USD/TRY
Döviz Çevirici
TRY
USD
EUR
Hesapla

“Küresel biyomalzeme markası çıkaracağız”

Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nda ‘Türkiye’nin Kadın Sosyal Etki Girişimcisi’ ödülüne layık görülen Yugen Company Kurucusu İpek Tüysüzoğlu, 5 yıl içinde küresel bir biyomalzeme şirketi olmayı amaçladıklarını söylüyor.

“Küresel biyomalzeme markası çıkaracağız”

Ekonomist Dergisi, Garanti BBVA ve KAGİDER iş birliğiyle bu yıl 19’uncusu düzenlenen Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nda ‘Türkiye’nin Kadın Sosyal Etki Girişimcisi’ ödülünün sahibi olan Yugen Company Kurucusu ve CEO’su İpek Tüysüzoğlu, tarımsal atıkları yüksek katma değerli biyomalzemelere dönüştüren teknolojileriyle dikkat çekiyor. Nar kabuklarından geliştirdikleri Pomeco adlı biyobazlı malzeme ile moda, otomotiv ve mobilya sektörlerine alternatif çözümler sunan Tüysüzoğlu, Avrupa pazarındaki büyüme planlarını hızlandırırken yeni yatırım süreciyle üretim ölçeğini büyütmeyi hedefliyor. Tüysüzoğlu ile girişim yolculuğunu ve büyüme hedeflerini konuştuk.

Ekonomist’in 5 - 18 Temmuz 2026 tarihli sayısından

“Daha fazla etki yaratmak istiyorum”
“Bu ödül, benim için kişisel bir başarıdan çok, geliştirdiğimiz vizyonun ve ekosistemin doğrulanması anlamına geliyor. Türkiye’de biyomalzeme alanında çalışan bir girişimin ulusal ölçekte görünürlük kazanması ve sosyal etkisiyle öne çıkması son derece değerli. Etki, tek başına ancak belirli bir noktaya kadar büyütebileceğiniz bir alan; ölçeği büyütmek için kolektif olmaya ihtiyaç var. Bu kadar köklü kurumlar tarafından desteklenmenin anlamı ve önemi benim için çok büyük. Bu ödül aynı zamanda daha büyük bir sorumluluk da yüklüyor. Daha fazla üretmek, daha fazla etki yaratmak ve Türkiye’den çıkan sürdürülebilir teknoloji girişimlerinin dünyada daha görünür olmasına katkı sağlamak istiyorum.”

“Küresel biyomalzeme markası çıkaracağız”-1

Yugen Company’nin kuruluş hikâyesinden bahseder misiniz? Bu girişimi hayata geçirirken çözmek istediğiniz temel sosyal sorun neydi?
Sabancı Üniversitesi Endüstri Mühendisliği’nden mezun oldum ve sonraki yedi yılı hızlı tüketim sektöründe marka ve ürün yöneticisi olarak geçirdim. Her materyalin arkasında görünmeyen bir çevresel maliyet olduğunu fark ettim. İstifam sonrasında tek bir şeyden kesinlikle emindim: etki alanında çalışmak. Yugen, aslında iki büyük problemin kesişim noktasında doğdu. Bir tarafta dünya genelinde her yıl 5 milyar tondan fazla tarımsal bitkisel atık hiçbir ekonomik değer yaratmadan bertaraf ediliyor, diğer tarafta deri ve sentetik malzeme üretimi yoğun karbon salımı, yüksek su tüketimi ve fosil bazlı hammaddeler nedeniyle çevreye ve insan sağlığına ciddi zarar veriyor. Biz bu iki problemi aynı anda çözebileceğimize inandık. İlk ürünümüz Pomeco ile meyve suyu endüstrisinden çıkan atık nar kabuklarını hayvansal ve suni deri alternatifi biyobazlı bir malzemeye dönüştürüyoruz. Böylece hem atığı ekonomiye kazandırıyor hem de modaya, otomotive ve mobilyaya çevreye daha duyarlı yeni nesil bir malzeme sunuyoruz.

Yugen Company bugün hangi alanlarda faaliyet gösteriyor? Geliştirdiğiniz modelin yarattığı sosyal etkiyi nasıl tanımlıyorsunuz?
Etkimizi üç boyutta tanımlıyoruz. Birincisi çevresel etki: Geliştirdiğimiz Pomeco malzemesi hayvansal deriye kıyasla yaklaşık yüzde 95 daha az karbon salımına yol açıyor ve üretim sürecinde petrol bazlı girdileri yüzde 90 oranında azaltıyor. İkincisi ekonomik etki: Daha önce hiçbir değeri olmayan tarımsal atıklara yeni bir pazar açarak üreticiler için ek gelir potansiyeli oluşturuyoruz. Üçüncüsü ise sosyal etki: Tedarik zincirimizdeki kırsal toplulukların gelirine katkıda bulunurken, sektöre “atık” kavramını yeniden tanımlatan bir farkındalık yaratıyoruz.

Bir sosyal girişim olarak finansal sürdürülebilirliği sağlamak ile sosyal etki yaratmak arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?
Biz sosyal etkinin ancak ekonomik olarak sürdürülebilir bir modelle kalıcı olabileceğine inanıyoruz. Bu nedenle sosyal etkiyi ticari başarının alternatifi değil, temel çıktısı olarak görüyoruz. Geliştirdiğimiz teknolojilerin sanayide ölçeklenebilir ve rekabetçi olması önceliğimiz; çünkü gerçek etki laboratuvarda değil, milyonlarca metrekare malzemenin dönüşmesiyle oluşuyor. Önümüzdeki beş yıl içinde 1 milyon metrekareye çıkarmayı hedefliyoruz.

Yugen Company bugün kaç kişiye, kuruma veya topluluğa ulaşıyor? Önümüzdeki üç yıl için etki alanınızı büyütmeye yönelik somut hedefleriniz neler?
Bugün üniversiteler, sanayi kuruluşları, tasarımcılar ve uluslararası inovasyon ağlarıyla aktif iş birlikleri yürütüyoruz; şu anda dört ülkede 10’un üzerinde paydaşla çalışıyoruz. Avrupa’daki farklı kurumlarla ortak AR-GE projeleri geliştiriyor ve beşten fazla uluslararası inovasyon ve hızlandırma programı ile iş ağı içerisinde yer alıyoruz. Önümüzdeki üç yılda pilot üretimden endüstriyel ölçeğe geçmeyi, Avrupa pazarındaki ticari iş birliklerini beş kat artırmayı ve farklı tarımsal atıklardan yeni biyomalzeme platformları geliştirmeyi hedefliyoruz.

Şirketinizin büyüme stratejisinde hangi alanlar öne çıkıyor? Yeni projeler, iş birlikleri veya farklı pazarlara açılma planlarınız var mı?
Avrupa’da otomotiv ve moda sektöründeki markalarla pilot çalışmalar yürütmeyi, farklı ülkelerde AR-GE ortaklıkları kurmayı ve yeni biyomalzeme ürün aileleri geliştirmeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda yalnızca bir malzeme üreticisi değil, sürdürülebilir malzeme teknolojileri geliştiren küresel bir teknoloji şirketi olmayı amaçlıyoruz; misyonumuz nar kabuğuyla sınırlı değil, doğanın bize sunduğu her atık akışını değerlendirebilecek bir platform kurmak.

Önümüzdeki dönemde yeni kaynak yaratma ya da yatırım alma planlarınız bulunuyor mu?
2026’nın ikinci yarısında ilk tohum öncesi yatırım turumuzu tamamladık. Önümüzdeki dönemde Avrupa merkezli yatırım fonları ve stratejik kurumsal yatırımcılarla yeni bir yatırım süreci başlatmayı planlıyoruz.

Önümüzdeki beş yıl içinde gelir, ekip büyüklüğü ve faaliyet gösterdiğiniz coğrafyalar açısından ulaşmak istediğiniz hedefler neler?
Beş yıl içinde Avrupa başta olmak üzere küresel pazarlarda faaliyet gösteren, kendi üretim altyapısını kurmuş ve farklı biyomalzeme ürünleriyle birçok sektöre hizmet veren bir teknoloji şirketi olmayı hedefliyoruz. Hedefimiz 15-20 kişilik bir ekibe ve 22 milyon dolar yıllık gelire ulaşmak. Gelirimizin büyük bölümünü ihracattan elde etmeyi, multidisipliner uluslararası bir ekip kurmayı ve Türkiye’den doğan küresel bir biyomalzeme markası yaratmayı amaçlıyoruz.

“Dünya çapında başarı hikayeleri göreceğiz”
“Girişimcilik belirsizliklerle dolu uzun bir yolculuk. Cesaret, öğrenmeye açıklık ve kararlılık bu yolculuğun en güçlü araçları. Evet bir hedefiniz olsun ama tek amaç oraya ulaşmamak olmalı. Hedefe giden yolun öğretisi ve deneyimi bambaşka. Orada edinilen tecrübeler bambaşka hedef alanları da yaratabilir. Doğru ekipleri kuran, öğrenmeye devam eden ve değer üretmeye odaklanan girişimciler er ya da geç mutlaka karşılığını alıyor. Türkiye’de çok güçlü kadın girişimciler yetişiyor ve önümüzdeki yıllarda dünya çapında çok daha fazla başarı hikâyesi göreceğimize inanıyorum.”

0

EKONOMİST YENİ SAYI
Ekonomist Dergisini takip etmek için abone olun.
ABONE OL