Bugün çoğumuz akıllı telefon veya araba ekranındaki harita olmadan pek uzağa gidemiyoruz. Uzun yola çıkarken trafiğe takılmamak, en kısa rotayı çizmek ya da yol üstünde iyi bir kahveci bulmak için sürekli bu teknolojiyi açıyoruz. Konum servisleri artık arabalarımızın görünmez, standart bir parçası haline geldi.
1 Savaş uçaklarının teknolojisi arabaya iniyor
Peki bu nokta atışı yön bulan sistemler hayatımıza tam olarak nasıl girdi? Hikayenin arkasında aslında askeri projeler var. Amerika Birleşik Devletleri, 1960'larda ordu için bu sistemi tasarlamaya başladı. İlk yön bulma uydularını ise 1970'lerin sonunda uzaya fırlattılar. Amerikan yönetimi bu uyduları sivil halkın kullanımına ancak 2000 yılında açtı. Fakat otomotiv markaları uyduların serbest kalmasını beklemedi ve kendi yaratıcı çözümlerini çoktan piyasaya sürdü.
2 Plastik haritalar ve helyum gazı
Takvimler 1981 yılını gösterirken Honda ve Alpine, tarihin ilk otomatik araba navigasyonunu Japonya'da satışa çıkardı. Bu cihaz bugünkü gibi uzaydaki uydulara bağlanmıyordu. Sistemin kalbinde helyum gazıyla çalışan küçük bir jiroskop yer alıyordu. Yani teknoloji, uydulardan ziyade Soğuk Savaş dönemindeki jetlerin kullandığı mekanizmayla çalışıyordu.
Sürücüler, gitmek istedikleri bölgenin şeffaf plastik haritasını ekrana elleriyle milimetrik olarak oturtuyordu. Honda aracı satın alanlara kalın bir harita albümü veriyordu ve şehir değiştikçe bu plastik levhaları değiştirmek gerekiyordu. Cihaz içindeki helyum gazı arabanın döndüğü yönü, şanzımana bağlı sensör ise kat edilen mesafeyi hesaplıyordu. Tüm bu veriler 16 bitlik bir işlemciye gidiyor ve ekrandaki yeşil ışık araba ilerledikçe harita üzerinde hareket ediyordu. Ortada hiç uydu yokken, tamamen fizik kurallarıyla çalışan bir sistem tasarlamışlardı.
3 Kaset çalarla adres aramak
1983 yılında Amerika'da kurulan Etak adlı küçük bir girişim, kağıt haritaları dijital dünyaya taşıyan ilk adımı attı. Şirket 1985 yılında arabalara sonradan takılan bir ekran üretti. Bu cihaz harita verilerini bildiğimiz müzik kasetlerinden okuyordu. Üstelik her bir kaset bir şehrin sadece belirli bir bölgesini hafızasında tutabiliyordu.
4 CD-ROM ve renkli ekran çağı
Japon üreticiler 1987 yılında sektöre iki büyük yenilik daha kazandırdı. Toyota, ön konsolun içine gömülen ve harita verisini CD-ROM'dan çeken bir sistem geliştirdi. Bu ekran aynı zamanda otomotiv dünyasının ilk renkli navigasyon ekranı olarak tarihe geçti.
5 Zamanı büken dokunmatik ekranlı araba
Bugünkü gelişmiş multimedya sistemlerinin asıl atası ise 1990 yılında ortaya çıktı. Mazda, sadece Japonya iç pazarında sattığı Eunos Cosmo modelinde dünyanın ilk fabrikasyon GPS sistemini standart olarak sundu. Bu arabada basbayağı dokunmatik bir ekran yer alıyordu. Sürücüler sadece haritayı değil; radyoyu, klimayı, araç telefonunu ve hatta televizyon yayınını bile bu ekrandan kontrol ediyordu. Bugün bize çok normal gelen bu özellikler, bundan 36 yıl önce tam anlamıyla bilim kurgu filmlerini andırıyordu.