USD/TRY
Döviz Çevirici
TRY
USD
EUR
Hesapla

“Makro dengelenme sonrası yatırımda seçicilik çağı”

2025 yılının Türkiye ekonomisi için güvenin tesis edildiği ve öngörülebilirliğin geri kazanıldığı bir yıl olduğunu ifade eden RePie Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı M. Emre Çamlıbel, “2026’nın sürdürülebilir bir büyüme hikayesi için önemli bir yıl olacağına inanıyorum” diyor.


Son Güncellenme:
“Makro dengelenme sonrası yatırımda seçicilik çağı”

Küresel ekonomi tarihi, 2025 yılını istatistiksel bir geçiş yılından ziyade, finansal tektonik plakaların yeniden hizalandığı bir “kırılma ve onarım” dönemi olarak kaydedebilir. Pandemi sonrası miras kalan yüksek enflasyonist tortunun temizlenme eğiliminin güçlendiği, “yumuşak iniş” senaryolarının teoriden pratiğe döküldüğü bu yıl, bizlere makroekonomik verilerin ötesinde, stratejik sabrın ve rasyonel politikalara sadakatin önemini bir kez daha hatırlattı. 2025’i okurken, küresel büyümenin yüzde 3,2 seviyesine sabitlenmesini veya enflasyonun düşüş trendini tek başına değerlendirmek resmi eksik bırakır. Asıl hikâye, gelişmiş ülke merkez bankalarının senkronize sıkılaştırma döngüsünden, asenkronize ve temkinli bir gevşeme patikasına geçişinde yatıyor.

  • SERMAYE AKIŞINDA YENİ DÖNEM Türkiye ekonomisi özelinde 2025 için güvenin tesis edildiği ve öngörülebilirliğin geri kazanıldığı yıl dememiz yersiz olmaz. Uygulanan sıkı para politikası ve mali disiplin, enflasyonun ateşini düşürmekle kalmadı, aynı zamanda uluslararası sermayenin bakış açısını da değiştirdi. Yılın 10 ayında 11,6 milyar dolara ulaşarak, 2023 veya 2024 yıllarının tamamını geride bırakan doğrudan yabancı yatırım girişini, bu güvenin en somut göstergesi olarak okuyorum. Sermaye akışındaki bu ivmelenme, Türkiye’nin küresel tedarik zincirindeki vazgeçilmez konumunu ve lojistik avantajlarını bir kez daha teyit ediyor. Aralık ayında TCMB’nin politika faizini yüzde 38’e çekerek başlattığı ihtiyatlı gevşeme döngüsü ise piyasa tarafından erken bir hamle olarak değil, kazanılmış bir zaferin tescili ve reel faiz dengesinin gözetilmesi olarak görüldü.
  • ANA TEMA DÖNÜŞÜM 2026’ya bakarken, artık ucuz para döneminin kapandığını, bunun yerine ‘akıllı ve seçici sermaye’ döneminin başladığını görüyoruz. Makroekonomik istikrar, bizlere mikro reformlara ve sektörel derinleşmeye odaklanma lüksünü geri veriyor. 2026 projeksiyonlarında küresel büyümenin ‘U’ şeklinde bir toparlanma izleyeceği öngörülürken, Türkiye’nin büyüme kompozisyonunun da nitelik değiştireceği açıktır. Önümüzdeki dönemde yatırımın rotasını belirleyecek ana tema olarak, verimlilik ve dönüşüm öne çıkıyor. Özellikle yapay zekâ ve dijitalleşmenin, yatırım teması olmaktan çıkarak tüm sektörlerin operasyonel verimliliğini artıran bir üretim faktörüne dönüştüğü bir dönemdeyiz. Benzer şekilde, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik, finansmana erişimin ön koşulu haline gelmiş durumda. Türkiye’nin yenilenebilir enerji kapasitesini artırma planları, bu alandaki yatırımlar için muazzam bir oyun alanı sunuyor. Enerji, teknoloji ve ihracat odaklı sanayi şirketleri, bu yeni dönemin parlayan yıldızları olmaya aday.

“2026 fırsatlar yılı olarak da ön plana çıkıyor”
“2026 tarihte milenyum benzeri iz bırakacak bir yıl olmaya aday. 2026’nın eski kurallarla yeni normlar arasındaki geçişte eşik olacak bir yıl olması bekleniyor. Jeopolitik, ekonomik, teknolojik ve toplumsal alanlardaki çok yönlü baskılar 2026’yı belirsizlikler ve kırılganlıklar yılı haline getirirken, diğer taraftan fırsatlar yılı olarak da ön plana çıkarıyor. Sonuç olarak, 2025 yılında atılan rasyonel adımlar ve sağlanan dengelenme, Türkiye’yi küresel benzerlerinden pozitif ayrıştırmayı başardı diyebiliriz. Risk primlerindeki düşüş ve kredi notlarındaki iyileşme, finansal piyasalarımızın derinleşmesine katkı sunuyor. 2026’nın, bu sağlam zemin üzerinde yükselen, katma değerli üretime ve teknolojik dönüşüme odaklanan, sürdürülebilir bir büyüme hikayesi için önemli bir yıl olacağına inanıyorum.”

0
EKONOMİST YENİ SAYI
Ekonomist Dergisini takip etmek için abone olun.
ABONE OL