Günde 9 milyondan fazla kişinin yolculuk ettiği İstanbul, “akıllı şehir” vizyonunu güçlendiren projeleriyle öne çıkıyor. Toplam 380,71 kilometrelik raylı sistem ağına sahip kentte, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) ait devam eden 62,10 KM yeni raylı sistem yatırımları sayesinde ulaşımda konfor, verimlilik ve çevresel sürdürülebilirlik hedefleniyor.
Bu vizyonun en önemli kilometre taşlarından biri ise 2026 Nisan ayında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve iştirak şirketi İSBAK’ın ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleşecek, 50 ülkeden 3 bin katılımcının yer alacağı ERTICO ITS Avrupa Kongresi. Şehrin akıllı ulaşım sistemleri konusundaki yenilikçi yaklaşımını uluslararası platformda sergileyecek olan kongre ile İstanbul, sürdürülebilir ulaşım ve akıllı şehir çözümlerinde küresel bir merkez olarak konumlanacak.
Zirvenin önemini ve küresel bir metropol olarak İstanbul’un durumunu İBB Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Pelin Alpkökin ve İSBAK Genel Müdürü Erdem Samut ile konuştuk.

Öncelikle şunu sormak istiyorum: Dünyanın sayılı dev metropollerinden biri olan İstanbul, ulaşım hizmetleri, kalitesi ve trafik sorunu açısından nasıl bir ligde yer alıyor?
PELİN ALPKÖKİN: İstanbul, ulaşım hizmetleri, kalite düzeyi ve trafik yoğunluğu açısından klasik küresel şehirlerle birebir kıyaslanamayacak kadar, kendi dinamikleri olan bir mega şehir. Yaklaşık 16 milyon yerleşik nüfusun yanı sıra günlük hareketlilik 34 milyon. Şehir genelinde günlük yaklaşık 34 milyon yolculuk gerçekleşiyor. Yolculukların 2 milyonu aşkın bölümü ise Asya ve Avrupa kıtaları arasında yapılıyor. Söz konusu kıtalar arası hareketlilik hacmi, birçok Avrupa ve dünya kentinin aylık, hatta altı aylık toplam hareketlilik rakamlarına eş değer. Bu olağanüstü talep ve sosyo-ekonomik kültürel koşullarla İstanbul’un ulaşım sorunlarını salt bir trafik yoğunluğu meselesi olmaktan çıkarıp, küresel ölçekte istisnai bir metropol yönetimi konusu hâline getiriyor.
İstanbul’un ulaşım sisteminin diğer mega kentlerden ayıran önemli özelliklerinden biri de neredeyse tüm ulaşım modlarının şehir genelinde eş zamanlı olarak varlık göstermesi. Karayolu, raylı sistemler, deniz ulaşımı, yaya hareketliliği, mikromobilite ve aktif mobilite türleri aynı kentsel doku içerisinde birlikte işleniyor.
İstanbul’un ulaşım dinamiklerini belirleyen bir diğer kritik unsur, kentin fiziksel ve coğrafi kısıtları. Üç tarafı denizle çevrili yarımada yapısına ek olarak Boğaz ve Haliç etkisiyle, fiilen bir yarımadadan çok daha fazla suyla sınırlı bir kentsel dokuya sahip. Bu özgün coğrafya, İstanbul’un kentsel alanının genişlemesini ciddi biçimde sınırlandırarak kenti, nüfusuna kıyasla dar bir alana sıkışmış bir mega şehir hâline getiriyor. Buna ek olarak İstanbul’un insanlık tarihinin en eski yerleşim, ticaret ve ulaşım merkezlerinden biri olması nedeniyle, yer altında çok katmanlı arkeolojik ve kültürel miras bulunuyor. Bu durum, raylı sistem ve tünel projeleri gibi yer altı yatırımlarında, sıklıkla rastlanan arkeolojik bulgular nedeniyle zaman kayıpları ve maliyet artışları yaşanmasına yol açarak zaman zaman projeleri uygulanamaz hale getiriyor.
Tüm bu unsurlar birlikte değerlendirildiğinde İstanbul’un ulaşım hizmetleri, kalitesi ve trafik konusu açısından emsalsiz bir ligde yer alıyor. Benzersiz ölçekte talep, sınırlı fiziksel alan, çok modlu ulaşım yapısı ve tarihsel mirasın aynı anda yönetilmesini gerektiren istisnai mega bir kent.
İki kıtayı birleştiren bir kent olarak İstanbul, dünyada en çok ziyaret edilen şehirler arasında yer alıyor. İstanbul’da ulaşım sorunlarını en aza indirmek için ne tür projelerin hayata geçirilmesi planlanıyor?
PELİN ALPKÖKİN: İstanbul’daki ulaşım talebini yalnızca insan hareketliliği olarak değil; ticari lojistik, günlük iş seyahatleri ve sosyo-kültürel/turistik hareketlilik dâhil olmak üzere çok katmanlı bir kent içi hareketlilik sistemi olarak ele almamız gerekiyor.
İstanbul, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2025 yıl sonu verilerine göre yıllık ortalama 17 milyon turist tarafından ziyaret edilmektedir. Şehrin ekonomik büyüklüğü ise TÜİK 2025 projeksiyonundan elde edilen kritik verilere istinaden Türkiye Gayrisafi Milli Hasılası’nın yaklaşık %30’una karşılık geliyor.
Bu stratejik yaklaşım doğrultusunda İstanbul, Sürdürülebilir Kentsel Ulaşım Planı (SKUP) kapsamında; çok yönlü ve kapsamlı kararlar aldı. Bu doğrultuda akıllı ulaşım sistemleri, akıllı şehircilik uygulamaları, veri temelli optimizasyonlar ve yeni nesil yatırımlar kademeli olarak hayata geçirilmektedir.
İstanbul’da 2025 yılı itibarıyla eş zamanlı olarak 221 kilometre raylı sistem projesi yürütüyoruz. Aynı anda yürütülen metro projeleri açısından İstanbul, dünya genelinde ilk sırada yer alıyor. Hedefimiz, 2030 yılı itibarıyla İstanbul’da toplam 740 kilometrelik bir raylı sistem ağının işletmede olması. Sürdürülebilir Kentsel Ulaşım Planı (SKUP), İstanbul’da ulaşım sistemlerini çevresel, ekonomik ve toplumsal açıdan daha sürdürülebilir hâle getirmek için geliştirilmiş bir yaklaşım. Biz İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak SKUP kapsamında toplu taşımanın, mikromobilitenin ve aktif ulaşım türlerinin güçlendirilmesi için çalışmalar yürütüyoruz.
Sürdürülebilir Kentsel Ulaşım Planı (SUMP), Avrupa’da geliştirilen ve şehirlerde ulaşımı insan odaklı, yaşam kalitesini artıran bir deneyim hâline getiren yaklaşımı ifade ediyor. Bu kapsamda insanlara ayrılan kamusal alanları artırıyor, niteliğini yükseltiyor, araç park alanlarını yayalara açarak yaya hareketliliğini ve sosyal etkileşimi destekliyoruz. Yaya durakları, yani parkletler, insanların oturabildiği, dinlenebildiği ve birbirleriyle etkileşim kurabildiği mikro alanlar olarak tasarlanıyor ve ulaşımı şehir yaşamının doğal bir parçası hâline getiriyor. Bu doğrultuda, İstanbul’da yalnızca ulaşımı değil, şehir deneyimini hem kentliler hem de ziyaretçiler için iyileştirmeyi hedefliyoruz. İstanbul’un engebeli coğrafyasına rağmen 2025 yılı sonu itibarıyla 569 kilometreyi aşan bisiklet yolu ağı tamamladık. Bu ağın 2029 yılına kadar 1.050 kilometreye çıkarılmasını hedefliyoruz.
Özellikle “Güvenli Okullar” projesi kapsamında; anaokulları ve okulların bulunduğu sokaklarda yaya erişimini genişletiyor, hızı düşürüyor ve bazı bölgelerde araç trafiğini tamamen kaldırıyoruz.

İstanbul’un kamu, yerel yönetimler ve akademi olarak dünyaya örnek olacağı projeleri var mı?
PELİN ALPKÖKİN: İstanbul, kamu, yerel yönetimler ve akademi iş birlikleri çerçevesinde, dünyaya örnek teşkil edebilecek çok sayıda projeye sahip. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri, 1875 yılında hizmete giren “Tünel”dir. Karaköy–Beyoğlu arasında inşa edilen bu hat, dünyanın ikinci en eski metro projesi olma özelliğini taşıyor. Yaklaşık 150 yıldır kesintisiz biçimde hizmet veren bu sistemler, İstanbul’un ulaşım hafızasının ve kurumsal kapasitesinin temelini oluşturuyor. Bugün İstanbul’da, birçok dünya kentinde olduğu gibi, İstiklal Caddesi ve Moda semtlerinde nostaljik tramvay hatları kentsel ulaşım sistemine entegre şekilde işletiliyor. Bu hatlar, tıpkı Lizbon ve San Francisco örneklerinde olduğu gibi, hem günlük ulaşım ihtiyacına hizmet ediyor hem de kentin kültürel ve turistik kimliğinin bir parçası olarak öne çıkıyor.
Modern raylı sistemler açısından bakıldığında ise İstanbul, sürücüsüz metro işletmeciliği alanında Avrupa’da birinci, dünyada ise üçüncü sırada yer alıyor. Ağ uzunluğu bakımından İstanbul’un raylı sistemleri, 2025 yılı sonu itibarıyla Avrupa’nın en büyük ilk beş sistemi arasına girdi. 2025 itibarıyla metro istasyonlarına 1.000 metre erişim mesafesinde yaşayan nüfus 5,2 milyona ulaştı. 2026 yılı itibarıyla ise toplam 44 kilometre uzunluğa sahip 7 ayrı raylı sistem hattının yapımı devam ediyor. 2030 yılı itibarıyla İstanbul’da toplam 740 kilometrelik bir raylı sistem ağının işletmede olmasını hedefliyoruz. Ek olarak İstanbul Havalimanı, Atatürk Havalimanı ve Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanları şehir merkezine raylı sistemlerle bağlanıyor, bu sayede hızlı, güvenli ve birbirine entegre bir yolculuk sağlanıyor.
Havayolu ulaşımı açısından İstanbul, Avrupa ve dünya ölçeğinde kritik bir küresel merkez konumundadır. İstanbul, özellikle İstanbul Havalimanı ile yolcu trafiği ve uçuş sayısı bakımından Avrupa’da birinci, dünya genelinde ise ilk 10 içinde yer almaktadır. Öte yandan Metrobüs (BRT) sistemimiz, dünyada benzeri az bulunan bir başarı hikâyesidir. İki kıtayı birbirine bağlayan bu sistem, günlük yaklaşık 1 milyon yolcuya hizmet vererek, ortalama 1,5 dakikalık sefer sıklığıyla, kendi segmentinde dünya genelinde birinci konumda bulunuyor. Otobüs işletmeciliği açısından da İstanbul, uluslararası ölçekte dikkat çekici bir performans sergiliyor. Imperial College London bünyesinde varlık gösteren Uluslararası Otobüs Kıyaslama Birliği (IBBG) 2024 verilerine göre İETT pik saatlerde 45 saniyede üç otobüsü sefere çıkarabilen, yaklaşık 6.000 araçlık İETT filosu ile İstanbul, Avrupa’nın en büyük üçüncü otobüs filosuna sahip. Bu sistemle günlük yaklaşık 5 milyon yolcu taşınıyor.
Büyük ölçekli mühendislik projeleri açısından da İstanbul, küresel ölçekte öncü örnekler sunuyor. Marmaray, dünyanın en eski boğazlarından biri olan İstanbul Boğazı’nın girişinde, deniz seviyesinin 60,5 metre altında inşa edilerek, uzun süre dünyanın en derin batırma tüp tüneli unvanını taşımıştır. Aynı zamanda iki kıtayı standart raylı sistemle birbirine bağlayan ilk projedir. Bu hat sayesinde, teknik olarak Birleşik Krallık’tan Çin’e kadar kesintisiz bir demiryolu bağlantısı mümkün hâle gelmiştir. Dolayısıyla Marmaray, yalnızca şehir içi bir ulaşım projesi değil; şehirlerarası ve uluslararası yolcu ve yük taşımacılığı açısından da stratejik bir altyapı niteliği taşımaktadır.
Benzer şekilde Avrasya Tüneli, deniz tabanının yaklaşık 106 metre altına kadar inen, iki katlı karayolu yapısıyla dünya ölçeğinde eşsiz bir mühendislik projesi olarak kabul edilmekte ve çok sayıda uluslararası ödüle sahip.
İstanbul’da ayrıca, şehir içi ve şehirlerarası karayolu taşımacılığı için hizmet veren üç Boğaz köprüsü işletilmektedir.

2026 ITS Avrupa Kongresi’nin İstanbul’da yapılacak olması nasıl bir önem taşıyor?
PELİN ALPKÖKİN: Güçlü tarihsel birikimi ve kentin özgün coğrafi yapısı, İstanbul’da kara, deniz ve raylı sistemler başta olmak üzere tüm toplu ulaşım modlarının bir arada gelişmesine olanak tanıyor. Antik çağlardan bu yana İstanbul, yalnızca bir şehir değil; kıtaları, toplumları ve medeniyetleri birbirine bağlayan bir merkez olarak konumlanmıştır. Bu bağlamda 2026 ITS Avrupa Kongresi’nin İstanbul’da düzenlenmesi, yalnızca teknik bir ev sahipliği değil; şehirle organizasyonun ruhunun örtüşmesi anlamına geliyor. Bu kongre İstanbul için yalnızca bir görünürlük faaliyeti değil, kentin geleceğini şekillendiren stratejik bir yatırım. 2026 ITS Avrupa Kongresi’nin İstanbul’da düzenlenmesi de İstanbul’un küresel kent içi hareketlilik dünyasındaki konumunu güçlendiren önemli bir kilometre taşıdır.

İSBAK olarak İstanbul’un akıllı şehir olması adına ürettiğiniz çözümleri anlatır mısınız?
ERDEM SAMUT: İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin teknoloji çözümleri üreten iştirak şirketi olarak, “adil, çevreci ve insan odaklı” şehircilik vizyonundan aldığımız ilhamla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bizim için teknoloji yalnızca bir araç değil; kent yaşamını daha güvenli, daha erişilebilir ve daha adil kılan temel bir güç. Bu bakış açısıyla, trafik yönetiminden saha operasyonlarına, yazılım altyapılarından bakım ve işletme süreçlerine kadar tüm faaliyetlerimizi İstanbul’un yüksek temposuna uyum sağlayan, dinamik ve bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz.
İstanbul’un trafik yapısını, şehir genelinde konumlandırılmış akıllı kavşaklar, sensörler ve izleme sistemleriyle anlık olarak takip ediyor; elde ettiğimiz veriler doğrultusunda sinyalizasyon sürelerini dinamik biçimde optimize ediyoruz. Böylece herhangi bir noktada oluşan yoğunluğu yalnızca tespit etmekle kalmıyor, trafik akışını rahatlatacak şekilde kavşakları ve sinyal planlarını eş zamanlı olarak yönetiyoruz.
Akıllı şehir teknolojilerinden akıllı kent mobilyalarına entegre saha operasyonlarından sürdürülebilir ulaşım çözümlerine kadar geniş bir alanda, doğrudan İstanbulluların günlük yaşamına dokunan hizmetler sunuyoruz. Özel Halk Otobüsü ve Elektrikli Otobüs dönüşümleri, çevreci Mobil Plaka Tanıma Sistemleri gibi projelerimizin yanı sıra; her gün milyonlarca İstanbullunun kullandığı yaya ve araç odaklı ulaşım çözümlerinin arkasında İSBAK’ın mühendislik ve saha tecrübesi bulunuyor.
Metrobüs ve metro hatlarında kullanılan şoför ve tren sürücüsü analiz sistemlerimiz, sürüş güvenliğini merkeze alan ileri teknolojiler arasında yer alıyor.
Peron ayırıcı kapı sistemlerinden yaya butonlarına, İstanbul’un dört bir yanına konumlandırdığımız sabit ve mobil Elektronik Denetleme Sistemlerine (EDS) kadar pek çok kritik uygulamada da İSBAK’ın imzası bulunuyor. Tüm bu çalışmalarımızla temel hedefimiz; 16 milyon İstanbullunun güvenliğini önceliklendiren, daha konforlu ve sürdürülebilir bir kent yaşamına katkı sunmak. Bu doğrultuda, gece gündüz demeden İstanbul için çalışmaya devam ediyoruz.

İstanbul’da her gün 34 milyon yolculuk yapılıyor. Dünyada benzeri şehirler hangileridir? İSBAK’tan model alınarak yurtdışında uygulanan çözümler var mı?
ERDEM SAMUT: İSBAK olarak sunduğumuz teknolojik çözümlerle; dünyanın en yoğun şehirleri arasında yer alan Tokyo, Şanghay, Londra ve Paris gibi metropollerde uygulanan akıllı ulaşım, trafik yönetimi ve şehir teknolojileriyle aynı vizyonu paylaşıyor, İstanbul’un ulaşım altyapısını uluslararası standartlara taşıyoruz.
Geliştirdiğimiz Kavşak Kontrol Cihazlarını uluslararası standartlarda ve ölçülebilir bir modelle hayata geçiriyoruz. Bu çözümlerimizi ise yalnızca İstanbul’da değil, farklı dünya kentlerinde de vatandaşlar ile buluşturuyoruz.
Nitekim Irak, Romanya, Fas ve Liberya’ya ihraç ettiğimiz Kavşak Kontrol Sistemleri, İSBAK’ın saha tecrübesiyle geliştirdiği teknolojilerin farklı ülkelerde de güvenilir, sürdürülebilir ve yüksek performanslı çözümler sunduğunu somut biçimde ortaya koyuyor.
Bu örnekler, İstanbul için geliştirdiğimiz akıllı ulaşım çözümlerinin yalnızca yerel ihtiyaçlara değil, aynı zamanda uluslararası pazarlara da hitap eden bir teknolojiye dönüştüğünün kanıtı. Hedefimiz; İstanbul’un yüksek trafik yoğunluğu ve karmaşık ulaşım yapısı içinde edindiğimiz bu deneyimi, benzer ölçek ve zorluklara sahip şehirler için referans alınan, sürdürülebilir bir model haline getirmek.
İki kıtayı köprülerle birleştiren metropol İstanbul’da yolculukları keyifli kılmak adına sunduğunuz çözümler var mı?
ERDEM SAMUT: Otobüsüm Nerede uygulamamız ile iki kıtayı birbirine bağlayan İstanbul’da yolculukları daha planlı ve öngörülebilir hale getiriyoruz. Vatandaşlarımız, nereye giderlerse gitsinler otobüs seyahatlerini anlık olarak planlayabiliyor. Deniz Taksi uygulamamızla ise kara trafiğine alternatif sunarak, şehir içi ulaşımı deniz üzerinden daha hızlı ve keyifli bir deneyime dönüştürüyoruz.
İBB ve İSBAK ev sahipliğine gerçekleştireceğiniz 2026 ITS Avrupa Kongresi’nden biraz bahseder misiniz? Kongrenin ana teması ne olacak, hangi sorunlar masaya yatırılacak? Kongreye katılacakları neler bekliyor?
ERDEM SAMUT: İstanbul, sürdürülebilir ulaşım vizyonuyla yalnızca Türkiye’ye değil, Avrupa’ya da ilham vermeye hazırlanıyor. ITS 2026 Avrupa Kongresi de bu dönüşümün küresel ölçekte paylaşılacağı bir platform olacak. 16 milyonluk tarihi bir şehirde hayata geçirdiğimiz ve geçireceğimiz projeleri bu kongre ile global pazara taşırken, globaldeki yeni teknolojileri de fuar katılımcılarıyla buluşturacağız.
ITS Avrupa Kongreleri, her yıl Avrupa’nın farklı bir şehrinde düzenlenerek akıllı ulaşım sistemleri alanında sektörün öncülerini bir araya getiriyor. İBB Ulaşım Dairesi Başkanlığı ve İSBAK olarak biz de 2022 Ağustos ayından bu yana bu prestijli organizasyona ev sahipliği yapmak için yoğun bir hazırlık süreci yürüttük.
ITS Avrupa Kongreleri, her yıl 50’den fazla ülkeden 3.000’in üzerinde uluslararası katılımcıyı bir araya getiriyor; ulaşımdaki en güncel teknolojilerin sergilendiği, kurumların küresel görünürlüğünü artıran ve sektörler arası iş birliklerine zemin hazırlayan oldukça önemli bir organizasyon.
Bu yıl ise İBB öncülüğünde, İSBAK ev sahipliğinde ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın desteğiyle, 17. ERTICO ITS – Akıllı Ulaşım Sistemleri Avrupa Kongresi’ni 27–29 Nisan 2026 tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştireceğiz. Kongrenin ana teması “İnovasyonu Birleştirmek: Entegre, Güvenli ve Sorunsuz Mobilite” olarak belirlendi.
Kongre kapsamında; ‘Akıllı Sistemlerle Güvenlik ve Dayanıklılık’, ‘Çok Modlu Mobilite Sistemi Yönetimi’, ‘Dijital Çağda Akıllı ve Sürdürülebilir Lojistik’ ile ‘Yolun Ötesinde Ulaşım ve Hareketliliğin Artırılması’ olmak üzere dört ana stratejik başlık masaya yatırılacak. Katılımcıları; bilgi ve deneyim paylaşımının ötesinde, yeni iş birlikleri kurabilecekleri, İstanbul’un sahadaki uygulamalarını yerinde görebilecekleri ve akıllı ulaşımın geleceğini birlikte tartışabilecekleri son derece kapsamlı ve ilham verici bir kongre bekliyor.