USD/TRY
Döviz Çevirici
TRY
USD
EUR
Hesapla
Ayşegül Sakarya Pehlivan
Ayşegül Sakarya Pehlivan

Diğer Yazıları

Taklit üründe 3 milyar dolarlık pazar oluştu

Artan fiyatlar ve düşen alım gücü tüketicileri taklit ürünlere yönlendirirken alışveriş fiziksel mağazalardan sosyal medya ve e-ticarete kayıyor. Deri, aksesuar ve hazır giyimde 3 milyar doları aşan büyüklüğe ulaşan taklit ürün pazarı, markalı perakendeden vergi gelirlerine, istihdamdan ihracata kadar birçok alanı tehdit ediyor.

Taklit üründe 3 milyar dolarlık pazar oluştu

Bir zamanlar yalnızca sokak tezgâhlarıyla anılan sahte ürün ticareti bugün sosyal medyadan e-ticaret platformlarına uzanan dev bir gölge ekonomi yarattı. OECD verilerine göre Türkiye, Çin’in ardından dünyanın en önemli taklit ürün üretim merkezlerinden biri olurken, Avrupa’ya giden sahte ürünlerin de en önemli geçiş noktaları arasında yer alıyor.

Ekonomist’in 19 Temmuz - 01 Ağustos 2026 tarihli sayısından

Türkiye’de yalnızca deri, aksesuar ve hazır giyimde sahte ürün pazarının hacmi 3 milyar doları buluyor. Kozmetik, ilaç, otomotiv yedek parça ve kişisel bakım ürünleri de eklendiğinde bu rakamın çok daha  yukarı çıktığı tahmin ediliyor. Uzmanlar, artan fiyatlar, e-ticaret kanalları ve kayıt dışı üretimin etkisiyle büyüyen pazarın ekonomiden vergi gelirlerine, istihdamdan marka yatırımlarına kadar birçok alanda ciddi kayıplara yol açtığına dikkat çekiyor.

Küresel pazar 467 milyar dolar

OECD verilerine göre, dünya genelindeki taklit ve korsan ticareti yaklaşık 467 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı. Bu da küresel ithalatın yüzde 2,3’ü anlamına geliyor. Türkiye, özellikle Avrupa Birliği (AB) pazarına giren taklit malların bir numaralı kara yolu ve transit geçiş rotası konumunda. AB’ye yönelik sahte ürün arzında Türkiye, AB sınırlarında ele geçirilen kargo, konteyner ve postalar dikkate alındığında hacimsel bazda en büyük kaynaklardan biri. Türkiye’nin taklit üretimde öne çıkmasının nedeninin üretim ve ticaret ekosisteminin yapısından kaynaklandığını söyleyen Tescilli Markalar Derneği (TMD) Başkanı Vehbi Kahveci, “Türkiye yalnızca tüketen ya da yalnızca üreten bir ülke değil; aynı zamanda üreten, kullanan ve ihraç eden bir ekonomi. Bu nedenle kayıt dışı ve taklit ürün hareketlerini daha yakından gözlemleyebiliyor” diyor.

Markalı perakende tehdit altında

Taklit ürünlere olan talebin artmasında öne çıkan birkaç önemli dinamik var. Bunlardan ilki, tüketicilerin markaların yarattığı statü ve prestij algısından faydalanmak istemesi. İkincisi ise son dönemde giderek belirginleşen fiyat farkları. Hem Türkiye’deki yükselen maliyetler hem ithalat vergileri nedeniyle yabancı markaların fiyatlarının yükselmesi, sahte ürünlere ilgiyi artırıyor.

Özellikle internet ve sosyal medya üzerinden tüketiciler aynı ürünün farklı ülkelerdeki fiyatlarını kolayca karşılaştırabiliyor. Son yıllarda bazı markalarda oluşan yüksek fiyat algısının tüketicilerin alternatif arayışlarını artırdığını söyleyen Kahveci, “Yurt dışında daha uygun fiyatlarla satılan ürünlerin Türkiye’de daha yüksek fiyatlarla karşılaşılması, tüketicilerin satın alma davranışlarını etkiliyor ve taklit ürünlere yönelik talebi de besleyebiliyor” diyor.

Taklit üründe 3 milyar dolarlık pazar oluştu-1

Sinan Öncel / Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı

Sahte mağazalar açılıyor

Türkiye’de sadece ürünün sahtesi yapılmıyor. Özellikle turistik merkezlerde sahte mağazalar açılıyor. Taklit ve sahte ürün ticaretinin ulaştığı boyutun markalı perakende sektörü açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu söyleyen Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel, “Bu konu kayıtlı ekonomiyi, istihdamı, vergi gelirlerini, yatırımları ve tüketici sağlığını doğrudan etkileyen çok boyutlu bir sorun olarak karşımızda duruyor” diyor.

Sahte ürün ticareti özellikle markalar açısından büyük bir haksız rekabet yaratıyor. Vergisini ödeyen, çalışan istihdam eden, mağaza yatırımı yapan ve tüm yasal yükümlülüklerini yerine getiren şirketler; kayıt dışı faaliyet gösteren yapılarla aynı pazarda mücadele etmek zorunda kalıyor. Öncel, bu durumun kurallara uygun çalışan işletmeleri cezalandırırken kayıt dışılığı ödüllendiren bir tablo ortaya çıkarttığını vurguluyor. Taklit ve sahte ürünlerle mücadeleyi yalnızca markalı perakendenin değil, ülke ekonomisinin ortak sorumluluğu olarak gördüklerini vurgulayan Öncel, “Dolayısıyla bu konuda denetimlerin daha etkin hale getirilmesi ve caydırıcılığın artırılması gerekiyor. Fiziki pazarlarda olduğu kadar dijital platformlarda da sahte ürün satışlarına karşı daha güçlü ve hızlı mekanizmaların devreye alınması büyük önem taşıyor” diye konuşuyor.

Taklit üründe 3 milyar dolarlık pazar oluştu-2

Berke İçten / TASD Başkanı

200 milyon çift sahte ayakkabı var

Taklit üretimde ayakkabı önemli bir pay alıyor. Resmi bir veri bulunmamakla birlikte Türkiye’de üretilen ayakkabıların yüzde 40’ının, yani yaklaşık 200 milyon çiftinin taklit olduğu tahmin ediliyor. Taklit üretimin ayakkabı sektörünün halen karşı karşıya bulunduğu en önemli yapısal sorunlar arasında yer aldığını söyleyen Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten, “İlk bakışta yalnızca marka hakkı ihlali gibi görünen bu sorun, gerçekte üretimden istihdama, ihracattan vergi ve prim gelirlerine kadar uzanan çok boyutlu bir ekonomik kayba neden oluyor” diyor.

Taklit ayakkabının kayıtlı üretici için her şeyden önce haksız rekabet anlamına geldiğini belirten İçten, sözlerine şu şekilde devam ediyor: “Kayıtlı üretim yapan firma vergisini, primini ödüyor, üretimi her aşamada denetleniyor. Kayıt dışı çalışan firma ise hiçbir yasal yükümlülüğü yerine getirmeden faaliyetlerini yürütüyor. Dolayısıyla ‘kümesteki kaz’ olarak tanımlayacağımız yasal üretim yapan firmalarımız, kayıt dışı çalışanlar karşısında dezavantajlı konuma düşüyor.”

Kayıt dışı üretim nedeniyle devlet de her yıl büyük bir vergi ve prim kaybına uğruyor. İçten, sadece ayakkabı sektöründeki kayıt dışı üretimin devlete maliyetinin yıllık 1 milyar dolar, yani yaklaşık 50 milyar TL olduğunu tahmin ettiklerini vurguluyor.

Taklit üründe 3 milyar dolarlık pazar oluştu-3

Sinan Akdal / TOBB E-Ticaret Meclis Üyesi ve ideasoft CEO’su

Pazar dijital dünyada büyüyor

Taklit ürün ticareti yalnızca fiziksel mağazaların değil, dijital dünyanın da önemli gündemlerinden biri. Bu hacmin ne kadarının e-ticarete kaydığına ilişkin net bir oran bulunmasa da dijitalleşmeyle birlikte sahte ürünlerin çevrimiçi kanallarda görünürlüğü artmış durumda. E-ticaretin sorunun kaynağı değil, doğru denetim mekanizmalarıyla çözümün de en önemli parçalarından biri olabileceğini belirten TOBB E-Ticaret Meclis Üyesi ve ideasoft CEO’su Sinan Akdal, “Dijital platformlar, şeffaf veri yapısı sayesinde taklit ürünlerle mücadelede geleneksel satış kanallarına göre çok daha güçlü imkanlar sunuyor” diyor.

Dijitalleşme, ürünlere erişimi kolaylaştırdığı gibi satıcılar için de yeni alanlar oluşturabiliyor. Özellikle sosyal medya üzerinden yönlendirilen satışlar, fiyat odaklı tüketim eğilimi ve ekonomik koşulların etkisiyle tüketicilerin daha düşük fiyatlı ürün arayışına yönelmesi bu trafiği artırabiliyor. Akdal, burada tüketicinin bilinçlenmesi, güvenilir satıcılardan alışveriş yapılması ve platformların doğrulama süreçlerini sürekli geliştirmesi büyük önem taşıdığını söylüyor.

Son yıllarda atılan düzenleyici adımlar sektör adına önemli kazanımlar sağlamış durumda. Ticaret Bakanlığı tarafından yetkilendirilen ‘Güven Damgası’nın belirli güvenlik ve hizmet kalitesi standartlarını karşılayan e-ticaret sitelerini ayırt etmek için önemli bir referans niteliğinde olduğunu söyleyen Akdal, “Biz de kullanıcılarımızı Güven Damgası almaya teşvik ediyor, güveni merkeze alan bir e-ticaret ekosisteminin sektörün sürdürülebilir büyümesi için vazgeçilmez olduğuna inanıyoruz” diyor.

Türkiye’de taklit ürün neden hızlı yükseliyor?

  • Yüksek enflasyon ve azalan alım gücü, tüketicileri lüks veya orijinal markalar yerine bunların çok daha ucuz muadillerine yönlendiriyor.
  • Hazır giyim, tekstil ve ayakkabı sektörlerindeki üretim altyapısı sayesinde orijinal ürün kalitesine yakın taklit ürünler çok hızlı ve büyük ölçeklerde üretilerek hem iç hem dış pazara sunulabiliyor.
  • Türkiye’nin güçlü karayolu ve deniz lojistiği ağları Türkiye’yi hem bir üretim merkezi hem de Doğu’dan gelen sahte malların Avrupa’ya geçişinde kritik bir transit kavşağı haline getiriyor.
  • Sosyal medya platformları ile bazı pazaryeri siteleri, denetimi zor birer doğrudan satış kanalına dönüşmüş durumda. Merdiven altı üreticiler ve satıcılar, kargo kolaylığıyla doğrudan nihai tüketiciye risksiz ve hızla ulaşabiliyor.
  • Fikri mülkiyet haklarını koruyan yasalar bulunmasına rağmen, özellikle turistik bölgelerdeki denetim esnekliği ve arama/el koyma süreçlerindeki bürokratik yavaşlıklar caydırıcılığı azaltıyor.
0

Ayşegül Sakarya Pehlivan
Ayşegül Sakarya Pehlivan

Diğer Yazıları
EKONOMİST YENİ SAYI
Ekonomist Dergisini takip etmek için abone olun.
ABONE OL