Bugün özellikle küçük ev aletleri ve kişisel bakım kategorilerinde tüketici davranışları, ihtiyaçtan çok deneyim, premium algı ve teknoloji ekseninde şekilleniyor. GUP Generation CEO’su Özge Kılıç Güler’in anlattıkları, bu dönüşümün hem nedenlerini hem de nasıl yönetildiğini net biçimde ortaya koyuyor.
Ekonomist’in 01 - 14 Şubat 2026 tarihli sayısından
21 yıl profesyonel hayatta çalıştıktan sonra girişimciliğe adım atan Güler, Spectrum Brands’in Türkiye ofisini kapatma kararında kritik bir fırsat görüyor. Remington, Russell Hobbs ve George Foreman markalarının Türkiye operasyonlarını devralarak GUP Generation’ı kuruyor. “Türkiye’de ofis açmak istemeyen global markalara, burada kendi merkez ofisleri varmış gibi uçtan uca hizmet sunma vizyonuyla yola çıktık. Reklamdan satış sonrası hizmetlere kadar her noktada markanın DNA’sını koruyarak ilerliyoruz” diyen Güler, insan davranışlarını okumadan Türkiye’de markaların başarılı olmalarının mümkün olmadığının altını çiziyor.
En çarpıcı içgörülerinden biri, Türk tüketicisinin premium ürünlere yaklaşımı. Ona göre segmentasyon kağıt üzerinde ‘giriş, orta, üst’ olarak yapılsa da, raf önündeki gerçek karar çoğu zaman ‘üst’ segmentten yana oluyor. Çünkü tüketici ‘yeterli’ olanla değil, ‘en iyisine sahip olma’ fikriyle motive oluyor. Bu durum Remington ve Russell Hobbs gibi premium algısı güçlü markalar için önemli bir avantaj yaratıyor. Fiyat, satın alma kararında bir engel olmaktan çok, markanın vaadini filtreleyen bir unsur haline geliyor.
Yenileme döngüsü AB'den kısa
Türkiye’de küçük ev aletleri ve kişisel bakım ürünlerinde yenileme döngüsünün Avrupa’ya kıyasla neredeyse yarı yarıya daha kısa olduğunu söyleyen Güler, “Avrupa’da 6 - 7 yıl olan ürün değiştirme süresi, Türkiye’de 3 - 4 yıla kadar düşüyor. Teknoloji yoğun ürünlerde bu süre daha da kısalıyor. Bu tablo, inovasyonun ticari bir zorunluluk olduğunu gösteriyor. Yeni model, yeni özellik ve yeni deneyim; pazarda karşılık buluyor” diye anlatıyor.
Şirketin büyüme planı yalnızca mevcut markalarla sınırlı değil. Farklı ülkelerden birçok global marka ile aktif görüşmeler yürütülüyor. Hedef, Türkiye’de başarıyla uygulanan bu “yerel ofis gibi yönetim” modelini hem yeni markalarla derinleştirmek hem de yakın coğrafyalara taşımak.