USD/TRY
Döviz Çevirici
TRY
USD
EUR
Hesapla

Yenilenebilir enerji ve depolama yatırımları hızlandı

ABD - İsrail ile İran arasında başlayan savaşın tetiklediği Hürmüz Boğazı krizi, küresel enerji piyasalarında arz güvenliğini yeniden gündemin merkezine taşıdı. Artan fiyatlar ve riskler, Türkiye dahil birçok ülkeyi yenilenebilir enerji ve depolama yatırımlarını hızlandırmaya yöneltiyor.


Yenilenebilir enerji ve depolama yatırımları hızlandı

Küresel enerji sektörü, 2026 yılının ilk aylarından itibaren hem yapısal dönüşümün hem de derinleşen jeopolitik risklerin etkisiyle yeniden şekilleniyor. Bir yanda yenilenebilir enerji yatırımları tarihsel zirvelere ulaşırken, diğer yanda ABD - İsrail ile İran arasında şubat ayında başlayan savaş, enerji arz güvenliği konusunu yeniden küresel gündemin en üst sırasına taşıdı.

Ekonomist’in 10-23 Mayıs 2026 tarihli sayısında yer alan “Enerjinin Liderleri” ekinden.

ABD- İsrail ile İran arasında şubat sonunda başlayan savaş, özellikle Nisan 2026 itibarıyla enerji piyasalarının en kırılgan noktalarını görünür hale getirdi. Bu kırılganlığın merkezinde ise uzun süredir bilinen ancak etkisi bu denli sert hissedilmeyen bir gerçek yer alıyor: Hürmüz Boğazı. Özellikle Nisan 2026 itibarıyla Hürmüz Boğazı’nda yaşanan fiili daralma, enerji piyasalarının ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Hürmüz Boğazı etkisi

Hürmüz, dünyanın enerji şah damarı. Küresel petrol tüketiminin yaklaşık beşte biri ve deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık yüzde 27’si bu geçitten akıyor. LNG tarafında da küresel ticaretin yaklaşık yüzde 20-25’i Hürmüz’e bağlı. Günlük petrol akışı yaklaşık 20 milyon varil düzeyinde. Bu kadar dar bir boğazın bu kadar büyük hacim taşıdığı bir sistem zaten başlı başına kırılgandır. Savaşla birlikte bu kırılganlık fiili bir riske dönüşürken, arzda günlük milyonlarca varillik daralma beklentisi petrol fiyatlarını hızla yukarı taşıdı ve Brent petrolün 120 dolar seviyesini aşmasına neden oldu. Enerji uzmanları savaşın etkisiyle petrolün 140 doları bulmasından endişe duyuyor.

Yenilenebilir enerji ve depolama yatırımları hızlandı-1

Mehmet Öğütçü / London Energy Club Başkanı

Bu noktada enerji piyasalarında yaşanan değişimin yalnızca fiyat artışıyla sınırlı olmadığını vurgulamak gerekiyor. London Energy Club Başkanı Mehmet Öğütçü’nün ifade ettiği gibi, artık temel soru “enerji var mı?” değil, “hangi maliyetle ve hangi riskle erişilebilir?” sorusu haline gelmiş durumda. Öğütçü’nün “Türkiye enerjisiz kalmaz ama enerjiyi daha pahalıya, daha zor ve daha yüksek riskle temin eder” sözleri, aslında mevcut krizin tüm ithalatçı ülkeler açısından yarattığı yeni gerçekliği özetliyor. Bu yeni denklemde enerji, sadece ekonomik bir girdi olmaktan çıkıp doğrudan jeopolitik bir enstrümana dönüşüyor.

Yenilenebilir enerji ve depolama yatırımları hızlandı-2

Fatih Birol / Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı

2050 net sıfır hedeflerine doğru

Küresel ölçekte yaşanan bu kırılma, uzun süredir devam eden enerji dönüşümünü de hızlandıran bir katalizör işlevi görüyor. Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol’un dikkat çektiği üzere, 2025 itibarıyla dünyada devreye alınan yeni elektrik üretim kapasitesinin yaklaşık yüzde 90’ı yenilenebilir kaynaklardan oluşuyor. Güneş ve rüzgâr enerjisindeki bu hızlı büyüme, bir yandan iklim hedefleri açısından olumlu bir tablo ortaya koyarken, diğer yandan enerji güvenliği perspektifinde de ülkeler için stratejik bir seçenek haline geliyor. Ancak Birol’un da altını çizdiği gibi bu büyüme, 2050 net sıfır hedefleri açısından henüz yeterli değil ve özellikle artan elektrik talebi –ki burada yapay zeka ve veri merkezlerinin etkisi belirgin–enerji sistemleri üzerinde yeni bir baskı yaratıyor.

Depolama çözümlerinin önemi

Tam da bu noktada enerji depolama teknolojileri, küresel enerji sisteminin en kritik bileşenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Enerji Depolama Sistemleri Derneği Başkanı C. Can Tutaşı, depolama sistemlerinin artık sadece yenilenebilir üretimi dengeleyen bir unsur değil, aynı zamanda kriz anlarında enerji arz güvenliğini sağlayan stratejik bir araç haline geldiğini vurguluyor. Jeopolitik gerilimler, doğal afetler ve tedarik zinciri kırılganlıkları düşünüldüğünde, enerji altyapısının dayanıklılığı açısından depolama çözümlerinin önemi her geçen gün artıyor. Nitekim savaşın yarattığı arz şokları ve fiyat dalgalanmaları, batarya teknolojilerine olan talebi de dolaylı olarak hızlandırıyor.

Yenilenebilirin payı yüzde 62,3

Küresel ölçekte yaşanan bu gelişmeler, Türkiye’nin enerji politikalarını ve önceliklerini de doğrudan etkiliyor. Türkiye, birincil enerji kaynaklarında büyük ölçüde dışa bağımlı bir ülke olmasına rağmen son yıllarda elektrik üretiminde yenilenebilir enerjiye dayalı önemli bir dönüşüm gerçekleştirmiş durumda. Türkiye’nin elektrik kurulu gücü, 2025 sonunda 122 bin 519 megavata yükseldi. Yenilenebilir enerjinin kurulu güç içindeki payı da yükselişine devam etti. Toplam elektrik kurulu gücünün, yüzde 62,3’üne karşılık gelen 76 bin 281 megavatlık kısmını yenilenebilir enerji oluşturdu. 2025 yılında toplam tüketim 360 bin 929 gigavatsaat ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşırken, yıllık bazda üretim de 362 bin 992 gigavatsaat ile rekor kırdı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar yaptığı açıklamalarda, Türkiye’nin güneş ve rüzgar kurulu gücünü 2035’te 120 bin megavata çıkarmayı hedeflediklerinin altını çiziyor. 2026 yılında kurulu gücün yaklaşık 129 bin MW’a ulaşması ve yenilenebilir kapasitenin 83 bin MW seviyesine çıkması bekleniyor. Bu büyüme, sadece çevresel bir tercih değil; aynı zamanda jeopolitik risklere karşı bir sigorta işlevi görüyor.

Yenilenebilir enerji ve depolama yatırımları hızlandı-3

Cem Özkök / GÜYAD Başkanı

Sistem yönetimi ve finansal sorunlar

Ancak yenilenebilir enerji tarafındaki hızlı artış, beraberinde sistem yönetimi ve finansal sürdürülebilirlik gibi yeni sorun alanlarını da gündeme getiriyor. GÜYAD Başkanı Cem Özkök’ün de ifade ettiği gibi, daha fazla yenilenebilir kapasitenin sisteme entegre edilebilmesi için depolama yatırımlarının hızlandırılması artık bir tercihten öte bir zorunluluk. Özkök’ün “Yenilenebilir büyümenin devamı için depolamada vites büyütmeliyiz” sözleri de sektörün önündeki en kritik eşiklerden birine işaret ediyor. Benzer şekilde hidroelektrik tarafında da dikkat çekici bir ikilem söz konusu. 

Yenilenebilir enerji ve depolama yatırımları hızlandı-4

Elvan Tuğsuz / HESİAD Başkanı

HESİAD Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, hidroelektrik santrallerin sistem güvenliği ve esnekliği açısından kritik rol oynadığını, ancak mevcut piyasa fiyat mekanizmasının bu santrallerin finansal sürdürülebilirliğini zorlaştırdığını belirtiyor. Güven’in vurguladığı üzere, özellikle bölgesel savaşların yarattığı arz güvenliği baskısı dikkate alındığında, hidroelektrik gibi yerli ve esnek kaynakların desteklenmesi enerji politikalarının önemli bir parçası olmak zorunda.

Sektör analizi
Küresel enerji sektörü bugün iki temel dinamik arasında şekilleniyor. Bunlarda biri hızlanan enerji dönüşümü, diğeri ise derinleşen jeopolitik riskler. ABD – İsrail - İran savaşı, enerji arzının ne kadar kırılgan olduğunu açık şekilde ortaya koyarken, yenilenebilir enerji ve depolama yatırımlarının neden hız kazanması gerektiğini de somut biçimde gösteriyor. Türkiye ise bu yeni denklemde, bir yandan artan maliyet ve risklerle mücadele ederken diğer yandan yenilenebilir enerji yatırımları, depolama teknolojileri ve enerji verimliliği politikalarıyla daha dirençli bir enerji sistemi kurma çabasında. Bu çabanın başarısı, yalnızca enerji sektörünün değil, genel ekonomik istikrarın da belirleyici unsurlarından biri olmaya aday görünüyor.

0

EKONOMİST YENİ SAYI
Ekonomist Dergisini takip etmek için abone olun.
ABONE OL