Hükümetin enflasyon ile mücadele programı geçen sayımızda analiz ettiğimiz üzere üçüncü yılına girdi ve hem yurt içinde hem de yurt dışında yaşanan sorunlar nedeniyle maalesef istenilen başarıyı bir türlü yakalayamadı. Bu dönemde finansmana ulaşımla birlikte likidite akışları bozuldu, konkordato haberleri arttı.
Geçtiğimiz günlerde bir araya geldiğim Türkiye’nin önemli demir-çelik sanayicilerinden biri, kendi sektöründe küçük firmaların yanında orta ölçekli firmaların da ciddi sorunlar yaşadığını ifade etti. Hemen her sektörde benzer sorunları duyduğumuzu da ifade etmem gerekiyor.
Burada dönem dönem yazılarımda ifade ediyorum. Ekonomi yönetiminin, belirli ekonomik yöntemlerin yanında terzi usulü çalışarak daralan yerlere müdahale etmesi gerekiyor. İş dünyasından da benzer talepler geldiğini görüyoruz.
Geçtiğimiz hafta ekonomi yönetimi, bu seslere kulak kabartmış olacak ki Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) programının toplam büyüklüğü 750 milyar TL’ye çıkarıldı. Üretim çarklarının daha hızlı dönmesi amacıyla ise imalat sektörüne 250 milyar TL’lik yeni kredi desteği sağlanıyor.
31 yıldır sermaye ve finans piyasalarını takip eden bir ekonomi gazetecisi olarak üzerinde durmak istediğim bir diğer finansmana ulaşım yolu olan halka arzları kapak konusuna taşımak istedim. Dergimizin editörü Ceren Oral Balaban, kapsamlı bir araştırma haberi hazırladı.
Sermaye piyasaları sadece yatırımcının al-sat yaptığı bir alan değil, aynı zamanda şirketlerin hesap verilebilir, şeffaf, tanınırlığının arttığı ve tabii ki halka arzlarla ve şirket tahvilleri ile daha uygun maliyetli finansmana da ulaştıkları bir alan. Yani sermaye piyasaları, şirketlere takviye nefes oluyor.
Özellikle pandemi sonrasında, ciddi bir halka arz rüzgarı yaşandı ve yaşanmaya da devam ediyor. 2026’da temmuz ayı ortası itibarıyla 21 yeni şirket borsaya geldi ve toplam halka arz büyüklüğü yaklaşık 48,3 milyar TL (yaklaşık 1 milyar dolar) oldu. Halka arz için hem SPK’nın onay sürecinde olan hem de hazırlık aşamasında bekleyen 150’nin üzerinde şirket bulunuyor. Yine son yıllarda halka arzların da etkisiyle borsada yatırımcı sayısı 1 milyonlu rakamlardan 8 milyonlu rakamlara ulaştığı görülüyor.
Yalnız burada anlamadığım bir konu var. Halka arz olan şirket, çok sıkı finansal denetimden geçiyor, aracı kuruluşlar değerlemeler yapıyor, ortaya bir hisse fiyatı konuyor. Bu fiyattan da duyduğumuz kadarıyla düzenleyici otorite bir iskonto daha talep ediyor ve halka arz gerçekleşiyor. Sonrasında hisse fiyatı, açıklanan değerin kat ve kat üzerine çıkıyor. Ya değerlemeyi yapanlar ve düzenleyici otorite bu işi iyi yapmıyor ya da piyasada farklı bir oyun oynanıyor. Bu kadar uzmanın olduğu yerde, ikinci şık, daha yüksek ihtimal gibi görüyor.
Benim önerim, halka arz sonrası yaşananları düzenleyici otoritenin iyi analiz etmesi. Yanlış bir şeyler oluyorsa ki öyle görünüyor, bu konuda gerekli adımları atması yönünde.
Sağlıkla kalın…