ABD/İsrail-İran Savaşı’nda 26. güne girildi. Karşılıklı misilleme saldırıları sürerken, İran’ın füzeleri ile Demir Kubbe delindi İsrail’in pek çok kritik şehri ağır hasar aldı.
16:41 Trump'ın, "İran'a saldırılarla ilgili günde 2 dakikalık patlama görüntüleriyle bilgilendirildiği" iddiası
ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'a yönelik ABD-İsrail saldırıları hakkında günde 2 dakika süren "patlama görüntüleri" derlemesiyle bilgilendirildiği öne sürüldü.
NBC News televizyonunun haberinde, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a başlattığı saldırılara ilişkin detaylara yer verildi. Habere göre, ABD yönetiminden 3 mevcut ve bir eski yetkili, Trump'ın saldırıların ilk gününden bu yana günde 2 dakikalık videolarla bilgilendirildiğini iddia etti.
Yetkililer, bu görüntülerin, "İran'daki hedeflere düzenlenen en büyük ve en başarılı saldırıları" içerdiğini savundu. Bu görüntülerin, "bir şeylerin havaya uçtuğu" anlardan ibaret olduğunu kaydeden yetkililer, ordunun Trump'ı her saldırı hakkında bilgilendiremeyeceğini, bu nedenle "çatışmaların tüm kapsamını yansıtmayan" bu derlemenin hazırlandığını ileri sürdü. Yetkililer, Trump'a saldırılar hakkında sunulan bilginin, "ABD'nin başarılarını ön plana çıkarmaya ve İran'ın hamlelerine yönelik daha az detay vermeye meyilli olduğu" iddiasında bulundu.
Görüntülerin, Trump'ı yanılttığına yönelik endişeler
Yetkililer, bu görüntülerin, Trump'ın "müttefikleri" arasında "savaşın gidişatı hakkındaki bilgileri tam olarak almadığı" ve "saldırılara ilişkin kritik kararlar almak için donanımlı olmadığı" yönündeki endişeleri körüklediğini savundu. Görüntülerin, "Trump'ın savaşın medyada işleniş şekline yönelik hayal kırıklığını" artırdığını belirten yetkililer, Trump'ın hükümet yetkililerine "bu görüntülerde gördüklerini neden medyada göremediğini" sorduğunu ileri sürdü.
Yetkililer, Trump'ın, İran'ın Suudi Arabistan'daki Prens Sultan Hava Üssü'nde ABD'ye ait yakıt ikmal uçaklarına düzenlediği saldırılar hakkında bilgilendirilmediğini ve olayı medyadan öğrendiğini iddia etti. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt ise iddialara ilişkin açıklamasında, "Bu, odada bulunmayan kimselerin ortaya attığı kesinlikle doğru olmayan iddiadır. Başkan Trump ile görüşmelerde yer alan herkes, onun odadaki herkesin görüşünü sorduğunu ve üst düzey danışmanlarından tüm gerçekleri söylemesini beklediğini bilir." ifadelerini kullandı.
16:01 İran'ın misillemesinin ardından İsrail'in güneyindeki Dimona'da sirenler çaldı
İran'dan yeni misilleme başlatıldığının duyurulmasının ardından İsrail'in güneyinde Dimona Nükleer Santrali'nin de bulunduğu bölgede sirenler çaldı.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran'dan füze ateşlendiğinin tespit edildiği ve hava savunma sistemlerinin bunları önlemeye çalıştığı bildirildi.
Yedioth Ahronoth gazetesi, İran'ın misillemesinin ardından İsrail'in güneyindeki Ölü Deniz bölgesi, Dimona Nükleer Santrali'nin de bulunduğu Dimona kenti ve Necef Çölü bölgesinde sirenlerin çaldığını duyurdu.
İsrail acil yardım servisi Kızıl Davud Yıldızından yapılan açıklamada ise İran'ın misillemesinde ölen ya da yaralanan olmadığı bildirildi.
15:42 Anket: ABD'lilerin çoğu İran'a yönelik saldırıların "aşırı" olduğunu düşünüyor
ABD'de yapılan bir ankete göre, katılımcıların yaklaşık yüzde 59'u, ABD'nin İran'a yönelik askeri saldırılarının "aşırı" olduğunu düşünüyor.
Associated Press (AP) ile NORC Halkla İlişkiler Araştırma Merkezinin yaptığı anket kapsamında, 19-23 Mart tarihlerinde 1150 yetişkine ABD'nin İran politikasına yönelik sorular soruldu.
Ankette, ABD'lilerin yaklaşık yüzde 59'unun, Washington'ın İran'a yönelik saldırılarının "aşırı" olduğunu düşündüğü ortaya konuldu.
Katılımcıların yüzde 45'inin gelecek birkaç ay içinde benzin alabilme konusunda "aşırı" veya "çok" endişeli olduğu kaydedilen ankette, ABD'lilerin yüzde 67'sinin ülkedeki gaz ve petrol fiyatlarının artışının önlenmesi gerektiğini düşündüğü belirlendi.
Öte yandan ankette, ABD'lilerin yaklaşık yüzde 40'ının ABD Başkanı Donald Trump'ın performansını "onayladığı" belirtildi.
Katılımcıların yaklaşık yüzde 65'i, ABD'nin İran'ın nükleer silah edinmesini engellemesine yönelik adımlarını "son derece" veya "çok" önemli bir dış politika hedefi olarak nitelendirdi.
15:31 İsrail hükümeti, orduya 400 bin yedek askeri silah altına alma izni verdi
İsrail'deki aşırı sağcı hükümetin, İran ve Lübnan'a saldırılarını sürdüren orduya 400 bine kadar yedek askeri silah altına alma izni verdiği belirtildi.
The Times of Israel gazetesinin haberine göre, hükümet, ordunun 400 bine kadar yedek askeri silah altına almasının önünü açtı.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada ise silah altına alınacak asker sayısının kesin olmadığı, ancak bunun "operasyonel ihtiyaçlara göre esneklik sağlayan üst sınır olduğu" ifade edildi.
İsrail ordusunun "acil durum emirleriyle" yedek askerleri göreve çağırma yetkisi, 7 Ekim 2023'ten bu yana birkaç ayda bir hükümetin onayına sunuluyor.
Tel Aviv yönetimi Aralık 2025'te ordunun 280 bin askeri silah altına alabilmesine izin vermişti.
Öte yandan İsrail ordusu, İran'a başlattığı saldırılardan yalnızca bir gün sonra 100 bin yedek askeri silah altına alacağını duyurmuştu.
14:31 İspanya Başbakanı Sanchez, Orta Doğu'daki çatışmaların ekonomiye etkileriyle mücadele sözü verdi
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, İran'da başlayan "yasa dışı, absürt, acımasız savaşın" ekonomiye olumsuz etkileriyle mücadele edeceklerini söyledi.
Sanchez, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ile başlayan Orta Doğu'daki çatışmalarda hükümetinin aldığı tutumu açıklamak için Meclis Genel Kurulunda konuştu. İran'a saldırıların ve bu ülkenin karşılık vermesiyle başlayan çatışmaların küresel boyutta büyük bir felakete yol açtığına dikkati çeken Sanchez, "Bu tam bir felaket. 28 Şubat'tan bu yana yaklaşık 2 bin kişi öldü, İran ve Lübnan'da dört milyondan fazla kişi yerinden edildi, askeri operasyonlara yaklaşık 12 milyar avro kamu parası harcandı, turizmde, deniz ticaretinde ve küresel hava trafiğinde ciddi bir daralma var. Küresel ekonominin düzgün işleyişi ve gıda güvenliği için hayati önem taşıyan ham maddelerin, hidrokarbonların fiyatlarında da ciddi bir artış yaşandı." ifadelerini kullandı.
İspanyol şirketleri borsada 100 milyar avro kaybetti
Sanchez, "Savaşın başlamasından bu yana İspanyol şirketleri borsada 100 milyar avro kaybetti. Neredeyse günde 5 milyar avro." derken, "Emin olabileceğimiz tek bir şey var o da bu çatışmaların yüksek maaş, daha uygun fiyata konut, daha iyi kamu hizmeti verilmesini sağlamayacağıdır. Asıl trajedi de budur." şeklinde konuştu. Sanchez, "Tüm bunlar ne için? Uluslararası hukuku baltalamak, Orta Doğu'yu istikrarsızlaştırmak, Irak ve Lübnan'daki çatışmaları yeniden alevlendirmek ve Gazze'yi unutulmuşluğun ve kayıtsızlığın enkazının altına gömmek için mi?" sorularını yöneltti.
İspanya Başbakanı, "Her zamanki şüphelilerin çıkarlarını beslemek için başlatılan İran savaşının trajedisi yakında geçebilir ancak Irak kabusunun kat ve katının tekrarlanması ve dünyanın bunun sonuçlarından etkilenmesi mümkün. İspanyol hükümeti bunun olmasını engellemek için çalışacak. Dünyanın en son ihtiyacı olduğu şey yeni bir savaş. Bu savaş bizi ekonomik, sosyal ve çevresel hedeflerimizden ve insanların önceliklerinden uzaklaştıran, yasa dışı, absürt ve acımasız bir savaş." ifadelerini kullandı. Sanchez, Orta Doğu'daki çatışmaların ekonomiye olumsuz etkileriyle mücadele edeceklerini vurguladı. İspanya'daki azınlık hükümetinin, Orta Doğu'daki çatışmaların yarattığı enerji ve ekonomi krizine karşı 80 maddelik tedbirleri içeren 5 milyar avroluk önlem paketi yarın mecliste oylanacak. Resmi Gazete'de yayımlanıp 22 Mart'ta uygulamaya giren destekleme paketinin yürürlükte kalabilmesi için meclisten de onay alması ekleniyor.
14:09 Haaretz: İran, İsrailli yetkililere suikast için ülkedeki kameraları hacklemeye çalışıyor
İsrail Ulusal Siber Direktörlüğü, Tahran'ın geçmişte İranlı yetkililere yönelik düzenlenen saldırılarını taklit etmeye çalıştığını savunarak, İran ve Hizbullah'ın, İsrailli yetkililere suikast düzenlemek için ülkede kameraları hacklemeye çalıştığını iddia etti.
Haaretz gazetesindeki habere göre, İsrail Ulusal Siber Direktörlüğü Başkanı Yossi Karadi, gazetecilere yaptığı açıklamada, İran ve Hizbullah'ın 28 Şubat'tan bu yana ABD ve İsrail'e karşı siber işbirliklerini önemli ölçüde derinleştirdiğini ileri sürdü.
Karadi, Tahran’ın geçmişte İranlı yetkililere yönelik İsrail suikastlarını taklit etmeye çalıştığını öne sürerek, İran ve Hizbullah’ın, hedefli suikast girişimlerine zemin hazırlamak için İsrailli yetkililere yönelik saldırılar planladığını ve bu amaçla İsrail’deki kameraları hacklemeye çalıştığını savundu.
İsrail İç İstihbarat Teşkilatı Şin-Bet'in (Şabak) İran kaynaklı düzinelerce siber saldırıyı ifşa ettiğini ve engellediğini ileri süren Karadi, kameraların "kinetik-sibernetik" eksen adını verdiği bir stratejinin parçası haline geldiğini iddia etti.
Karadi, kameraların dijital istihbaratı gerçek savaş alanında etkili sonuçlara çevirmek için kullanıldığını ve bunun füze saldırılarının daha isabetli olmasına yardımcı olduğunu söyledi.
İran'ın, İsrailli liderlere, askeri komutanlara, yetkililere ve nükleer bilim insanlarına yönelik daha önceki İsrail saldırılarını kopyalamaya çalıştığını savunan Karadi, Tahran yönetiminin siber yeteneklerini sadece dijital aksaklıklar oluşturmak için değil, fiziksel zarar verilmesini sağlayacak bilgileri toplamak için kullandığını ileri sürdü.
Karadi, "Bir bilgisayara sızmaktan bahsetmiyorum, insanlara fiilen zarar vermeyi başarmaktan bahsediyorum. Eğer (İran'ın kameraları hacklemesi) bunlar başarılı olsaydı, hepimiz burada (ölenlerin) isimlerini konuşuyor olurduk." ifadelerini kullandı.
İran'dan İsrail'e 28 Şubat'tan bu yana yaklaşık 50 ciddi siber saldırı düzenlendiği iddiası
İsrail Ulusal Siber Direktörlüğünün 28 Şubat'tan bu yana İsraillileri devşirme amaçlı 61 girişim ve 25 yabancı "etki saldırısı" tespit ettiğini savunan Karadi, bu sürecin, "İran’ın savaş hedeflerine yönelik yürüttüğü siber saldırılar ve devam eden genel siber suç faaliyetleri" kapsamında 2 cephede ilerlediğini iddia etti.
Karadi, 28 Şubat'tan bu yana yaklaşık 50 ciddi siber saldırı kaydedildiğini, bu sayının 2025’in ikinci yarısındaki yaklaşık 20 vakaya kıyasla büyük bir artış anlamına geldiğini öne sürdü.
İsrail Ulusal Siber Direktörlüğü Başkanı Karadi, bu saldırıların gerçek ve ciddi tehditler olduğunu, bazılarının doğrudan İran ile bağlantılı hackerlar tarafından yürütüldüğünü ve İsrail’deki çeşitli şirketlerin hedef alındığını ileri sürdü.
İsrail, "Rusya ve Çin'den İran'a yıllardır süregelen siber yetenek transferinden" endişeli
Karadi, bu saldırıların neticesinde yaklaşık 50 İsrailli kuruluşun verilerinin tamamen silindiğini ve bazı vakalarda verilerin geri yüklenmesini imkansız kılmak üzere tasarlanmış gelişmiş silme teknikleri kullanıldığını iddia etti.
20'den fazla İranlı siber saldırı grubunun çeşitli alanlarda yüzlerce operatör görevlendirdiğini öne süren Karadi, "Rusya ve Çin'den İran'a yıllardır süregelen siber yetenek transferinden" duyduğu endişeyi dile getirdi.
Karadi, İsrail'in İran'a yönelik fiziksel askeri saldırılarının Tahran'ın siber kapasitesini düşürüp düşürmediği sorulduğunda, söz konusu saldırılar ile İsrail’e yönelik siber saldırıların yoğunluğu arasında “bağlantı ve korelasyon” bulunduğunu ancak etkinin sınırlı kaldığını ifade etti.
Fiziksel hedeflere yönelik saldırıların kalıcı sonuçlar doğurduğunu belirten Karadi, bir füze rampasının imha edilmesi halinde tamamen ortadan kaldırıldığını ancak siber saldırı merkezlerine yönelik saldırıların aynı etkiyi yaratmadığını vurguladı.
Karadi, bu tür merkezlerde görev yapan personelin hayatta kalması durumunda faaliyetlerin farklı yerlerden sürdürülebildiğine dikkati çekti.
13:48 AA'ya konuşan Pakistanlı kaynaklar: "ABD-İran müzakereleri için 48 saat zarfında hamle bekleniyor"
Pakistanlı ismi paylaşılmayan kaynaklar, Anadolu Ajansına (AA) yaptıkları açıklamada, ABD ile İran arasındaki müzakereler için 48 saat zarfında hamle beklendiğini belirtti.
Pakistanlı kaynaklar, AA'ya ABD-İran müzakerelerine ilişkin açıklama yaptı.
Kaynaklar, "güvence arayışındaki İran"ın, füze kapasitesi sınırlamasını reddettiğini ve tazminat istediğini belirterek, "Müzakereler için 48 saat zarfında hamle bekleniyor." ifadesini kullandı.
ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada, İran ile aktif olarak müzakereler yürüttüklerini iddia etmişti. İranlı yetkililer ise Trump'ın iddialarını yalanlamıştı. ABD ve İsrail basını, İranlı ve Amerikalı yetkililerin Pakistan'ın arabuluculuğunda görüşme yapabileceğini öne sürmüştü.
13:19 İran Deniz Kuvvetleri Komutanı ABD'nin Lincoln gemisini füze menziline girdiğinde hedef alacaklarını söyledi
İran Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Şehram İrani, ABD'nin bölgede konuşlandırdığı USS Abraham Lincoln uçak gemisinin sürekli gözetim altında olduğunu ve İran'ın füze menziline girmesi halinde hedef alacaklarını ifade etti.
İran'ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansına göre, Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral İrani, ABD'nin bölgede konuşlandırdığı USS Abraham Lincoln uçak gemisini hedef almaya devam edeceklerini belirtti.
İranlı general açıklamasında, şu ifadelere yer verdi:
"Düşman Abraham Lincoln filosunun performansı ve hareketleri sürekli olarak izlenmektedir ve düşman filosu füze sistemlerinin menziline girer girmez İran donanması tarafından ezici saldırıların hedefi olacaktır."
İran Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Ebulfazl Şikarçi, 14 Mart'ta yaptığı açıklamada, ABD'nin bölgedeki USS Abraham Lincoln uçak gemisinin hedef alındığını ve saldırıdan sonra operasyonel menzilden kaçtığını öne sürmüştü.
ABD ordusu ise uçak gemisinin saldırıya uğradığına dair İran'dan gelen açıklamaların doğru olmadığını iddia etmişti.
13:00 Hindistan'da "petrol sıkıntısı olabileceği" iddiası, akaryakıt istasyonlarında uzun kuyruklara yol açtı
Hindistan'da petrol şirketlerinin ödeme sistemlerindeki değişiklik ve Orta Doğu'da tırmanan gerilim sonucu akaryakıt sıkıntısı yaşanabileceğine yönelik çıkan iddialar üzerine ülke genelindeki istasyonlarda uzun kuyruklar oluştuğu belirtildi.
Hindistan basınındaki haberlere göre, "petrol arzının duracağı ve ülkede akaryakıt sıkıntısı oluşacağı" yönünde hızla yayılan iddialar, endişeye yol açtı.
Gucerat, Telangana ve Madya Pradeş eyaletleri başta olmak üzere ülke genelinde Hindistanlılar, araçlarına yakıt alabilmek için istasyonlar önünde uzun kuyruklar oluşturdu.
Petrol firmaları yetkilileri, satışların normale oranla 2 ila 3 kat arttığını ve bazı istasyonların önündeki kuyrukların 500 metreyi aştığını belirtti.
Ödeme sistemlerindeki geçici bir değişikliğin ve buna bağlı yaşanan kısa süreli sevkiyat gecikmelerinin halk tarafından "stokların tükendiği" şeklinde yorumlandığını kaydeden yetkililer, sistemin normale dönmesiyle istasyonlardaki yoğunluğun kısa sürede azalmasının beklendiğini aktardı.
Yetkililer, Orta Doğu'da tırmanan gerilim nedeniyle Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatlarda yaşanabilecek olası aksamalara dair endişelerin de paniği körüklediğini ifade etti.
Endişeye gerek olmadığına işaret eden yetkililer, "asılsız iddialara" itibar edilmemesi gerektiğinin altını çizdi.
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, dün, ABD-İsrail'in saldırıları ve İran'ın misillemelerinin dünya ekonomisini sarstığını ve bölgede şimdiye kadarki kayıpların atlatılmasının "uzun süreceğini" ifade etmişti.
Modi, son 11 yılda stratejik petrol rezervlerinin geliştirildiğini, Hindistan'ın yeterli ham petrol stoku olduğunu ve ülkenin bu durumdan mümkün olduğunca az etkilenmesi için çalıştıklarını belirtmişti.
12:26 AB Komisyonu Üyesi Kubilius, ABD ve Körfez’in 5 günde yıllık Patriot üretiminden fazlasını kullandığını söyledi
Avrupa Birliği (AB) Komisyonunun Savunmadan Sorumlu Üyesi Andrius Kubilius, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan sürecin ilk 5 gününde, ABD ve Körfez ülkelerinin, bir yıllık Patriot üretimini aşan miktarda füze kullandığını belirtti.
Politico haber kuruluşu tarafından Brüksel'de düzenlenen "Rekabetçi Avrupa Konferansı"nda konuşan Kubilius, "Körfez'de, New York Times'ın yayımladığı habere göre, ilk 5 günde hem Körfez ülkeleri hem de Amerikalılar, 800 Patriot füzesi kullandı. Kamu kaynaklarından duyduğumuza göre, ABD'deki toplam üretim, şu anda yılda 750 civarında." dedi. Kubilius, "Basit bir aritmetik bile tabloyu çok net ortaya koyuyor. Kendi füze üretimimizi geliştirmemiz gerekiyor." diye konuştu.
Avrupa’nın aynı anda 2 görevi yerine getirmesi gerektiğini vurgulayan Kubilius, NATO kabiliyet hedefleri doğrultusunda savunma kapasitesinin hızla geliştirilmesi gerektiğini, bunun için 2030 yol haritasının bulunduğunu dile getirdi.
Kubilius, Avrupa savunma sanayisinin de güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizerek, savunma harcamalarının mümkün olduğunca Avrupa savunma sanayisine yönlendirilmesinin önemine işaret etti. Avrupa savunma sanayisinin ulusal sınırlar çerçevesinde şekillendiğini ve parçalı bir yapıya sahip olduğunu kaydeden Kubilius, bu nedenle ortak tedarik araçlarının geliştirildiğini söyledi.
Bu kapsamda 150 milyar avroluk kredi mekanizmasının oluşturulduğunu ve bunun ortak alımları teşvik ettiğini aktaran Kubilius, Avrupa Savunma Sanayi Programı’nın (EDIP) yıl başından itibaren uygulanmaya başladığını ifade etti.
Kubilius, savunma harcamalarının üretim kapasitesinden daha hızlı arttığını, bunun fiyatların yükselmesine ve üretim sürelerinin uzamasına yol açtığını dile getirdi.
Savunma sanayisinin üretimi artırabilmesi için uzun vadeli talep öngörüsüne ihtiyaç duyduğunu dile getiren Kubilius, şirketlerin uzun vadeli sözleşmeler olmadan kapasite artırımı konusunda tereddüt ettiğini belirtti. Kubilius, üye ülkelerin mühimmat ve füze stokları oluşturmasının önemli olduğunun altını çizerek, barış döneminde üretim kapasitesinin hazır tutulmasına yönelik düzenlemelerin değerlendirildiğini ifade etti.
Modern savaşta insansız hava araçlarının önemli rol oynadığını belirten Kubilius, bu alandaki üretim ve yenilik süreçlerinin hızla ilerlediğini söyledi. Kubilius, Ukrayna’nın savaş tecrübesinin Avrupa için önemli olduğuna dikkati çekerek, bu ülkenin bazı savunma projelerine dahil edilebileceğini kaydetti.
12:00 Macron, Pezeşkiyan’a "İran’ın bölge ülkelerine saldırılarını durdurması" çağrısı yaptı
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İranlı mevkidaşı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde, İran’ın "bölge ülkelerine yönelik kabul edilemez saldırılarını durdurması gerektiğini" ifade etti.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan, Pezeşkiyan ile telefon görüşmesine ilişkin açıklama yaptı.
Macron, görüşmede, "İran'ın bölge ülkelerine yönelik kabul edilemez saldırılarını durdurmasının, enerji ve sivil altyapıların korunmasının ve Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün tesis edilmesinin kaçınılmaz zorunluluk" olduğunu vurguladı.
Fransa Cumhurbaşkanı, İran’ı "gerilimi düşürme yolunun açılması, uluslararası toplumun ülkenin nükleer ve balistik programı ile bölgesel istikrarsızlaştırma faaliyetlerine ilişkin beklentilerine cevap verecek bir çerçevenin oluşturulması için iyi niyetle müzakereye" çağırdı.
11:30 Almanya Cumhurbaşkanı: İran'a yönelik bu savaş siyasi açıdan feci bir hatadır
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının siyasi açıdan "feci bir hata" olduğunu belirterek, bunun önlenebilecek ve gereksiz bir savaş olduğunu söyledi.
Steinmeier, Almanya Dışişleri Bakanlığının İkinci Dünya Savaşı sonrası yeniden kurulmasının 75. yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen etkinlikte konuştu.
ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırılara işaret eden Steinmeier, "Bu savaş siyasi açıdan feci bir hatadır ve beni en çok sinirlendiren de budur. Eğer amacı İran’ı nükleer bomba yolunda durdurmaksa, bu gerçekten önlenebilir, gereksiz bir savaştır." dedi.
"Bu savaş, bana göre uluslararası hukuka aykırıdır"
Steinmeier, dış politikanın daha pragmatik ve etkili hale gelmesinin uluslararası hukuku bir kenara bırakmak anlamına gelmediğini vurgulayarak, "Uluslararası hukuku ihlal etmeyi ihlal olarak adlandırmamak, dış politikamızı daha ikna edici hale getirmez. Bununla Gazze Savaşı sırasında da uğraşmak zorunda kalmıştık ve İran Savaşı'nda da bununla başa çıkmak zorundayız. Zira bu savaş, bana göre uluslararası hukuka aykırıdır." diye konuştu.
İran ile 2015'te yapılan nükleer anlaşmanın önemine dikkati çeken Steinmeier, "İmza töreninde dönemin ABD Dışişleri Bakanı 'Bu anın tarihsel önemini küçümsemeyelim. Bu anlaşma ile savaşı önlüyoruz' demişti ancak Başkan Donald Trump, ilk görev süresinin ikinci yılında anlaşmayı feshetti, ikinci görev süresinde ise savaş yürütüyor." ifadelerini kullandı.
Steinmeier, uluslararası hukukun ve düzenin meşruiyet kaynağı olarak önemini hiç kaybetmediğini savunarak, şunları söyledi:
"Avrupa Birliği de hukuk ve kurallar üzerine kurulmuştur. Eğer kaba gücün dünya görüşünü kendimize mal edersek, Avrupa Birliği kendi içinde çökecektir. Bugün ibre diğer yöne doğru sallanıyor, uluslararası hukuka atıfta bulunmak naif, diplomasi etkisiz, dış kültür politikası gereksiz, tek önemli olan askeri güç. Klasik diplomasiyi, askeri güce dayalı cesur bir dış ve güvenlik politikasının zayıf kolu olarak gören medya yorumlarını okuduğumda gözlerime inanamıyorum."
Rusya, Avrupa güvenlik düzenini ihlal etti
Steinmeier, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşa da değinerek, "Rusya'nın Ukrayna'ya olan saldırıları Avrupa güvenlik düzeninin ilkelerini temelden ihlal etmiştir." dedi.
Rus tanklarının "Ortak bir Avrupa Evi" tasarlama çabalarını yerle bir ettiğine dikkati çeken Steinmeier, "Avrupa bugün güvenliğini Rusya ile değil, Rusya'ya karşı organize etmelidir." diye konuştu.
Transatlantik ilişkilerde kopuş
Steinmeier, Rusya ile kopuşun benzerinin transatlantik ilişkilerde de yaşanmaya başladığına işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Rusya ile ilişkilerde 24 Şubat 2022'den öncesine geri dönüş olmayacağına inandığım gibi, transatlantik ilişkilerde de 20 Ocak 2025'ten öncesine geri dönüş olmayacağına inanıyorum. Kırılma noktası ve Amerikan süper güç politikasına duyulan güvenin yitirilmesi çok derin. Sadece müttefikler arasında değil, dünya çapında. Gelecekteki bir ABD hükümeti de artık dostane hegemon ve liberal uluslararası düzenin garantörü rolünü kolayca sürdüremeyecektir."
Steinmeier, Rusya'ya aşırı bağımlılığın kendilerini ne kadar savunmasız hale getirdiğini acı şekilde deneyimlediklerini ve bu nedenle transatlantik ilişkilerde de kendilerini savunmasız kılan bağımlılıklardan kurtulmaları gerektiğini kaydetti.
Alman ordusunun Avrupa’daki konvansiyonel savunmanın belkemiği olması gerektiğini belirten Steinmeier, bunun için tüm toplumdan tam destek alması, gönüllü askerlik hizmetinin yeterli olmaması durumunda zorunlu askerlik hizmetine geri dönülmesi gerektiğinin altını çizdi.
Steinmeier, teknoloji alanında ABD'ye yönelik bağımlılığa dikkati çekerek, "Buna hiç de razı olmamalıyız. Biliyoruz ki bu üstünlük sadece dış politik güç anlamına gelmez, aynı zamanda dijital platformlar ve sosyal medya aracılığıyla iç politikamıza etki etme gücü anlamına da gelir. ABD hükümeti liberal ve birleşik Avrupa'yı zayıflatmaya kararlı olduğunu, bir yıl önce Münih'te bize açıkça söyledi." diye konuştu.
ABD yönetimiyle ilişkilerde pragmatik olunması ve temel çıkarlara odaklanılması gerektiğine işaret eden Steinmeier, şu ifadeleri kullandı:
"Mevcut Amerikan hükümetinin dünya görüşü bizimkinden tamamen farklıdır. Bu görüş, yerleşik kurallara, ortaklığa ve zamanla gelişen güvene hiç saygı göstermez. Bunu değiştiremeyiz. Bununla başa çıkmak zorundayız ancak bu dünya görüşüne yaklaşmak için hiçbir nedenimiz yok. Büyük güçler, kuralsız bir dünyada hayatta kalabilir kısa vadede, belki de bundan fayda bile sağlayabilir. Ancak bu bizim için geçerli değil."
Steinmeier, küresel dengelerin yeniden şekillendiği bir dönemde daha güçlü işbirlikleri kurulması gerektiğini vurguladı.
Dünyanın farklı bölgelerindeki bu ülkelerle ilişkilerin hem stratejik hem de karşılıklı fayda açısından büyük önem taşıdığını belirten Steinmeier, bu kapsamda Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) bölgesi, Körfez ülkeleri ve Türkiye’nin yanı sıra Kenya, Güney Afrika, Şili ve Brezilya’ya ziyaretler gerçekleştirdiğini hatırlattı.
Steinmeier, söz konusu ülkelerin de Almanya ile yakın ilişkiler kurmak istediğine dikkat çekerek, bu devletlerin bağımlılıklarını azaltmayı ve uluslararası ortaklıklarını çeşitlendirmeyi hedeflediğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı, bu ülkelerin dünyanın sadece ABD-Çin rekabetine indirgenmemesi gerektiği konusunda hemfikir olduğunu ve Almanya’nın adil uluslararası düzene katkısını yakından izlediklerini sözlerine ekledi.
10:59 İran'ın İslamabad Büyükelçisi: "Trump'ın iddiasının aksine iki ülke arasında hiçbir görüşme yapılmadı"
İran'ın İslamabad Büyükelçisi Rıza Emiri Mukaddem, ABD Başkanı Donald Trump'ın iddialarının aksine İran ile ABD arasında şu ana kadar doğrudan veya dolaylı herhangi bir görüşme gerçekleşmediğini söyledi.
İran resmi ajansı IRNA'ya konuşan Mukaddem, ABD Başkanı Trump'ın "İran ile görüşmeler yaptıklarına" dair iddialarını değerlendirdi.
Trump'ın iddialarını "basından duyduklarını" söyleyen Mukaddem, "Edindiğim bilgilere göre ve Trump'ın iddiasının aksine, iki ülke arasında şu ana kadar doğrudan veya dolaylı hiçbir görüşme yapılmadı. Elbette, dost ülkelerin bu saldırganlığı sona erdirmek için her zaman her iki tarafla da istişare halinde olduğu açıktır ancak bu ülkelerin dostane çabaları, İran ile ABD arasında müzakereler anlamına gelmiyor; aksine, Tahran ile Washington arasında, umarız ki bu dayatılmış savaşı sona erdirecek verimli bir diyalog zemini oluşturma girişimidir." diye konuştu.
ABD'nin aksine İran'ın her zaman diyalogdan yana olduğunu söyleyen Mukaddem, şu ifadeleri kullandı:
"Biz her zaman sorunların diyalogla çözümünü istedik ancak Washington'ın diplomasiye ihanetinden (ABD-İsrail'in Tahran-Washington müzakere süreci devam ederken ikinci kez saldırılar başlatması) sonra İran, saldırganlar karşısında ülkesini ve milletini cesurca savundu ve dünya, düşmanın bu korkakça saldırganlık karşısındaki çaresizliğine tanık oluyor."
İranlı diplomat, dost ülkelerin savaşı durdurma çabalarına saygı duyduklarını ifade etti.
ABD Başkanı Trump, dün yaptığı açıklamada, İran ile aktif olarak müzakereler yürüttüklerini iddia etmişti. İranlı yetkililer ise Trump'ın iddialarını yalanlamıştı. ABD ve İsrail basını, İranlı ve Amerikalı yetkililerin Pakistan'ın arabuluculuğunda görüşme yapabileceğini öne sürmüştü.
10:26 İran: ABD-İsrail'in İran'a saldırılarına katılmayan ve desteklemeyen ülkeler Hürmüz Boğazı'ndan geçebilir
İran, ABD-İsrail dışındaki ülkelerin, "İran'a karşı saldırgan eylemlere katılmamaları veya bunları desteklememeleri ve ilan edilen güvenlik ve emniyet düzenlemelerine tam olarak uymaları koşuluyla" Hürmüz Boğazı'ndan geçebileceklerini duyurdu.
İran'ın New York'taki Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği, İran'ın ABD-İsrail saldırılarının ardından geçişleri kısıtladığı Hürmüz Boğazı'ndaki duruma ilişkin açıklama yayımladı:
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Diğer devletlere ait veya onlarla bağlantılı gemiler de dahil olmak üzere, düşman olmayan gemiler, İran'a karşı saldırgan eylemlere katılmamaları veya bunları desteklememeleri ve ilan edilen güvenlik ve emniyet düzenlemelerine tam olarak uymaları koşuluyla, yetkili İran makamlarıyla koordinasyon halinde Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişten yararlanabilirler."
ABD-İsrail'in İran'a yönelik ortak saldırılarına karşılık İran'ın misilleme saldırıları devam ederken Devrim Muhafızları Ordusu, Hürmüz Boğazı'nı ABD ve İsrail ile müttefikleriyle bağlantılı gemilerin geçişine kapatmıştı.
İran Meclisi'nin, Hürmüz Boğazı'ndaki gemilerden geçiş ücreti alınmasını içeren bir yasa tasarısı üzerinde çalıştığı da açıklanmıştı.
10:03 Dünyaca ünlü İranlı yönetmen Kiyarüstemi'nin Tahran'daki evi ABD-İsrail saldırılarında zarar gördü
İran, sinema dalında onlarca ödülün sahibi dünyaca ünlü yönetmen Abbas Kiyarüstemi'nin Tahran'daki evinin ABD-İsrail saldırılarında hasar gördüğü bildirildi.
Yarı resmi Fars Haber Ajansına göre, Kiyarüstemi'nin oğlu Ahmed Kiyarüstemi, önceki gece ABD-İsrail'in Tahran'ın kuzeyindeki Çizer bölgesine düzenlediği saldırıda babasının evinin zarar gördüğünü duyurdu.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullandı:
"1997 Cannes Film Festivali'nde başyapıtı Kirazın Tadı ile Altın Palmiye ödülünü kazanan ünlü İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstemi'yi hatırlıyor musunuz? Amerikan-İsrail saldırganlarının bombalarından evi bile kurtulamadı. Kiyarüstemi'nin evi, ABD'ye yönelik iddia edilen 'yaklaşan tehdidin' bir parçası mıydı?! Gerçek şu ki, bu Amerikan-İsrail keyfi savaşı sadece bir devlete karşı değil, köklü bir kültüre, medeniyete ve kimliğe karşıdır. Ancak İran, bu köklerden güç alarak düşmanlarını dize getirecektir."
Abbas Kiyarüstemi, İran sinemasında 1960'ların sonlarında başlayan ve emperyalizm karşıtı, toplumsal her konuya fazlasıyla duyarlı ve Fars edebiyatından da beslenen filmlerin çekildiği dönem olarak bilinen İran Yeni Dalgası akımının yönetmenleri arasındaydı.
Kiyarüstemi, İran'ın kuzeyinde Köker adında bir köyde yaşananları anlattığından "Köker Üçlemesi" adıyla tanınan "Arkadaşımın Evi Nerede", "Ve Yaşam Sürüyor" ile "Zeytin Ağaçları Altında" adlı yapımlarıyla dikkatleri çekti.
Ünlü yönetmen 1997 yılında "Kirazın Tadı" adlı filmiyle Cannes Film Festivali’nde büyük ödül Altın Palmiye’yi kazanırken, 1999'da ise "Rüzgar Bizi Sürükleyecek" filmiyle Venedik Uluslararası Film Festivali'nde Büyük Jüri Ödülü'ne layık görüldü.
İranlı yönetmen, 1979’daki İslam Devrimi’nin ardından Batı ülkelerine giden pek çok yapımcı ve yönetmenin aksine ülkesini terk etmeyerek İran’da kalmayı tercih etmişti. Abbas Kiyarüstemi, kanser tedavisi için gittiği Fransa'nın başkenti Paris'te 2016'da 76 yaşındayken yaşamını yitirmişti.
09:46 İran: Dünya ekonomisindeki durum ABD-İsrail'in dayattığı pervasız ve hukuksuz savaştan kaynaklanıyor
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD-İsrail'in ülkesine açtığı savaşın ardından dünya ekonomisinde meydana gelen olumsuz sonuçların "Washington ve Tel Aviv yönetimlerinin İran ve bölgeye dayattığı pervasız ve hukuksuz savaştan kaynaklandığını" söyledi.
Bekayi, Hindistan'ın India Today televizyonuna konuştu.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran ile müzakere yürüttüklerine dair iddialarına ilişkin Bekayi, "ABD diplomasisiyle ilgili çok felaket bir deneyim yaşadığımızı söylemeliyim. Nükleer meseleyi çözmek için müzakereler yürütürken 9 ay içinde ikinci kez saldırıya uğradık. Bu, diplomasiye ihanetti. Bu bir kez değil, iki kez yaşandı. Bu yüzden kimse ABD diplomasisine güvenemez." dedi.
ABD-İsrail'in başlattığı savaşın ardından dünya ekonomisindeki olumsuz durumun "İran'ın suçu olmadığını" söyleyen Bekayi, şu ifadeleri kullandı:
"Bölgemizde yaşananların dünya ekonomisini etkilediğini anlıyorum ancak bu bizim suçumuz değil. Siz petrol fiyatlarıyla, gıda fiyatlarıyla ilgileniyorsunuz fakat biz vatandaşlarımızın hayatıyla ilgileniyoruz. Dünya ekonomisi üzerindeki etki ve sonuçlar, doğrudan ABD ve İsrail'in İran'a ve tüm bölgeye dayattığı pervasız ve yasa dışı savaştan kaynaklanmaktadır."
09:30 İran: İsrail'deki hedefler ve ABD'nin bölgedeki üsleri füze ve İHA'larla hedef alındı
İran, İsrail'in kuzeyinde bulunan Safad şehrindeki askeri karargah ve Tel Aviv, Kiryat Şimona, Beni Brak kentlerindeki hedefler ile ABD'nin Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Ürdün'deki üslerini füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef aldığını bildirdi.
Devrim Muhafızları Ordusu, "Sadık Vaat 4 Operasyonu"nun 80. dalgası kapsamında İsrail ve ABD hedeflerine yeni saldırılar düzenlendiğini açıkladı.
Açıklamada, "İşgal altındaki Filistin topraklarının kuzeyinde bulunan stratejik noktalar ve askeri merkezler Devrim Muhafızları Ordusu'nun füzeleriyle ağır ve sürekli bir saldırıda imha edildi." ifadeleri kullanıldı.
Saldırıların 80. dalgasının Lübnan'daki Hizbullah'a ve Lübnan'ın güneyindeki halkın direnişine destek amacıyla gerçekleştirildiği belirtilen açıklamada, "Bu operasyon, İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından çocuk katili Siyonist rejime karşı daha önce duyurulan bir dizi operasyonun başlangıcıdır. Bu operasyonlarda, işgal altındaki Filistin'in kuzeyindeki ve Gazze Şeridi'ndeki Siyonist güçlerin toplanma yerleri İran ordusu tarafından hiçbir ayrım gözetilmeksizin ağır füze ve İHA saldırılarına maruz bırakılacaktır." ifadelerine yer verildi.
Açıklamada ayrıca, Tel Aviv, Kiryat Şimona, Beni Brak ve ABD'nin Kuveyt'teki Ali Salim ve Arifcan üsleri ile Ürdün'deki Muvaffak Salti ve BAE'deki Şeyh İsa üssünün de füze ve saldırı İHA'larıyla hedef alındığı aktarıldı. .
09:15 İran'ın, ABD ile müzakere sürecini Başkan Yardımcısı Vance ile yürütmeyi tercih ettiği öne sürüldü
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattıkları ve karşılıklı saldırılarla devam eden bölgesel gerilim sürerken İran'ın müzakere sürecini ABD Başkanı Donald Trump'ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff veya damadı Jared Kushner yerine Başkan Yardımcısı JD Vance ile yürütmek istediği iddia edildi.
CNN'in iki bölgesel kaynağa dayandırdığı haberinde, İran tarafının, ABD ile müzakere sürecinde Trump yönetiminden sadece belirli kişilerle görüşmek istediği aktarıldı.
Kaynaklar, İran'ın müzakere süreçlerini, Trump'ın özel temsilcisi Witkoff veya damadı Kushner yerine ABD Başkan Yardımcısı Vance ile yürütmeyi tercih ettiğini öne sürdü.
Witkoff, Kushner ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun aksine Vance'in, savaşı sona erdirmek konusunda "daha pozitif tarafta duruyor" gibi göründüğü iddiasında bulunan kaynaklar, Vance'in "çatışmayı sona erdirmek konusunda kararlı olacağı yönünde algı olduğunu" da savundu.
Kaynaklardan biri, "Yönetim kimi göndermeye karar verirse, İranlılar onunla anlaşmak zorunda kalacak ancak bu onların bir tercihleri olmadığı anlamına gelmiyor." ifadesini kullandı.
Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, CNN'e konuya ilişkin yaptığı açıklamada, ABD'yi müzakerede kimin temsil edeceğine Trump'ın karar vereceğinin altını çizerek, "Başkan'ın bugün belirttiği gibi, Başkan Yardımcısı Vance, Bakan Rubio, Özel Temsilci Witkoff ve Bay Kushner'in hepsi dahil olacak." dedi.
08:18 İsrail basını, Trump'ın İran'a saldırıları durdurmak için 15 maddelik plan önerdiğini iddia etti
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a saldırıları sonlandırmak için 15 maddelik bir plan önerisinde bulunduğu ve bunun müzakereleri için de bir aylık geçici ateşkes teklif ettiği iddia edildi.
İsrail'in Kanal 12 televizyonunun adını vermediği İsrailli kaynaklara dayandırdığı haberinde, ABD’nin İran ile gerilimi sonlandırmak için 15 maddelik bir teklif hazırladığı ileri sürüldü.
İran'a saldırıları sonlandırmak için hazırlanan 15 maddelik planın Pakistan aracılığıyla Tahran'a iletildiği, ayrıca ABD'nin söz konusu anlaşmaya ilişkin müzakerelerin yürütülmesi için bir aylık geçici ateşkes ilan etmeyi planladığı iddia edildi.
Haberde, İran'a saldırıların sonlandırılması için hazırlandığı öne sürülen planın maddelerine de yer verildi.
Planın, İran'ın nükleer kapasitesinin sonlandırılması, Tahran'ın nükleer silah elde etme girişiminde bulunmayacağına dair taahhütte bulunması, İsfahan, Natanz ve Fordo nükleer tesislerinin devre dışı bırakılması gibi maddeler içerdiği ifade edildi.
Ayrıca, İran'ın ülkede uranyum zenginleştirme yapmaması, elindeki yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyumu Uluslararası Atom Enerji Ajansı'na devretmesinin istendiği öne sürüldü.
İddialara göre, Hürmüz Boğazı'nı yeniden gemi trafiğine açılması, İran'ın füze programının menzili ve miktarı açısından sınırlandırılması, Tahran'ın bölgedeki "vekil güçlere desteğini" kesmesi gibi şartlar da bulunuyor.
Bunun karşılığında İran'a yönelik yaptırımların kaldırılması taahhüt ediliyor.
İsrailli kaynaklar, İran’ın teklifi kabul konusunda isteksiz olabileceğini belirtirken, ABD’nin önce genel çerçeve anlaşması için baskı yapıp detayları erteleyebileceği endişesini dile getirdi.
06:33 Tahran'da art arda patlamalar meydana geldi
ABD-İsrail saldırılarının sürdüğü İran'ın başkenti Tahran'da art arda patlamalar meydana geldi.
AA muhabiri, Tahran'da art arda patlamalar yaşandığını bildirdi.
Patlamaların ardından kentin doğusunda dumanlar yükselirken İran hava savunma sistemlerinin aktif olduğu görüldü.
Öte yandan İsrail ordusu, Tahran genelinde birden fazla noktaya saldırı başlattığını açıkladı.
06:01 İran'dan atılan füzeler nedeniyle İsrail'de geniş bir alanda sirenler çaldı
ABD-İsrail'in ortak saldırılar düzenlediği İran'dan atılan füzeler nedeniyle işgal altındaki Batı Şeria'dan İsrail'in liman kenti Aşdod'a kadar geniş bir alanda sirenler çaldı.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran'dan füze ateşlendiğinin tespit edildiği ve hava savunma sistemlerinin füzeleri engellemeye çalıştığı bildirildi.
İran, ABD-İsrail'in ortak saldırılara başlamasının 26'ncı gününün ilk misillemesini iki dalga halinde yaptı.
İran'ın iki dalga halinde ateşlediği füze salvoları nedeniyle önce İsrail'in güneyindeki Eilat'ta ardından işgal altındaki Batı Şeria'dan İsrail'in liman kenti Aşdod'a kadar geniş bir alanda sirenler çaldı.
İşgal altındaki Doğu Kudüs'te hava savunma sistemlerinin devreye girmesiyle gökyüzünden patlama sesleri duyuldu.
İsrail'in Kanal 12 televizyonu, İran'ın çok başlıklı füzeler kullandığını, füzelerin bir kısmı engellenirken bazılarının açık alana düştüğünü ileri sürdü.
İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı, ilk belirlemelere göre isabet ya da yaralanma bilgisinin olmadığını, gerekli görülmesi durumunda güncelleme yapılacağını açıkladı.
05:31 İran: Erbil Havalimanı’ndaki ABD üssünü hedef aldık
İran Ordusu, Irak’ta Erbil Havalimanı’ndaki ABD üssüne karadan karaya füzelerle saldırı yapıldığını duyurdu.
İran resmi ajansı IRNA’nın yayımladığı ordu bildirisine göre, Erbil Havalimanı’nda bulunan ABD üssüne füze ile saldırı yapıldı. Saldırıda, karadan karaya füzeler kullanıldı. Havalimanında bulunan ABD güçleri ile İran’da faaliyet yürüten Erbil’deki muhalif Kürt grupların bulunduğu yer hedef alındı.
Açıklamada, Erbil Havalimanı'nda hedef alınan bölgenin, ABD güçlerinin önemli destek ve komuta merkezlerinden biri olduğu, burada askeri teçhizat ve sistemler bulunduğu ileri sürüldü.
Devrim Muhafızları Ordusu'na yakınlığıyla bilinen yarı resmi Tesnim Haber Ajansı da İran Ordusu Halkla İlişkiler Birimi’ne dayandırdığı haberinde, 24 Mart sabahının ilk saatlerinde Erbil’e düzenlenen saldırının yine karadan karaya füzelerle ordu tarafından yapıldığını aktardı.
24 Mart sabah 03.00 sularında Erbil'in Soran ilçesindeki Peşmerge güçlerinin karargahı 6 balistik füze ile hedef alınmış, saldırıda 6 Peşmerge ölmüş 30'u da yaralanmıştı.
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Neçirvan Barzani, saldırıdan İran'ı sorumlu tutarak saldırıyı "şiddetle kınadıklarını" ifade etmişti.
03:16 İspanya hükümeti Orta Doğu'daki çatışmaların ekonomik etkilerini hafifletecek önlemler aldı
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Bakanlar Kurulunun olağanüstü toplantısından sonra basına yaptığı açıklamada, Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla birlikte yarından itibaren yürürlüğe girecek, toplamda 5 milyar avroluk 80 maddelik önlem paketinin ayrıntıları konusunda bilgi verdi.
Sanchez, son üç haftadaki enerji krizinde elektrik fiyatlarının Almanya'da yüzde 40, İtalya'da yüzde 90 arttığını, İspanya'daki artışın ise yüzde 15 olduğunu söyledi.
"Etrafımızdaki ülkelere nazaran bu krize karşı en hazırlıklı ülkeyiz ve bundan güçlenerek çıkacağız. Savaş hepimizi etkileyecek ama biz daha iyi direniş göstereceğiz." değerlendirmesinde bulunan Sanchez, "yapacakları direkt yardımlarla, öncü reformlarla eşitliği, sosyal adaleti, onurlu maaşı koruyacaklarını" belirterek, İspanyol vatandaşlarına "sakin olmaları" çağrısında bulundu.
"İspanya, bu yasa dışı savaşa karşı tüm AB ülkeleri arasında en büyük sosyo-ekonomik yardımı yapan ülke olacaktır"
"Savaşa hayır" söylemine kesin bir dille savunmaya devam edeceklerini, İspanyol vatandaşlarını korumak için tüm kaynakların kullanacaklarını vurgulayan Sanchez, "İspanya, bu yasa dışı savaşa karşı tüm AB ülkeleri arasında en büyük sosyo-ekonomik yardımı yapan ülke olacaktır." dedi.
Koalisyon hükümetinin ortakları arasındaki anlaşmazlıktan dolayı iki ayrı kararname ile çıkarılan 80 maddelik önlem paketlerinde, elektrik faturalarındaki KDV'nin yüzde 21'den yüzde 10'a düşürülmesi, akaryakıtta litre başına 30 sentlik indirim yapılması, tüp gaz fiyatlarının dondurulması öne çıktı.
Sanchez, önlemler kapsamında, sosyal yardımların artırılması, yoksul hanelere yönelik elektrik tedariğinin garanti edilmesi, risk altında olan sektörlere elektrik tarifesi sübvansiyonu sağlanması gibi maddelerin de yer aldığını kaydetti.
Alınan önlemlerin 20 milyon hane ile 3 milyon kadar şirkete fayda sağlayacağını belirten Başbakan Sanchez, "Ülkemizdeki üretken yapıyı, serbest meslek sahiplerini, tarım sektörünü, sanayiyi, küçük ve orta ölçekli işletmeleri korumak için 5 milyar avro ayırmak zorunda kalacağız." şeklinde konuştu.
Koalisyonun küçük ortağı Sumar'ın talepleri Bakanlar Kurulunda kriz yarattı
Bakanlar Kurulunun başlamasının üç saat gecikmesine neden olan koalisyonun küçük ortağı olan aşırı sol görüşlü Sumar ittifakının, kira sözleşmelerinin iki yıl uzatılması ve büyük şirketler için haksız kar marjlarının önlenmesine yönelik bir mekanizma getirilmesine ilişkin maddeler için ise ayrı bir kararname çıkarıldı.
Sumar ittifakının liderlerinden olan, Başkan Yardımcısı, Çalışma ve Sosyal Ekonomi Bakanı Yolanda Diaz, yaptığı açıklamada, "Şirketlerin kar marjlarını kontrol ederek, kira sözleşmelerini uzatarak ve işçiler için koruma önlemlerini artırarak sosyal güvenlik ağını genişletmeyi başardık. İşte bunun için iktidardayız. Trump'ın yasa dışı savaşı karşısında her zaman halkımızı koruyacağız." ifadelerini kullandı.
Bakanlar Kurulunda alınan kararlar, Meclis onayı beklenmeden Resmi Gazete'de yayımlanarak yarından itibaren yürürlüğe girecek. Önlem paketleri için çıkarılan iki kararnamenin Meclis'te oylanacağı tarih henüz belli olmazken, Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) ve Sumar ittifakından oluşan azınlık koalisyon hükümetinin meclis onayı için Bask ve Katalan ayrılıkçı siyasi partileri ikna etmeleri gerekiyor. Ana muhalefetteki Halk Partisi (PP) ve aşırı sağcı Vox ise farklı gerekçelerle hükümetin aldığı kararlara karşı çıkıyor.
01:26 İran, Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt ve Bahreyn'deki bazı noktaları füze ve İHA'larla hedef aldı
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt ve Bahreyn, İran'dan fırlatılan füze ve insansız hava araçlarını (İHA) engellediklerini açıkladı.
BAE Savunma Bakanlığı, İran’ın 5 balistik füze ve 17 İHA fırlattığını, bunların tamamının hava savunma sistemlerince engellendiğini duyurdu.
Açıklamada ayrıca, "İran’ın saldırılarının başlangıcından bu yana 357 balistik füze, 15 seyir füzesi ve 1806 İHA'nın engellendiği" bilgisi paylaşıldı.
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ise İran kaynaklı 35 İHA'nın Doğu Bölgesi'nde engellenerek imha edildiğini bildirdi.
Kuveyt ordusu da İran'dan fırlatılan füze ve İHA'nın engellendiğini açıkladı, ancak sayıya ilişkin detay paylaşmadı.
Kuveyt Elektrik Bakanlığı ise engellenen füzelerden düşen parçalar nedeniyle 7 elektrik hattının hasar görerek devre dışı kaldığını duyurdu.
Bahreyn İçişleri Bakanlığı, İran saldırıları kapsamında dün sabah saatlerinden itibaren 4 kez hava saldırısı sirenlerinin çaldığını belirterek halka sığınaklara yönelmeleri çağrısı yaptı.
Bakanlık ayrıca, İran’ın saldırısı sonucu bir şirket tesisinde çıkan yangının söndürüldüğünü bildirdi.