Türkiye demir-çelik sektörünün köklü temsilcilerinden biri olan Kardemir Çelik, yarım asrı aşan üretim tecrübesiyle sanayide değer yaratmaya devam ediyor. Temelleri 1968 yılında Nevzat Karalp tarafından Denizli’de günlük 2 ton kapasiteli küçük bir işletmeyle atılan şirket, bugün bin 350’den fazla çalışanı ve yedi üretim tesisiyle sektörün öncü kuruluşları arasında yer alıyor. İzmir Aliağa’daki yüksek teknolojili çelikhanesi, yıllık 1 milyon 200 bin ton üretim kapasitesiyle Türkiye’nin modern tesisleri arasında gösterilen Kardemir Çelik; filmaşin, inşaat demiri ve profil demir üretimindeki yıllık 600 bin tonluk güçlü üretim kapasitesiyle hem iç pazarda hem de uluslararası arenada önemli bir konuma sahip. Şirket, yıllık 700 bin tonluk profil demir üretimini ise Denizli ve İzmir’de yer alan üç üretim tesisinde gerçekleştiriyor.
Ekonomist’in 21 Haziran - 4 Temmuz 2026 tarihli sayısından
Hem üretim kapasitelerini artırmaya hem de katma değeri yüksek ürünlerle küresel pazardaki konumlarını güçlendirmeye odaklandıklarını söyleyen Kardemir Çelik Yönetim Kurulu Üyesi ve Şirket Ortağı Özlem Bakırel, “Bu kapsamda, 30 milyon dolarlık yatırımla İzmir Aliağa Bozköy’de inşa ettiğimiz büyük ebat profil hadde tesisimizi 2026 yılının sonuna kadar devreye almayı hedefliyoruz” diyor. Bakırel, sorularımızı şöyle yanıtladı:

"AB karbon düzenlemeleri rekabeti artıracak bir fırsat"
"Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM), çelik sektörü başta olmak üzere birçok sektör için ticari ve stratejik sonuçlar doğuran önemli bir dönüşüm sürecini ifade ediyor. Özellikle karbon yoğun üretim yapan tesisler açısından ek maliyetler, rekabet gücünde zayıflama ve ihracat kaybı riski yaratabilecek bir düzenleme olduğunu söyleyebiliriz. Bunun yanında, karbon emisyonlarının hesaplanmasında kullanılan varsayılan değerler ile AB’nin kota ve korumacılık uygulamaları da sektör açısından yakından takip edilmesi gereken konular arasında yer alıyor. Bu nedenle CBAM’i sektörümüz açısından kısa vadede bazı maliyet baskıları yaratan ancak uzun vadede yeşil dönüşümü hızlandırarak rekabet gücünü artırabilecek önemli bir fırsat olarak değerlendiriyoruz."
Şirketin katma değerli ürünler ve özel çelik üretimi stratejisinde hangi aşamaya gelindi?
Büyüme stratejimizi standart ürünlerde fiyat rekabetine dayalı bir yapıdan ziyade, katma değeri yüksek, müşteri ihtiyaçlarına özel geliştirilen ürünler üzerine kurguluyoruz. Bu dönüşümün önemli bir bölümünü tamamladığımızı söyleyebiliriz. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı AR-GE merkezimizde, yeni çelik kalitelerinin geliştirilmesi, çevre dostu ve yüksek katma değerli ürünlerin tasarlanması, üretim süreçlerinin dijitalleştirilmesi ve yeşil çelik üretimine yönelik teknolojilerin geliştirilmesi öncelikli çalışma alanlarımız arasında bulunuyor. Önümüzdeki dönemde büyük ebat profil hadde tesisi yatırımımızla birlikte ürün gamımızı daha da genişletmeyi, yüksek standart ve sertifikasyon gerektiren pazarlardaki varlığımızı güçlendirmeyi ve katma değerli ürünlerin toplam satışlarımız içindeki payını artırmayı hedefliyoruz. Böylece üretim kapasitemizle birlikte, ürün başına yarattığımız değeri de artırarak küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşmayı amaçlıyoruz.
Yeni yatırımınızın faaliyetlerinize ne gibi katkıları olacak?
Yeni yatırımların devreye girmesiyle ciromuzun yaklaşık yüzde 10, ihracatımızın ise yüzde 25 seviyesinde artacağını öngörüyoruz. Yeni ürünler daha üst segmentte bir ürün olacağı için kâr artışı ile birlikte ciroya olan katkının yüzde 25’lerine ulaşmasını bekliyoruz. Genişleyen ürün gamımızla, Avrupa ve ABD gibi yüksek standart ve sertifikasyon talep eden pazarlarda rekabet gücümüzü artırırken Afrika, Ortadoğu ve Güney Amerika gibi gelişmekte olan pazarlarda da uygun fiyat–yüksek kalite dengesini yakalayarak varlığımızı güçlendireceğiz. Mevcut çelikhane ve haddehane tesislerinde üretilen ürün çeşitliliğinin artırılması ve üretim kapasitesinin geliştirilmesi amacıyla tesislerimizde modernizasyon ve kapasite yatırımları da her zaman gündemimizde yer alıyor.
2025 yılı cironuz nedir? 2026 yılı için hedef ne olacak?
Sektördeki dalgalanmalara rağmen 2025’te oldukça başarılı yıl geçirdik. Yaklaşık 1,8 milyon ton üretim gerçekleştirirken ciromuzu yüzde 13 artırarak 23 milyar TL seviyesine taşıdık. İhracatta ise 8,7 milyar TL gelir elde ettik. 2026 yılının ilk beş ayını da hedeflerimiz doğrultusunda tamamladık. Bu yıl yüzde 20 ila 30’luk ciro artışı hedefliyoruz.
2026 yılı sonu için üretim ve satış hacmi hedefleriniz nedir?
Devreye almayı planladığımız yeni yatırımların üretim kapasitemize katkı sağlamasını ve katma değeri yüksek ürün gamımızı genişletmesini bekliyoruz. Bu sayede hem iç pazardaki satışlarımızı hem de ihracat performansımızı güçlendirerek ciromuzu bir önceki yıla göre yüzde 20 ila 30 arasında artırmayı hedefliyoruz.
Üretiminizin ne kadarını ihraç ediyorsunuz? İhracat pazarlarında en güçlü büyüme potansiyelini hangi bölgelerde görüyorsunuz?
100’den fazla ülkeye uzanan satış ağımızla uluslararası pazarlarda güçlü bir varlık gösteriyoruz. 30 yılı aşkın ihracat deneyimimiz ve geniş müşteri portföyümüz sayesinde, son beş yılda toplam satışlarımız içinde ihracatın payı ortalama yüzde 53 seviyesinde gerçekleşti. Önümüzdeki dönemde ihracatın toplam gelirlerimiz içindeki payını daha da artırmayı hedefliyoruz. Stratejimizi pazar çeşitliliği, katma değerli üretim ve sürdürülebilir teknolojiler üzerine kuruyoruz. Yenilenebilir enerji yatırımları, düşük karbonlu üretim teknolojileri ve AR-GE çalışmalarımızla hem rekabet gücümüzü artırıyor hem de küresel regülasyonlara uyumlu bir üretim modeli geliştiriyoruz.
“Küresel çelik fiyatlarındaki baskı sürüyor”
“Özellikle Çin kaynaklı arz fazlası, düşük fiyatlı ihracat politikaları ve küresel talepteki yavaşlama, uluslararası pazarlarda rekabeti daha da sert hale getiriyor. Türk çelik sektörü pandemi döneminde Çin’in iç pazarına öncelik vermesi sayesinde özellikle Uzak Doğu Asya pazarlarında önemli fırsatlar yakalamıştı. Ancak sonraki dönemde artan maliyetler ve Çin’in yanı sıra Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerin daha düşük maliyetlerle üretim yapabilmesi, Türk üreticilerin rekabet gücünü zorladı. İç pazarda ise düşük fiyatlı ithal ürünlerin yarattığı rekabet, yerli üreticilerin kârlılıklarını ve pazar paylarını korumasını güçleştiriyor. Buna rağmen Türk çelik sektörü güçlü üretim altyapısı, esnek üretim kabiliyeti ve ihracat tecrübesi sayesinde rekabet gücünü korumayı başarıyor. Türkiye bugün çelik üretiminde Avrupa’da birinci, dünyada ise yedinci sırada yer alarak küresel ölçekteki güçlü konumunu devam ettiriyor.”
“100’ün üzerinde ülkeye ihracat yapıyoruz”
“Alanında en yeni teknolojilere sahip tesislerimizde kütük demir, filmaşin, inşaat demiri, yapısal ve ticari çelik profiller ile güneş enerjisi sistemlerine yönelik özel profiller dahil olmak üzere 10 bin farklı ürüne ulaşan geniş bir üretim kabiliyetine sahibiz. Bugün 100’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz.”