USD/TRY
Döviz Çevirici
TRY
USD
EUR
Hesapla

Gübre krizine karşı oyun planı ne olacak?

ABD/İsrail-İran savaşıyla rotası değişen küresel gıda ve gübre ticareti, Türkiye’yi harekete geçirdi. Gübre ithalatının yüzde 65’ini İran’dan yapan Türkiye, üre fiyatlarındaki aşırı artışa karşı vergi muafiyeti ve Amonyum Nitrat kullanım izniyle ‘arz güvenliği’ duvarı ördü.


Gübre krizine karşı oyun planı ne olacak?

ABD/İsrail ile İran arasında yaşanan savaş,  küresel gıda ticaretini yalnızca siyasi açıdan değil, enerji ve lojistik kanalları üzerinden de etkileyen yeni bir belirsizlik alanı oluşturuyor.

Ekonomist’in 29 Mart - 11 Nisan 2026 tarihli sayısından

Hürmüz Boğazı çevresinde artan güvenlik riskleri ve ticari gemi trafiğinde zaman zaman yaşanan aksaklıklar, küresel emtia taşımacılığı açısından kritik bir dar boğaza işaret ediyor. Bu durum, tarımsal üretimin temel girdileri açısından da dikkatle izlenmesi gereken bir tablo ortaya koyuyor. Çünkü Hürmüz Boğazı aynı zamanda küresel azot bazlı gübre ticaretinin yaklaşık yüzde 25 ila 35’inin geçtiği bir hat niteliğinde. Uzmanlar, bu nedenle sevkiyatlarda yaşanabilecek uzun süreli aksaklıkların, gübre fiyatlarının yükselmesine ve önümüzdeki üretim sezonunda maliyet baskısının artmasına neden olabileceğinden endişe duyuyor.

Gübre krizine karşı oyun planı ne olacak?-1

İthalatın yüzde 65'i İran'dan

Türkiye’nin yıllık gübre tüketimi yaklaşık 7 milyon ton. Buna karşılık üretimi ortalama 4,5 milyon ton seviyelerinde. İthalatı ise ortalama 2,5 milyon ton civarında seyrediyor. Bu ithalat içerisinde en önemli payı yaklaşık 1,9 milyon ton ile üre gübresi oluşturuyor. Yıllık bazda 2,3 – 2,5 milyon ton tüketimi olan üre gübresi, tarımsal üretim ve gıda sürdürülebilirliği açısından stratejik öneme sahip. Türkiye’nin üre ithalatını üç ülkeden tedarik ettiğini söyleyen Gübre Üreticileri İthalatçıları ve İhracatçıları Derneği (GÜİD) Genel Sekreteri Rafet Uygur, “İthalatımızın yüzde 65’ini İran, yüzde 35’ini Rusya ve Mısır oluşturuyor. Bu bakımdan gerek Hürmüz Boğazı ve gerekse İran’ın içinde bulunduğu savaş krizi, ülkemizi tarımsal açıdan olumsuz etkileyecek süreçleri içeriyor” diyor.

Bakanlık harekete geçti

Savaş gerilimden önce 450 dolar civarında ton fiyatı olan üre, gerilimin ardından global pazarlarda 600 doların üzerine çıktı. Bu durum karşısında Tarım ve Orman Bakanlığı ürede aksiyon aldı. Yüzde 6,5 olan gümrük vergisi kaldırıldı, re-export/transit işlemleri yasaklandı ve üreye alternatif olan Amonyum Nitrat gübresinin kullanımı da belirli bir süre için serbest bırakıldı. Bu adımlar, girdi fiyatları ve Türkiye’deki arz güvenliği açısından olumlu kararlar olarak görüldü. Sektör temsilcileri, devam edecek olan olumsuz piyasa koşullarına göre uygulamaya koyulan bu önlemleri, bitkisel üretim ve verimlikte kayba neden olmadan yeterli arzı oluşturmaya yönelik hamleler olarak değerlendiriyor.

Gübre krizine karşı oyun planı ne olacak?-2

İlkay Ünal / İgdaş Genel Müdürü

Ürede fiyat yüzde 30 arttı

İGSAŞ toplam 2 milyon tonun üzerinde kurulu kapasitesi ile Türkiye’de gübre sektörünün en büyük şirketi konumunda. Türkiye’nin gübre ihtiyacının yüzde 20’sini üreten şirketin; Kocaeli, Kütahya, Antalya, Samsun ve Hatay’da bulunan tesisleri Avrupa Birliği standartlarında üretim yapıyor. 43 ülkeye ihracat da yapan şirketin ihracatının toplam tonaj içindeki payı ise yüzde 4 seviyesinde. İGSAŞ Genel Müdürü İlkay Ünal, ABD - İran geriliminin etkisiyle uluslararası piyasalarda üre gübresi fiyatlarında yüzde 30’un üzerinde artış yaşandığını belirterek, “Ancak küresel ticaret akışının yeniden dengelenmesiyle piyasaların zaman içinde daha istikrarlı bir görünüm kazanması bekleniyor” diye konuşuyor.

Güçlü üretim altyapıları ve kapasiteleri sayesinde bu tür küresel dalgalanmaların etkisini en sınırlı seviyede yönetmeyi hedeflediklerini belirten Ünal, şöyle devam ediyor: “Türkiye’nin üre gübresi üreticisi olmamız iç pazarda arz sürekliliğinin korunması açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Önümüzdeki dönemde küresel gelişmeler fiyatlar üzerinde etkili olmaya devam edebilir. Ancak üretim kapasitemiz ve planlı operasyonlarımız sayesinde sürecin etkilerini mümkün olan en düşük seviyede yöneteceğiz.”

Gübre krizine karşı oyun planı ne olacak?-3

Samet Niziplioğlu / Vitamin Gübre Genel Müdür Vekili

Krizlerde tüketim düşüşü

Biri Osmaniye OSB, diğeri ise Hatay/Erzin OSB olmak üzere iki ayrı yerleşkede gübre üretim tesisi bulunan Vitamin Gübre de yıllık 400 bin ton NP-NPK kompoze gübre üretim kapasitesine sahip. Kendi segmentinde yüzde 8 pazar payına sahip olan şirket, Ceyhan-Yumurtalık limanlarına çok yakın konumda bulunan Erzin OSB’de başladığı yatırımın üçüncü etabına bu yıl başlamış durumda. 2027 yılının ikinci çeyreğinde tamamlaması planlanan toplam 75 milyon dolarlık bu yatırımla birlikte orta vadede yıllık yaklaşık 1 milyon tonluk üretim hacmine ulaşmayı planladıklarını belirten Vitamin Gübre Genel Müdür Vekili Samet Niziplioğlu, “Pandemi, savaş, enerji krizleri gibi küresel etkileri olan olaylardan edindiğimiz tecrübelerden gördük ki tarım sektörü gıda güvenliği açısından oldukça kritik bir sektör. Gübre de tarımda tohumdan sonra gelen ikinci en önemli girdi kalem” diyor.

Geriye dönüp bakıldığında, Türkiye’de gübre tüketiminin bu tarz krizlerin yaşandığı dönemlerde düşüş eğiliminin yüzde 10-15’lik bir kayıpla sınırlı kaldığını söyleyen Niziplioğlu, “Tarlaya ekilen her ürün tabandan ve üstten olmak üzere iki kez gübrelendiği için; çiftçimiz fiyatın yükseldiği dönemde azalttığı miktarı, ikinci kullanımda mutlaka artırarak dengeleyip telafi ediyor. Bu sebeple rekoltede büyük kayıplar beklemiyoruz” değerlendirmesinde bulunuyor.

Gübre krizine karşı oyun planı ne olacak?-4

Dr. Eren Günhan Ulusoy / Uluslararası Un Sanayicileri ve 
Hububatçılar Birliği (IAOM) Avrasya Başkanı

Gıda ihracatı da risk altında

Hürmüz Boğazı’nın kısmen kapanması, gübre sektörü ile birlikte temel gıda maddelerinin tedarikini de tehdit ediyor. Un, o kritik ürünlerin başında geliyor. Ortadoğu’da süren gerilimin uzaması, Türkiye’nin un, makarna ve diğer tahıl bazlı ürün ihracatında maliyet tarafındaki riskleri artırıyor. Bölgedeki liman risklerinin de ticaret akışını etkileyen en önemli unsur olarak öne çıktığının altını çizen Uluslararası Un Sanayicileri ve Hububatçılar Birliği (IAOM) Avrasya Başkanı Dr. Eren Günhan Ulusoy, “Körfez’de Jebel Ali (BAE), Dammam (Suudi Arabistan), Hamad (Katar), Shuwaikh ve Shuaiba (Kuveyt), Sohar ve Salalah (Umman) gibi limanlar Türkiye’nin gıda ihracatında önemli dağıtım merkezleri arasında yer alıyor. Ancak artan güvenlik riskleri nedeniyle bazı firmaların Körfez’e yönelik sevkiyatları geçici olarak durdurduğu, bazı yüklerin ise farklı limanlara yönlendirilerek teslim edildiği belirtiliyor. Yakın limanlarda da teslimat maliyetlerinin yükseldiği kaydediliyor” diyor.

Petrol fiyatlarındaki artışın yalnızca navlun maliyetlerini değil, tarımsal üretimde kullanılan mazot, gübre ve enerji maliyetlerini de yukarı çekeceğini öngören Ulusoy, şu görüşleri dile getiriyor: “Özellikle yeni sezon ürünlerindeki tarımsal girdilerdeki artış beklenirken genellikle gecikmeli olarak gıda fiyatlarına yansıyacağa benziyor. Bu nedenle şu aşamada ham madde fiyatlarında büyük bir sıçrama görülmese de girdi maliyetlerinin artmaya devam etmesi halinde önümüzdeki dönemde un, makarna ve diğer tahıl ürünlerinde maliyet baskısının daha belirgin hale gelmesi bekleniyor.”

Gübre krizine karşı oyun planı ne olacak?-5

Gökhan Uzunoğlu / Gübre Üreticileri, İthalatçıları ve İhracatçıları Derneği

“Stratejik adımlar atıldı”
"8 Haziran 2016 tarihinden itibaren el yapımı patlayıcı yapımında kullanılmasını önlemek amacıyla satışı yasaklanan yüzde 33’lük Amonyum Nitrat (AN) gübresine 12 Mart 2026 itibarıyla 30 Mayıs 2026 tarihine kadar geçici olarak izin verildi. Bu stratejik karar, piyasadaki yüksek üre talebini dengelemek ve alternatif azot kaynağı yaratmakla beraber, gıda güvenliğimizi yakından ilgilendiren bitkisel üretimi garanti altına almak ve verim kaybının önlenmesi adına atılmış son derece isabetli bir adım.”

Gübre krizine karşı oyun planı ne olacak?-6

Ahmet Tiryakioğlu / Tim Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı

“Türkiye gıda arzı için kilit bir merkez”
“Türkiye’nin ekonomik ve siyasi istikrarı, sadece İran için değil; tüm bölgenin gıda tedariki açısından daha da stratejik hale geliyor. Güçlü sanayi altyapımız, ham madde işleme kapasitemiz ve üstün lojistik ağımız sayesinde Türkiye yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılayan bir ülke değil; çevresindeki geniş bir coğrafyanın gıda arz güvenliğine katkı sunan kilit bir üretim ve tedarik merkezi. Üstlendiğimiz bu sorumluluğun önümüzdeki dönemde hem ticari hem de insani açıdan daha da önem kazanacağını düşünüyoruz.”

0

EKONOMİST YENİ SAYI
Ekonomist Dergisini takip etmek için abone olun.
ABONE OL