Bankaların hızlandırma ve inovasyon programları, girişimlerin ölçeklenme yolculuğunda belirleyici bir kaldıraç oluşturuyor. Kamu destekleriyle entegre edilen bu yapı, ekosistemde yeni bir denge yaratıyor.
Türkiye’de girişimcilik ekosistemi son 10 yılda nicelikten niteliğe evrilen bir dönüşüm sürecinden geçiyor. İlk yıllarda daha çok fikir aşamasındaki girişimlere odaklanan destek mekanizmaları, bugün ölçeklenme, küreselleşme ve kurumsal iş birlikleri ekseninde yeniden şekilleniyor. Bu dönüşümün merkezinde ise bankalar yer alıyor. Geleneksel finansman sağlayıcısı rolünün ötesine geçen bankalar; hızlandırma programları, açık inovasyon platformları, mentorluk ağları ve kurumsal müşteri erişimi gibi çok katmanlı desteklerle girişimciliğin stratejik aktörlerinden biri haline geliyor.
Bankaların girişimcilik programları, yalnızca sermayeye erişimi kolaylaştırmakla kalmıyor; aynı zamanda girişimlerin regülasyon, finansal sürdürülebilirlik ve kurumsal ölçeklenme gibi alanlarda güçlenmesine katkı sağlıyor. Özellikle fintech, sürdürülebilirlik, yapay zekâ ve tarım teknolojileri gibi alanlarda bankalarla geliştirilen pilot projeler, girişimlerin ürünlerini gerçek pazar koşullarında test edebilmesine olanak tanıyor.
Bu da klasik yatırım–girişim ilişkisinden farklı olarak, uzun vadeli stratejik ortaklıkların önünü açıyor.
Haberin ayrıntıları Ekonomist’in bu haftaki sayısında.
