Döviz kurunda düşüş yapısal reformlara bağlı

Döviz kurunda düşüş yapısal reformlara bağlı

Son bir yılda döviz kurlarında yaşanan hareketlilik sonrası gündeme gelen hamleler ancak kısa vadeli etki yapıyor. Siyasi ve jeopolitik etkilerin yanında uzmanlar yapısal reform vurgusu yapıyor. TCMB’den ise bu ay da faizde bir hamle beklenmiyor.

TALİP YILMAZ
tyilmaz@ekonomist.com.tr

Yaklaşık bir yıldır piyasaların en çok üzerinde konuştuğu konuların başında dolar kuru geliyor. Dolar kuru, Rahip Brunson davasıyla ABD ile gerilen ilişkiler sonrasında başlayan süreçte 4,5 TL seviyelerinden 7,20 seviyelerine kadar çıktı. Son dönemde gelinen noktada 6,00 TL’nin üzerinde bir kur seviyesi vardı.

Ancak bayram haftasına girerken Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump’ın görüşmesinin yarattığı olumlu hava ile dolar/TL 5,90 seviyesinin altına geriledi. Ancak başta S-400, İran, iç siyasi faktörler gibi nedenlerle kurun ateşi bir türlü istenildiği ölçüde sönmüyor.

HAMLELER KISA SÜRELİ
Dönem dönem başta TCMB olmak üzere düzenleyici otoritelerden hamleler geliyor. Ancak bu hamlelerin etkisi, içsel ve dışsal faktörlerin etkisiyle kısa süreli oluyor. Bu durum yerli bireysel yatırımcının yatırım tercihlerini de etkiliyor.

En son açıklanan TCMB verisine göre yerli yatırımcının döviz tevdiat hesabı (DTH) 100 milyar dolara dayanmış durumda. Bu rakam döviz krizinin patlak verdiği 2018 Ağustos ayında 79 milyar 151 milyon dolar seviyesindeydi. Yani yerli bireysel yatırımcının döviz pozisyonu 20,8 milyar dolar arttı.

Yapılan müdahalelere rağmen kurlarda istenen stabilizasyonun neden sağlanamadığını, nelerin yapılması gerektiğini uzmanlara sorduk. Bayram tatili sonrasında 12 Haziran’da TCMB PPK toplantısı gündemde. Bu toplantıda piyasaların ne beklediğini araştırdık.

BAYRAM HAVASI GELDİ!
Öncelikle bayram tatili öncesinde son iki günde yaşanan olumlu havayı analiz etmek gerekiyor. İstanbul seçiminin iptali sonrasında 6,24 TL seviyesine kadar yükselen dolar kuruna TCMB geçici faiz artışıyla karşılık verdi.

SPK’dan ise emeklilik fonları için tahvil ve hisse alma zorunluluğu hamlesi geldi. Erdoğan-Trump görüşmesi sonrasında piyasalardaki hava daha da yumuşadı. Bunun yanında Erdoğan’ın hukuk alanında açıkladığı reform paketi genel olarak olumlu karşılandı. Sonuçta ülkenin riski düştüğünden CDS primi 520’lerden 500’ün altına gerilerken, dolar/TL de 5,85’e kadar geriledi.

Alnus Yatırım uzmanları, ABD’nin Patriot satışıyla ilgili revize teklifine yanıt verilmesi için haziran ayının ortasına kadar süremiz olduğunu hatırlatıyor. Tabii ABD’nin ön koşulu Türkiye’nin S-400’ü almaması.

Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın “S-400’ler haziran ayına yetişmeyebilir ama önümüzdeki aylarda gelecek” ifadesi de bu anlamda kurum tarafından önemli bulunuyor. Yine ABD’nin S-400’ler ve F-35’lerle ilgili teknik komite kurulmasına da “evet” dediği yönündeki haberler, piyasalar tarafından yakından izleniyor.

KISA DÖNEMLİ TEDBİRLER
Sonuçta gerek TCMB tarafından gerekse diğer politika yapıcılar tarafından TL’nin değerine yönelik adımlar, kalıcı çözümlerden ziyade o günkü koşullarda ortaya çıkan yüksek oynaklığın kısa vadede önüne geçilebilmesine yönelik tedbirler olarak yorumlanıyor.

Bu adımların bir kısmının pratikteki etkisinin çok sınırlı kaldığı, kısa vadeli olarak tansiyon düşürücü rol oynadığı, ancak kalıcı bir çözüm sunmadığı kaydediyor. Gedik Yatırım Ekonomisti Erol Gürcan, Özellikle kurlarda oynaklığın yükseldiği dönemlerde ekonomik verilere nazaran ülke riskini artırıcı siyasi/jeopolitik gelişmelerin de öne çıktığını anlatıyor.

Döviz kurunda tam istikrar sağlanamayışının nedeni olarak, ekonomi politikasına güvenin sağlanamamış olmasını gösteren Ata Portföy Genel Müdürü Mehmet Gerz, “Geçen 3-5 yılın popülist politikaları nedeniyle ciddi bir stagflasyon yaşıyoruz.

Enflasyon yüksek ve büyüme eksi. Bu krize yönelik ciddi yapısal reformlar yerine kısa vadeli tedbirler görüyoruz” diyor. Mehmet Gerz’e göre TCMB’nin para politikası reaktif. Yani iş işten geçtikten sonra faiz arttırmak zorunda kaldı. Rezerv politikası ve döviz kuruna yönelik hamleler ise yeterince şeffaf değil.

FAİZ DEĞİŞMEZ
Mehmet Gerz, 12 Haziran’daki TCMB toplantısında bir faiz değişikliği beklemiyor. Gelinen aşamada TCMB’nin seçeneklerinin ve etkisinin azaldığı kanaatinde olan Gerz’e göre, ekonomide güveni sağlamak için tekrarlanacak İstanbul seçimi sonrası Türkiye’nin yapısal bir ekonomik program açıklaması gerekiyor.

Son dönemde BES’te sermaye piyasasını desteklemeye yönelik adımları pozitif olarak değerlendiren Gerz, “İşsizlik fonu ve kurulduğunda kıdem tazminatı fonunun belli oranda hisseye yatırım yapması borsada istikrara destek verecektir” diyor.

S-400 konusundaki belirsizlik devam ederken, 23 Haziran’da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri tekrarlanacak. Tüm bu unsurlara dikkat çeken Erol Gürcan, “TCMB’nin haziran ayındaki toplantısında politika faizinde herhangi bir değişikliğe gitmesini beklemiyoruz” diyor.

MERKEZ BANKASI NE YAPTI?
13 AĞUSTOS

Kara pazartesi yaşandı. Önceki Cuma Rahip Brunson krizinin etkisiyle başlayan hareketlilik sonrası pazartesi dolar kuru 7,20 TL’leri gördü. Önce BDDK’dan swap hamlesi geldi. Ardından TCMB, TL zorunlu karşılıkları 250 baz puan, döviz zorunlu karşılıkları 400 baz puan indirdi. Böylece bankalara 10 milyar TL ve 6 milyar dolar likidite sağlandı.
31 AĞUSTOS
TCMB, TL mevduatta stopajı üç aylığına yüzde 15’den yüzde 5’e indirirken dolar, mevduatta stopajı artırdı. TCMB VIOP’ta işlem yapmaya başlayacağını açıkladı.
13 EYLÜL
TCMB politika faizini 625 baz puan artırarak yüzde 17,75’ten yüzde 24’e yükseltti. Geç likidite penceresi için ise faiz yüzde 27’ye çıkarıldı.
16 ŞUBAT
TL zorunlu karşılık oranlarının bir yıl ve üstü yükümlülüklerde 100 baz puan, diğer vadelerde 50 baz puan indirilmesine karar verildi. Ayrıca, TL zorunlu karşılık tesisinde altının payı yüzde 5’ten yüzde 10’a çıkarıldı.
09 MAYIS
TL zorunlu karşılıkların döviz cinsinden tesis edilebilmesi imkanı yüzde 40’tan yüzde 30’a indirildi. Döviz cinsi mevduatların zorunlu karşılık oranları tüm vade dilimlerinde 100 baz puan artırıldı. Piyasadan 7,2 milyar TL ve 200 milyon dolar çekildi.
27 MAYIS
Döviz cinsi mevduatların zorunlu karşılık oranları tüm vade dilimlerinde 200 baz puan artırıldı. Piyasadan 4,3 milyar dolar çekildi. Bu artışla altı aya kadar TL mevduatlarda zorunlu karşılık oranı yüzde 4-7 iken döviz mevduatlarda yüzde 13’e yükseldi. Bu ise görülen en yüksek oran demek.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap