Kızılay semtinde bir iş merkezindeki dükkanında 20 yıldır terzilik yapan Pınarbaşı, yaklaşık 2 yıldır mesleğini farklı bir bakış açısıyla icra etmeye başladı.
Ankara’nın kalbinde, makas seslerinin kumaşla buluştuğu mütevazı bir dükkânda, sadece kıyafet değil aynı zamanda birer hafıza nesnesi dikiliyor.
34 yaşındaki terzi Ziya Pınarbaşı, geleneksel el sanatlarını modern moda anlayışıyla harmanlayarak sürdürülebilirliğin ve kültürel mirasın yaşayan bir örneği haline geldi.
Kızılay’daki bir iş merkezinde tam 20 yıldır terzilik mesleğini sürdüren Ziya Pınarbaşı, iki yıl önce mesleki rotasını tamamen değiştirecek bir adım attı
Klasik terzilik kalıplarının dışına çıkarak; eski battaniyelerden, antika kilimlerden, işlemeli perdelerden ve duvar halılarından özgün kıyafetler tasarlamaya başladı.
"Armağan Terzi" ismiyle sosyal medyada fırtınalar estiren Pınarbaşı, tasarladığı bu aykırı ve nostaljik parçaları bizzat giyerek Ankara sokaklarını birer podyuma çeviriyor.
Pınarbaşı’nın bu serüveni, annesinin sandığında bekleyen 30 yıllık eski bir battaniyeyi fark etmesiyle başladı.
Bu yeleğin sosyal medyada büyük ilgi görmesinin sebebi, insanların o dokularda kendi geçmişlerini bulmasıydı.
Pınarbaşı, battaniyeden artan en küçük parçaları dahi değerlendirerek yeleği bir pantolonla takımladı. Eksik kalan kısımları ise deri detaylar ve farklı dokularla birleştirerek modern bir stil yakaladı.
Pınarbaşı’nın tasarımları yalnızca birer tekstil ürünü değil, her biri üzerinde yaşanmışlık barındıran sanat eserleri.
Duvar Halıları: Bir dönemin vazgeçilmezi olan manzara ve figürlü duvar halılarından ceket ve montlar.
Gaz Lambası Altındaki Emekler: Annesinin henüz elektrik yokken, gaz lambası ışığında elinde işlediği nadide kumaşlar.
Dönüştürdüğü renkli kıyafetlerle AA muhabirine açıklamalarda bulunan Pınarbaşı, "Diğer meslektaşlarımın dışında geri dönüşüm ile vurguladım ismimi. Evlerimizde sandıklarda bekleyen, atılmaya kıyılamayan eşyaları değerlendirerek hem onları yeniden hayata kazandırıyorum hem de özgün tasarımlar ortaya koyuyorum." dedi.
Tasarımlarına annesinin sandığından çıkan yıllanmış eşyalarla başladığını anlatan Pınarbaşı, "Önce 30 yıllık yorgun, yıllanmış bir battaniye ile yelek yaptım. Bu battaniye benim çocukluğuma ait, hatırası olan bir parçaydı. Yeleği diktikten sonra sosyal medyada paylaştım ve büyük ilgi gördü. İnsanlar kendi geçmişlerinden bir parça buldu bu çalışmada." diye konuştu.
Söz konusu battaniyenin kalan parçalarını da değerlendirdiğini dile getiren Pınarbaşı, aynı kumaştan pantolon tasarladığını, eksik kalan bölümleri ise farklı kumaş ve aksesuarlarla tamamladığını ifade etti.
Aile büyüklerinden kalan eşyaların çalışmalarında önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Pınarbaşı, "Babaannemin eski minderlerinden gömlek yaptım. Duvar halılarımız vardı, onlardan mont ve ceket tasarladım. Annemin gençliğinde, gaz lambası ışığında, dikiş makinesi olmadan işlediği kumaşları da değerlendirdim. Bu parçalar sadece kumaş değil, aynı zamanda bir emek ve hatıra taşıyor." ifadelerini kullandı.
Geri dönüşümün hem ekonomik hem de çevresel açıdan önemine dikkati çeken Pınarbaşı, atölyesinde en küçük kumaş parçasını dahi sakladığını belirterek, "Buradan çıkan hiçbir şeyi atmıyorum. Küçük bir parça bile başka bir tasarımda tamamlayıcı olabiliyor. Bu yaklaşım hem israfı önlüyor hem de yaratıcılığı artırıyor." dedi.
Sokakta kendi tasarımlarını giyerek dolaştığını ve bu sayede insanların ilgisini çektiğini ve olumlu geri dönüşler aldığını aktaran Pınarbaşı, bu ilginin kendisini daha fazla üretmeye teşvik ettiğini dile getirdi.
Geleneksel motifleri günümüz modasıyla buluşturmayı amaçladığını ifade eden Pınarbaşı, geçmiş ile gelecek arasında bir bağ kurmak istediğini belirtti. Pınarbaşı, "Bu motifler bizim milli değerlerimiz. Ben bunları sadece saklamak değil, giyerek ve göstererek yaşatmak istiyorum. İnsanlar geçmişini unutmasın, nereden geldiğini bilsin istiyorum." diye konuştu.
Hedefinin uluslararası platformlarda Türk kültürünü temsil etmek olduğunu vurgulayan Pınarbaşı, "Sanatımı kendi milli değerlerimizi, motiflerimizi, geleneğimizi, tarihimizi dünyanın dört bir yanında defile ile bir Türk vatandaşı olarak duyurmak istiyorum." ifadelerini kullandı.
Sürdürülebilir Moda: Atıl durumda olan, "çöp" gözüyle bakılan eşyaları yeniden ekonomiye ve hayata kazandırarak tekstil israfına dikkat çekiyor.
Kültürel Köprü: Geleneksel motifleri genç nesillere ve dünyaya tanıtarak milli değerleri yaşatıyor. "İnsanlar geçmişini unutmasın, nereden geldiğini bilsin istiyorum," diyerek bu değerlerin saklanmak yerine sergilenmesi gerektiğini savunuyor.
Bugün Ankara sokaklarında meraklı bakışlar ve büyük bir takdirle karşılanan Ziya Pınarbaşı’nın gözü çok daha yükseklerde.