/dolar paritesinin seyrinin FED ile ECB’nin para politikalarındaki olası ayrışmanın getirdiği dinamiklerle şekilleneceğini kaydediyor. DXY, son bir yıllık periyotta 95-100 bandında hareket ederken özellikle de psikolojik 100 üzerinde kalıcılık sağlayabilmiş değil. Bu durumun Euro/dolar paritesindeki aşağı yönlü hareketleri sınırlayan ana faktör olduğuna işaret eden Nergiz’e göre; yaz boyunca DXY’de 98-101 bandı arasında izlenecek dalgalanma, küresel paritenin de hareket alanını konsolide edecek. Alper Nergiz; bu makro arka plan ve merkez bankalarının takvimleri ışığında, Euro/dolar paritesinin ağustos ayı sonunda 1,16 seviyesi çevresinde dengelenmesini masadaki en rasyonel ve güçlü projeksiyon olarak değerlendiriyor.

Ayşe Aydın / Pusula Portföy
“Dolar daha dirençli”
Pusula Portföy Yönetimi Genel Müdürü Ayşe Aydın da savaş öncesindeki ‘zayıf dolar’ temasının yerini ‘güvenli liman’ talebine bırakmasının ve FED’in faiz artırma olasılığının yüksek sesle telaffuz edilmesinin dolar tarafında alımların hızlanmasına neden olduğunu hatırlatıyor. “Güncel durumda, mutabakata rağmen Hürmüz Boğazı’nın açılışındaki belirsizlik ve arzın uzun süre normalleşmeyecek olması doların ‘güvenli liman’ cazibesini şimdilik koruyabilir; kaldı ki piyasa FED artırım ihtimalini aralık ayı için hala fiyatlıyor” diyen Ayşe Aydın’a göre; bu durum doları, diğer varlıklara kıyasla çok daha dirençli kıldığından Euro/dolar paritesi ise yaz boyunca ‘dolar lehine’ dengeli kalabilir.
Tacirler Portföy Sirius ve Kartopu Serbest Fonları Yöneticisi Tolga Koyuncu ise ECB faiz indirim sürecinde FED’in önünde ilerlerken, ABD’de enflasyon ve büyüme görünümünün FED’in daha temkinli hareket etmesine neden olduğuna dikkat çekiyor. Petrol fiyatlarında kalıcı bir yükseliş yaşanmaması halinde doların önemli ölçüde güç kazanmasını veya zayıflamasını beklemeyen Tolga Koyuncu, bu nedenle yaz döneminde Euro/dolar paritesinin 1,16-1,18 bandında dengeleneceğini öngörüyor.
Petrolde yön aşağı mı?
Yaz döneminde petrol fiyatları ise Ortadoğu’daki gerilimlerin seyrine bağlı olarak sert dalgalanmalar gösteriyor. Savaşın şiddetlenip Hürmüz Boğazı’nı etkilemesi durumunda Brent petrolün varil fiyatının 100 dolar seviyelerine çıkması, jeopolitik risklerin azalması veya ateşkes sağlanması senaryosunda ise yaz sonunda 70 dolar bandına gerilemesi beklenebilir. Son durumda ABD Başkanı Donald Trump, İran ile savaşı sona erdirmeyi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını öngören geçici anlaşmayı imzaladı.
Anlaşma kapsamında aylar süren kapanmanın ardından Hürmüz Boğazı’nın hızla yeniden açılması planlanıyor. Yine anlaşma kapsamında İran petrolü için yaptırım muafiyetlerinin de hemen uygulanması beklenirken nükleer konular ve İran’a yönelik olası diğer ekonomik kazanımlar ise ilerleyen görüşmelere bırakılıyor. ABD ile İran anlaşması kalıcı hale gelirse petrol fiyatlarında düşüşün devamı bekleniyor.
Colendi Menkul Araştırma Müdür Yardımcısı Sadullah Çalışır’a göre, savaşın bitişiyle birlikte kısa-orta vadede arzın eski seviyelerine dönmesi zaman alacak olsa bile orta-uzun vade için İran’a yaptırımların kalkması ve Rusya-Ukrayna savaşının da biteceğine yönelik sinyallerin güç kazanması savaş öncesine göre petrol için daha iyimser bir tablo ortaya çıkarıyor. Bu beklentilerin petrol fiyatlarında yükselişlerin satış fırsatı olarak görülmesi anlamına geldiğini söyleyen Sadullah Çalışır, “Yaz döneminde yeniden 90 dolarlar görülebilir ancak petrolde ana yön yeniden aşağı yönlü ve yıl sonuna doğru 70 dolara çekilmesi beklenebilir” diyor.

Dr. Vahap Taştan / Hedef Portföy
Hedef Portföy Araştırma Müdür Yardımcısı Dr. Vahap Taştan’a göre; Brent petrolde spot fiyat ile vadeli fiyat arasındaki makasın bir süre daha açık kalması muhtemel. Fakat bu makasın uzun vadeli ortalamalarına döneceğini öngören Taştan, analizine şöyle devam ediyor:
“Artık temel senaryolar, Hürmüz’ün açılacağı ve petrol ticaretinin eskisine döneceği şekilde güncelleniyor. Biz bu sürecin uzayabileceğini, savaş bitse dahi Brent’in 70-80 dolar bandında seyredebileceğini düşünüyoruz. Bunun temel nedeni ise OPEC’in üretimi. 2025 son çeyrekte ortalama OPEC üretimi 25,8 milyon varilken 18,8 milyon varil/gün ile mayıs ayını kapattık. Üretimin tekrar eski seviyesine ulaşması zaman alabilir.”

Alper Nergiz / GCM Yatırım Genel Müdürü
“Brent petrolde 2027 yılı referans olacak"
- “Jeopolitik arz şokları belirleyici olacak” Yaz döneminde emtia piyasalarının, özellikle de petrol fiyatlarının seyrini doğrudan jeopolitik risklerin derecesi ve Hürmüz Boğazı enerji trafiğine bağlı arz güvenliği endişeleri tayin edecektir. Küresel likiditenin daraldığı ve merkez bankalarının sıkı duruşunu koruduğu bir denklemde, petrol fiyatlarındaki ana belirleyici unsur makro talepten ziyade jeopolitik arz şokları olacaktır.
- “100-120 dolar bandına yerleşebilir” Savaşın sürmesi durumunda; lojistik rotalardaki tıkanıklıklar, enerji koridorlarına yönelik tehditler, stokların erime hızının artması ve risk priminin fiyatlara yansıması Brent petrolün yukarı yönlü ivmesini hızlandırabilir. Arz kesintisi endişelerinin ön planda olacağı bu tabloda, fiyatlamanın 100-120 dolar bant aralığına yerleşmesi kaçınılmaz bir senaryo haline gelecektir. Ayrıca Brent petrol fiyatının ortalama 60 dolarlık marj alanı; bu yıl dipten itibaren 60 dolarlık bir yükseliş sergileyen Brent petrolde 120 dolar seviyesinin zirve olarak kabul edilmesine neden olabilir.
- “Eski normale hızla dönmez” Savaşın bitmesi durumunda ise piyasalar üzerindeki jeopolitik risk baskısının kademeli bir şekilde ortadan kalkacağını ve arz güvenliğine yönelik iyimserliğin fiyatları aşağı çekeceğini öngörüyoruz. Risk priminin sönümlenmesiyle birlikte Brent petrolün küresel ekonomik yavaşlama ve daralan likidite realitesini fiyatlamasını, böylece yaz döneminde 80-90 dolar bant bölgesine geri çekilerek dengelenmesini bekliyoruz. Ancak fiyatların eski normaline hızla dönemeyeceğini, 2027 yılının bu açıdan referans olabileceğini piyasadaki ana konsensüs olarak değerlendiriyoruz.