ABD ve İsrail'in İran saldırılarında 35. gün. İran'ın altyapısı, kritik tesisler ve yerleşim alanları hedef alınıyor. Dün ülkede köprü, üniversite, sağlık merkezi, konutlar ve iskeleler vuruldu. Kerec'de yapım aşamasındaki B1 köprüsünün ardından Kum-Tahran otobanı da vuruldu. Trump köprüleri hedef almaya devam edeceklerini söyledi.
17:02 İran’da, ABD-İsrail saldırılarında vurulan spor kompleksinde basın toplantısı düzenlendi
İran’da geçen ay ABD ve İsrail saldırılarında zarar gören spor kompleksinde düzenlenen basın toplantısında saldırılara tepki gösterildi.
İstiklal Spor Kulübü Yöneticisi Ali Tacerniya'nın saldırılar sonucu yıkılan, Azadi Spor Kompleksi içerisinde bulunan ve 12 bin kişi kapasiteli kapalı spor salonun önünde düzenlediği basın toplantısına çeşitli spor dallarının federasyon yöneticileri ile İranlı bazı milli sporcular katıldı.
Sporun her zaman milletler arasındaki iletişimin ana unsurlarından biri olduğunu ifade eden Tacerniya, “Burası yarım asırdan fazla süredir çeşitli müsabakalara ev sahipliği yapıyordu. Farklı nesiller burada ülke sporu adına anı biriktirmişti. Spor merkezleri aileler için güvenli yerler olmalı. Buralar halk için inşa edilmiştir.” ifadesini kullandı.
Tacerniya, Azadi Spor Kompleksi’nin yanı sıra Fars eyaletindeki Lamerd Stadyumu ile Tahran'ın güneyindeki Besat Spor Kompleksi gibi spor yapılan birçok alanın saldırılar sonucunda zarar gördüğüne vurgu yaparak, uluslararası kamuoyundan, spora alanlarına yönelik saldırıların durdurulma çağrısı yapmasını istedi.
16:33 Papa, İsrail Cumhurbaşkanı Herzog ile Orta Doğu'da diyalog kanallarının yeniden açılmasını görüştü
Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo'nun, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile Orta Doğu'da devam eden ciddi çatışmayı sona erdirmek, adil ve kalıcı barış için tüm diplomatik diyalog kanallarının yeniden açılmasını görüştüğü bildirildi.
Vatikan'dan yapılan yazılı açıklamada, Papa ile Cumhurbaşkanı Herzog'un Paskalya Yortusu nedeniyle sabah telefon görüşmesi gerçekleştirdiği belirtildi.
Açıklamada, "Görüşmede, devam eden ciddi çatışmayı sona erdirmek, tüm Orta Doğu'da adil ve kalıcı bir barışa ulaşmak amacıyla diplomatik diyalog kanallarının yeniden açılmasının gerekliliği bir kez daha vurgulandı. Görüşmenin devamında ayrıca sivil halkın korunmasının önemi ve uluslararası hukuk ile insancıl hukuka saygının teşvik edilmesi üzerinde duruldu." ifadeleri kullanıldı.
İsrail Cumhurbaşkanlığından görüşmeye ilişkin yapılan yazılı açıklamada da iki liderin Lübnan'daki durum, özellikle de sınırın her iki tarafındaki Hristiyan topluluklarının güvenliğinin önemi üzerinde durduğu kaydedildi.
İsrail ordusunun, geçen ay Lübnan'ın güneyine yaptığı topçu saldırısında, Maronit rahip Pierre El-Rahi hayatını kaybetmiş, Papa olaydan derin üzüntü duyduğunu belirtmişti.
16:01 Trump: "Hürmüz Boğazı'nı kolayca açabilir, petrolü alabilir ve servet kazanabiliriz"
ABD Başkanı Donald Trump, ülkesi ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları sürdürdüğü dönemde, Hürmüz Boğazı'nı açabileceklerini ve "petrolü alıp servet kazanabileceklerini" belirtti.
Başkan Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Biraz daha zamanla, Hürmüz Boğazı'nı kolayca açabilir, petrolü alabilir ve servet kazanabiliriz." ifadesini kullandı.
Trump önerdiği hamlenin "dünya için bol petrol anlamına gelebileceğini" kaydetti.
Hürmüz Boğazı'ndaki trafik, savaş nedeniyle kesilmişti
ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları ve İran'ın misillemeleri ile Basra Körfezi'nde tırmanan gerilim nedeniyle, küresel mal ve enerji ticareti açısından kritik bir geçiş hattı olan Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiği büyük ölçüde kesilmişti.
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Katar, Irak ve İran'ı dünya pazarlarına bağlayan Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25'inin, sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin ve gübre ticaretinin yaklaşık yüzde 30'unun ana güzergahı konumunda bulunuyor.
Çin'in ithal ettiği petrolün yaklaşık yüzde 45'i, sıvılaştırılmış doğal gazın yüzde 30'u Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndan geçerek ülkeye ulaşıyor.
Boğazdaki tanker trafiğindeki kesintiler, küresel petrol tedarikinde aksamalara ve petrol fiyatlarında artışa yol açtı.
15:34 İran devlet televizyonu: Düşürülen ABD uçağının pilotunu sağ ele geçirene ödül verilecek
İran devlet televizyonu, düşürülen ABD'ye ait savaş uçağının pilot ya da pilotlarını sağ yakalayana ödül verileceğini duyurdu.
Devlet televizyonuna bağlı yayın yapan Kohgiluye ve Buyerahmed eyaletinin televizyon kanalında eyalet sakinlerine hitaben okunan açıklamada, "Düşmanın pilot ya da pilotlarını sağ halde polis ve askeri yetkililere teslim ederseniz değerli bir ödül elde edeceksiniz." ifadeleri kullanıldı.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, sabah saatlerinde ülkenin orta kesimlerinde bir savaş uçağını hava savunma sistemleriyle vurarak düşürdüğünü duyurmuştu.
İran basını, ABD'ye ait savaş uçağının pilotunun yakalanarak esir alınmış olabileceğini yazmıştı.
Yarı resmi Tesnim Haber Ajansının haberinde, "Bazı bilgilere göre, bu sabah Devrim Muhafızları Ordusu tarafından gelişmiş Amerikan savaş uçağının imha edilmesinin ardından uçağın pilotu fırlatma koltuğunu kullanarak ülke içine indi." ifadelerine yer verilmişti.
Uçağın düştüğü Kohgiluye ve Buyerahmed eyaletindeki haber kaynaklarının, ABD'nin uçağın pilotunu kurtarmak için Black Hawk helikopteri ve bir C-130 askeri kargo uçağıyla arama çalışmalarına teşebbüs ettiğini ancak çabalarının başarısız olduğunu bildirdiği aktarılmıştı.
İran'ın sabah saatlerinde düşürüldüğünü açıkladığı uçağa ilişkin ise CENTCOM'dan henüz bir paylaşım yapılmadı.
14:50 Johns Hopkins Üniversitesinden İran uzmanı Nasr, Washington için "tek açık yol"un İran'la görüşmek olduğunu belirtti
ABD'de Johns Hopkins Üniversitesinden İran uzmanı Vali Nasr, ABD-İsrail'in İran'a saldırılarına ilişkin, Washington yönetimi için geriye kalan "tek açık yol"un İran'la görüşmek olduğu değerlendirmesinde bulundu.
CNN televizyonuna konuşan Nasr, ABD-İsrail'in İran'a saldırıları ve savaşın gidişatı hakkında açıklama yaptı.
Nasr, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a ilişkin açıklamalarına değinerek, "Konuşmasından anladığım kadarıyla köşeye sıkışmış durumda ve iç politikada baskı hissediyor." ifadesini kullandı.
Başkan Trump'ın karşısında üç seçenek olduğunu belirten Nasr, bunların, "İran'ı karadan işgal etme, zafer ilan edip savaşı bırakma ya da müzakere masasına oturma" olduğunu söyledi.
Trump'ın konuşmasında, karadan işgal seçeneğini dile getirmediğini kaydeden Nasr, savaşı terk etme seçeneğinin ise İsrail'in buna uymama ve Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmaya devam etme ihtimali taşıdığını vurguladı.
Nasr, bu nedenle geriye kalan "tek açık yolun" İran'la görüşmek olduğuna işaret ederek, "Bir bakıma aslında (Trump'ın) çok fazla seçeneği yok ve İran'ı müzakere masasına oturtması gerekiyor ve savaş tehditleri bu konuda işe yaramayacaktır." diye konuştu.
14:16 ABD-İsrail ile İran savaşında veri merkezleri hedef olmaya devam ediyor
İran'ın Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki bulut bilişim merkezlerini hedef alması, yapay zeka ve veri merkezlerinin modern savaş ortamındaki yerini bir kez daha dünya gündemine taşıdı.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, İran ile ABD-İsrail arasındaki çatışmalar devam ederken, İran 2 gün önce Bahreyn'de bulunan Amazon'a ait bulut bilişim merkezini hedef aldı. İran, dün gece de Birleşik Arap Emirlikleri'nde (BAE) bulunan ABD merkezli bulut bilişim şirketi Oracle'ın hedef alındığını duyurdu.
İran resmi haber ajansı IRNA, İran Devrim Muhafızları Ordusunun (DMO), ABD'li Oracle firmasının Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki veri merkezini ve bilişim altyapısını hedef aldığını bildirmesine rağmen Dubai makamları bu iddiayı yalanladı.
Veri merkezleri ateş hattının ortasında kaldı
İran'ın savaşın ilk günlerinde Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn'deki Amazon Web Services (AWS) veri merkezlerini hedef alması dünya gündemini uzun süre meşgul etti.
Savaşın ilerleyen günlerinde İran'ın bazı ABD'li teknoloji şirketlerine ait ofis ve altyapıları hedef listesine aldığını duyurması, teknoloji şirketlerinin de savaş sahasının en önemli unsurlarından biri olmasına yol açtı.
Veri merkezleri uzun zamandır siber saldırıların hedefi haline gelirken, İran ile ABD-İsrail savaşında tarihte ilk kez fiziksel hedef oldu. Son dönemde önce Venezuela ve sonrasında İran'a yönelik yapılan operasyonlarda yapay zekanın öneminin giderek artması, veri merkezlerini ateş hattının tam ortasına getirdi.
The Conversation'da yer alan habere göre, ABD ordusu, gelişmiş yapay zeka yeteneklerini karar destek sistemlerine giderek daha fazla dahil ediyor. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun ele geçirilmesi operasyonundan İran'a yönelik askeri saldırıların desteklenmesine kadar ABD, özellikle istihbarat analizi ve operasyonel destek için yapay zekayı aktif kullanıyor.
Yapay zeka savaş alanlarının vazgeçilmez bir unsuru haline geldi
Savaş alanlarında yapay zeka kullanımı İran ile ABD-İsrail savaşında zirve noktasına ulaşırken, özellikle ABD ve İsrail'in bu alandaki faaliyetleri uzun zamandır sürüyor.
Irak ve Afganistan savaşları sırasında Palantir, sahadaki verilerin birleştirilmesini ve isyancı ağların analizini mümkün kılan istihbarat platformları sağlarken, Google'ın Project Maven programı insansız hava araçlarından gelen görüntüleri analiz etmişti.
Microsoft Azure ve Amazon AWS savunma bulut altyapılarını desteklerken, Lockheed Martin, Raytheon ve Northrop Grumman gibi savunma şirketleri ise füze savunma sistemlerine, ISR platformlarına ve otonom araçlara makine öğrenmesi uygulamalarını entegre etmişti.
İsrail, Gazze saldırılarında bulut ve yapay zeka kullanımını artırdı
İsrail de ABD gibi yapay zeka ve bununla bağlantılı olarak veri merkezlerini savaş alanlarında kullanıma alan ülkelerden biri olarak öne çıktı.
Amazon, Google ve İsrail hükümeti arasında 2021'de imzalanan Nimbus Projesi de bu gelişmelerin ardından yeniden tartışmaların odağına oturdu.
Veri depolaması, toplaması, analizi, veri üzerinden motif ve özellik tanımlaması, bu toplanan bilgilerle olası veri ve motif tahmini yapılmasını sağlayan bir bulut (Cloud) ve makine öğrenimi sisteminden oluşan proje, 2024'te Google çalışanları tarafından protesto edildi. Google ise buna karşılık olarak 1,2 milyar dolar değerindeki Nimbus Projesi anlaşmasını protesto eden 28 çalışanını işten çıkardı.
Washington Post'ta yer alan habere göre, Google'ın bulut departmanı, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının hemen ardından İsrail ordusuyla çalışmaya başladı. Amazon ile İsrail'e yapay zeka sağlama konusunda yarışa giren şirket, bu kapsamda İsrail'e verdiği hizmeti artırdı.
Washington Post'un ele geçirdiği belgelerden birinde yer alan bilgiye göre, bir Google çalışanı, şirketi İsrail ordusunun isteklerinin acil karşılanması konusunda uyarıyor, aksi takdirde İsrail'in Amazon'un bulut hizmetini kullanacağını söylüyor.
Kasım 2023 tarihli diğer belgede bir çalışan, iş arkadaşına İsrail ordusunun isteklerini yerine getirdiği için teşekkür ederken, aylar sonra attığı başka bir mesajda İsrail ordusunun ihtiyaçları için yapay zeka araçlarına ek erişim istiyor.
ABD'li şirketler Körfez'e milyarlarca dolarlık teknoloji yatırımı yaptı
Öte yandan, ABD'li dev teknoloji firmaları, Körfez bölgesine yoğun yatırımlar yaparak hızla büyüyen bir veri merkezi, bulut hizmetleri ve yapay zeka altyapısı ağı inşa etti. Bölge, enerjiye erişim ve nispeten düşük elektrik maliyetleri nedeniyle cazip hale gelerek, gelişmekte olan küresel bir teknoloji merkezi konumuna geldi.
Şirketlerin şu ana kadar yaptığı yatırımların dışında, yapım aşamasındaki projeleri de bulunuyor. Bunlar arasında "Stargate BAE" öne çıkan projelerden biri olarak dikkati çekiyor. Cisco, OpenAI, Oracle ve Nvidia gibi şirketlerin dahil olduğu "Stargate BAE" veri merkezi kampüsünün, ABD dışındaki türünün en büyük projesi olması bekleniyor. Yaklaşık 26 kilometrekarelik devasa bir alana yayılan ve 30 milyar dolara mal olan kompleksin bu yıl faaliyete geçeceği öngörülüyor.
Google, Suudi Arabistan'ın varlık fonuyla birlikte 10 milyar dolarlık ortak bir yatırımla Suudi Arabistan ve Katar'da bulut bölgeleri açarken, Amazon, Microsoft ve Oracle gibi devlerin de bölgede milyar dolarlık yatırımları bulunuyor.
13:51 Almanya Dışişleri Bakanı, Trump'ın NATO'ya ilişkin sözlerinden endişe duyduğunu belirtti
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO'ya ilişkin açıklamalarından endişe duyduğunu söyledi.
Wadephul, Funke Medya grubuna yaptığı açıklamada, dünyanın güvenli olmayan bir yer haline geldiğini, bu yüzden NATO müttefiklerinin daha sıkı birlikte durması gerektiğini belirtti. "Ortak hedefleri paylaşıyoruz." diyen Wadephul, NATO'nun dünyanın en başarılı savunma ittifakı olduğunu belirtti.
Wadephul, Avrupalıların gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 5'ini savunmaya ayırmayı taahhüt ettiğini anımsatarak, "Hiç olmadığı kadar güçlüyüz." değerlendirmesinde bulundu.
ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO'yu "kağıttan kaplan" olarak nitelendirmesi ve ittifaktan çekilmekle tehdit etmesinin hatırlatılması ve bundan endişe duyup duymadığının sorulması üzerine Wadephul, "Elbette bu tür açıklamalar, beni endişelendiriyor. NATO, Almanya'nın güvenliği için olduğu gibi tüm müttefiklerin güvenliği için de son derece büyük önem taşıyor. İttifaka olan açık bağlılığımız ve kararlı duruşumuzun, ABD’yi bu başarı hikayesini birlikte yazmaya devam etmeye ikna edeceğini düşünüyorum." ifadesini kullandı.
Wadephul, bu ortaklıktan doğan gücü terk etmenin ABD'nin çıkarına olmadığını vurgulayarak, tüm müttefiklere kolektif savunma taahhüt eden NATO'nun 5. maddesini anımsattı.
Bu maddenin 11 Eylül 2001'deki saldırılardan sonra işletildiğini belirten Wadephul, Almanya'nın 20 yıl boyunca Afganistan'da ABD'nin yanında durduğunu söyledi.
Wadephul, ayrıca NATO üyeliğinden ayrılmanın sadece Amerikan başkanının kararıyla gerçekleşmeyeceğini, bunun için en azından Senato'nun onayının da gerektiğini aktardı.
"NATO üyesi olmayan Ukrayna, ABD'nin yardımı olmadan ayakta kalabilir mi?" şeklindeki bir soruya da Wadephul, Ukrayna'nın Rusya'nın saldırganlığına bu kadar iyi bir şekilde direnmesine, ABD'nin hala önemli katkı sağladığını, bu arada Almanya'nın Ukrayna'nın en önemli destekçisi olduğunu kaydetti.
13:15 İran, Zencan kentini hedef alan bir seyir füzesinin hava savunma sistemleriyle engellendiğini açıkladı
İran Devrim Muhafızları Ordusu, Zencan kentini hedef alan 454 kilogramlık savaş başlığı taşıyan bir seyir füzesinin hava savunma sistemleriyle engellendiğini duyurdu.
Devrim Muhafızları Ordusunun açıklamasında, "Ülkenin entegre hava savunma ağının yeni gelişmiş savunma sistemi tarafından, Zencan semalarında düşmana ait 1000 poundluk (454 kilogram) savaş başlığı taşıyan gelişmiş, gizli, uzun menzilli bir seyir füzesi imha edildi." ifadeleri kullanıldı.
Vurulan seyir füzesine ait olduğu iddia edilen fotoğraflar, ülke medyasında paylaşıldı.
İran'daki saldırılarda ABD ordusu,Tomahawk seyir füzeleri, İsrail ise savaş uçaklarından atılan Bullseye seyir füzelerini kullanıyor.
ABD ordusunun, 28 Şubat'ta Minab kentinde bir ilkokula düzenlenen ve yaşları 7-12 arasındaki 168 öğrenci dahil 180'den fazla kişinin hayatını kaybettiği saldırıları da Tomahawk füzeleriyle gerçekleştirdiği Amerikan basınında yer almıştı.
12:54 ABD'li Senatör Murphy, ülkesinin İran'a karşı "savaşı kaybettiğini" savundu:
ABD'li Demokrat Senatör Chris Murphy, ülkesinin Orta Doğu'da İran'a karşı sürdürdüğü saldırılara tepki göstererek, "Biz bu savaşı kaybediyoruz." ifadesini kullandı.
Senatör Murphy, ABD Başkanı Donald Trump'ın hafta içinde Beyaz Saray'da İran gündemine ilişkin güncel durumu değerlendirdiği "Ulusa Sesleniş" konuşmasındaki ifadelerine tepki gösterdi.
Konuşmanın içeriğinin "sadece Trump'ın zihninde var olan gerçekliklere dayandığını" belirten Murphy, ABD'nin İran'a karşı saldırılarına yönelik "Biz bu savaşı kaybediyoruz." dedi.
ABD'nin, (İran'ın) tüm füze, insansız hava araçları ve nükleer programlarını yok edemeyeceğini dile getiren Murphy, "İran, özellikle Hürmüz Boğazı'nı kalıcı olarak kontrol altına alırsa, bölgede savaştan öncekinden daha fazla güç sergiler. Sahip olmadığımız milyarlarca doları harcıyoruz ve dünyayı istikrarsızlaştıran ve bizi beceriksiz gösteren bir savaşta Amerikan hayatlarını kaybediyoruz." ifadelerini kullandı.
Murphy, marttaki bir açıklamasında da ABD'nin İran ile savaşa neden girdiği konusunda "ikna edici argümanlar" görmediklerini belirterek, "İsrail bize İran'a ne zaman savaş açacağımızı söylememeli. Bu nasıl bir ortaklık?" demişti.
12:33 NATO, kuruluşunun 77. yıl dönümünde, en güçlü üyesi ABD'nin ayrılma riskiyle karşı karşıya
Kurulduğu günden bu yana hiçbir üyesini kaybetmeden genişlemeyi sürdüren Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), 77. yılında en güçlü üyesi ABD'nin ayrılma ihtimalinin tartışıldığı kritik bir süreçten geçiyor.
AA muhabiri, NATO'nun genişleme sürecinin aşamaları, Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya katılım sürecinde yaşananları ve ABD ile NATO arasında yaşanan sürtüşmeleri derledi.
NATO, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) Avrupa'da genişlemesini engellemek amacıyla 4 Nisan 1949'da ABD'nin başkenti Washington'da kuruldu.
Merkezi Belçika'nın başkenti Brüksel'de bulunan NATO, kuruluşundan bu yana hiçbir üyesini kaybetmeden genişlemesini sürdürüyor.
Başlangıçta ABD, Kanada, Belçika, İngiltere, Danimarka, Fransa, Hollanda, İtalya, İzlanda, Lüksemburg, Norveç ve Portekiz olmak üzere 12 ülkeyi bir araya getiren ittifak, uyguladığı "açık kapı" politikası sayesinde geride bıraktığı 77 yılda 32 üyeye ulaştı.
NATO'nun genişlemesi
Türkiye, 1950'de Kuzey Kore'nin Güney Kore'yi işgal etmesiyle başlayan Kore Savaşı'na 4 tugay asker göndermesinin ardından, 18 Şubat 1952'de Yunanistan ile aynı tarihte NATO'ya üye oldu.
Almanya'nın 1955'te, İspanya'nın 1982'de üye olduğu NATO'ya 1999'da Çekya, Macaristan ve Polonya, 2004'teki gelişmede ise Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya ve Slovenya katıldı.
Doğu Avrupa'daki sınırlarını genişleten NATO, yönünü Balkanlara doğru çevirerek 2009'de Arnavutluk ile Hırvatistan'ı, 2017'de Karadağ'ı, 2020'de ise Kuzey Makedonya'yı ittifaka dahil etti.
Şubat 2022'de patlak veren Rusya-Ukrayna Savaşı ile değişen güvenlik ortamı, askeri alanda uzun süredir tarafsızlık politikası izleyen Finlandiya ve İsveç'i Mayıs 2022'de NATO üyeliğine başvurmaya yöneltti.
İsveç ve Finlandiya'nın üyelik süreci
İspanya'nın başkenti Madrid'de 28 Haziran 2022'de düzenlenen zirvenin öncesinde, Türkiye, İsveç ve Finlandiya Üçlü Muhtıra'yı imzalayarak terörle mücadelede işbirliğini artırma taahhüdünde bulundu.
Muhtıra kapsamında, Daimi Ortak Mekanizma da kuruldu. Macaristan Meclisi ile TBMM Mart 2023'te Finlandiya'nın üyeliğine onay verdi.
Resmi prosedürlerin tamamlanmasının ardından Rusya ile 1340 kilometrelik kara sınırı olan Finlandiya 4 Nisan 2023'te NATO'ya üye oldu.
Finlandiya'nın NATO üyelik süreci, bir yıldan daha kısa sürede tamamlanarak, en hızlı ilerleyen üyelik süreçlerinden biri olarak kayıtlara geçti.
TBMM'nin ve Macaristan Ulusal Meclisinin şubatta verdikleri onayların ardından İsveç, 7 Mart 2024'te NATO'nun 32. üyesi oldu.
Öte yandan, Bosna Hersek, Gürcistan ve Ukrayna da NATO üyeliğine yönelik isteklerini dile getirdi.
ABD'nin savunma bütçesine yönelik eleştirileri
NATO devlet ve hükümet başkanlarının 2014'te aldıkları karar uyarınca üye ülkelerin gayri safi yurtiçi hasılalarının (GSYH) en az yüzde 2'sini savunmaya harcamaları gerekiyor.
ABD Başkanı Donald Trump, 2025'te yürüttüğü seçim kampanyasından bu yana, Avrupa ülkelerinin askeri ittifaka yaptıkları katkıyı eleştirerek NATO üyelerinin savunma harcamalarını GSYH'lerinin yüzde 5'ine yükseltmelerini istedi.
NATO savunma bütçesinde ABD'nin payının diğer müttefiklere göre daha fazla olduğunu ve bu durumun "haksızlık" olduğunu sık sık ifade eden Trump, Avrupa'yı NATO'dan çekilmekle tehdit etmeye başladı.
Trump'ın müttefik ülkelere yönelik külfet paylaşımını artırma çağrıları doğrultusunda, NATO üyeleri 2025'te savunma harcamalarını 2024'e kıyasla yüzde 20 artırdı.
Buna rağmen, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin 26 Mart'ta yayımladığı 2025 Yıllık Raporuna göre, İttifakın toplam savunma harcamalarının yüzde 60'ını ABD yaptı.
NATO üyelerinin İran saldırılarına destek vermemesi
NATO'nun temelini oluşturan ve kolektif savunma ilkesini tesis eden Kuzey Atlantik Antlaşması'nın 5. maddesine göre, müttefiklerden birine yapılan saldırı tüm müttefiklere yapılmış sayılıyor ve her üye buna karşı gerekli gördüğü şekilde karşılık verme yükümlülüğü üstleniyor.
Bu nedenle ABD Başkanı Trump, İsrail ve ABD'nin 28 Şubat'ta İran'a başlattığı saldırılarda NATO'nun ABD'ye destek vermemesini eleştirerek, yardımın "otomatik olarak" gelmiş olması gerektiğini savunuyor.
Avrupalı liderler ise saldırıların başlangıcından bu yana yaptıkları açıklamalarda sık sık "Bu bizim savaşımız değil." mesajını veriyor. ABD ve İsrail'in kendilerine danışmadan saldırılar başlatmasına tepki veren liderler, müttefikler arasında koordinasyon sağlanması gerektiğine işaret ediyor.
Ayrıca, Trump'ın tüm tehditlerine rağmen Avrupalı ülkelerin birçoğu İran'a yönelik saldırılar için üslerinin kullanılmasına izin vermedi.
Trump 28 Mart'ta yaptığı açıklamada, İran'la "savaş" sürecinde Körfez ülkelerinin kendilerine destek verdiğini ancak NATO ülkelerinin yardıma gelmediğini kaydederek "Onlar bizim yanımızda değilse, biz neden onların yanında olalım ki?" dedi.
Başkan Trump, 1 Nisan'da The Telegraph gazetesine verdiği mülakatta da ABD'nin NATO'dan çekilme ihtimalini "gözden geçirilmenin de ötesinde" olarak niteleyerek "(NATO) Onların kağıttan kaplan olduğunu hep biliyordum, bu arada (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin de bunu biliyor." ifadesini kullandı.
Müttefikler arasındaki Grönland krizi
Trump'ın, Kuzey Amerika ve Avrupa arasında bulunan ve Danimarka Krallığı'na bağlı özerk bölge olan Grönland'ı almak istediğine ilişkin açıklamaları da NATO içinde sürtüşmelere neden oldu.
Ülkesinin "ulusal güvenlik amacıyla Grönland'a ihtiyacı olduğunu" ve bunun "inşa edilen Altın Kubbe için hayati önem taşıdığını" ifade eden Trump, Danimarka'nın Grönland'ı "Rus tehdidinden korumak için hiçbir şey yapamadığını" savundu.
Avrupalı liderler Trump'ın bu açıklamalarına tepki göstererek Grönland'ın Danimarka'nın egemenliğinde olduğunu vurguladı.
Bunun üzerine Başkan Trump, 17 Ocak'ta, ABD'nin Grönland'ı almasına karşı çıktıkları gerekçesiyle Danimarka, Norveç, İsveç, Fransa, Almanya, Birleşik Krallık, Hollanda ve Finlandiya'dan ithal edilen mallara 1 Şubat'tan itibaren yüzde 10 tarife getirileceğini, 1 Haziran'da bu oranın yüzde 25'e çıkarılacağını duyurdu.
Trump, İsviçre'nin Davos kasabasında düzenlenen 56. Dünya Ekonomi Forumu (WEF) kapsamında yaptığı açıklamada, NATO ile anlaşma çerçevesine ulaşıldığını belirterek 1 Şubat'ta yürürlüğe girmesi planlanan tarifeleri uygulamayacağını açıkladı.
12:01 Kuveyt: İran saldırısı sonucu enerji ve su arıtma tesislerinde hasar meydana geldi
Kuveyt Elektrik ve Su Bakanlığı, İran'dan yapılan saldırısı sonucu enerji ve su arıtma tesislerinden birinde maddi hasar meydana geldiğini duyurdu.
Bakanlık Sözcüsü Fatma Abbas Cevher Hayat, bakanlığın ABD merkezli X platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, "enerji ve su arıtma tesislerinden birinde İran tarafından saldırı düzenlendiğini" kaydetti.
Tesislerin bazı bölümlerinde saldırı sonucu maddi hasar meydana geldiğini olayın ardından derhal müdahale edildiği ve tesisin çalışma kapasitesinin devamı için gerekli operasyonun yapıldığını belirtti.
Bakanlık Sözcüsü Hayat, hasar gören bölgelerin güvenliğini sağlamak için güvenlik birimleri ve ilgili makamlarla tam koordinasyon içinde olunduğunu ifade etti.
Halkı sükunete ve asılsız söylentilere itibar etmemeye ve bilgileri resmi kaynaklardan almaya davet eden Sözcü, tüm teknik ekiplerin her türlü acil duruma karşı yüksek verimlilikle 24 saat esasına göre çalıştığını duyurdu.
11:51 İran'ın İsrail'in kuzeyini hedef aldığı misillemede füze parçaları Hayfa'ya isabet etti
ABD-İsrail'in saldırılarını sürdürdüğü İran'ın, İsrail'in kuzeyini hedef alan misillemesinde füze parçaları Hayfa kentinde çeşitli bölgelere isabet etti.
İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı, füze parçalarının Hayfa kentinde bazı noktalara düştüğünü fakat henüz yaralanma raporu almadıklarını bildirdi.
Arama kurtarma ekiplerinin isabet olan bölgelere intikal ettiği aktarılan açıklamada, gerekli görülmesi halinde güncelleme yapılacağı kaydedildi.
İsrail'in Kanal 12 televizyonu, İran'ın misillemesinin ardından İsrail'in kuzeyindeki Hayfa kenti çevresinde sirenlerin çaldığını bildirdi.
Haberde, Hayfa'nın Kiryat Ata bölgesinde bir binanın ve bazı araçların isabet aldığı belirtildi.
Bir füzenin çok başlıklı olduğu belirtilirken füze parçalarının düştüğü bölgelerde bazı araçların alev aldığı ve hasar meydana geldiği görüldü.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran'dan füze ateşlendiğinin tespit edildiği ve hava savunma sistemlerinin füzeleri önlemeye çalıştığı belirtilmişti.
11:41 İran: ABD'nin kara saldırısına hazırız, Amerikan askerlerine felaket yaşatacağız
İran Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Ebulfazl Şikarçi, ABD'nin kara saldırısı tehditlerine ilişkin "Amerika'nın kara saldırısının başlamasını bekliyoruz çünkü onlara dünyanın en zayıf ülkesini dahi asla işgal etmeyi düşünemeyecekleri bir ders vereceğiz. Silahlı kuvvetlerimiz buna hazır." dedi.
Devlet televizyonunda katıldığı programda konuşan Şikarçi, ABD-İsrail'in ülkesine saldırılarıyla başlayan savaşa dair gelişmeleri ve ABD Başkanı Donald Trump'ın tehditlerini değerlendirdi.
ABD'nin İran'a karşı yanlış hesaplamalar yaptığını söyleyen Şikarçi, şöyle devam etti:
"Trump, İran'la savaşa yanlış tahminler ve hesaplamalarla girdi ve hiçbir gerekçe olmadan İran halkına karşı saldırganlığa başladı. Halkımıza verdikleri zarara karşılık veriyoruz, savaş kışkırtıcılığı yapmıyoruz. Minab'da genç kız ve erkek çocukların bulunduğu bir okula Tomahawk füzelerini attılar ve 160'tan fazla çocuğu kana buladılar.
Bu, Amerika gibi bir ülkenin ve Trump gibi bir Başkan'ın çaresizliğini ortaya koyuyor. Devrim Rehberini (Ayetullah Ali Hamaney) öldürürlerse ülkenin kısa sürede lidersiz kalacağını sandılar. Bunların İran'ın yapısı hakkında hiçbir bilgileri yok ve cehalet içindeler."
ABD'nin kara saldırısı tehditlerine ilişkin ise Şikarçi, "Amerika'nın kara saldırısının başlamasını bekliyoruz çünkü onlara dünyanın en zayıf ülkesini dahi asla işgal etmeyi düşünemeyecekleri bir ders vereceğiz. Silahlı kuvvetlerimiz buna hazır." diye konuştu.
"Yüz yüze çatışmalarda Amerikalılara öyle bir felaket yaşatacağız ki gelecek nesiller boyunca hiç kimse bir daha ABD ordusuna gönüllü olarak katılmayacak." ifadelerini kullanan Şikarçi, ABD'nin bölgedeki üslerini vurduklarını ve Amerikan askerlerinin üsleri terk ettiğini hatırlattı.
Şikarçi, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bölge halkını canlı kalkan olarak kullandınız. Bugün kayıplardan kaçınmak için ticari limanlarda, fabrikalarda, ofislerde ve otellerde saklanıyorsunuz ancak kara saldırısında böyle bir sığınak veya insan kalkanı yoktur ve biz böyle bir senaryoya çok güçlü şekilde hazırlandık. Şu ana kadar söylediğimiz her şeyi de gerçekleştirdik."
11:21 Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanması, denizlerdeki kritik geçiş noktalarının önemini hatırlattı
ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşta Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanmasının küresel siyasete ve ekonomiye yansımaları, dünyada seyrüsefer rotalarındaki boğaz ve kanal gibi diğer kritik geçiş noktalarının önemini gündeme getirdi.
Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25'i, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yaklaşık yüzde 20'si ve gübre ticaretinin yaklaşık 3'te 1'i, Basra Körfezi ile Umman Denizi arasındaki Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor.
ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a başlattığı saldırılar ve İran'ın misilleme olarak Hürmüz Boğazı'nı bu ülkelerle bağlantılı ticari gemilere fiilen kapatmasının ardından, buradaki gemi trafiği sert şekilde düştü.
Küresel deniz ticaretinin en kritik geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı'nın fiilen devre dışı kalması, enerji arzına yönelik endişeleri artırdı ve büyük ekonomik kayıplara neden oldu.
Savaş devam ederken bir yandan da Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanmasına duyulan ihtiyaç, buradan taşınan enerjiyi kullanan ülkelere olası seçeneklerini sorgulatırken, NATO gibi ittifaklar arasında da fikir ayrılıklarına yol açtı.
Ayrıca Yemen'deki İran destekli Husilerin 28 Mart'ta İsrail'e füze fırlatarak savaşa dahil olması, büyük nüfuza sahip oldukları Babül Mendeb Boğazı'nı gelecek günlerde nelerin beklediği konusunda soru işaretlerini artırdı.
Tüm bu gelişmeler, dünya sularındaki boğaz gibi doğal ve kanal gibi insan yapımı diğer kritik geçiş noktalarının özellikle bölgesel ve küresel gerilim ortamında önemine dikkatleri çekti.
Dünyada ticaret büyük oranda deniz yoluyla yapıldığı için bu geçiş noktalarındaki her tür aksama, ciddi gecikmelere yol açarak daha uzun rotaların izlenmesini zorunlu kılma ve maliyetleri artırma riski taşıyor.
Türk Boğazları, Karadeniz'in açık denizlerle tek bağlantısı
Karadeniz'i Marmara'ya ve Marmara'yı Ege'ye bağlayan İstanbul ve Çanakkale Boğazları, dünya deniz ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olmayı sürdürüyor.
Akdeniz ile Karadeniz arasındaki tek deniz bağlantısı konumundaki bu iki boğaz, Doğu Avrupa'nın büyük bölümünü dünya pazarlarına açıyor ve küresel enerji piyasaları için hayati önem taşıyan petrol ve doğal gazın geçişinde kullanılıyor.
Güçlü akıntılar, keskin dönüşler ve değişken hava koşulları nedeniyle seyir bakımından dünyadaki en zor su yolları arasında sayılan bu iki boğaz, tehlikeli yük taşıyan gemilerin yol açabileceği kazalara karşı da yasal düzenlemeler ve önlemlerle korunuyor.
Türkiye'nin boğazlarındaki egemenlik haklarını belirleyen ve 1936'da yürürlüğe giren Montrö Boğazlar Sözleşmesi de barış, savaş ve Türkiye'ye yönelik savaş tehdidi durumuna göre buralardan savaş gemilerinin geçişini düzenliyor.
Süveyş Kanalı ve onun inşasıyla önem kazanan Babül Mendeb Boğazı
Afrika'nın en güneybatı ucu kabul edilen Ümit Burnu, bir zamanlar Avrupa'dan Uzak Doğu'ya giden gemilerin uğrak noktasıyken, nakliye rotasını uzatması, değişken hava koşulları ve dalgaların oluşturduğu tehlike nedeniyle ticari gemiler tarafından eskisi kadar tercih edilmiyor.
Bugün Mısır sınırlarında yer alan Süveyş Kanalı, 1869'da hizmete açılmasından bu yana Kızıldeniz'i, Akdeniz'e bağlıyor ve dünyanın en kalabalık geçitleri arasında ön sıralarda yer alıyor.
Kanal, Avrupa ve Asya kıtaları arasında Ümit Burnu'nu dolaşmadan yük taşınmasını ve deniz ulaşımını sağladığı için denizcilik bakımından önemli konumda bulunuyor.
Bu kanaldaki aksamaların etkisinin son dönemde hafızalarda en çok yer edinen örneklerinden biri, 400 metre uzunluğundaki bir yük gemisinin 2021'de kanalda sıkışarak geçiş yolunu kapatması oldu.
Geminin sıkışmasıyla kanalda uzun gemi kuyrukları oluştu ve ham petrol, LNG ve pek çok ürün sevkiyatında aksamalar yaşandı. Bu süreçte Mısır'ın günlük yaklaşık 12-14 milyon dolar zarara uğradığı, 6 gün süren tıkanmanın küresel ticarete verdiği günlük zararın ise 10 milyar dolar civarında olduğu belirtiliyor.
Süveyş Kanalı'nın inşa edilmesiyle Yemen ile Cibuti arasındaki Babül Mendeb Boğazı da Akdeniz ile Doğu Asya arasındaki bağlantının ayrılmaz bir parçası haline geldi.
Hint Okyanusu ile Kızıldeniz'i birbirine bağlayan bu boğaz, Körfez ülkelerinden petrolün ve doğal gazın Avrupa'ya ulaştırılmasında kullanılıyor.
Husilerin, İsrail'in Gazze'deki saldırılarına tepki amacıyla İsrail bağlantılı gemileri hedef almasından dolayı bu boğazdaki gemi trafiğinin azalarak Ümit Burnu'na kayması, savaşa yeni katılan İran destekli grubun gelecek adımlarına yönelik merakı artırıyor.
Önce zorlu inşaat, sonra tehditlerin gölgesinde Panama Kanalı
Atlas ve Pasifik okyanuslarını Orta Amerika'dan geçecek şekilde birbirine bağlayan Panama Kanalı da önceden Güney Amerika'nın güney ucundaki Macellan Boğazı'dan geçilmesini gerektiren uzun ve tehlikeli rotaya alternatif olarak geliştirilen bir diğer insan yapımı proje olarak öne çıkıyor.
Saha çalışmalarına 1881'de başlanan proje, inşaatın zorlukları, salgınlar, depremler gibi üst üste felaketlerle sekteye uğramasının ardından 1904'te ABD tarafından üstlenildi ve kanal 1914'te hizmete açıldı.
Panama'nın 1999'da kontrolünü ABD'den tamamen devraldığı kanal, ABD'nin doğu ve batı yakaları arasındaki gemi ticaretini kısaltmasının yanı sıra Çin gibi güçler için stratejik bir nokta olarak kabul ediliyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci kez göreve gelmesinden itibaren "Çin tarafından kontrol edildiğini" iddia ettiği kanalın yönetiminin Panama'ya devredilmesini tarihi bir "hata" olarak tanımlaması ve geri alınması konusunda tehditlerde bulunması dünyanın dikkatini buraya çevirmişti.
En büyük petrol trafiği Malakka Boğazı'nda
Hint Okyanusu ve Pasifik Okyanusu'nu birbirine bağlayarak Orta Doğu'daki tedarikçiler ve Asya'daki alıcılar arasında en kısa deniz yolunu oluşturan Malakka Boğazı, Endonezya, Malezya ve Singapur arasında yer alıyor.
Boğaz, petrol transit hacmi açısından dünyadaki en büyük dar geçit olarak stratejik önem arz ediyor.
Çin'de dönemin Devlet Başkanı Hu Cintao, 2003'te "Malakka İkilemi" şeklinde nitelendirdiği kavramla, "bazı güçlerin" bu boğazdaki "seyrüseferleri kontrol etme çabalarına" karşı Çin için alternatif rotaların yokluğuna dikkati çekmişti.
Çin-Tayvan çekişmesinin ortasında Tayvan Boğazı
Çin'in kendi topraklarının parçası olduğunu savunduğu Tayvan, 1949'dan bu yana fiili bağımsızlığa sahip olsa da ana karası ile ada arasındaki ayrılık sürüyor.
Son yıllarda Tayvan üzerindeki askeri baskıyı artıran Pekin, adanın ana kara ile yeniden birleşmesi için gerektiği takdirde güç kullanımını dışlamayacağını vurguluyor ve her iki taraf da bölgede askeri tatbikatlar düzenliyor.
Tüm bu siyasi çekişmelerin gölgesinde ana kara ile ada arasında kalan Tayvan Boğazı, küresel konteyner filosunun neredeyse yarısının ve gelişmiş yarı iletkenlerin geçiş noktası olarak görev yapıyor.
Avrupa'nın kapıları: Cebelitarık Boğazı ve Danimarka Boğazları
İspanya ile Fas arasındaki Cebelitarık Boğazı, Akdeniz'in Atlas Okyanusu'na açılan kapısı konumunda.
Süveyş Kanalı'na giden gemiler için batı giriş noktası olan Cebelitarık Boğazı, ABD'yi de Akdeniz'e bağlaması bakımından İran'a saldırılarda rol alan bir geçiş noktası oldu.
ABD donanmasına bağlı Gerald R. Ford uçak gemisi taarruz grubu, 28 Şubat'taki ilk saldırıdan bir hafta önce bu boğazdan geçerek Akdeniz'e ulaşmıştı.
Danimarka Boğazları diye adlandırılan bir grup geçiş noktası da Baltık Denizi'ni Kuzey Denizi'ne bağlıyor.
Kuzey Avrupa'yı küresel pazarlara bağlayan Danimarka Boğazları, 2022'de Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başlamasından önce Rusya'nın Avrupa'ya deniz yoluyla enerji ihracatında önemli rol oynuyordu.
11:03 Rusya, Çin ve Fransa, BMGK'de Hürmüz Boğazı'na ilişkin karar tasarısına karşı çıktı
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak için İran'a karşı askeri harekatın onaylanmasına yönelik dün sunulan karar tasarısına, Rusya, Çin ve Fransa'nın karşı çıktığı bildirildi.
New York Times (NYT) gazetesinin haberine göre yetkililer, BMGK'de Bahreyn'in Körfez'deki komşuları ile koordineli olarak hazırladığı Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak için İran'a karşı askeri harekatın onaylanmasına yönelik dün sunulan karar tasarısına Rusya, Çin ve Fransa'nın karşı çıktığını belirtti.
Rusya, Çin ve Fransa, "güç kullanımını onaylayan herhangi bir ifadeye karşı olduklarını" kaydetti. Karar tasarısının bugün oylanması bekleniyor.
Hürmüz Boğazı'ndaki trafik, savaş nedeniyle kesilmişti
ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları ve İran'ın misillemeleri ile Basra Körfezi'nde tırmanan gerilim nedeniyle, küresel mal ve enerji ticareti açısından kritik bir geçiş hattı olan Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiği büyük ölçüde kesilmişti.
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Katar, Irak ve İran'ı dünya pazarlarına bağlayan Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25'inin, sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin ve gübre ticaretinin yaklaşık yüzde 30'unun ana güzergahı konumunda bulunuyor.
Çin'in ithal ettiği petrolün yaklaşık yüzde 45'i, sıvılaştırılmış doğal gazın yüzde 30'u Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndan geçerek ülkeye ulaşıyor. Boğazdaki tanker trafiğindeki kesintiler halihazırda küresel petrol tedarikinde aksamalara, petrol fiyatlarında artışa yol açtı.
10:44 İran Kızılayı'na ait yardım deposu ABD-İsrail saldırısına uğradı
ABD ve İsrail'in, İran'ın güneyindeki Buşehr eyaletinde İran Kızılayı'na ait yardımların depolandığı tesise saldırı düzenlediği bildirildi.
Yarı resmi Fars Haber Ajansına göre, sabah saatlerinde Buşehr eyaletine bağlı Çogadek bölgesindeki Kızılay tesisine ABD-İsrail tarafından hava saldırısı gerçekleştirildi.
Saldırıda 2 tekerlekli yardım konteyneri, 2 otobüs ve 2 yardım aracının imha edildiği belirtildi.
Can kaybı ve yaralı bilgisi verilmedi.
10:24 CNN: ABD istihbaratı, İran'ın ciddi füze ve İHA kabiliyetine sahip olduğunu değerlendiriyor
ABD istihbaratının, İran'ın füze fırlatma kabiliyetini büyük ölçüde koruduğunu ve binlerce insansız hava aracına (İHA) sahip olduğunu değerlendirdiği iddia edildi.
CNN televizyonunun, konuyla ilgili bilgi sahibi üç kaynağa dayandırdığı haberinde, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşa ilişkin ABD istihbaratının değerlendirmeleri ele alındı.
İsimleri açıklanmayan kaynaklar, son günlerde derlenen istihbaratın, İran'ın füze fırlatma sistemlerinin yarısı kadarını elinde tutmayı sürdürdüğüne işaret ettiğini söyledi.
Kaynaklar, ABD istihbaratının ayrıca İran'ın tek yönlü saldırılar için hala binlerce İHA'ya ve füze fırlatma sistemlerinin yanı sıra çok sayıda füzeye de sahip olduğunu değerlendirdiğini aktardı.
Kaynaklardan biri, ABD Başkanı Donald Trump'ın "2-3 hafta sürdürecekleri ağır saldırıların ardından İran'la savaşı bitireceklerine" yönelik açıklamasının da İran'ın elindeki kapasite göz alındığında "gerçekçi bir hedef olmadığını" ifade etti.
10:16 AA ekibi ABD'nin hava saldırılarında vurduğu İran'ın Kerec kentindeki B1 Köprüsü'nde oluşan yıkımı görüntüledi
İran'ın Elbruz Eyaleti'ne bağlı Kerec kenti ile başkent Tahran'ı birbirine bağlayacak yolda, yapım aşamasındaki B1 Köprüsü'nde, ABD'nin düzenlediği 2 ayrı hava saldırısının ardından ağır hasar oluştu.
AA ekibi, ABD ordusunun dün 2 ayrı hava saldırısında hedef aldığı söz konusu köprüyü görüntüledi.
Yapım aşamasında olan ve Tahran ile Kerec'i birbirine bağlayacak köprüde hava saldırısı sonrası ağır yıkım dikkati çekti.
ABD ordusunca düzenlenen 2 ayrı saldırı nedeniyle B1 Köprüsü'nün orta kesimiyle uç bölgeleri çökmüş durumda.
Ağır hasar alan ve bazı kısımları çöken köprüdeki yıkım, saldırının boyutlarını ortaya koyuyor.
Dünkü saldırıda, B1 Köprüsü yakınında yer alan köyde de hasar olduğu görüldü.
ABD ordusu, 2 Nisan'da, B1 Köprüsü'ne 2 ayrı hava saldırısı düzenlemiş, saldırıda 8 kişi hayatını kaybetmiş, 95 kişi de yaralanmıştı.
09:30 İran Devrim Muhafızları: Ülkenin orta kesimlerinde ABD'ye ait F-35 savaş uçağı düşürüldü
İran Devrim Muhafızları Ordusu, ülkenin orta kesimlerinde bir F-35 savaş uçağını hava savunma sistemleriyle vurarak düşürdüğünü iddia etti.
Devrim Muhafızları Ordusunun açıklamasında, "Amerikan yapımı gelişmiş bir F-35 savaş uçağı, İran Devrim Muhafızları Ordusunun gelişmiş hava savunma sistemi tarafından İran'ın orta semalarında imha edildi." denildi.
Son 12 saat içinde ikinci savaş uçağının düşürüldüğü öne sürülen açıklamada, savaş uçağının tamamen imhası nedeniyle pilotun akıbeti hakkında bilginin henüz bulunmadığı ifade edildi.
Düşürülen uçağa ait olduğu iddia edilen görüntüler ülke medyasında paylaşıldı.
Vurulan uçağın İngiltere'de ABD Hava Kuvvetleri'ne de ev sahipliği yapan Lakenheath Hava Üssü'ndeki filoya bağlı olduğu aktarıldı.
İran, 19 Mart'ta da ABD'ye ait bir F-35, dün de İsrail'e ait bir F-16'yı düşürdüğünü duyurmuştu. ABD ordusu ise İran tarafından hedef alınan F-35'in bölge ülkelerinden birindeki üsse "sert iniş" yaptığını öne sürmüştü. İran dün de Hürmüz Boğazı yakınlarındaki Keşm Adası'nda gelişmiş bir savaş uçağının düşürüldüğünü açıklayarak, vurulma anına ait olduğu iddia edilen görüntüleri paylaşmıştı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) uçağın vurulmadığını öne sürmüştü.
08:46 Trump, ABD ordusunun "İran'da geriye kalanları yok etmeye henüz başlamadığını" savundu
ABD Başkanı Donald Trump, ABD ordusunun "İran'da geriye kalanları yok etmeye henüz başlamadığını" savunarak, sıradaki hedeflerinin "köprüler ve elektrik santralleri" olduğunu belirtti.
Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İran'a yönelik yeni tehditlerde bulundu.
Başkan Trump, "Dünyanın açık ara en büyük ve en güçlü ordusu olan ordumuz, İran'da geriye kalanları yok etmeye henüz başlamadı bile." ifadesini kullandı.
Sıradaki hedeflerinin "köprüler ve ardından elektrik santralleri" olduğunu aktaran Trump, "Yeni rejim liderliği neyin yapılması ve hızlı yapılması gerektiğini biliyor." değerlendirmesinde bulundu.
02:48 ABD Savunma Bakanı Hegseth, askeri personelin üslerde şahsi silahlarını taşımasını engelleyen yasağı kaldırdı
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, askeri personelin şahsi silahlarını üslerde taşımasını önleyen yasağı kaldırdı.
Bakan Hegseth, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda, imzaladığı genelgeye ilişkin açıklamada bulundu.
Askeri personelin şahsi silahlarını üslerde taşımasını engelleyen yasağı kaldırdığını duyuran Hegseth, "Askeri tesislerimiz, silahsız bölgelere dönüştürülmüştü. Bu durum personelimizi savunmasız ve açık hedef haline getiriyordu. Bu durum bugün sona eriyor." ifadelerini kullandı.
Hegseth, halihazırda personelin şahsi silahlarını taşıma veya muhafaza etme izni almasının "fiilen imkansız" olduğunu belirtti, yeni genelgeyle ABD Savunma Bakanlığına (Pentagon) bağlı tesislerin komutanlarına personelin silah taşıma taleplerini, reddedilmesi için çok açık bir neden bulunmadığı sürece onaylamaları için talimat verildi.
Öte yandan, genelgede yer alan sınırlamalara göre Bakanlık binasına şahsi silahla girilmesine henüz izin verilmiyor.
01:04 ABD Savunma Bakanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanı George'un "derhal emekli olacağını" duyurdu
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Kara Kuvvetleri Komutanı Randy George'un "derhal emekli olacağını" bildirdi.
Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan Kara Kuvvetleri Komutanı Randy George'un görevinden ayrılacağı bilgisini paylaştı.
Parnell'in açıklamasında, "General Randy George, Ordu'nun 41. Kara Kuvvetleri Komutanı olarak yürüttüğü görevinden derhal emekliye ayrılacaktır." ifadelerine yer verdi.
Açıklamanın devamında Parnell, Savunma Bakanlığının, Amerikan ulusuna sunduğu "onlarca yıllık hizmetten dolayı" George'a "minnettar" olduğunu belirterek emeklilik yaşamında kendisine "esenlikler" diledi.
Pentagon'dan gelen resmi açıklamanın öncesinde ABD basını, Savunma Bakanı Pete Hegseth'in George'tan "istifa ederek emekliye ayrılmasını istediği" yönünde iddialara yer vermişti.
İsmini vermeyen kaynaklara göre Hegseth, bu göreve, Başkan Donald Trump'ın orduya ilişkin vizyonunu hayata geçirecek birini getirmek istediğini dile getirmişti.
Görevini 2023'ten bu yana sürdüren George, eski ABD Başkanı Joe Biden yönetimi sırasında 2021-2022 yıllarında dönemin Savunma Bakanı Lloyd Austin'in kıdemli askeri danışmanı olarak görev yapmıştı.
Kariyerine piyade subayı olarak başlayan Kara Kuvvetleri Komutanı, ilk olarak Birinci Körfez Savaşı'nda ve daha yakın tarihli Irak ve Afganistan çatışmalarında görev almıştı.
ABD'de Kara Kuvvetleri Komutanı genel olarak 4 yıllık bir süre için atanırken, Biden tarafından aday gösterilen George bu göreve Senato'nun onayı sonrasında 2023'te atanmıştı ve normalde 2027'ye kadar görevde kalması bekleniyordu.