USD/TRY
Döviz Çevirici
TRY
USD
EUR
Hesapla

CANLI ABD-İsrail-İran savaşında son durum: Savaşın 34. gününde neler yaşandı?

ABD-İsrail-İran savaşının 34. gününde Tahran'dan Körfez'e ve Tel Aviv'e misilleme füzeleri peş peşe ateşleniyor. Trump son konuşmasında kritik tarihi duyururken Husiler savaşın yeni cephesine işaret etti.

Anadolu Ajansı
Anadolu Ajansı
Son Güncellenme:
ABD-İsrail-İran savaşında son durum: Savaşın 34. gününde neler yaşandı? CANLI

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran’a saldırmasıyla başlayan ve Tahran’ın ABD-İsrail hedeflerine yaptığı misillemelerle süren savaş 34'üncü gününde devam ediyor. Çatışmalar bölge geneline yayılırken, gece boyunca yaşanan gelişmeler tansiyonu yüksek tuttu. Tel Aviv ve Dubai’de üst üste patlamalar bildirilirken ABD-İsrail Hürmüz Boğazı çevresindeki sivil limanları hedef aldı.

16:49 İran ordusu, Ürdün'de ABD uçaklarının konuşlandığı El-Azrak Üssü'ne İHA'larla saldırı düzenlediğini açıkladı

16:49-İran ordusu, Ürdün'de ABD uçaklarının konuşlandığı El-Azrak Üssü'ne İHA'larla saldırı düzenlediğini açıkladı

İran ordusu, Ürdün'deki El-Azrak Üssü'nde bulunan ABD güçlerine ait gelişmiş savaş uçaklarının bulunduğu yerin bomba yüklü insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alındığını duyurdu.

İran ordusu yazılı açıklamayla, Ürdün'de ABD'nin kullandığı Azrak Hava Üssü'nü kamikaze İHA'larla hedef aldığını açıkladı.

Ordu, Ürdün'deki üssün ABD'nin bölgedeki "en önemli stratejik ve komuta merkezlerinden biri" olduğunu ve saldırıların "düşmanın hava muharebe yeteneklerini azaltmak amacıyla gerçekleştirildiğini" bildirdi.

16:38 Uluslararası hukuk uzmanlarına göre ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları "savaş suçu" olabilir

16:38-Uluslararası hukuk uzmanlarına göre ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları "savaş suçu" olabilir

Uluslararası hukuk uzmanları, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırısının "savaş suçu" olabileceğini bildirdi.

New York merkezli "Just Security" adlı çevrim içi platformun yayınladığı analizde, 100'den fazla uluslararası hukuk uzmanı ortak bildiriye imza attı.

Bildiride, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattığı saldırının Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nı ihlal ettiği belirtilerek, bunun bir "savaş suçu" olabileceği vurgulandı.

"Savaşın yürütülme şekli ve ABD yetkililerinin açıklamaları, potansiyel savaş suçları dahil uluslararası insancıl hukukun ihlali konusunda ciddi endişeler uyandırıyor." ifadelerinin kullanıldığı bildiride, saldırılar hakkındaki derin endişelerin bildirilmesi için böyle bir girişimde bulunulduğuna işaret edildi.

Bildiride, "ABD ile olan bağlantımız nedeniyle burada odak noktamız ABD hükümetinin davranışlarıdır. Bununla birlikte İran hükümetinin muhaliflere yönelik sert baskıları ve yoğun nüfuslu bölgelerde patlayıcı silahlar kullanarak sivil altyapıya karşı sürdürdüğü hukuka aykırı saldırılar da dahil olmak üzere, bölge genelinde sivillerin karşı karşıya olduğu vahşet riskleri konusunda derin endişe duymaktayız." denildi.

Uluslararası hukukun kendilerini küresel lider olarak gösteren ülkeler dahil herkese eşit şekilde uygulanmasının önemine vurgu yapılan bildiride, ABD hükümetinin üst düzey yetkililerinin askeri müdahale kurallarını "aptalca" olarak nitelendiren ve "hukuka uymak" yerine "öldürücülüğe" öncelik veren son açıklamalarının "son derece endişe verici ve tehlikeli derecede dar görüşlü" olduğu belirtildi.

Bildiride, saldırıların ABD vergi mükelleflerine her gün 1-2 milyar dolar arasında maliyete neden olduğuna vurgu yapılarak, "Savaş, bölgedeki sivillere önemli ölçüde zarar veriyor, Orta Doğu genelinde yüzlerce sivilin hayatını kaybetmesine yol açıyor ve ciddi çevresel ile ekonomik zararlara neden oluyor." ifadeleri kullanıldı.

15:58 Avusturya, ABD'nin askeri uçuşları için hava sahasını kullanmasına izin vermedi

15:58-Avusturya, ABD'nin askeri uçuşları için hava sahasını kullanmasına izin vermedi

ABD'ye, İran'a saldırılar için Avusturya hava sahasını kullanmasına "ülkenin tarafsızlık yasası" gereğince izin verilmediği belirtildi.

Kamu yayın kuruluşu ORF'nin haberine göre, Avusturya Savunma Bakanlığından konuya ilişkin açıklama yapıldı.

Açıklamada, ABD'ye "İran'a askeri operasyon" için Avusturya hava sahasını kullanma izni verilmediği ifade edildi.

Ülkenin "tarafsızlık" yasasının karara gerekçe olarak gösterildiği açıklamada, ABD'den gelen talebe ilişkin bilgi paylaşılmadı.

Avusturya'da koalisyon hükümetinde yer alan Sosyal Demokrat Partinin (SPÖ) Aşağı Avusturya Eyaleti Başkanı Sven Hergovich, yaptığı yazılı açıklamada, Avusturya'yı aktif bir tarafsızlık politikası izlemeye çağırdı.

Hergovich, "ABD Başkanı (Donald) Trump'ın tüm Körfez bölgesini sürüklediği, tamamen çılgın ve uluslararası hukuka aykırı savaşı nedeniyle Avusturya ve Avrupa ekonomik olarak büyük zarar görüyor." ifadesini kullandı.

Savunma Bakanı Klaudia Tanner'in, nakliye ve diğer lojistik destekler de dahil ABD ordusunun Körfez'e yönelik tek bir uçuşunu bile onaylamaması gerektiğini vurgulayan Hergovich, tüm uçuşların yasaklanmasının Trump'ın "utanç verici" politikasına karşı net bir sinyal olacağını belirtti.

15:16 "Konu vatan savunması olunca hepimiz bir asker oluruz"

15:16-"Konu vatan savunması olunca hepimiz bir asker oluruz"

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik kara harekatı düzenleyeceğine yönelik iddialara ilişkin, "Savaş taraftarı değiliz ancak konu vatan savunması olunca hepimiz bir asker oluruz" değerlendirmesinde bulundu.

Kalibaf, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan konuya ilişkin açıklama yaptı.

Hem İran-Irak savaşına katıldığını hem de bu savaşta kardeşi dahil birçok sevdiği insanı kaybettiğini aktaran Kalibaf, “Savaş taraftarı değiliz ancak konu vatan savunması olunca hepimiz bir asker oluruz.” ifadelerini kullandı.

İran’da en az 7 milyon insanın ülkelerini savunmak için hazır olduğunu vurgulayan Kalibaf, “Eğer evimize saldırırsanız tüm aileyle karşı karşıya kalırsınız.” değerlendirmesini yaptı.

15:06 İran'daki Mübarek Çelik Fabrikası'nda, ABD-İsrail saldırıları sonrası üretim tamamen durdu

15:06-İran'daki Mübarek Çelik Fabrikası'nda, ABD-İsrail saldırıları sonrası üretim tamamen durdu

İran'ın İsfahan kentindeki Mübarek Çelik Fabrikası'nda , 29-31 Mart'ta düzenlenen ABD-İsrail saldırılarında alınan ağır hasar nedeniyle üretim hatlarının tamamen durduğu belirtildi.

İran basınına göre fabrika yönetimi, saldırıların ardından oluşan hasara ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.

Açıklamada, ABD ve İsrail tarafından hedef alınan tesiste, üretime devam edilemeyecek ölçüde ağır hasar oluştuğu ifade edildi.

Fabrikadaki üretim hatlarının tamamen durduğu vurgulanan açıklamada, çalışanlardan ise can güvenlikleri için ikinci bir duyuruya kadar tesise gelmemeleri istendi.

ABD-İsrail saldırılarında hedef alınan Mübarek Çelik Fabrikası'nın, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'nın en büyük çelik üretim komplekslerinden biri olduğu belirtiliyor.

14:51 BAE: İran'dan gün içinde 19 balistik füze ve 26 İHA ile saldırı düzenlendi

14:51-BAE: İran'dan gün içinde 19 balistik füze ve 26 İHA ile saldırı düzenlendi

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), hava savunma sistemlerinin gün içerisinde İran'dan atılan 19 balistik füze ve 26 insansız hava aracına (İHA) müdahale ettiğini açıkladı.

BAE Savunma Bakanlığı'nın ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, saldırılara ilişkin bilgi verdi.

Açıklamada, bugün İran'dan atılan 19 balistik füze ve 26 İHA'nın hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiği belirtildi.

İran saldırılarının başladığı 28 Şubat'tan bu yana BAE hava savunma sistemlerinin toplam 457 balistik füze, 19 seyir füzesi ve 2 bin 38 İHA'ya müdahale ettiği kaydedildi.

Saldırılarda, görev sırasında 2 asker ile BAE ordusuyla sözleşmeli çalışan Fas uyruklu bir sivilin hayatını kaybettiği, ayrıca Pakistan, Nepal, Bangladeş, Filistin ve Hindistan uyruklu 9 sivilin öldüğü ifade edilen açıklamada, çeşitli uyruklardan 191 kişinin yaralandığı aktarıldı.

BAE Savunma Bakanlığı, ülkenin güvenliğini hedef alan tehditlere karşı tüm birimlerin yüksek hazırlık seviyesinde olduğunu ve gerekli tüm önlemlerin kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.

14:35 Macron, Trump'ın kendisi ve ailesine yönelik sözlerini "seviyeli" bulmadı

14:35-Macron, Trump'ın kendisi ve ailesine yönelik sözlerini "seviyeli" bulmadı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD Başkanı Donald Trump'ın kendisi ve ailesine yönelik açıklamalarını "seviyeli" bulmadığını belirtti.

Macron, iki günlük resmi ziyaret kapsamında Güney Kore'nin başkenti Seul'e gitti. Cumhurbaşkanı Macron, burada basına yaptığı açıklamada, Orta Doğu'daki son gelişmelerle Trump'ın kendisi ve ailesi hakkındaki sözlerini değerlendirdi.

Macron, Trump'ın kendisi ve eşi Brigitte Macron hakkındaki sözlerine, "Bugün son derece ciddi şeylerden bahsediyoruz. Bugün savaşta olan kadın ve erkeklerden, öldürülen sivillerden, bölgede devam eden savaştan bahsediyoruz. Bu savaşın ekonomilerimiz üzerindeki etkilerinden bahsediyoruz. Vatandaşlarımızı düşünüyorum, Amerikalılar da aynı şeyi yaşıyor. Akaryakıt ve gazın fiyatları artıyor. Duyduğum sözler, kastettiğiniz sözler ne hoş ne de seviyeli." dedi.

Macron, Trump'ın bu sözlerinin "cevap vermeye değmediğini" belirtti.

Trump, Macron'un eşinden kötü muamele gördüğünü söylemişti

ABD Başkanı Trump, ülkesi ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşa ilişkin dünkü "Ulusa Sesleniş" konuşmasında eşi Brigitte Macron'un, Cumhurbaşkanı Macron'a son derece kötü muamelede bulunduğunu savunarak "Macron'un hala çenesine aldığı yumruğun etkisinden çıkmaya çalıştığını" söylemişti.

Trump, bir telefon görüşmesinde Macron'dan, Fransa'nın Körfez bölgesine bir askeri yardım ve derhal savaş gemileri göndermesini istediğini fakat bu talebinin reddedildiğini belirtmişti.

Macron'un kendisine, ABD savaşta galip geldikten sonra gemiler göndermeyi teklif ettiğini ifade eden Trump, ona "Hayır, Emmanuel, savaş bittikten sonra ihtiyacım olmayacak." dediğini aktarmıştı.

Macron'un resmi ziyaret için gittiği Vietnam'ın başkenti Hanoi'de Haziran 2025’te eşi Brigitte Macron ile uçaktan inişleri esnasında çekildiği belirtilen görüntüler gündem olmuştu.

Sosyal medyada kısa sürede yayılan görüntülerde Hanoi'ye inen uçağın kapısının açılmasıyla kırmızı ceketli kişinin eliyle Macron’u yüzünden ittirdiği görülüyordu. Kameraları fark eden Macron ise gülümseyerek el sallıyordu. Görüntünün devamında kırmızı ceket giyen kişinin, çiftin uçağın merdivenlerinden inmeye başlamasıyla Brigitte Macron olduğu anlaşılıyordu.

14:05 İran'ın misillemeleri ABD merkezli güvenlik ittifaklarını sorgulatmaya başlayabilir

14:05-İran'ın misillemeleri ABD merkezli güvenlik ittifaklarını sorgulatmaya başlayabilir

İran, ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı topraklarına yönelik büyük çaplı saldırılara, İsrail'in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Kuveyt başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere misillemelerle karşılık verdi.

Uzmanlar bu süreçte ABD'nin sağladığı güvenlik şemsiyesinin Körfez ülkelerini koruyamadığını, Washington'ın dünya genelinde vadettiği güvenlik garantileri ve ittifakların eleştiri odaklarının hedefi haline geldiğini belirtiyor.

Quincy Enstitüsü Başkan Yardımcısı Trita Parsi, ABD merkezli Rice Üniversitesi Baker Kamu Politikası Enstitüsünde Orta Doğu uzmanı Dr. Kristian Coates Ulrichsen ve İngiltere'deki Londra Üniversitesi Doğu ve Afrika Çalışmaları Bölümünde Küresel Düşünce ve Karşılaştırmalı Felsefe Profesörü Arshin Adib-Moghaddam, konuyla ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Amerikan güvenlik düzeninin henüz sonunun geldiğini düşünmediğini dile getiren Parsi, "Bu, sonun başlangıcıdır ancak nihayetinde sona erecektir. Bu savaştan sonra, ABD üslerinin güvenlik sağlamadığı, aksine Körfez ülkeleri için bir güvensizlik kaynağı haline geldiği netleştiğinde, ABD’nin önceliğinin aslında İsrail olduğu anlaşıldığında ve ABD’nin İran ile savaşa girdiğinde tüm askerlerini ve kaynaklarını bu üslerden çektiği görüldüğünde tüm bunlar bu üslerin gelecekteki faydasını ve değerini gerçekten sorgulanır kılıyor." dedi.

Parsi, Körfez ülkelerinin ABD ile ilişkilerini tamamen terk edemeyeceği ancak gelecekte bu güvenlik yapısının değişeceğine işaret ederek, "Bunu yapamazlar. Hatta gelecekte ABD’den daha fazla silah satın alabilirler. Ancak bölge, üsler üzerine kurulu bir Amerikan güvenlik mimarisine dayalı olmayacaktır. Bölge artık kendi yapısını oluşturmak için bir yol bulmak adına gerçekten adım atmak zorunda kalacak." ifadelerini kullandı.

Geçmişte, ABD'nin çekildiği ve güvenlik sağlamadığı bölgelerde bölgesel devletlerin bu boşluğu doldurmak için diplomatik olarak adım attıklarını kaydeden Parsi, şu değerlendirmede bulundu:

"Bugün Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın şimdiden kendi potansiyel düzenlemelerinin başlangıcını oluşturmaya başladıklarını görüyoruz. Orta Doğu'ya uzanan Amerikan güvenlik şemsiyesinin sonsuza kadar sürmeyeceği ve bir noktada sona ereceği her zaman belliydi. Bölgenin, aşırı yayılmış ve giderek daha güvenilmez hale gelen güçlere güvenmek yerine, kendi güvenliğinin sorumluluğunu kendi eline alması ve bunu bizzat üstlenmesi daha iyidir."

Parsi, Asya ülkelerinin de kendi güvenliklerine daha fazla dayanmaya başlaması gerektiğini anlamalarının önemli olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:

"ABD'nin yakın zamanda Pasifik'ten ayrılacağını sanmıyorum, ancak dünyanın geri kalanının Amerikan güvenliğine körü körüne itimat edemeyeceği açıktır. ABD'nin artık bu rolü oynayacak kapasitesi kalmamıştır. Bölge devletlerinin, ABD ile müttefik kalmaya devam ederken, ABD'ye dayanmak yerine güvenlik yükünün mümkün olduğunca fazlasını kendi omuzlarına almaları akıllıca olacaktır."

Türkiye'nin gelecekte bölge için yeni bir güvenlik mimarisinin oluşturulmasında kritik bir rol oynayabileceğinin altını çizen Parsi, ancak herhangi bir güvenlik mimarisinin yaşayabilir ve başarılı olabilmesi için her şeyi kapsayıcı olması gerektiğini dile getirdi.

Kurallara dayalı uluslararası düzenin daha da zayıfladığına dair endişe var

Rice Üniversitesi Baker Kamu Politikası Enstitüsünden Dr. Kristian Coates Ulrichsen, ABD'nin İran ve Venezuela'daki saldırgan tutumunun İsrail'in Gazze'ye saldırıları ve Rusya'nın Ukrayna savaşıyla zaten zayıflamış olan "kurallara dayalı uluslararası düzeni" daha da zayıflattığına dair bir endişe bulunduğunu söyledi.

ABD'nin 1990'dan bu yana Körfez'de güvenlik sağlayıcı rolüyle öne çıktığını belirten Ulrichsen, İran savaşının ardından ise bölgedeki Amerikan imajının değiştiğini savundu.
Ulrichsen, "Sanırım şu an Körfez'de ABD'yi istikrarsızlık kaynağı olarak gören ve Körfez ülkelerini hedef haline getirdiğini düşünen kesimler kesinlikle var." dedi.

Körfez ülkeleri başta olmak üzere dünya genelindeki ABD müttefiklerinin İran savaşı sonrası farklı işbirlikleri arayışına gireceğine işaret eden Ulrichsen, "Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerin tamamı enerji, petrol ve gaz akışı için Körfez'in her iki yakasına da yoğun bir şekilde bağımlı. ABD müttefikleri ve ortakları arasında, ABD'nin bu ittifakların çıkarlarını ön planda tutup tutmadığına veya savaşın yarattığı zorlukları aşmak için başka bir eylem planına ihtiyaç duyulup duyulmadığına dair bir yeniden değerlendirme yapılacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

Ulrichsen, "Güney Kore, Japonya ve diğer Güneydoğu Asya uluslarında 2. Dünya Savaşı'nın bitiminden bu yana dünyayı bir arada tutan normların, tam da bu 1945 sonrası mimariyi ayakta tutan (ABD) ülke tarafından bu kadar köklü bir şekilde zayıflatıldığına dair artan bir farkındalık olacağına" dikkati çekti.

Türkiye, Pakistan ve Mısır gibi ülkelerin arabuluculuk konusunda aktif rol üstlendiğini anımsatan Ulrichsen, "Özellikle de ABD, birçok orta ölçekli güç tarafından şu anda çözümün değil, sorunun bir parçası olarak görülürken en azından şimdilik güvenliğe değil güvensizliğe katkıda bulunan ülkeleri devre dışı bırakacak yaratıcı yollar düşünmek zorundasınız." ifadelerini kullandı.

Ulrichsen, ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci döneminin Avrupa devletlerinin uluslararası sistemdeki benzer fikirli devletlerle çok daha yakın ve uyumlu çalışma yolları bulması gerektiğini gösterdiği ve bunun gerekçelerinin Ukrayna, Grönland, İran gibi konularda gelen tehdit algılarında görüldüğünü dile getirdi.

Ülkelerin BM'nin ötesine geçmeye başlayabileceği yorumunu yapan Ulrichsen, şunları söyledi:

"Önceki yıllarda, özellikle Orta Doğu ve Güneybatı Asya'da belirli konularda bir araya gelen ülkelerin oluşturduğu birçok "mini-lateral" (küçük çaplı çok taraflı) girişim gördük. Mısır, Pakistan ve Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle bir araya gelmesi veya Hindistan'ın BAE ile, Suudi Arabistan'ın Pakistan ile yakınlaşması gibi örnekler. BM'nin geleceği yeniden değerlendirilirken, en azından kısa vadede bu tür küçük çaplı girişimler daha önemli hale gelebilir."

"Trump yönetimi, müttefik olduğu her ülkenin güvensizliğini tetikledi"

Profesör Adib-Moghaddam ise dünya düzeninin kendisinin kutupsuz olarak adlandırdığı bir yapıya evrildiğine işaret ederek, şunları dile getirdi:

"İttifaklar giderek daha fazla gerilecek ve NATO gibi kolektif ittifaklar artık ne emperyal savaşları başarıyla sürdürebilecek ne de Rusya ve Çin gibi diğer aktörleri etkili bir şekilde dizginleyebilecek konumdadır. Trump, birçok başarısızlığının yanı sıra NATO ittifakındaki güveni yerle bir etmesiyle de hatırlanacaktır."

Adib-Moghaddam, Türkiye'nin bu süreçlerde jeopolitik konumu ve Müslüman dünyasındaki tarihi ağırlığı sayesinde hayati bir rol oynayacağı değerlendirmesinde bulundu.

Trump yönetiminin, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Filistin'de yürüttüğü soykırıma verilen destek ile savaş ve yıkımlarda kendini gösterdiği sürecin, Japonya ve Güney Kore gibi geleneksel müttefiklere ABD’nin uzun vadede güvenilir bir ortak olmayacağı sinyalini verdiğini vurgulayan Adib-Moghaddam, "Bir kez daha belirtmek gerekirse, Trump yönetimi, müttefik olduğu her ülkenin güvensizliğini tetikledi." ifadesini kullandı.

13:25 Filipinler, gemilerinin Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişi için İran'dan teminat aldığını duyurdu

13:25-Filipinler, gemilerinin Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişi için İran'dan teminat aldığını duyurdu

Filipinler, ülke bandıralı gemilerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçişi konusunda İran tarafından teminat aldığını bildirdi.

Filipinler Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Filipinler Dışişleri Bakanı Maria Theresa Lazaro ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi telefonda görüştü.

Görüşmede Erakçi, İran'ın Filipinler bandıralı gemilerin ve Filipinli denizcilerin Hürmüz Boğazı'ndan engellenmeden, güvenli ve hızlı geçişini sağlayacağı konusunda teminat verdi.

Lazaro da bu gelişmenin Filipinli denizcilerin güvenliğini sağlaması ve Filipinler'in enerji güvenliğine katkı sağlaması bakımından hayati önem taşıdığını belirtti.

Taraflar, ikili ilişkilerin sürdürülmesine ve diplomasi aracılığıyla kalıcı barışın sağlanmasına yönelik taahhütlerini yinelediklerini ifade etti.

Orta Doğu'daki petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üretiminin Umman Denizi ve Hint Okyanusu üzerinden dünya pazarlarına ulaştırılmasını sağlayan Hürmüz Boğazı'nın ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş nedeniyle fiilen kapanması, enerji piyasalarında krize yol açmıştı.

Filipinler, 28 Şubat'taki ilk ABD-İsrail saldırılarından sonra "ulusal enerji acil durumu" ilan eden ilk ülke olmuştu.

12:56 Japonya, Orta Doğu'daki gerilimin ivedilikle yatıştırılması için diplomatik çabalarını sürdürecek

12:56-Japonya, Orta Doğu'daki gerilimin ivedilikle yatıştırılması için diplomatik çabalarını sürdürecek

Japonya hükümetinin, Orta Doğu'daki durumun ivedilikle yatıştırılması konusunda uluslararası toplumla diplomatik çabaları sürdüreceği bildirildi.

Kyodo ajansının haberine göre Kabine Baş Sekreteri Kihara Minoru, düzenlediği basın toplantısında, ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşa ilişkin ülkesinin tutumunu değerlendirdi.

Kihara, Japonya'nın Orta Doğu'daki durumun ivedilikle yatıştırılması için uluslararası toplumla diplomatik çabalarını sürdüreceğini ifade etti.

Ayrıca Kihara, ABD Başkanı Donald Trump'ın ülkesi ile İran arasında yapıldığını iddia ettiği dolaylı görüşmelerin "olumlu yönde ilerleyeceği" konusunda umutlu olduğunu söyledi.

12:41 İsviçre, ABD'nin İran'a yönelik saldırılarla ilgili uçuş taleplerinin çoğunu reddetti

12:41-İsviçre, ABD'nin İran'a yönelik saldırılarla ilgili uçuş taleplerinin çoğunu reddetti

İsviçre, İran'a yönelik saldırılarla ilgili ABD'den gelen 11 uçuş talebinin 4'ünü onaylarken, tarafsızlık yasası gereği "açıkça çatışmayla ilgili olmayan" uçaklara onay verdiğini ve diğer durumlarda hava sahasını kapattığını bildirdi.

İsviçre'nin ulusal ajansı Keystone-SDA'nın, Federal Sivil Havacılık Dairesine (FOCA) dayandırdığı haberine göre, ABD ile İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırılarının başlamasından bu yana Orta Doğu'ya giden uçakların İsviçre üzerinden uçması için diğer ülkelerden gelen toplam 12 talebin sadece 4'ünü onayladı.

FOCA, 5-23 Mart'ta ABD'den 11 başvuru alındığını, bunlardan birinin ABD tarafından geri çekildiğini ve dördünün ise onaylandığını açıkladı.

İsviçre hava sahasından geçiş taleplerinin yalnızca "açıkça çatışmayla ilgili değilse" onaylandığını ve yaralıların taşınması dahil insani ve tıbbi amaçlarla sınırlı kaldığını belirten FOCA, tarafsızlık yasası uyarınca silahlı çatışmalarla bağlantılı olarak yapılan taleplerin reddedileceğini vurguladı.

FOCA, Birleşik Arap Emirlikleri'nden (BAE) gelen bir talebin de reddedildiğini duyurdu.

İsviçre Federal Konseyi, mart ayında yaptığı açıklamada, 28 Şubat'tan bu yana Orta Doğu'da ciddi çatışmaların yaşandığını ve ABD, İsrail ve İran için tarafsızlık yasasının geçerli olduğunu belirtmişti.

Federal Konsey, 15 Mart'ta İran'daki saldırılarla ilgili ABD'den gelen 2 keşif uçuşu talebini "tarafsızlık yasası" gereğince reddettiğini açıklamıştı.

 

12:12 İran: ABD tarafından spor salonuna düzenlenen ve 21 gencin öldüğü saldırı savaş suçu

12:12-İran: ABD tarafından spor salonuna düzenlenen ve 21 gencin öldüğü saldırı savaş suçu

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD’nin 28 Şubat’ta Lamerd kentinde bir spor salonunu hedef alarak 21 gencin ölümüne neden olan saldırısını savaş suçu olarak niteledi.

Bekayi, X sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında, 21 gencin hayatını kaybettiği saldırıda ABD yapımı "PrSM" füzesinin muharebede ilk kez kullanıldığına dair Amerikan basınında çıkan haberlere işaret etti.

İranlı Sözcü, şu ifadeleri kullandı:

"28 Şubat 2026'da muharebede ilk kez kullanılan Amerikan yapımı yeni PrSM füzesi, Fars Eyaleti'ndeki Lamerd şehrinde masum gençlerle dolu kalabalık bir spor salonunu vurdu.

Saldırıda 21 genç kız ve erkek çocuk hayatını kaybetti. Füze, hedefinin üzerinde patlayarak binlerce ölümcül parça (tungsten pelet) saçarak insan kayıplarını en üst düzeye çıkarıyor. Bu, alçakça bir savaş suçudur. "

The New York Times'ın görsel analiz ve silah uzmanlarının görüşleri esas alınan haberinde, PrSM'nin saldırıların ilk gününde bir spor salonu ve yakındaki bir okulu vurarak en az 21 kişinin ölümüne yol açtığı bildirilmişti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise 28 Şubat'ta İran'ın Lamerd kentindeki bir spor salonu ve yerleşim bölgesini vurdukları yönündeki haberlerin asılsız olduğunu öne sürmüştü.

 

11:58 Avustralya hükümetinden "Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişin yeniden sağlanması" talebi

11:58-Avustralya hükümetinden "Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişin yeniden sağlanması" talebi

Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong, Hürmüz Boğazı'ndan "güvenli geçişin yeniden sağlanmasını" istediklerini bildirdi.

Wong, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda, Hürmüz Boğazı konusunu Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ile görüştüğünü kaydetti.

Mevkidaşıyla bölgedeki çatışmanın küresel enerji piyasaları üzerindeki etkisi hakkında konuştuğunu aktaran Wong, "Hepimiz Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişin yeniden sağlanmasını ve İran rejiminin Boğaz'ı rehin tutmasının sona ermesini istiyoruz." ifadesini kullandı.

11:23 ABD'nin İran saldırılarını "kendi savaşı" görmeyen Avrupa liderleri, temkinli tavırlarını sürdürüyor

11:23-ABD'nin İran saldırılarını "kendi savaşı" görmeyen Avrupa liderleri, temkinli tavırlarını sürdürüyor

ABD'nin kıtadaki müttefiklerine danışmadan başlattığı İran saldırılarını "kendi savaşı" olarak görmeyen Avrupa ülkeleri, savaşa dahil olmaktan kaçınmaya devam ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın yüksek sesli tepki ve tehditlerine rağmen Avrupalı ülkelerin birçoğu ABD'ye saldırılarında hava sahaları ve üslerinin kullanımına izin vermezken, Washington'un Hürmüz Boğazı'na ilişkin yardım çağrılarını da ancak gerginlik sona erdikten sonra cevaplayabileceklerine işaret ediyor.

Trump ise bir yandan Avrupa ülkelerinin temkinli tavrına karşı "Unutmayacağız." mesajı verirken, diğer taraftan tarihin en uzun ömürlü askeri ittifakı NATO'nun meşruiyetini hedef almaya devam ediyor.

“Artık kendi başınızın çaresine bakmayı öğrenmek zorunda kalacaksınız." diyen Trump, "ABD sizin için orada olmayacak, tıpkı sizin bizim için olmadığınız gibi.” uyarısında bulundu.

"Bizim savaşımız değil"

ABD ve İsrail, 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırılar başlattıktan sonra Avrupa Birliği (AB) üst yönetimi ve Avrupa başkentlerinden "Bu bizim savaşımız değil." mesajları gelmeye başladı.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, birliğin diplomasi ve gerginliğe düşürmeye odaklanacağını belirterek, "Bu çatışmanın tarafı değiliz. Bu Avrupa'nın savaşı değil." ifadelerini kullandı.

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius ise daha net mesaj vererek, "Bu bizim savaşımız değil, biz başlatmadık." açıklamasında bulundu.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, "Uluslararası hukuku ihlal eden bir savaşı desteklemeyeceğiz." mesajı verirken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da diplomatik çözüm ısrarını sürdürdü.

"Danışılmadık"

Avrupalı liderler, aynı zamanda ABD ve İsrail'in hiçbir şekilde kendilerine danışmadan saldırılar başlatmasına da tepki vererek, müttefikler arasında koordinasyon sağlanması gerektiğine işaret etti.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarına ilişkin, “İsrail ve ABD tarafından tek taraflı olarak kararlaştırılan müdahalenin, bunun için öngörülen kolektif platformlarda görüşülmesi gerekirdi." dedi.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, “Washington bize danışmadı ve Avrupa'dan yardım gerekeceğini söylemedi. (Danışsaydı) Bu yolun izlenmesine karşı tavsiyede bulunurduk." ifadelerini kullandı.

Kallas da "ABD ile müttefikiz ancak son hamlelerini anlamıyoruz. Bize danışılmadı ve savaşın hedefleri net değil." açıklamasını yaptı.

Üslerin kullanımına karşı çıktılar

Trump'ın tüm tehditlerine rağmen Avrupalı ülkelerin birçoğu İran'a yönelik saldırılar için üslerinin kullanılmasına izin vermedi.

Savaşa en sert tepkilerden birini veren İspanya, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına katılan ABD uçaklarına hava sahasını kapatma kararı verdiğini duyurdu.

ABD uçaklarının Rota (Cadiz) ve Moron de la Frontera (Sevilya) deniz ve hava üslerini kullanmasını yasaklayan İspanya hükümeti, ayrıca Avrupa ülkelerinde konuşlanmış ABD uçaklarına İspanyol hava sahasını kapattığını duyurdu.

ABD, ülkenin güneyinde bulunan Rota ve Moron askeri üslerinden 15 uçağı başka yerlere taşımak zorunda kaldı.

Fransa, saldırıların en başından itibaren hava üslerinin saldırılara dahil olan hava araçlarının kullanımına açılmayacağını bildirdi.

Diğer taraftan, Fransız yetkililerine dayandırılan haberlerde Paris'in ABD'nin İsrail’e silah taşımak için kullandığı askeri uçakların hava sahasından geçişine izin vermediği ifade edildi.

İtalya ise ABD'nin ikili anlaşmaya uygun olarak İtalya'daki üslerini saldırı amacı olmayan normal operasyonlar için kullanmaya devam edebileceğini ancak bu kapsamın ötesindeki herhangi bir kullanımın parlamento tarafından onaylanması gerektiğini duyurdu.

İsviçre de hava sahasını kapatan Avrupa ülkeleri arasında yer aldı.

İsviçre Federal Konseyinden yapılan açıklamada, ülkenin tarafsızlık yasası kapsamında askeri amaçlı uçuşlar için İsviçre hava sahasının kapalı olduğunu duyurdu.

Polonya da yardım taleplerine karşı çıkan ülkelerden oldu. Polonya Başbakanı Donald Tusk, İran'a asker göndermeyeceklerini bildirdi.

Polonya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Wladyslaw Kosiniak-Kamysz da ABD'nin Polonya'dan Patriot hava savunma sistemlerini Orta Doğu’ya konuşlandırmasını istediğine dair haberlerin ardından ülkelerinin güvenliğinin mutlak öncelik olduğunu belirterek, "Patriot bataryalarımız Polonya hava sahasını ve NATO’nun doğu kanadını korumaya hizmet ediyor. Bu konuda hiçbir değişiklik yok ve onları başka bir yere konuşlandırmayı planlamıyoruz. Müttefiklerimiz burada ne kadar önemli görevler üstlendiğimizi çok iyi biliyor ve anlıyor." ifadelerini kullandı.

Almanya ve İngiltere baskıya boyun eğdi

Son gelişmeleri "korkunç bir hata" olarak tanımlayan Almanya Başbakanı Merz, Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçişin sağlanmasına yardımcı olmak amacıyla Orta Doğu’ya savaş gemileri gönderme çağrılarını reddetti.

Ancak doğrudan saldırılara dahil olmayacağının altını çizen Almanya, ABD’nin Ramstein Hava Üssü’nü İran’a karşı dron ve füze saldırılarını koordine etmek için kullanmasına izin verdi.

Diğer taraftan, İngiltere Başbakanı Keir Starmer başta sert bir tutum takınarak üslerinin kullanımına uluslararası hukuku ihlal edebileceği kaygısıyla geçit vermezken, Trump'ın yoğun baskısı ve "Karşımızda Churchill yok." gibi ifadelerinin ardından Chagos Takımadaları'ndaki üslerini kullanımına açtı.

Starmer ayrıca, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını görüşmek üzere yaklaşık 35 ülkenin katılacağı bir toplantıya ev sahipliği yapacağını kaydetti.

Portekiz de Azorlar’daki Lajes Hava Üssü’nün ABD tarafından kullanılmasına ilişkin temkinli bir tutum benimseyerek, mevcut ikili ve NATO düzenlemeleri çerçevesinde erişim izni vereceğini duyurdu.

Savaşa dahil olmayacağının altını çizen Portekiz, kullanımın "savunma amaçlı ve orantılı operasyonlarda" mümkün olacağını bildirdi.

"Stratejik değerlendirmeler ve iç siyasi baskılar etkili"

AA muhabirine konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan İtalya'daki Trieste Üniversitesinden Uluslararası İlişkiler Profesörü Federico Donelli, "Avrupa’nın, ABD’nin İran’a yönelik olası bir askeri tırmanışına uyum sağlama konusundaki isteksizliği, stratejik değerlendirmeler ile iç siyasi baskıların bir kombinasyonundan kaynaklanıyor." dedi.

Bazı Avrupa ülkelerinin ABD’nin duruşu ve kararlarına yönelik mesafe koymaya çalıştığına işaret eden Donelli, bunu ülkelerin çok temkinli ve dikkatli bir şekilde yaptıklarını ifade etti.

Donelli, "Bu yaklaşım tüm Avrupa başkentlerinde aynı şekilde benimsenmiş olmasa da genel olarak belirli bir stratejik özerklik göstermek niyeti söz konusu." açıklamasını yaptı.

Diğer taraftan iç baskıların da önemli bir rol oynadığına dikkati çeken Donelli, "Avrupa kamuoyu, İsrail politikaları ve ABD yönetiminin İran konusundaki tutumu konusunda giderek daha eleştirel olmaya başladı." ifadelerini kullandı.

Donelli, bu durumun yalnızca artan gerginliğin günlük yaşam üzerindeki somut ekonomik maliyetlerine dair kaygılardan kaynaklanmadığını belirterek, Gazze ve Lübnan’da süregelen şiddet ile İran’ın da dahil olmasıyla daha fazla bölgesel istikrarsızlık riskinin endişe yarattığını kaydetti.

"Uluslararası hukukun temel ilkeleri, Amerikan emperyalizmine karşı"

York Üniversitesi Uluslararası Hukuk Profesörü Heidi Matthews ise ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü "saldırgan savaş karşısında", birçok Avrupa ülkesinin Başkan Trump’ın savaşa dahil olma baskısına karşı dururken, uluslararası hukukun temel ilkelerine ve kurumlarına yöneldiğine işaret etti.

Fransa'nın saldırıların ele alınması için acil Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi toplantısı çağrısıyla İspanya'nın savaşın "derinden yasa dışı" olduğunu vurgulamasının bu çerçevede değerlendirebileceğinin altı çizen Matthews, şunları vurguladı:

"Birçok Avrupa ülkesi uluslararası hukukun temel ilkelerini, Amerikan emperyalizmine karşı bir direnç aracı olarak yeniden benimsemeyi seçiyor. Özellikle güç kullanımının yasaklanması, BM Şartı sisteminin ortaya çıkışından bu yana en aşırı tehditle karşı karşıya olduğu bir dönemde önem kazanıyor."

10:58 İran'da ABD-İsrail'in Fars eyaletine saldırısında 2 çocuk hayatını kaybetti

10:58-İran'da ABD-İsrail'in Fars eyaletine saldırısında 2 çocuk hayatını kaybetti

İran'ın Fars eyaletine bağlı Laristan kentinde bir köy yakınlarına ABD-İsrail'in düzenlediği saldırıda 2 çocuğun hayatını kaybettiği bildirildi.

Fars eyaletinin Eğitim ve Öğretim Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, dün akşam Laristan kentindeki Keremstec köyü yakınlarındaki dağlık bölgede yürüyüş yapanlar, ABD-İsrail tarafından hedef alındı.

Saldırıda, Keremstec köyünden Yusuf Darudi ile Emir Saburiyan adlı 2 çocuğun yaşamını yitirdiği belirtildi.

10:31 NATO Genel Sekreteri Rutte, gelecek hafta ABD Başkanı Trump ile görüşecek

10:31-NATO Genel Sekreteri Rutte, gelecek hafta ABD Başkanı Trump ile görüşecek

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin gelecek hafta Washington'a giderek ABD Başkanı Donald Trump ile görüşeceği bildirildi.

Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin ismi verilmeyen bir Beyaz Saray yetkilisine dayandırdığı haberine göre, Rutte'nin haftaya Trump'la bir araya gelmesi bekleniyor.

NATO Sözcüsü Allison Hart da WSJ'ye verdiği demeçte, ziyareti doğrulayarak Rutte'nin Washington ziyaretinin uzun süredir planlandığını ifade etti.

Trump, dün The Telegraph gazetesine verdiği mülakatta, ABD'nin NATO'dan çekilme ihtimalini "gözden geçirilmenin de ötesinde" olarak nitelemiş, "(NATO) Onların kağıttan kaplan olduğunu hep biliyordum, bu arada (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin de bunu biliyor." demişti.

10:11 ABD ordusunun Trump'ın talebiyle İran'daki uranyumun ele geçirilmesi için plan hazırladığı iddia edildi

10:11-ABD ordusunun Trump'ın talebiyle İran'daki uranyumun ele geçirilmesi için plan hazırladığı iddia edildi

ABD ordusunun, Başkan Donald Trump'ın isteği doğrultusunda İran'daki yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun ele geçirilmesine yönelik kapsamlı bir plan hazırladığı öne sürüldü.

Washington Post gazetesinin konuya aşina iki yetkiliye dayandırdığı haberine göre, İran'da bulunan uranyuma ilişkin plan, Trump'ın talebi üzerine ABD ordusu yetkililerince hazırlandı ve bu plan, geçen hafta ona sunuldu.

Plana göre, İran'daki yaklaşık 450 kilogram yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun ele geçirilmesi için bölgeye kazı ekipmanlarının sevk edilmesi ve radyoaktif materyalin taşınması amacıyla kargo uçakları için pist inşa edilmesi öngörülüyor.

Öte yandan ABD basınına konuşan uzmanlar, radyoaktif materyalin çıkarılması için yüzlerce hatta binlerce askerin ve ağır ekipmanın havadan bölgeye sevk edilmesinin gerekebileceğine dikkati çekti. Uzmanlar, operasyonun son derece zorlu olup haftalarca sürebileceğini vurguladı.

İsrail ve ABD'nin geçen yıl İran'a yönelik hava saldırılarından önce, ülkenin 400 kilogramdan fazla yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyuma ve yüzde 20 seviyesinde yaklaşık 200 kilogram fisil maddeye sahip olduğu, bu materyalin kolaylıkla yüzde 90 silah seviyesine çıkarılabildiği değerlendiriliyordu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 27 Mart'ta, Washington'ın hedeflerine kara harekatına gerek kalmadan ulaşabileceğini belirtmiş, Savunma Bakanı Pete Hegseth ise 13 Mart'ta, İran'ın uranyumu gönüllü olarak devretmesinin tercih edildiğini ancak aksi durumda askeri seçeneklerin de bulunduğuna işaret etmişti.​​​​​​​

10:00 İran lideri Hamaney'in Başdanışmanı'ndan "Hürmüz Boğazı, ABD-İsrail ve destekçilerine açılmayacak" mesajı

10:00-İran lideri Hamaney'in Başdanışmanı'ndan "Hürmüz Boğazı, ABD-İsrail ve destekçilerine açılmayacak" mesajı

İran lideri Mücteba Hamaney'in Başdanışmanı ve ülkenin önde gelen siyasetçilerinden Ali Ekber Velayeti, Hürmüz Boğazı'nın "İran'ın düşmanlarına ve onların üslerine kapalı kalacağını" belirtti.

Velayeti, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından paylaştığı mesajında, "Hürmüz Boğazı dünyaya açıktır ancak İran halkının düşmanlarına ve bölgedeki üslerine her zaman kapalı kalacaktır." ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın, başlattığı savaşın gidişatıyla ilgili iddialarına değinen Velayeti, "Savaş, saldırganların coşkusu ve hayalleriyle değil, İran'ın stratejisi ve otoritesiyle sona erecektir." değerlendirmesinde bulundu.

09:50 İran, ABD ve İsrail'e "daha geniş ve yıkıcı" misillemelerine devam edeceğini açıkladı

09:50-İran, ABD ve İsrail'e "daha geniş ve yıkıcı" misillemelerine devam edeceğini açıkladı

İran ordusu, ABD ve İsrail'in saldırılarına karşılık "daha geniş kapsamlı ve yıkıcı eylemler" gerçekleştireceklerini bildirdi.

İran Silahlı Kuvvetlerinin savaşı yürüten birimi Hatemu'l Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü Yarbay İbrahim Zülfikari, ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'a yeni tehditler savurmasının ardından açıklama yayımladı.

ABD-İsrail'in İran'ın askeri kapasitesini yok ettiklerine dair iddialarına değinen Zülfikari, "Stratejik füze üretim merkezlerimizi, uzun menzilli saldırı ve hedef belirleme insansız hava araçlarımızı, modern hava savunma ve elektronik savaş sistemlerimizi ve özel teçhizatımızı yok ettiğinizi ummayın, çünkü böyle bir düşünceyle kendinizi içinde bulduğunuz bataklığı daha da derinleştireceksiniz." değerlendirmesinde bulundu.

ABD ve İsrail'e hitaben, "Başlattığınız saldırganlığın bedelini ödeyeceksiniz." diye seslenen Zülfikari, "Şimdiye kadar çektiğiniz güçlü ve hayal edilemez darbelerin ve tokatların devamında, daha ezici, daha geniş ve daha yıkıcı eylemlerimizi bekleyin." ifadelerini kullandı.

09:38 ABD ve İran'ın Hürmüz Boğazı'nın açılması karşılığında ateşkes görüşmeleri yaptığı iddia edildi

09:38-ABD ve İran'ın Hürmüz Boğazı'nın açılması karşılığında ateşkes görüşmeleri yaptığı iddia edildi

ABD ve İran'ın, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması karşılığında ateşkes sağlanmasına yönelik görüşmeler yaptığı öne sürüldü.

ABD'de yayın yapan Axios platformuna konuşan üç ABD'li yetkili, Washington ve Tahran yönetimleri arasında ateşkes sağlanmasına yönelik görüşmeler yapıldığını belirtti. Yetkililer, ABD ve İran'ın, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması karşılığında ateşkes sağlanmasına yönelik görüşmeler yaptığını iddia ederek, bu görüşmelerin doğrudan veya arabulucular aracılığıyla olup olmadığına ilişkin detay vermedi.

Bu görüşmeler sonucunda bir anlaşmaya varılıp varılmayacağının belirsizliğini koruduğuna işaret eden yetkililer, ABD Başkanı Donald Trump'ın bu olasılığı hem yönetim içindeki hem de dışındaki yetkililerle görüştüğünü ileri sürdü.

Konu hakkında bilgi sahibi iki kaynak da Trump'ın dün Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile telefonda görüştüğünü ve olası bir ateşkesi gündeme getirdiğini, ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile görüştüğünü öne sürdü.

Bu arada başka bir kaynak, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in 31 Mart'ta arabulucularla olası ateşkes hakkında görüşmeler yaptığını ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması dahil olmak üzere taleplerinin karşılanması halinde ABD'nin ateşkese açık olduğu mesajını İran'a ilettiğini aktardı. Söz konusu kaynak, Vance'in, anlaşmaya varılamaması halinde İran'ın altyapısını vuracaklarına ilişkin Trump'ın sözlerini yinelediğini belirtti.

09:20 Suudi Arabistan hava sahasına giren 4 İHA’nın imha edildiğini açıkladı

09:20-Suudi Arabistan hava sahasına giren 4 İHA’nın imha edildiğini açıkladı

Suudi Arabistan, hava sahasına giren insansız hava aracı (İHA) saldırılarının engellendiğini duyurdu. Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından ülkeye yönelik hava saldırılarına ilişkin açıklama yaptı.

09:04 ABD'nin Bağdat Büyükelçiliği, Irak'taki vatandaşlarına ülkeden ayrılmaları çağrısını yineledi

09:04-ABD'nin Bağdat Büyükelçiliği, Irak'taki vatandaşlarına ülkeden ayrılmaları çağrısını yineledi

ABD'nin Bağdat Büyükelçiliği, Irak'taki ABD vatandaşlarına ülkeyi derhal terk etmeleri yönündeki uyarısını yineledi.

Büyükelçiliğin ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, İran'la bağlantılı "Iraklı terörist milislerin" gelecek 24 ila 48 saat içinde Bağdat'ın merkezinde saldırılar düzenlemeyi planlıyor olabileceği ifade edildi.

Açıklamada, İran ve onunla bağlantılı "terörist milislerin" Irak Kürt Bölgesel Yönetimi dahil Irak'ın çeşitli bölgelerinde Amerikan vatandaşları ve ABD bağlantılı hedeflere yönelik geniş çaplı saldırılar düzenlediği öne sürüldü.

Söz konusu grupların Amerikan vatandaşları, şirketler, üniversiteler, diplomatik tesisler, enerji altyapısı, oteller, havalimanları ve ABD ile bağlantılı olduğu düşünülen diğer noktaların yanı sıra Irak kurumları ile sivil hedefleri de hedef alabileceği kaydedildi.

Milislerin Amerikalıları kaçırma amacıyla da hedef aldığı ifade edilen açıklamada, ABD vatandaşlarından Irak'ı derhal terk etmeleri istendi.

Açıklamada ayrıca Irak hükümetinin, ülke içinde meydana gelen ya da Irak topraklarından kaynaklanan "terör saldırılarını" önleyemediği öne sürülerek, bazı milis grupların Irak hükümetiyle bağlantılı olabileceği ve bazı saldırganların kendilerini Irak hükümeti çalışanı olarak gösteren kimlikler taşıyabileceği savunuldu.

ABD'nin Irak misyonunun, bazı personeline yönelik zorunlu ayrılık kararına rağmen ülkede faaliyetlerini sürdürdüğü belirtilen açıklamada, Amerikan vatandaşlarından güvenlik riskleri nedeniyle Bağdat Büyükelçiliği ya da Erbil Başkonsolosluğuna gitmeye çalışmamaları istendi.

Açıklamada, Irak için 4'üncü seviye seyahat uyarısının sürdüğü hatırlatılarak, ABD vatandaşlarına, "Herhangi bir nedenle Irak'a seyahat etmeyin. Oradaysanız derhal ayrılın." çağrısı yapıldı.

ABD'nin Bağdat Büyükelçiliği, birkaç gün önce de Irak'taki vatandaşlarına derhal ülkeyi terk etmeleri çağrısında bulunmuştu.

07:29 BAE, ülkedeki İran vatandaşlarının sınır dışı edileceği iddialarını yalanladı

07:29-BAE, ülkedeki İran vatandaşlarının sınır dışı edileceği iddialarını yalanladı

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), ülkede yaşayan İran vatandaşlarının sınır dışı edileceğine ilişkin iddiaları yalanlayarak, "İranlı topluluğun sosyal dokunun bir parçasını oluşturduğunu" bildirdi.

BAE Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, ülkede 200’den fazla milletin yaşadığı, bu durumun BAE’nin birlikte yaşama ve hoşgörü değerlerini kökleştirme yönündeki istikrarlı yaklaşımının açık bir göstergesi olduğu belirtildi.

Açıklamada, "ülkede yaşayan İranlı topluluğun saygı ve takdir gördüğü, ülkenin sosyal dokusunun bir parçasını oluşturduğu ve çeşitliliğiyle dışa açıklığının güçlenmesine katkı sunduğu" ifade edildi.

Basında ortaya atılan bazı iddialara da işaret edilen açıklamada, ülkede yaşayanların güvenliği ve refahını korumaya yönelik kurumsal yaklaşımın yerleşik yasal çerçeveler ve prosedürler üzerine kurulu olduğu vurgulandı.

Açıklamada, ülkenin güvenli ve istikrarlı bir ortamı sürdürme, hukuk devleti ilkesini güçlendirme ve herkesin haklarını koruma taahhüdü yinelendi.

Bazı sosyal medya ve basın organlarında BAE’nin İran vatandaşlarının ülkeye girişini ve transit geçişini yasakladığı, ayrıca ülkede bulunanların sınır dışı edilebileceği iddiaları yer almıştı.

Söz konusu iddialarda, İran pasaportu taşıyan kişilerin BAE’ye girişine ve Dubai üzerinden transit geçişine izin verilmediği, uygulamanın geçerli oturum iznine sahip olanları da kapsadığı öne sürülmüştü.

İddialara ilişkin BAE resmi makamlarından bir açıklama yapılmamıştı.

05:55 Trump, 2-3 hafta sürdürecekleri ağır saldırıların ardından İran’la savaşı bitireceklerini söyledi

05:55-Trump, 2-3 hafta sürdürecekleri ağır saldırıların ardından İran’la savaşı bitireceklerini söyledi

ABD Başkanı Donald Trump, İran'daki askeri hedeflerini önemli ölçüde tamamladıklarını ve yakında süreci "bitireceklerini" belirterek, "Amerika’nın (İran’daki) tüm askeri hedeflerini çok kısa bir süre içinde tamamlama yolundayız ancak önümüzdeki 2-3 hafta içinde onlara çok sert bir darbe indireceğiz." dedi.

Trump, Beyaz Saray’da yaptığı "Ulusa Sesleniş"te, İran gündemine ilişkin güncel durumu değerlendirdi. ABD olarak İran'a yönelik "Destansı Öfke Operasyonu"nu başlattıklarında koydukları hedeflerin çoğuna ulaştıklarını vurgulayan Trump, yakın bir zamanda saldırılarını tamamlayacakları mesajını verdi.

Trump, "Bu akşam, (İran’da) temel stratejik hedefleri tamamlamaya yaklaştığımızı belirtmek isterim. Amerika’nın tüm askeri hedeflerini çok kısa bir süre içinde tamamlama yolundayız ancak önümüzdeki 2-3 hafta onlara çok sert bir darbe indireceğiz." şeklinde konuştu.

"Bu saldırılarla İran'ı Taş Devri'ne geri göndereceğiz"

ABD Başkanı, bu saldırılarla İran'ı ait oldukları yer olan "Taş Devri'ne" geri göndereceklerini dile getirdi.

ABD'nin özellikle İsrail, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt ve Bahreyn'e teşekkür borçlu olduğunu ve bu ülkelere savunma desteği vermeye devam edeceğini söyleyen Trump, "Bu işi çok hızlı şekilde bitireceğiz. Sona çok yaklaştık." ifadelerini kullandı.

Anlaşma olmazsa elektrik santrallerini vururuz

Trump, İran'daki amaçlarının hiçbir zaman rejim değişikliği olmadığını ancak yönetimdeki isimlerin öldürülmesiyle bir bakıma "rejim değişikliği" yaşandığını savunarak, "Eğer bu süre zarfında bir anlaşma sağlanamazsa elektrik santrallerinin her birini vuracağız." diye konuştu.

ABD Başkanı, İran'ın petrol tesislerini ise "bu ülke halkına bir şans vermek" istedikleri için vurmayacaklarını dile getirdi.

NATO ülkelerine Hürmüz Boğazı mesajı

ABD olarak kendilerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrole hiçbir şekilde ihtiyaçlarının olmadığını hatırlatan Trump, "Buna ihtiyacımız yok. Hürmüz Boğazı üzerinden petrol alan ülkeler, o geçidi korumakla yükümlüdür. Onu ele geçirmeli ve değerini bilmelidirler. Bunu kolayca yapabilirler." dedi.

Trump, ABD'nin Rusya ve Suudi Arabistan'ın toplamından daha fazla petrole sahip olduğunu ve Orta Doğu'daki petrole ihtiyacı kalmadığını savundu.

ABD'nin İran ordusuna büyük zararlar verdiğini öne süren Trump, NATO ülkelerinin "kolayca" Hürmüz Boğazı'nı "kontrol altına" alabileceğini iddia etti. "Bunu daha önce yapmalıydınız. Boğaza gidin ve orayı alın, kendiniz için kullanın." şeklinde konuşan Trump, ABD olarak da gerekmesi halinde yardım edeceklerini kaydetti.

Venezuela'ya yönelik askeri müdahalenin ardından bu ülkeden gelen petrolle birlikte ABD'nin Orta Doğu'dan "tamamen bağımsız" hale geldiğini savunan Trump, "Orada olmak zorunda değiliz. Onların petrolüne ihtiyacımız yok. Müttefiklerimize yardım etmek için oradayız." ifadelerini kullandı.

00:31 İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, ABD halkına hitaben açık mektup yayımladı

00:31-İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, ABD halkına hitaben açık mektup yayımladı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD halkına hitaben açık bir mektup yayımlayarak, İran halkının, Amerika, Avrupa ve komşu ülkeler de dahil olmak üzere hiçbir millete karşı düşmanlık beslemediğini söyledi.

Pezeşkiyan, ABD halkına hitaben mektup yayımladı. Mektubunda, İran halkının, Amerika, Avrupa ve komşu ülkeler de dahil olmak üzere hiçbir millete karşı düşmanlık beslemediğini kaydeden Pezeşkiyan, ülkesinin tarih boyunca saldırılara maruz kalmasına rağmen halk ve devletler arasında ayrım yaptığını belirtti.

Pezeşkiyan, İran’ın tehdit olarak sunulmasının bir algı ürünü olduğunu ve bunun İran’a yönelik saldırıları meşrulaştırmak ve silah sanayi sektörünü beslemek için yapıldığını söyledi. Buna bağlı olarak ABD’nin İran’ın çevresinde yoğun bir askeri yığınak yaptığını ve İran’a saldırdığını belirten Pezeşkiyan, ülkesinin söz konusu bu şartlar altında savunma kapasitesini geliştirmekten vazgeçmeyeceğini vurguladı.

Pezeşkiyan ayrıca, özellikle İran ile ABD halkı arasındaki ilişkilerin gerilimden uzak bir tarihi seyre sahip olduğunu ancak ABD'nin 1953 yılında İran’da iktidar olan Başbakan Muhammed Musaddık'ın devrilmesine yol açan darbedeki rolü ve İran’ın petrolü millileştirme hamlesine yapılan müdahalesi dolayısı ile kesintiye uğradığını anlatarak, “İranlıların zihninde ABD politikalarına karşı güvensizlik oluştu ve bu, gün geçtikte daha da derinleşti.” dedi.

İran’ın tüm dış baskılara rağmen gelişme gösterdiğine vurgu yapan Pezeşkiyan, söz konusu gelişimin medyanın ortaya koyduğu algı çalışmaları ile değil doğrudan gözlemlenerek anlaşılabileceğini söyledi.

Pezeşkiyan, İran’a yönelik saldırıların ABD halkının çıkarına hizmet etmediğini ve İran’daki çocukların öldürülmesinin, kanser ilacı üreten fabrikaların vurulmasının ABD imajını daha da zedeleyeceğini vurguladı. ABD’nin İsrail’in vekil gücü gibi hareket ederek İran’a yönelik saldırılara katıldığının altını çizen Pezeşkiyan, ABD halkına, “Bugün ABD hükümetinin öncelik listesinde gerçekten “önce Amerika” mı vardır?” sorusunu yöneltti.

Pezeşkiyan, mektubunun sonunda ise, "Çatışma ile iş birliği arasında yapılacak seçim, kader belirleyen bir seçimdir ve sonuçları gelecek nesillerin kaderini şekillendirecektir. İran, binlerce yıllık tarihinde çok sayıda saldırgan görmüştür. Onlardan geriye sadece utançla anılan bir isim kalmış, İran ise gururla ayakta durmuştur.” hatırlatmasında bulundu.

Etiketler
Canlı Yayın
0
EKONOMİST YENİ SAYI
Ekonomist Dergisini takip etmek için abone olun.
ABONE OL