Tasarrufları artırmanın yolu BES’ten geçiyor

Tasarrufları artırmanın yolu BES’ten geçiyor

Katılım Emeklilik Genel Müdürü Ayhan Sincek, 16’ncı yılını tamamlayan BES’in olgunluk dönemine girdiğini ve sağlam altyapısıyla Türkiye’nin geleceğinde daha etkin rol almaya hazır olduğunu belirtti.

Sincek, “Hedefimiz olan dünyada ilk 10 ekonomi arasına girebilmek için yerli kaynaklarımızı artırmalıyız.

Tabloyu görmek için görsele tıklayın.

Böylece ekonominin tansiyonu düşerken tasarruflarımız artacak, halkımıza da emeklilik dönemlerinde ikinci bir maaş sağlamış olacağız. Yurtiçi tasarrufları artırmanın en etkili yolu ise herkesi BES çatısı altına almaktan geçiyor” dedi.

TAMAMLAYICI EMEKLİLİK
BES’te yapılacak reformların ve kıdem tazminatlarının BES ile entegre edilmesini desteklediklerini belirten Ayhan Sincek, bu konuyla ilgili şu açıklamaları yaptı:

• Çözümün BES alt yapısı üzerinden üretilmesi, sermaye piyasalarının derinleşmesi, tasarrufların sürdürülebilir ekonomik büyümeye katkı sağlayacak yatırımlara yönlendirilmesi anlamına gelecek.

• Sabit sermaye yatırımlarının finansmanında bankalara bağımlılık azalacak, yatırımcılara uzun vadeli yerli kaynak sağlanacak. Yasa yapıcı, biz emeklilik şirketlerine bu bağlamda herhangi bir görev tevdi ederse, bu görevi ifa edecek yetkinliklere ve alt yapıya sahip olduğumuzu, gereğini memnuniyetle yapacağımızı belirtmek isterim.

• Tüm gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaşandığı gibi, Türkiye’de de nüfus yaşlanıyor. Yaşlanan nüfusun sosyal güvenlik sisteminin giderlerini ciddi şekilde artıracağı ve aktüeryal dengelerin bozulacağı görülüyor. Diğer yandan, Türk sosyal güvenlik sistemi, sağlanan yardımların kapsamı ve süresi dikkate alındığında dünyanın en cömert sistemlerinden biri olarak değerlendiriliyor.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK SAĞLIYOR
• Güçlü ekonomiye sahip müreffeh devletlerde bile ancak zorunlu olarak uygulanan BES, sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemini mümkün kılıyor. İşgücü piyasasına yeni girenlerin emekli olduklarında SGK’dan alacakları emekli aylıkları aktif çalışma dönemindeki ücret kazançlarına göre ciddi şekilde azalacak. Dolayısıyla, bu bireylerin aktif çalışırken sahip oldukları yaşam standartlarını yaşlılıklarında korumaları güçleşecek.

• Bu kapsamda, Yeni Ekonomi Programı çerçevesinde tamamlayıcı emeklilik sistemine yönelik olarak yapılan açıklamalar memnun
edici. Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi ile bireylerin emeklilik dönemlerinde ciddi düzenli ilave gelire kavuşabileceklerini ve bahse konu risklerin çok daha iyi yönetilebileceği bir ortamın oluşturulacağını düşünüyorum.

KAZANÇLARA GÖRE BİRİKİM
• Buradaki en önemli beklentimiz; çalışanların kazançlarına göre bütçelerini sarsmadan birikim yapabilmeleri ve emeklilik dönemine yönelik fon oluşturulması. Bu konunun da hem toplumumuza hem de tüm çalışanlara iyi anlatılması gerekiyor.

Bu fonların güvence altında olduğunu, devletin kurumları tarafından sıkı bir şekilde gözetlendiğini ve denetlendiğini, şeffaf ve hesap verebilir şekilde yönetildiğini, çalışanların hak ve sorumluluklarını iyi anlatabilirsek bu sistemin sosyal güvenlik boyutu açısından çok başarılı sonuçlar doğuracağı görüşündeyim.

• Türkiye ekonomisinin önümüzdeki dönemde dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasında

yer alması hedefini önemsiyoruz. Bu hedefin tutturulabilmesi için ülkemizin yüksek ve istikrarlı bir büyümeye sahip olması gerekiyor. Yüksek büyümeyi sağlayacak yatırımların finansmanı bakımından en güvenilir ve en sağlıklı finansman kaynağı yurt içi tasarruflardır.

• Toplam yurtiçi tasarrufların yatırımların gerisinde kalması durumunda, yatırımların finansmanında dış tasarruflara başvuruluyor. Bu da cari açık problemine neden oluyor. Dolayısıyla, yüksek ve sürdürülebilir büyümenin sağlanması ve dış kaynaklara olan bağımlılığın azaltılmasında yurtiçi tasarrufların artırılması ve dolayısıyla da emeklilik sistemimiz hayati önem taşıyor.

“DIŞ BORÇLANMA ARAÇLARI YATIRIM İÇİN CAZİP”
ÖZGÜR SUNGU
İŞ PORTFÖY ÇOKLU VARLIK PORTFÖY YÖNETİMİ BÖLÜMÜ MÜDÜRÜ

“Finansal piyasalarda ABD ile Çin arasındaki ticaret anlaşmasının sonuçsuz kalması ve sürece yönelik gelişmelerin tansiyonu artıracak şekilde ilerlemesi etkisini gösteriyor. ABD ile Çin arasında 2018 sonunda başlayıp 2019 Mayıs’a kadar süren çözüm arayışı süreci risk algısını olumlu etkiledi.

FED’in para politikasına yönelik eğiliminin destekleyici yönde değişmesi ilk çeyrekte gelişmekte olan ülke (GOÜ) varlıklarına girişlerin artmasına katkıda bulundu. İki ülke arasında ticaret anlaşmasına sürecinin sonuç alınamadan tamamlanması kısa vadede global büyüme üzerinde risklerin ön plana çıkmasına neden olarak GOÜ varlıklarına talebi yavaşlattı.

Global büyümeye yönelik risklerin yıl başına göre artması Amerika, Avrupa Bölgesi, Japonya ve Çin ekonomilerinde destekleyici politikaların devam ettirileceği beklentisini arttırıyor. Ticaret anlaşmasının mayıs ayında sonuçsuz kalmasıyla yüksek faizli tahvillerin getirileri risk iştahındaki azalmaya paralel yükseldi.

Bu süreçte Türk dış borçlanma araçları, global gelişmelere ek olarak seçim gündemi ve iç makroekonomik gelişmeler ışığında diğer GOÜ tahvillerinden görece daha düşük performans sergiledi. Mevcut faiz seviyelerinin ve diğer ülkelerle faiz farkının Türk dış borçlanma araçlarını orta vadeli yatırım için cazip kılmaya devam ettiğini düşünüyoruz.”



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap