USD/TRY
Döviz Çevirici
TRY
USD
EUR
Hesapla

İndirimi kabul edilmeyen KDV uygulaması

7846 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı Kapsamında İndirimi Kabul Edilmeyen KDV Uygulaması: Mevzuatın Tarihsel Gelişimi, Raporlama Yükümlülükleri ve İthalat Bedeli Kavramına İlişkin Değerlendirmeler

İndirimi kabul edilmeyen KDV uygulaması

Erkan Baykuş / EY Vergi Bölümü Başkanı 
erkan.baykus@tr.ey.com www.vergidegundem.com

Katma Değer Vergisi (KDV) sistemi, ekonomik faaliyet zinciri içerisinde ortaya çıkan vergi yükünün nihai tüketici üzerinde kalmasını amaçlayan bir vergilendirme modeline dayanmaktadır. Bu sistemin temel unsuru ise mükelleflerin faaliyetleri kapsamında yüklendikleri katma değer vergisini indirim konusu yapabilmeleridir. KDV Kanunu’nun 29. maddesi mükelleflere, faaliyetleriyle ilgili alış ve giderler dolayısıyla ödedikleri KDV’yi indirme hakkı tanımaktadır. Bu çerçevede ithalat sırasında ödenen KDV de kural olarak indirim konusu yapılabilen vergiler arasında yer almaktadır.

Bununla birlikte, Kanun koyucu bazı durumlarda vergi indirim mekanizmasının sınırlandırılmasını da öngörmüştür. KDV Kanunu’nun 30. maddesinde indirimi kabul edilmeyen vergiler düzenlenmiş ayrıca Kanun’un 36. maddesi ile Cumhurbaşkanına belirli işlemler bakımından KDV uygulamasına ilişkin düzenleme yapma yetkisi verilmiştir.

İthalatta gözetim uygulamaları, dampinge karşı vergiler ve korunma önlemleri gibi dış ticaret politikası araçlarının son yıllarda daha yoğun biçimde kullanılmaya başlanması üzerine bu yetkinin kullanıldığı en önemli düzenlemelerden biri 24 Kasım 2023 tarihli ve 7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı olmuştur.

Kararın yayımlanmasından yaklaşık iki yıl sonra ise uygulamanın kontrol ve tevsik boyutunu düzenleyen 57 Seri No.lu KDV Genel Uygulama Tebliği yayımlanmış, sonrasında KDV Sirküleri/71 ve 29 Temmuz 2026 tarihli Gelir İdaresi Başkanlığı duyurusu ile uygulamanın ilk raporlama dönemine ilişkin açıklamalar yapılmıştır.

İndirim hakkının hukuki temeli

KDV Kanunu’nun 29. maddesi uyarınca mükellefler, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV’den, faaliyetleri kapsamında yüklendikleri KDV’yi indirebilmektedir. Bu düzenleme, KDV’nin maliyet unsuru olmaktan çıkarılmasını ve çok aşamalı vergileme sisteminin sağlıklı şekilde işlemesini amaçlamaktadır.

İthalatta ödenen KDV de bu sistemin doğal bir parçasıdır. Nitekim gümrük idaresi tarafından tahsil edilen KDV, ithal edilen malların işletmenin vergiye tabi faaliyetlerinde kullanılması şartıyla indirim konusu yapılabilmektedir.

Ancak Kanun’un 30. maddesinde bazı KDV türleri açısından indirim hakkının sınırlandırılabileceği kabul edilmiştir. Bunun yanında Kanun’un 36. maddesinde Cumhurbaşkanına belirli işlemler bakımından farklı uygulamalar belirleme yetkisi verilmiştir.

7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı işte bu yetkinin kullanılmasının sonucunda ortaya çıkmıştır.

Cumhurbaşkanı kararı ile başlayan yeni dönem

7846 sayılı Karar (RG: 24.11.2023) ile ithalat işlemlerinde ödenen bazı KDV tutarlarının indirim konusu yapılması engellenmiştir. Karar kapsamında;

  • İthalatta gözetim uygulanmasına ilişkin mevzuat uyarınca beyan edilen ancak tevsik edilemeyen tutarlar,
  • Korunma önlemleri kapsamında uygulanan gümrük vergileri ve ek mali yükümlülükler,
  • İthalatta haksız rekabetin önlenmesine ilişkin mevzuat kapsamında uygulanan dampinge karşı vergi ve telafi edici vergiler,
  • Bu unsurlar nedeniyle KDV matrahına dahil olan diğer mali yükler, nedeniyle ortaya çıkan KDV’nin indirim konusu yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.

Bu düzenlemenin dikkat çekici yönü, doğrudan KDV Kanunu’nda değişiklik yapılmaksızın Cumhurbaşkanına tanınan yetkinin kullanılması suretiyle hayata geçirilmiş olmasıdır.

Kararın gerekçesi değerlendirildiğinde temel amacın, ticaret politikası araçları nedeniyle oluşan mali yükler üzerinden alınan KDV’nin indiriminin kısıtlanması yoluyla ticaret politikası etkinliğinin artırılması olarak görülmektedir.

Örneğin gözetim uygulaması ile gerçek ithalat bedelinden fiktif bir artış yapılarak daha yüksek bir kıymet üzerinden gümrük vergilendirmesi yapılabilmekte, buna bağlı olarak hesaplanan KDV de artabilmektedir. Düzenleme öncesinde bu KDV’nin tamamı indirim konusu yapılabildiğinden gözetim uygulamasının ekonomik etkisi daha sınırlı olmaktaydı.

KDV genel uygulama tebliği ile getirilen sistem

31 Ocak 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan KDV Tebliği (Seri No:57) ile uygulamanın çerçevesi büyük ölçüde netleşmiştir. Bu Tebliğ ile KDV Genel Uygulama Tebliği’nin III/C bölümüne “III/C-2.6” başlıklı yeni bir bölüm eklenmiştir. Söz konusu bölümde 7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamındaki işlemlerin nasıl tevsik edileceği ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir.

Bildirim sistemi

Tebliğe göre takvim yılının altışar aylık dönemleri itibarıyla ithalat bedeli 2 milyon 600 bin TL’yi aşmayan mükellefler tarafından, takip eden ayın sonuna kadar vergi dairesine bildirim verilmesi gerekmektedir. Bu yükümlülük, vergi idaresinin söz konusu işlemleri sistematik şekilde izleyebilmesini amaçlamaktadır.

YMM raporu

İthalat bedelinin belirlenen sınırı aşması halinde ise mükelleflerin – yine aynı sürede- Özel Amaçlı YMM Raporu ibraz etmeleri aranmaktadır. Bu raporun amacı, 7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında indirilemeyecek KDV’nin doğru şekilde hesaplanıp hesaplanmadığının bağımsız bir meslek mensubu tarafından incelenmesidir.

Mükellefin ilgili yıl için süresinde düzenlenmiş tam tasdik sözleşmesinin bulunması ve tam tasdik raporunda bu konuya ilişkin gerekli açıklamalara yer verilmesi halinde ayrıca Özel Amaçlı YMM Raporu düzenlenmesine gerek bulunmamaktadır.

KDV beyannamelerinin izleyen ayın 28’ine kadar verildiğini dikkate aldığımızda ilk altı aylık döneme ilişkin beyannamenin 28’inde verilmesini müteakip, üç gün içerisinde bildirimin ve/veya YMM raporunun verilmesi gerekecek olup, bu sürelerin zorlayıcı seviyede kısa olduğunu dikkate almak gerekir.

İthalat bedeli kavramının uygulamadaki yeri

57 Seri No.lu Tebliğ sonrasında uygulamacıların üzerinde en fazla durduğu konu “ithalat bedeli” kavramı olmuştur. Tebliğ’de doğrudan “İthalat bedeli 2 milyon 600 bin TL’yi aşan işlemler” ibaresi kullanılmaktadır. Bununla birlikte Tebliğ’de ithalat bedelinin nasıl hesaplanacağına ilişkin özel bir tanıma yer verilmemiştir.
Bu nedenle uygulamada;

  • Toplam ithalat hacminin mi,
  • Yoksa yalnızca 7846 sayılı Karar kapsamında gerçekleştirilen ithalatların mı esas alınacağı konusunda farklı değerlendirmeler yapılagelmiştir.

KDV sirküleri/71 ile süre uzatımı

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanan 27 Temmuz 2026 tarihli KDV Sirküleri/71 ile ilk uygulama dönemine ilişkin önemli bir adım atılmıştır. Sirküler ile 31 Temmuz 2026 tarihine kadar verilmesi gereken Özel Amaçlı YMM Raporlarının ibraz süresi 31 Ağustos 2026 tarihine kadar uzatılmıştır. Bu düzenleme özellikle uygulamanın ilk döneminde meslek mensupları ile mükelleflerin hazırlıklarını tamamlamalarına imkân sağlamıştır. Ancak sirkülerde yine ‘ithalat bedeli’ teriminden ne anlaşılması gerektiğine ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir. Dolayısıyla 2 milyon 600 bin TL’lik sınırın, altı aylık toplam ithalat bedeli ile mi yoksa Karar kapsamındaki ithalat bedeli ile mi karşılaştırılacağına ilişkin piyasada tartışılagelen sorunun açık bir cevabı oluşmamıştır.

29 Temmuz 2026 tarihli GİB duyurusu

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından, çıkarılan sirkülerden iki gün sonra, 29 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan duyuruda ise bu kapsamdaki ithalat dolayısıyla indirimi kabul edilmeyen KDV’nin indirim konusu yapılıp yapılmadığına ilişkin bildirim verme süresinde bir uzatma söz konusu olmadığı belirtilmiş ve aynı zamanda uygulamada tereddütlere neden olan “ithalat bedeli” kavramından ne anlaşılması gerektiği açıklanmıştır.

Buna göre; 2026 takvim yılının ilk altı aylık (Ocak-Haziran) döneminde, 7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında ithalat yapan mükelleflerin ithalat bedeli (Gözetim uygulanması, korunma önlemleri uygulanması, haksız rekabetin önlenmesi hakkında ilgili mevzuatın uygulanması sonucu beyana esas olan KDV matrahı) toplamı 2 milyon 600 bin TL’ye kadar (bu tutar dahil) olan ithalat işlemlerinde, mükellefler (YMM tam tasdik sözleşmesi bulunanlar ve/veya özel hesap dönemi olanlar dahil) tarafından, bu kapsamdaki ithalat dolayısıyla indirimi kabul edilmeyen KDV’nin indirim konusu yapılıp yapılmadığına ilişkin vergi dairelerine yapılacak bildirimin 31 Temmuz tarihine kadar yapılması gerektiği düzenlenmiştir.

Her ne kadar bu sefer de KDV matrahı teriminden ne kastedildiğine yönelik tartışmalar çıkması ihtimal dahilinde ise de bildirim için belirlenen 31 Temmuz tarihine az kaldığından (dergi piyasaya çıktığında tarih 2 Ağustos olacaktır), güvenli tarafta kalmak adına mükellefler tarafından KDV matrahı olarak ilgili ithalata ilişkin üzerinden KDV hesaplanan her türlü bedel dahil oluşan toplam matrahın dikkate alınması ihtiyatlı bir yaklaşım olacaktır.

Sonuç ve uygulamaya yönelik öneriler

  • Bugün itibarıyla ithalat yapan mükelleflerin;
  • Gözetim kapsamındaki işlemlerini ayrı izlemeleri,
  • Dampinge karşı vergileri muhasebe kayıtlarında ayrıştırmaları,
  • Gümrük beyannameleri ile muhasebe kayıtlarını eşleştirmeleri,
  • Altışar aylık dönemler itibarıyla raporlama kontrolleri yapmaları, önem taşımaktadır.

Özellikle 2026 yılında yayımlanan Tebliğ, sirküler ve duyuru birlikte değerlendirildiğinde, Gelir İdaresi’nin 7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamındaki işlemlerin izlenmesine yönelik yeni ve sistematik bir kontrol mekanizması oluşturduğu bilinmektedir.

Bu nedenle ithalat yapan şirketlerin yalnızca KDV hesaplamalarına değil, söz konusu işlemlerin tevsiki ve raporlanmasına ilişkin süreçlerine de aynı ölçüde önem vermeleri gerekmektedir.

0
EKONOMİST YENİ SAYI
Ekonomist Dergisini takip etmek için abone olun.
ABONE OL