1950 yılında kurulan Fransız dermokozmetik ve ilaç laboratuvarı Expanscience da bu dönüşümün somut bir örneğini oluşturuyor. Mustela, Lierac, Phyto, Roger&Gallet, Piascledine ve Halexo markalarını bünyesinde bulunduran şirket, 2018 yılında aldığı ‘B Corp’ sertifikası ile sürdürülebilirlik yaklaşımını iş modelinin merkezine taşıyor.
Ekonomist’in 10 - 23 Mayıs 2026 tarihli sayısından
‘Expanscience Etki Buluşmaları’ da bu vizyonun bir parçası. İstanbul, Ankara ve İzmir’de düzenlenen bu buluşmalar, iş dünyasının artık sadece kâr üretmekle yetinemeyeceğini; toplumsal ve çevresel fayda yaratmanın da en az finansal başarı kadar kritik olduğunu güçlü biçimde ortaya koyuyor.
Eşitlik ve sürdürülebilirlik konuşuldu
Bu yaklaşımın merkezinde ise ‘etki’ kavramı var. Mustela Türkiye Ortadoğu ve Asya -Pasifik Ülkeleri Bölge Müdürü Fikret Baltaoğlu, “Eczacılara özel gerçekleştirdiğimiz bu buluşmalara büyük önem veriyoruz. Çünkü eczacıların aileler için güvenilir bir rehber olarak kritik bir rol üstlendiğini düşünüyoruz. Bu doğrultuda, paydaşlarımızla birlikte daha sürdürülebilir ve kapsayıcı bir gelecek için fikir alışverişinde bulunuyoruz” diyor.
Farklı disiplinlerden isimleri bir araya getiren ‘Expanscience Etki Buluşmaları’nın geçtiğimiz hafta gerçekleşen etkinliğinde; oyuncu ve sosyal girişimci Mert Fırat, akademisyen Prof. Dr. Itır Erhart ve AÇEV Babalık Çalışmaları Direktörü Hasan Deniz, eşitlik ve sürdürülebilirlik ekseninde kendi perspektiflerini paylaştı. Mert Fırat, eşit ebeveynliğin yalnızca bireysel bir tercih olmadığını, toplumsal dönüşümün de önemli bir parçası olduğuna inandığını belirtirken; Prof. Dr. Itır Erhart da sosyal etki ve sürdürülebilirlik odağında geliştirilen bu tür platformların farklı paydaşları bir araya getirerek kolektif dönüşümü hızlandırdığına dikkat çekti.
AÇEV Babalık Çalışmaları Direktörü Hasan Deniz ise bebek - çocuk bakım emeği, babalığın dönüşümü ve toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine deneyimlerini paylaştı. Babalığın dönüşümünün yalnızca aile içinde değil, toplumsal düzeyde de önemli bir değişim alanı olduğuna dikkat çeken Deniz, bakım emeğinin daha adil paylaşılmasının daha dengeli ve kapsayıcı bir toplumun temelini oluşturduğunu vurguladı.