USD/TRY
Döviz Çevirici
TRY
USD
EUR
Hesapla

Kurallar ve keyfiyet üzerine

Geçen sayımızda bu köşeyi ‘güven ve öngörü’ üzerine kurgulamıştım. Piyasada oluşan güven sorununa ve öngörünün ne kadar önemli olduğuna değinmiştim. Bu sayıda üzerinde durmak istediğim kavramlar ise, ‘kurallar ve keyfiyet.’

Kurallar ve keyfiyet üzerine

Geçtiğimiz günlerde kapalı bir toplantıda üzerinde tartıştığımız kavramlardı, kurallar ve keyfiyet. Dünya kuralları kaideleri bir tarafa bakıyor, iktidarın keyfi kararlarıyla daha korumacı yönetimlerle evriliyor. Kurallardan, antlaşmalardan keyfiyete doğru evrilen bu süreçten dünya ticareti de çok ciddi bir şekilde etkileniyor. Özellikle Çin’in pandemi sonrasında artan ticaret baskısı, başta ABD olmak üzere ülkeleri tedbir almaya itiyor. Bunun öncülüğünü de ABD Başkanı Trump yapıyor. Sonuçta, Çin’in ABD’ye ihracatının toplam dış satımının içindeki payı 2024 yılındaki yüzde 14,68 seviyesinden 2025’te yüzde 11,14’e geriledi. Rakamsal olarak ifade etmek gerekirse pandemi döneminde Çin’in ABD’ye olan ihracatı 575,7 milyar dolarken, 2025 yılında bu rakam 327,5 milyar dolar seviyesine geriledi.

Peki ya Türkiye…
Çin tehdidinin ne kadar farkındayız ya da bunun için ne yapıyoruz? Konuştuğumuz ekonomi yönetimi ve iş çevreleri, tehdidin gayet farkında ama bunun için ne yapılıyor?

Cevap veriyorum: Hiçbir şey yapılmıyor ya da yapılamıyor. Neden mi böyle söylüyorum? Aslında ben söylemiyorum, rakamlar söylüyor. Pandemi döneminde 20 milyar dolar civarında olan Çin’in Türkiye’ye yönelik ihracat hamlesi, 2025 yılında 50 milyar dolara dayandı. Türkiye’nin Çin’e ihracatı ise sadece 3,3 milyar dolar.

Çin, Türkiye’nin ihracatta aktif olduğu bölgelerde de ciddi bir rakip. Özellikle Türkiye’de baskılı kur rejimiyle birlikte ortaya çıkan maliyet artışı sorunu, Türk ihracatçısını daha da zor duruma düşürmüş durumda. Euro bölgesinin amiral gemisi Almanya, Çin’in ihracat artışını son yıllarda engellemeyi başardı ancak rakam da bu arada yıllık 171,2 milyar dolar.

Euro bölgesi demişken, nur topu gibi yeni bir bilinmezimiz daha oldu. 1995 yılında Gümrük Birliği anlaşmasıyla ticarette entegre olduğumuz Avrupa Birliği, Türkiye’yi dışlama eğilimini artırmış durumda. Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ‘Made In Europe’ anlaşmazlığı derinleşiyor. Türkiye tarafı, 2025 sonu itibariyle 200 milyar doları aşan dış ticarete imza attığı AB pazarından dışlanmasını ‘kabul edilemez’ olarak niteliyor. Merkez Avrupa’da yaklaşan seçimler ve aşırı sağ partilere iktidar yolunun açılma eğilimi, kurallardan keyfiyete doğru eğilimi daha da hızlandırıyor.

Kurallardan keyfiyete geçiş süreci, Türkiye ekonomisini daha da zorlayacak gibi görünüyor.

Sağlıkla kalın…

0

EKONOMİST YENİ SAYI
Ekonomist Dergisini takip etmek için abone olun.
ABONE OL